10. Hukuk Dairesi 2014/9619 E. , 2015/2720 K.
"İçtihat Metni"İş Mahkemesi
Dava dilekçesi ve ıslah dilekçesi ile talep, iptal edilen Bağ-Kur sigortalılığının geçerliliği ile yaşlılık aylıklarının devamına karar verilmesi, davacının ödediği primler nedeniyle 01.04.1999 tarihinden itibaren isteğe bağlı sigortalı sayılması istemine ilişkindir.
Mahkemece, ıslah edilen talep esas alınarak ilamında belirtilen gerekçelerle davanın reddine, davacının ödediği primlerin 01.04.1999 tarihinden itibaren değerlendirilerek 1723 günlük isteğe bağlı sigortalılığa tekabül ettiğinin tespitine, karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Refika Nur Kabakcıoğlu tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı; 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesindeki; “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı kanunlar ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20. maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler.” düzenlemesi ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı gereği 1479 sayılı Yasanın 24 ve 25 maddeleridir.
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanunun 24 ve 25. maddelerinde “...kendi adına ve hesabına çalışanlar olarak nitelendirilen bağımsız çalışanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına yazılı olan gerçek kişiler...”, “meslek kuruluşuna yazılarak çalışmaya başladıkları tarihten itibaren” zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılmışken, anılan maddelerde 19.04.1979 gün ve 2229 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile meslek kuruluş kaydı zorunluluğu kaldırılarak, “kendi adına ve hesabına” çalışma koşulu ve belirtilen nitelikte çalışmaya başlama tarihi sigortalılık niteliğini kazanmak için yeterli kabul edilmiştir.20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanun ile yapılan düzenlemede, kendi adına ve hesabına çalışma koşuluna ek olarak “gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar”
için mükellefiyetin başlangıç tarihinden, “kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmakla beraber gelir vergisinden muaf olanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar” kayıtlı oldukları tarihten itibaren sigortalı sayılmaktadır.
22.03.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikte ise, bu kez, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; “gerçek ve götürü usûlde gelir vergisi mükellefi olanlar, Esnaf ve Sanatkarlar Siciline kayıtlı bulunanlar veya kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun kayıtlı bulunanlardan” gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlar ile vergi kaydı bulunmayanlar da Esnaf ve Sanatkarlar Siciline veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıt oldukları tarihten itibaren kendiliğinden sigortalı sayılmışlardır.
02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemede de; kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; “gelir vergisi mükellefi olanlar ile, gelir vergisinden muaf olanlardan Esnaf ve Sanatkar Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun olarak kayıt olanlar” sigortalı sayılmışlardır.
Yukarıda açıklanan tüm bu Kanunlarla yapılan değişiklikler; önceki mevzuatın öngördüğü koşullara sahip olan sigortalıların, sigortalılık niteliklerine son vermemekte, değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten sonra Bağ-Kur sigortalılık niteliğini kazananlar yönünden yeni düzenlemeler içermektedir. Tersinin kabulü, kazanılmış hakları ortadan kaldırmak olur ki, bu durumun kabulüne yasaca ve hukukça olanak olmadığı açıktır.
Eldeki davada, davacının 506 sayılı Yasa kapsamında 10.02.1994 tarihinde 1 gün zorunlu sigortalılığı, 01.03.1994-31.12.1995 tarihleri arasında 660 gün ve 01.01.1996-31.03.1999 tarihleri arasında 1170 gün isteğe bağlı sigortalılığının mevcut olan davacı, 11.05.1994 tarihli Bağ-Kur işe giriş bildirgesi ile ilk kez Kuruma tescil başvurusunda bulunmuş, 02.11.1982-03.02.1994 tarihleri arasındaki Ladik Kasaplar, Kahveciler, Lokantacılar Esnaf Odası’nın 222 oda kayıt sicil numarasındaki kaydı bulunan, vergi ve esnaf sicil kaydı bulunmayan davacının oda kaydına istinaden 22.03.1985 tarihinden itibaren Bağ-Kur’a tescili yapılmış, 22.03.1985-03.02.1994 arasındaki primleri ödenmiş Bağ-Kur sigortalılık süresi de gözetilerek davacıya 01.08.1999 tarihinden geçerli olmak üzere 506 sayılı Yasa kapsamında yaşlılık aylığı bağlanmış, ancak SGK Rehberlik ve Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından yapılan teftiş sonucu bu oda kaydının usulsüz olduğunun anlaşılması üzerine 22.03.1985-03.02.1994 tarihleri arasındaki 8 yıl 10 ay 11 gün Bağ-Kur hizmeti iptal edilerek, 18.02.2001-22.05.2011 tarihleri arasında yapılan yersiz ödemelerle ilgili borç tahakkuk ettirilmiştir.
İşbu dava ile davacı, Kurum işleminin iptalini, yaşlılık aylıklarının devamını, ödediği Bağ-Kur primleri nedeniyle 01.04.1999 tarihinden itibaren isteğe bağlı sigortalı sayılmasını talep etmiştir.
Davacının 02.11.1982-03.02.1994 tarihleri arasındaki Ladik Kasaplar, Kahveciler, Lokantacılar Esnaf Odası kaydının usulsüz olduğu, bu kayda istinaden
yapılan Bağ-Kur tescili geçersiz olup, vergi ve esnaf sicil kaydı da bulunmayan davacının geçersiz kayda dayanarak 22.03.1985-03.02.1994 tarihleri arasında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılması mümkün değildir.
Davacı ilki 09.06.1994 tarihinde olmak üzere 09.06.1994-17.05.1995 tarihleri arasında prim ödemesinde bulunmuştur.
Zorunlu sigortalı olunmayan dönemde, Kurumun hatalı işlemi ile geriye yönelik olarak primleri tahsil edilmiş olması, sigortalılık niteliğinin taşınmadığı süreler yönünden sigortalı yararına geriye dönük olarak sigortalılık hakkı yaratması mümkün değilse de, prim ödemesi yapılmasının isteğe bağlı sigortalı olma iradesi olarak nitelendirilerek ilk prim ödemesini takip eden ay başından başlayarak ileriye yönelik olarak ödenen primlerin karşılığı gelen süre kadar isteğe bağlı sigortalılığın kabulü mümkündür.
Somut olayda, davacının Bağ-Kur’a ilk prim ödediği 09.06.1994 tarihinde isteğe bağlı SSK sigortalısı olduğu ve 31.03.1999 tarihine kadar isteğe bağlı SSK primlerini ödediği gözetildiğinde, Bağ-Kur prim ödemesinin isteğe bağlı sigortalı olma iradesi olarak nitelendirilmesini mümkün kılmayacağı ve davacının ödediği primlerin 01.04.1999 tarihinden itibaren değerlendirilerek 1479 sayılı Yasa kapsamında isteğe bağlı sigortalılığa tekabül ettiğinin tespitine karar verilemeyeceği, bu nedenle davanın reddi gerektiği göz önünde bulundurulmaksızın, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 20.02.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.