8. Hukuk Dairesi 2010/7143 E. , 2011/3727 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil
...ile Hazine aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Şenkaya Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 08.11.2010 gün ve 71/268 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, adına tespit ve tescil edilen 237 ada 16 parsel sayılı taşınmazla bir bütün olan taşınmazın bir bölümünün kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakıldığını açıklayarak adına tapuya tescilini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile teknik bilirkişinin 10.06.2010 tarihli raporuna ekli krokide A harfi ile gösterilen 6644.71 m2 taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuki sebeplerine dayalı olarak TMK. nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddeleri uyarınca açılan tescil isteğine ilişkindir.
Dava konusu taşınmaz 2007 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında selgah olarak tespit dışı bırakılmıştır. Mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dava TMK. nun 713/1 maddesi uyarınca tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkin olup aynı maddenin 3. fıkrası hükmüne göre; tescil davası Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişilerine karşı açılır. Kabulüne karar verilen taşınmaz bölümünün Paşalı Beldesi sınırlarında kaldığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle öncelikle davanın Paşalı Belediyesi Tüzel Kişiliğine yöneltilmesi davaya katıldığı takdirde, delillerini sunmaları için kendilerine süre ve imkan tanınması, böylece TMK.nun 713/3 fıkrası gereğince taraf teşkilinin sağlanması ve ondan sonra davanın yürütülmesi gerekmektedir.
Öte yandan, mahkemece yapılan keşifte yerel bilirkişi ve tanıklar dava konusu taşınmazın öncesinde Selgah olarak bırakıldığını, davacıya babasından mirasen taksim sonucu kaldığını, sınırda bulunan Penek Çayında ıslah çalışmaları yapıldığından taşkınlara uğramadığını, bitişikteki davacıya ait 16 parselle birlikte buğday ve arpa ekilerek kullanıldığını bildirmişler, alınan 11.06. 2010 tarihli uzman jeolog bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazın, DSİ tarafından dere ıslah seddesi yapıldıktan sonra dere yatağı etkisinden çıktığı, kaliteli tarım arazisi niteliğinde olduğu, geçmişte imar-ihya çalışmalarının yapıldığı açıklanmıştır. Bu açıklamalara göre, selgah olarak tespit dışı bırakılan dava konusu taşınmazın sınırında bulunan Penek Çayı üzerinde DSİ tarafından ıslah çalışması yapıldığı anlaşılmaktadır. Ancak bu husus üzerinde durulmamıştır. Mahkemece, ıslah çalışmalarına ilişkin harita ve belgeler ile seddenin yapıldığı tarihi içeren belgenin DSİ Bölge Müdürlüğünden eksiksiz olarak getirtilmesi, mahallinde HUMK.nun 258, 259 ve 265. maddeleri gereğince yapılacak keşifte yerel bilirkişi, jeolog ve teknik bilirkişiler aracılığıyla uygulanması, nizalı taşınmazın hangi tarihte kesin olarak nehrin etkisinden kurtulduğunun araştırılıp belirlenmesi, bu tarihten sonra, dava konusu taşınmazın koşulları mevcut ise, iktisabının mümkün bulunduğu gözetilerek, taşınmazın niteliği bakımından, imar ve ihya faaliyetlerinin yapılıp yapılmadığının, yapılmışsa kim tarafından ne şekilde sürdürüldüğünün, ne zaman imar ve ihyaya başlanıp tamamlandığının HUMK.nun 258. maddesi uyarınca davetiye ile çağırılacak yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak tespiti, beyanlar arasında aykırılık çıktığı takdirde HUMK.nun 265. maddesi hükmü uyarınca giderilmesine çalışılması, denetime elverişli rapor tanzim ettirilmesi, 20 yıllık kazanma süresinin imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten itibaren hesaplanması, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek elde edilecek sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle ve HUMK.nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 27.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.