10. Hukuk Dairesi 2014/7086 E. , 2015/2616 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi : İş Mahkemesi
Dava, 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığının tespiti, istemine ilişkindir.
Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı kurum vekilince temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
İnceleme konusu olayda; davacının, 09.04.2011 tarihinde Bağ-Kur ihya ve yapılandırma talebinde bulunduğu, 01.02.1999 ile 30.04.2008 devresinden 3329 gün ihya karşılığı Kurumca borç çıkartıldığı ve 31.07.2011 tarihi itibariyle ödenmek üzere ödeme planına bağlandığı, davacının daha sonra Kuruma verdiği 17.07.2012 tarihli dilekçesi ile ... sigortasına 5 yıldan fazla borcu olması ve ... sigortasına hiç prim ödemesinde bulunmaması nedeniyle, ... sigortalılığının iptalini talep ettiği; bu talebin, Kurumca reddedildiği, daha sonra davacının 17.05.2013 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu, talebi üzerine, Kurumca 01.01.1996 ile 31.10.2000 ve 01.05.2009 ile 17.05.2013 tarihleri arasında 2926 sayılı Yasa kapsamında 3046 gün ... sigortalılığı, 01.11.2000 ile 02.06.2007 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında 2371 gün ... sigortalılığı bulunduğu kabul edilerek, 01.06.2013 tarihinden itibaren toplam 5417 gün üzerinden 1479 sayılı Yasa uyarınca yaşlılık aylığı bağlandığı, anlaşılmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2011/ 10-642 E., 2012/38 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, Medeni usûl hukukunda hukuki yarar, mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir davanın açılabilmesi için davacının bu davayı açmakta (veya mahkemeden hukuksal korunma istemekte) bir çıkarının bulunmasıdır. Bu çıkarın, karar verilene kadar devam etmesi gerekir.
Davacının, dava açmakta, hukuk kuralları tarafından haklı bulunan (korunan) bir yararı olmalı, hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalı ve davacı mahkemeyi gereksiz yere uğraştırmamalıdır (Arslan, Ramazan; aktaran: Hanağası, Emel: Davada Menfaat, Ankara 2009, önsöz VII).
Hukuk Genel Kurulu’nun 24.06.1992 gün ve 1992/1-347 E., 1992/396 K. ve 30.05.2001 gün ve 2001/14-443 E., 2001/458 K. sayılı kararlarında da belirtildiği üzere buna hukuki korunma (himaye) ihtiyacı da denir (Rechts-schutzbedürfnis). Mahkemelerden hukuki himaye istenmesinde, himayeye değer bir yarar olmalıdır.
Mülga 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usûlü Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönem içinde öğreti ve yargısal kararlar, dava açarken hukuki yararın bulunması gereğini, "dava şartı" olarak kabul etmiştir. Bu şart, "dava konusuna ilişkin genel dava şartlarından biri" olup, davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi ve esas hakkında hüküm verilebilmesi için varlığı gerekli olduğundan "olumlu dava şartları" arasında sayılmaktadır.
Nitekim, aynı görüş, Hukuk Genel Kurulu"nun 24.11.1982 gün ve 1982/7-1874 E.-914 K.; 5.6.1996 gün ve 1996/18-337 E.-542 K.; 10.11.1999 gün ve 1999/1-937 E.-946 K. ve 25.05.2011 gün ve 2011/11-186 E. 2011/352 K. sayılı kararlarında da, benimsenmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda öğreti ve yargısal kararların bu uygulaması aynen benimsenerek, davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması “Dava Şartları” başlıklı 114. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde açıkça dava şartları arasında sayılmıştır.
Bir davada, hukuki yarar ilkesinin dava şartı olarak gözetilmesinin, yargılamanın amacına ve usul ekonomisi ilkesine uygun olarak yargılama yapılmasına yarar sağlayacağı, her türlü duraksamadan uzaktır.
Davacının, hukuki ilişkinin derhal tespitinde menfaatinin (hukuki yararının) varlığı için, öncelikle, davacının bir hakkı veya hukuki durumu güncel (halihazır) ve ciddi bir tehlike ile tehdit edilmelidir. Bu tehdit, çoğunlukla davalının davranışları ile ortaya çıkar.
Söz konusu bu tehdidin, davacı için bir tehlike oluşturabilmesi, bu tehdit nedeniyle, davacının hukuki durumunun tereddüt içinde olmasına ve bu hususun, davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunmasına bağlıdır (Hanağası, Emel: a.g.e., s.133 vd).
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, somut olay değerlendirildiğinde; davacının, 01.01.1996 ile 31.10.2000 ve 01.05.2009 ile 17.05.2013 tarihleri arasında 2926 sayılı Yasa kapsamında 3046 gün ... sigortalılığı, 01.11.2000 ile 02.06.2007 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında 2371 gün ... sigortalılığı bulunduğu Kurumca kabul edilerek, 01.06.2013 tarihinden itibaren toplam 5417 gün üzerinden 1479 sayılı Yasa uyarınca yaşlılık aylığı bağlandığının anlaşılması karşısında, davacının ... sigortalılığının iptal edilerek, iptal edilen sürelerin ...sigortalılığı olarak kabul edilmesinde, davacının hukuki yararının bulunmadığı gözetilmeksizin, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 19.02.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.