Abaküs Yazılım
11. Hukuk Dairesi
Esas No: 2017/3340
Karar No: 2019/569
Karar Tarihi: 22.01.2019

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2017/3340 Esas 2019/569 Karar Sayılı İlamı

Özet:


İstinaf yoluyla yapılan başvuruda, davalının 750.000 TL'lik kefalet limiti dahilinde gerçek borçtan sorumlu olduğu ve dava dışı borçlunun borcunun belirlenmeden karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilerek kararın bozulması talep edildi. Bölge Adliye Mahkemesi karara karşı yapılan temyiz başvurusunda ise davacının kefalet sözleşmesi imzalanması konusunda davalı tarafı esasa hataya düşürdüğü, dolayısıyla kefalet sözleşmesinden davalının sorumlu tutulmaması gerektiği belirtildi. Mahkeme bunu kabul etmeyerek, davalının kefalet limiti dahilinde gerçek borçtan sorumlu olduğu ve dava dışı borçlunun ne kadar borçlu olduğunun belirlenmesi gerektiği sonucuna vardı. Kararın kanun hükümleri ise TBK'nın Hata'ya ilişkin genel hükümleri ve kefalet sözleşmelerinde yer alan Fon'a yanıltıcı bilgi verilmesi halinde sorumluluğun bankaya ait olacağına ilişkin açık düzenlemedir.
11. Hukuk Dairesi         2017/3340 E.  ,  2019/569 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ .... HUKUK DAİRESİ


    TÜRK MİLLETİ ADINA

    Taraflar arasında görülen davada ... 7.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 02/11/2016 tarih ve 2014/1100 E - 2016/810 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi’nce verilen 05/06/2017 tarih ve 2017/123-2017/338 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
    Davacı vekili, müvekkili .../... şubesi ile dava dışı ... Özel Eğitim İnş. Enerji Tur. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti arasında işletme kredisi kullandırılmak üzere 1.000.000 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, işletme kredisinin %75 risk oranına tekabül eden 750.000 TL’lik kısmına davalı ...nin müteselsil kefil olduğunu, dava dışı asıl borçlunun kredi taksitlerini ödememesi nedeniyle noter ihtarnamesi çekildiğini, hesabın kat edildiğini, krediye kefaleti bulunan....A.Ş.’den kefalet tutarının ödenmesi amacıyla 01.11.2012 tarihinde talepte bulunulduğunu, ancak davalı tarafın %... oranında gerçek müşteri çeki alınmadığı gerekçesi ile ödeme talebini reddettiğini ileri sürerek 750.000,00 TL alacağın 01/11/2011 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
    Davalı vekili, Bakanlar Kurulu’nun küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin kredilere erişimini ve bu işletmeler bakımından kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışabilmesini sağlamak amacıyla ....07.2009 tarih ve 2009/15197 sayılı karar ile kredilere verilecek Hazine Desteğine ilişkin usul ve esasları belirlediğini, davacı bankanın davaya konu etmiş olduğu kredinin, bu kapsamda kullandırıldığını, müvekkili Kredi Garanti Fonu AŞ"nin 750.000,00 TL limitle sınırlı olmak üzere müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile sözleşmeyi imzaladığını, bankanın sorumluluğunun sözleşmede ayrıntılı olarak gösterildiğini, banka tarafından yasal mevzuat uyarınca, kredi tutarının % ...’i oranında gerçek müşteri çeki ve firma ortağı... ve grup firması kefaletinin alınacağını/aldığını beyan ve taahhüt ettiği, ancak davacı yanın kendi taahhütlerini yerine getirmediğini, teminatlara ilişkin olarak müvekkili Kredi Garanti Fonuna yanlış bilgi vererek müvekkilini yanılttığını, bu nedenle müvekkilinin kefaletten kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirme koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
    İlk derece mahkemece tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından dava dışı şirkete işletme kredisi kullandırılmak üzere Genel Kredi Sözleşmesi yapıldığı, bu sözleşmeye davalı .
    tarafın müteselsil kefil olduğu, sözleşme uyarınca davacı tarafın tahsil edilen kredinin %..."i oranında gerçek müşteri çeki alması gerektiği halde bu hususu yerine getirmediği, asıl borçlunun taksitleri ve borcu ödememesi nedeniyle hesabın kat edildiği, davalı tarafın alınması zorunlu olan gerçek müşteri çeki tutarı kadar olmak üzere 250.000,00 TL"den sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 500.000,00 TL"nin temerrüt tarihi olan 01/01/2012 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
    Karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
    Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davacı bankaca aynı gün davalıya tebliğ edilen 01/11/2012 tarihli yazıda davalı ... Fonuna ... gün mehil verildiği, bu durumda temerrüt tarihinin 16/11/2012 tarihi olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK"nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, dava konusu 500.000,00 TL"nin 16/11/2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
    (1) Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre davacı vekilinin tüm davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
    (...) Mahkemece davalının kefalet limiti olan 750.000 TL"den davacının almayı ihmal ettiği gerçek müşteri çeki tutarı olan 250.000 TL düşülerek bakiye 500.000 TL"nin tahsiline karar verilmiş, ancak kredi borçlusundan tahsilat yapılıp yapılmadığı, kredi nedeniyle alınan diğer teminatların paraya çevrilip çevrilmediği ve kredi borçlusunun ne miktar borcu olduğu belirlenmemiştir. Davalı kefalet limitinden değil, kefalet limiti dahilinde bulunan gerçek borçtan sorumlu olduğundan dava dışı borçlunun ne miktar borçlu olduğu belirlenmeden yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış bu nedenle kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
    (...) Keza davalının faiz sorumluluğu yönünden taraflar arasındaki protokolün 4/d-1-... maddesinin faiz yönünden değerlendirilmemesi de doğru olmamış, kararın bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
    SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte belirtilen nedenlerle davacı vekilinin tüm davalı vekilinin (...) nolu bent dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine, (...) ve (...) nolu bentlerde belirtilen nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK"nın 373/.... maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi"ne gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye ...,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 22/01/2019 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.


    KARŞI OY

    Dairemizin (...) ve (...) no"lu bentlerinde yer alan gerekçelere katılmakla beraber, bu bozma sebeplerinin " Mahkemenin kabulüne göre" bozma sebebi sayılması gerektiği düşüncesindeyim. Zira bu bozma sebeplerinden önce Bölge Adliye Mahkemesi çoğunluk kararının, karara karşı oy gerekçesinde yer aldığı gibi, davacının, kefalet sözleşmesinin kabulü ve imzalanması konusunda davalı tarafı esasa hataya düşürdüğü davalı öğrenmeden itibaren 1 yıllık yasal süre içerisinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirdiğinden TBK"nın Hata"ya ilişkin genel hükümleri ile Sözleşmenin 4/e maddesinde yer alan Fon"a yanıltıcı bilgi verilmesi halinde bundan doğacak sorumluluğun Banka"ya ait olacağına ilişkin açık düzenleme uyarınca kefalet sözleşmesinden dolayı davalının sorumlu tutulmaması gerekir. Zira davacı taraf gerçek müşteri çeki almadığı halde kredi talep formuna bu yönde yazdığı beyanın gerçek olmadığı davalı tarafça bilinseydi kefalet sözleşmesine imza atmayacağı kanaatindeyim. Anılan nedenlerle davanın tümden reddi gerektiği düşüncesinde olduğundan bu kısım itibariyle Daire çoğunluk görüşüne katılmıyorum.




    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi