8. Hukuk Dairesi 2012/8879 E. , 2012/9627 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ile ... (...) ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair .. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 09.02.2012 gün ve 434/57 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay"ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 26.06.2012 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalılar vekili Avukat ... Güzeller ve karşı taraftan davacı ... bizzat geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, Siverek İlçesi Taşlı Köyünde 117 ve 74 parsellerin 2005 yılında .. Kadastro Mahkemesinin 1989/31 Esas 2005/10 Karar sayılı ilamı ile tespit malikleri adına karara çıkıp kesinleştiğini, dava konusu parseller ile davacının 116 ve 73 nolu parsellerinin komşu olduğunu, bilirkişi marifetiyle davanın karara çıkmadan önce dava konusu Taşlı Köyündeki tüm parseller tespit edilirken davacının parselleri ile davalıların parsellerinin komşu olması nedeniyle zeminde ölçüm esnasında davacının parsellerinin eksik ölçüldüğünü, komşu davalılar parselleri olan 117 ve 74 nolu parsellerin davacı parsellerinden 146 dönüm ve 46 dönüm alacak şekilde fazla tespit edildiğini, bilirkişinin bu tespitinin sehven yapıldığını, bu nedenle 74 parselden 46.000 m2 ve 117 parselden 146.000 m2"lik alanların davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan ... (Dusak) vekili, dava konusu taşınmaza ait uyuşmazlığın çözümü açısından hava fotoğraflarının getirtilmesini ve bu doğrultuda sınırlarda değişiklik yapılıp yapılmadığı hususunun tespit edilmesini, ayrıca dava konusu yeri davacının uzun yıllar kullandığı kabul edilse bile bu durumun davacının davalılara ait taşınmazlara müdahale ettiğini gösterdiğini, kadastro mahkemesi kararı ile dava konusu uyuşmazlığın karara bağlandığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalılar ..., ... ve ..., dava konusu taşınmazların sınırlarının kendilerinin köye çok fazla gidip gelmedikleri için davacı tarafından değiştirildiğini, taşınmazların sınırlarının 1960’lı yıllardaki sınırlar olduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuşlar, diğer davalılara usulüne uygun dava dilekçesi tebliğine rağmen yargılama oturumlarına gelen olmadığı gibi cevap da vermemişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulü ile Siverek İlçesi Taşlı Köyünde bulunan (74 parsel iken ifrazen 622 ve 623 olup) 622 parselin 20.07.2011 havale tarihli teknik bilirkişilerin rapor ve krokilerinde C1 harfi ile gösterilen 48795,15 m2"lik kısım ile C2 harfi ile gösterilen 10830,45 m2"lik kısmının, aynı köyde 117 parselin aynı raporda E harfi ile gösterilen 115907,21 m2"lik kısmının davalılar adına olan tapularının iptali ile ifrazen davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine hüküm karardan sonra tüm davalılar tarafından vekaletname verilen davalılar vekili Av.... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 74 ve 117 parseller 1970 yılında yapılan tapulama çalışmalarında uygulanan ve dava konusu taşınmazları da kapsadığı belirlenen tapu kayıtları ile tapuda hisseleri bulunan malikler adına tesbiti gerektiği, ancak; köyün tamamında hissesi bulunan Mehmet Dusak çocukları ... ve ... ve ...ve Dursun ve Zemmi ile Şeyh Ali oğlu Mehmet Dusak (namı diğeri Kalo) arasında mülkiyet ihtilafından dolayı Siverek Asliye Hukuk Mahkemesinin 1968/130 Esas sayılı dosyası ile ve ayrıca Temmuz 1953 tarih ve 60 ila 63 numaralı kayıt sahibi Hüseyin oğlu Ali Fuat Çebik’e ifraz neticesinde herhangi bir parsel ayrılmamış olması hasebiyle adı geçen şahıs tarafından aynı mahkemeye dava açıldığı ve bu davanın halen 1966/298 Esas sayılı dosya ile devam ettiği, malikinin 766 sayılı Kanunun 13.maddesi gereği Tapulama Hakimliği tarafından tayin edilmesi gerektiği açıklanarak tutanaklar 14.12.1970 tarihinde davalı olarak tanzim edilip imzalanmıştır.
Bilahare bu tutanaklar ilgili mahkemeye gönderilmiş ise de, mahkemenin 19.10.1983 tarih 1974/34 Esas 1983/18 sayılı Kararı ile gerçek hak sahiplerinin belli edilerek sonuçlandırılması amacı ile Urfa Yenileme Başmühendisliğine iade edildiği, adı geçen müdüriyetçe ele alınamadığı ama 3402 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesi ile bu tutanakların Siverek Kadastro Müdürlüğüne devredildiği, işlerin yoğunluğu sebebiyle 03.08.1988 tarihine kadar ele alınamayan bu parsellere uygulanan tapu kayıtlarının geldileri olan eski tapu kayıtlarından 28.09.1983 tarih 14 ila 17 sıra numaralarda 4332 hissesi ... oğlu ..., Temmuz 1968 tarih 8 ila 11 sıra numaralarda 1083 hissesi ...oğlu ..., Kasım 1965 tarih 27 ila 30 numaralarda 12480 hissesi Şeyhali oğlu Seydo Dusak adına kayıtlı olduğu, kayıt maliklerinden Şeyhali oğlu Seydo Dusak’ın Siverek Sulh Hukuk Mahkemesinin 1982/25 Esas 1982/13 Karar nolu veraset ilamı ile 1979 yılında ölümü ile mirasçıları eşi Emine ve çocukları Nofa, Münevver ve Zeri ve Gülçin ve ...’ın kaldığı, bu mirasçıların zilyet ve tasarrufunun iştirak halinde mülkiyet şeklinde kullandıkları, diğer kayıt maliklerinin hisseleri nisbetinde zilyet ve tasarruf ettikleri de açıklanarak düzenlenen tutanak ile kayıt malikleri adına hisseleri nisbetinde 3402 sayılı Kanunun 13.maddesi gereği 29.09.1989 tarihinde tesbit edilmişlerdir.
Tesbit maliki olarak dava dışı birçok gerçek kişi görünmekte olup, tesbit malikleri arasında toplam 207660 pay üzerinden ...Bozkuyu adına 4332, ... Bozkuyu adına 1083 pay Nofa, Münevver, Zeri, Gülçin ve ... adına ise verasette iştiraken 12480 pay verildiği görülmektedir. Bu tesbite karşı Kadastro Mahkemesinde açılan davada, taraflar dışında pay maliki görünen gerçek kişilere ait bir kısım payların hukuki değerini yitirdiğinin iddia edildiği, davada eldeki davamızın davalıları ile birlikte karar başlığında isimleri yer almamakla birlikte 18.07.1991 tarihli dilekçe ile davaya dahil edilen davacı ...’un davacı safında yer aldığı, mahkemece mahallinde 07.06.2005 tarihinde yapılan keşifte ve yargılama oturumunda dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanları dikkate alınarak, dava dışı gerçek kişilere ait tapu kayıtlarının hukuki değerini yitirdiği kabul edilip, davacıların kullandıkları yerler tespit edilerek 17.06.2005 tarihli teknik bilirkişi raporu ve ekindeki fiili kullanımı gösteren liste göz önünde bulundurularak hüküm kurulduğu, hükümde 74 ve 117 parselin Seydo mirasçıları Nofa, Münevver, Zeri, Gülçin ve ... zilyetliğinde olduğu açıklanarak tesbit ve tescile karar verildiği, bu parseller dışındaki yaklaşık 120 civarındaki taşınmazların da yine fiili kullananları adına tescil edildikleri, kararın temyiz edilmeden 15.07.2005 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Kesinleşen Kadastro Mahkemesi dosyasında eldeki dosyanın davacısı ...ile davalılar Seydo mirasçıları Nofa ve müştereklerinin aynı tarafta yer aldıkları, mahallinde yapılan keşifte belirlenen kullanım durumuna göre hüküm kurulduğu ve kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği hususları açıktır.
HMK.nun 303. maddesi (HUMK’nun 237.m.) uyarınca, bir hükmün başka bir dava için kesin hüküm sayılabilmesi için taraf, konu ve hukuki sebep birliğinin bulunması gerekir. Davacı, kadastro öncesi kendi zilyetliğindeki bir kısım taşınmaz bölümünün yapılan tesbit ve sonrasında Kadastro Mahkemesi kararı ile hatalı olarak davalılar adına 74 ve 117 parseller içinde tescil edildiğini ileri sürmesine, davalılar tarafından ise Kadastro Mahkemesi kararı ile bu hususun incelenerek verilen kararın kesinleştiği ve taraflar arasında kesin hüküm teşkil ettiği savunulmuş, mahkemece, Kadastro Mahkemesi dosyası getirtilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Daire tarafından dosya arasına getirtilen ve ayrıntılı olarak aşamaları da az yukarıda yazılan Kadastro Mahkemesi dosyasının incelenmesinde, davacı ile davalıların Kadastro Mahkemesinde görülen davada aynı tarafta davacı sıfatı ile yer almışlar ise de, Kadastro Mahkemesinden ayrı ayrı bağımsız istekte bulunduklarına ve bu nedenle aralarında yarar (menfaat) çelişkisi olduğuna, Kadastro Mahkemesi dosyasında yapılan keşif ve alınan raporlarda herkesin yeri belirlenerek fiili kullanıma göre tescil kararı verildiğine, yapılan tescilin hatalı olduğu iddia edilerek herhangi bir temyiz başvurusunda da bulunulmadığına ve kesinleştiğine göre 3402 sayılı Kadastro Kanununun 34.maddesi uyarınca Kadastro Mahkemesi kararının taraflar arasında kesin hüküm oluşturduğunun, artık davacı tarafından aynı sebebe dayalı olarak iptal ve tescil istenemeyeceğinin kabulü gerekir. Tüm bu açıklamalar karşısında kesinleşen Kadastro Mahkemesi kararının eldeki dosyanın tarafları arasında 3402 sayılı Kadastro Kanununun 34 ve HMK.nun 303. maddesi (HUMK.nun 237. m.) anlamında kesin hüküm oluşturduğu dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken bu husus gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Açıklanan nedenle davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 900 TL avukatlık ücretinin davacılardan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalılara verilmesine, HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceğine, 5.424,80 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, 30.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.