13. Hukuk Dairesi 2016/31308 E. , 2019/11654 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı şirket vekili, davalı tarafından 09/08/2011 tarihinde dava dışı ..."e ... plakalı 2001 model ... marka aracın ... 2.Noterliğinin 32711 yevmiye nolu satış sözleşmesi ile satıldığını, daha sonra aracın davacı firmaya ait karadagoto.com sitesindeki ilanla tekrar satışa çıkartılarak 10/08/2011 tarihinde ... 2.Noterliğinin 32904 yevmiye nolu satış sözleşmesi ile dava dışı ... isimli şahsa satıldığını, yapılan satış işleminden bir süre sonra 16/05/2012 tarihinde ... isimli şahıs tarafından araç sahibi ..."e ve davacı firmaya karşı aracın pert olduğu gerekçesiyle satışın iptalinin, araç bedelinin ve araca yapılan masrafların iadesi talebiyle dava açıldığını, yapılan yargılama sonucunda mahkeme tarafından satışın iptaline, araç satış bedelinin ve araca yapılan faydalı tüm masrafların davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya iadesine karar verildiğini, kararın temyiz edildiğini, ancak onanarak kesinleştiğini, bu yargılama sonucunda mahkeme kararının icrayla konulduğunu, icra dosyasına mahkeme kararı doğrultusunda avukatlık ücretleri, faiz, yargılama giderleri ve harç olmak üzere toplam 35.000,00 TL ödeme yapıldığını, aracın hasarlı olduğundan bilgi sahibi olmayan davacı firmanın sadece aracın satışına aracılık ettiğini, aracın orijinal ve hasarsız olduğunu beyan ederek ..."e satan davalının taraflarınca ödenen bu tazminattan tamamen sorumlu olduğunu, bu nedenle ... plakalı aracın davalıya iadesi ile davacı firmanın ödemek zorunda kaldığı 35.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının davasının kabulüne, dosya kapsamı ve bilirkişi heyeti raporu dikkate alınarak toplam 35.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, ayıplı aracın davalıya iadesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-6100 sayılı HMK.nun 294.maddesi gereğince, mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK.nun 297/2 maddesi gereğince hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. HMK.nun 298/2 maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HMK.nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca, bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir.
Somut olayda, mahkemece, kısa kararda; “davacının davasının kabulüne, dosya kapsamı ve bilirkişi heyeti raporu dikkate alınarak toplam 35.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine” şeklinde hüküm kurulmuş, gerekçeli kararın hüküm kısmında ise; “ davacının davasının kabulüne, dosya kapsamı ve bilirkişi heyeti raporu dikkate alınarak toplam 35.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, ayıplı aracın davalıya iadesine” denilmiş olmakla, kısa karar (hüküm) ile gerekçeli karar arasında çelişki ve tereddüt yaratılmıştır. Bu haliyle gerekçeli karar ile kısa karardaki hükmün az yukarıda açıklanan kısa kararla gerekçeli kararın birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırı olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Mahkemece, az yukarıda açıklandığı üzere 10.4.1992 tarih ve 1991/7 Esas, 1992/4 sayılı İçtihadi Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi kısa karar ile bağlı kalınmadan, ancak kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilecek ve infazda tereddüt yaratmayacak şekilde, yeniden bir karar verilmesi için çelişkili olarak kurulan hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
2-Bozma nedenine göre davalının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davalının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27/11/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.