8. Ceza Dairesi 2019/2570 E. , 2020/16835 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanıklar hakkında katılana karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve kasten yaralama suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde,
1- Sanıkların olay günü enişteleri olan katılanı kız kardeşlerini aldatması nedeniyle darp ederek zorla arabaya bindirdikleri olayda; eylemin kül halinde cebir uygulamak suretiyle kişi hürriyetinden yoksun kılma niteliğinde olup, kasten yaralamanın suçun unsuru olduğu ayrı bir suç olarak değerlendirilmeyeceği gözetilmeksizin yazılı şekilde eylemin bölünerek kasten yaralama suçundan beraat, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyet hükümleri kurulması,
2- Sanıkların katılanı soruşturma başlamadan önce ve katılanın şahsına zararları dokunmaksızın katılanın evinin önüne bırakmaları karşısında; sanıklar hakkında TCK’nın 110. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
3- Sanıkların katılandan kaynaklanan kendilerine yönelik haksız bir eylem olmaması karşısında şartları oluşmadığı halde TCK’nın 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayini,
Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 12.10.2020 gününde 2 no.lu bozma yönünden oyçokluğuyla diğer bozma gerekçeleri yönünden oybirliğiyle karar verildi.
(K.D.)
KARŞI OY GEREKÇESİ
"Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan TCK"nun maddelerinde düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanabilmesi için:
1- Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun tamamlanmış olması,
2- Failin mağduru soruşturmaya başlanılmadan serbest bırakılması,
3- Failin, mağdurun şahsına bir zarar vermemiş olması,
4- Failin, mağduru "kendiliğinden" serbest bırakılması
5- Failin mağduru "güvenliği bir yerde" serbest bırakmış olması koşullarının tamamının birlikte gerçekleşmiş olması gerekmektedir.
Uyuşmazlığa konu olayda, diğer koşulların gerçekleştiği konusunda bir duraksama bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi açısından, "mağdurun şahsına bir zarar verilmemiş olma" koşulu üzerinde durulmalıdır.
Öğretide, 5237 sayılı TCK"nun 110. maddesinde geçen "mağdurun şahsına zarar" ifadesinden, mağdurun vücut bütünlüğüne ve cinsel dokunulmazlığına yönelik davranışların anlaşılması gerektiği baskın görüş olarak ortaya konulmuştur. (....... Dergisi, yıl: 2007, sayı:1-2, s. 1203-1204; ..., TCK, C.III, s. 3681)
Kaldı ki kanun koyucu TCK"nun 109/6. maddesinde; suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanacağı belirtilmiş ancak kanun koyucu iradesi aynı yasanın 110. maddesinde "neticesi sebebiyle ile ağırlaşmış yaralama hallerinde" deyimi yerine bu kez "şahsına zararı dokunmaksızın" deyimini tercih etmiştir. Kanun koyucunun suçun işlenmesi süresinde ve işlenen suçun doğal sonucu olarak oluştuğu kabul edilen BTM ile giderilebilir nitelikteki yaralanmaların TCK"nun 110. maddesi kapsamında değerlendirilmesine ilişkin bir gerekçesi ya da iradesi söz konusu değildir. Aksinin kabulü kanun koyucunun iradesinin önüne geçmek olur. Kanunun cebiri, 109/2. maddede suçun unsuru sayması tek başına BTM niteliğindeki yaralanmaların aynı kanunun 110. maddesinde belirtilen "şahsa zarar" kavramı içinde kalmadığı şeklinde yorumlanamaz.
Bu genişletici bir yoruma yol açar.
Keza bu yaralanmanın suçun işlenmesi sırasında ve işlenen suçun doğal sonucu olarak" oluşması da basit yaralanmaların TCK"nın 110. maddesinde belirtilen zarar kavramı kapsamı dışında tutulması için yeterli bir gerekçe değildir. Aksinin kabulü halinde bir kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmak amacıyla kaçırma, alıkoyma gibi eylemler sırasında işin fıtratından kaynaklanan yaralanmaların mağdur yönünden doğal ve katlanılması gereken sanık yönünden sorumluluk yaratmayan yaralanmalar olarak kabulü sonucunu doğuracaktır. Oysa zararlar mağdurun isteği ile değil sanığın haksızlık oluşturan hukuka aykırı eylemiyle gerçekleşmiştir.
Yine nitelikli yaralanmalara neden olanlar ile basit yaralama gerçekleştiren ve mağdurları serbest bırakan failler arasındaki adaletsizliğin giderilmesi gerektiği ileri sürülebilirse de bu kez basit de olsa hiçbir zarara neden olmadan mağdurları bırakanlar ile basit de olsa yaralamaya neden olan failler arasında adaletsizlikten bahsedilecektir. Çoğunluk kararında göz ardı edilen bir hususta, hırsızlığa konu eşya ve para yönünden TCK"nun 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlıkta, mağdurun tüm maddi zararlarının giderilmesi beklenmekte, kısmi giderme halinde ise mağdurun rızasının aranmasıdır. Kanun koyucunun, mal varlığına yönelik suçlar yönünden tüm zararın tamamiyle giderilmesini (rıza ile kısmen giderme hariç) ararken kişinin vücut ve ruh sağlığı bütünlüğüne karşı gerçekleştirilen bir eylem için basit yaralanmaların etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına engel görmemesi söz konusu olamaz ve iradesinin bu şekilde yorumlanması yasanın ruhuna aykırıdır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında; somut olayda basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralanan müştekiye karşı "mağdurun şahsına zarar vermeksizin" serbest bırakma şartı gerçekleşmediğinden TCK.nın 110. maddesinin uygulanmamasının isabetli olduğu kanaatiyle sayın çoğunluğun 2 no.lu bozma görüşüne katılmak mümkün olmamıştır. 12.10.2020
...
Muhalif Üye