13. Hukuk Dairesi 2016/29392 E. , 2019/11636 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki muarazanın men"i davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı idarenin ilaç teminine ilişkin eczane sözleşmesinin V/1-ı maddesi gereğince sahte küpür ve reçete fatura edildiği gerekçesi ile 01.02.2013 tarihli yazı ile fesih edildiğinin bildirildiğini, fesih işleminin haksızlığı nedeni ile işlemin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair kararın davacı ve davalı tarafından temyizi ile hükmün Dairemizin 01.10.2015 tarih ve 2014/24046 Esas, 2015/28127 Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda mahkemece davanın kısmen kabulü ile davaya dayanak davalı kurumun 01.02.2013 tarih ve B.13.2.SGK. 4.42.20.01-XV/2.029.024 sayılı işleminin "3 yıl süre ile sözleşme yapılmamasına" ilişkin kararın iptaline, 95 reçete bedeli olan 17.595,69 TL"nin davacıdan tahsiline yönelik işlemin iptali ile davacı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Mahkemenin davanın kısmen kabulüne dair 12.12.2013 tarih ve 2013/128 Esas, 2013/767 Karar sayılı kararının davacı ve davalı tarafından temyizi ile Dairemizin 01.10.2015 tarih ve 2014/24046 Esas, 2015/28127 Karar sayılı ilamı ile “...Sözleşmenin V/1-ı maddesinde, karne sahibinin tedavisine dayanmayan reçetelerin kuruma ibraz edilmesi, sahte reçete veya sahte ... kurul raporu tanzimi ve kuruma ibraz edilmesi halinde sözleşmenin 3 yıl süre ile feshedileceği düzenlenmiştir. Mahkemece, feshe konu sözleşme hükmü değerlendirilmeden, fesih koşullarının oluşup oluşmadığı araştırılmadan yazılı şekilde karar verilmiştir. Kaldı ki, davacı eczacı tacir olup, davalı ile arasında yapılan sözleşmenin özel hukuk hükümlerine tabi olduğu gözetildiğinde, anılan sözleşme hükmünün genel işlem koşulu olarak kabulü de mümkün değildir. O halde mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin niteliği gözetilerek, konusunda uzman bilirkişinin de yer aldığı bilirkişi kurulu oluşturulmak suretiyle taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde fesih koşullarının oluşup oluşmadığı davalı işleminin hukuka uygun olup olmadığı hususunda ayrıntılı şekilde bilirkişi raporu alınarak hasıl olacak sonuca uygun karar verilmelidir. Mahkemece, açıklanan hususlar göz ardı edilerek eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir...” gerekçesiyle taraflar yararına hükmün bozulması üzerine, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. Mahkemece, eylem tarihi üzerinden geçen süre ve tek taraflı olarak düzenlenmiş eczane protokolündeki 3 yıl süreyle akdin fesih şeklindeki hükmün taraflar arasındaki hukuki ilişki yönünden adil olmadığını, bundan dolayı sonraki yıllarda akdin feshi ile ilgili sürelerin kısaltılmış olduğunu, davalı kurumun 3 yıl süreyle akdin feshine ilişkin hükmünün Türk Borçlar Kanununun 20. maddesinde belirtilen genel işlem koşulları niteliğinde olduğunu ve aynı Yasanın 21. maddesi gereğince davacının menfaatine aykırı olan hükmün yok niteliğinde kabul edilmesi gerektiğini, bu nedenle 3 yıl süreyle sözleşme yapılmamasına ilişkin kararın iptaline karar verildiğini, diğer talep yönünden ise iddianın ispat edilemediğini, davalı kurumdan reçete karşılığı aldığı 17.595,69 TL değerindeki reçetelerde adı geçen kişilere verilmeyen hizmet karşılığı ve özellikle reçetelerde belirtilen ilaçları reçetede adı geçenlere teslim ettiğini davacının ispatlayamadığını, 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçmediği gerekçesiyle 95 adet reçete bedeli olan 17.595,69 TL"nin davacıdan tahsiline yönelik iptali ile ilgili davacının talebinin reddine karar verilmiş ise de; uyulmasına karar verilen bozma ilamında taraflar arasında yapılan sözleşmenin özel hukuk hükümlerine tabi olduğu gözetildiğinde, anılan sözleşme hükmünün genel işlem koşulu olarak kabulü de mümkün olmadığı belirtilmiş, mahkeme ise gerekçesinde davalı kurumun 3 yıl süreyle akdin feshine ilişkin hükmünün Türk Borçlar Kanun’un 20. maddesinde belirtilen genel işlem koşulları niteliğinde olduğunu ve aynı Yasa’nın 21. maddesi gereğince davacının menfaatine aykırı olan hükmün yok niteliğinde kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle 3 yıl süreyle sözleşme yapılmamasına ilişkin kararın iptaline karar verilmiştir. Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamının gerekleri yerine getirilmemiştir.
Bu durumda mahkemece, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi incelemesi yaptırılarak, söz konusu cezai işlem ilgili daha sonra yürürlüğe giren protokol maddeleri de değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27/11/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.