
Esas No: 2018/263
Karar No: 2021/229
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2018/263 Esas 2021/229 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 15. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Ağır Ceza
Sanıklar ..., ... ve ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan cezalandırılmaları istemiyle açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, eylemlerin nitelikli dolandırıcılık suçuna teşebbüsü oluşturduğu kabul edilerek sanıkların ayrı ayrı TCK"nın 158/1-d, 35/2, 52/2-4 ve 53/1. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis ve 37.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, taksitlendirmeye ve hak yoksunluklarına ilişkin İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 14.10.2014 tarihli ve 543-345 sayılı hükümlerin Cumhuriyet savcısı, sanıklar müdafileri ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 23. Ceza Dairesince 21.03.2016 tarih ve 1707-3186 sayı ile;
"...Katılan vekilinin tüm; sanıklar müdafilerinin ve Cumhuriyet savcısının ise sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Senet hakkında resmî bilirkişi raporunun bulunmaması, sanık ..."in banka lehine ipotek tesis etmesi nedeniyle senedin kendisine verildiğini beyan etmesi ve Bankasya"nın sanık ..."in banka lehine ipotek tesis ettiğine dair cevabi yazısının sanığın beyanını doğrulaması, sanıkların beyanlarının aksine, sanıkların atılı suçu işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemememesi nedeniyle, sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden dosya kapsamına uygun olmayan gerekçeyle ... mahkûmiyet kararı verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi ise 22.09.2016 tarih ve 190-217 sayı ile;
"...Suça konu senet aslının sanıkların kendi yedinde bulunmasına rağmen mahkemeye ibraz etmeyerek senedin gerçekliği hususunda kuşku oluşturmaları, senedin standart bir senet olarak değil A4 kağıdına yazılı olarak düzenlenmesi, sanık ... tarafından senedin kendisinin alacaklısı olarak bildirdiği Eldeniz isimli kişiye ciro edilmeyip, Eldeniz"in geçimsiz olduğu, Türkçe"yi dahi konuşamayan, Türkiye"de işçi olarak çalışan, sanık ... ile arasında hiçbir bağı olmayan sanık ..."ya ciro edilerek verilmesi, Maia tarafından da icraya konulması ve senedin Maia"nın vekili olan ..."ın senedin yargı denetimine tabi olmasını önlemek amacıyla icra müdürlüğüne verdiği 20.03.2013 tarihli dilekçe ile 5.000.000,00 USD"lik borcun 1.000,00 TL"lik kısmını haricen aldığını bildirerek senedi geri alması nazara alındığında sanıkların fikir birliği içerisinde neye karşılık alındığı ve ne şekilde düzenlendiği tam olarak belirlenmeyen senedi icraya koymak suretiyle dolandırıcılık kastıyla hareket ettikleri, ancak eylemlerinin teşebbüs aşamasında kaldığı," gerekçesiyle bozma kararına direnerek önceki hükümler gibi sanıkların mahkûmiyetlerine karar vermiştir.
Direnme kararına konu bu hükümlerin de sanıklar müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.12.2016 tarihli ve 386381 sayılı "Bozma" istekli tebliğnamesiyle dosya kararına direnilen Daireye gönderilmiş, Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun 22.12.2016 tarihli ve 398 sayılı kararı ile kararına direnilen Yargıtay 23. Ceza Dairesinin kapatılması nedeniyle bu Daireye ait işlerin devredildiği Yargıtay 15. Ceza Dairesince 11.04.2017 tarih ve 14220-9061 sayı ile onanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 05.04.2018 tarih ve 25154 sayı ile;
"...Dosyadaki deliller kapsamında,
Sanıklardan ... ile katılan ..."nun ... Motorlu Araçlar ve Dış Ticaret Ltd. Şti"nin ortakları oldukları, işlerinin bozulması nedeniyle ekonomik sıkıntıya girdikleri, Bank Asya"ya kredi borçları nedeniyle sanıklardan ..."a ait İstanbul ili, Eyüp ilçesi, Göktürk semtinde bulunan arsayı bankaya ipotek olarak gösterdikleri, akabinde borcun ödenmemesi üzerine banka tarafından ipotekli arsanın icra kanalıyla satıldığının Asya Katılım Bankası Çağlayan Şubesi"nin 18.06.2014 tarihli cevabi yazıları ile sabit olduğu, sanıklardan ... ile ..."ın tüm aşamalarda istikrarlı bir şekilde eylemi bu şekilde anlattıkları, davaya konu olan senedin de bu ipotek nedeniyle verildiğini beyan ettikleri,
Dosyada mevcut davaya konu 12.01.2009 tanzim, 30.10.2012 vade tarihli, alacaklısı ..., borçluları ... ve ... olan 5.000.000 USD bedelli senet fotokopisi üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemelerinde;
21.05.2013 günlü 3 kişilik bilirkişi raporunda, söz konusu senedin A4 ebadında beyaz kâğıt üzerine makine yazıcı çıktısı olarak düzenlendiği, senedin ön yüzünde ... ve ... adına atfen atılı bulunan borçlu imzalarının mürekkepli kalem kullanılarak atılmış imzalar olduğu, senet üzerine yayılmış vaziyette toner artıklarının bulunduğu, senedin başlık bölümünde bulunan "senet" yazılarındaki toner miktarının diğer printer yazılarına oranla yoğun olduğu, senedin metin bölümünde bulunan harf karakterindeki toner yoğunluğunun başlık bölümünde bulunan senet yazılarına göre düşük olduğu, belgenin ön yüzünde ... adına atfen atılı bulunan borçlu imzasının mürekkebi üzerinde toner artıkları görülmesine rağmen imzanın mürekkebinin infrared ışık ile kaldırıldığında belge yüzeyinde toner artığı görülebilirken imza mürekkebinin üzerinde toner artıklarının görülmediği, ön yüzdeki ... adına atfen atılı bulunan borçlu imzasının mürekkebinin üzerinde de imza mürekkebi ışık ile kaldırıldığında toner artıklarının görüldüğü, bu duruma göre senet metninin bilgisayar ortamında hazırlanarak çıktısının borçlu ... adına atfen atılı imza bulunan boş A4 belge üzerine basılması ve akabinde ... adına atfen atılı bulunan borçlu imzasının atılması suretiyle düzenlenmiş olabileceğinin bildirildiği,
Sanık ... vekili ... tarafından talep edilmesi üzerine,... tarafından tarihsiz düzenlenen raporda; 21.05.2013 tarihli raporda ... ve ... imzalarındaki mürekkep farklılığı olup olmadığının belirtilmediği, senet başlıklı yazıda toner yoğunluğu bakımından farklılıklar bulunduğu ancak bu konuda değerlendirme yapılmadığı, senet yüzeyine yayılmış toner artıklarının yazıların yazılmasında kullanılan tonerle aynı olup olmadığının araştırılmadığı gibi hususlar nedeniyle 21.05.2013 tarihli raporda belirtilen bulgulardan yola çıkılmak suretiyle belge üzerinde atılı bulunan imzaların ve metin yazılarının öncelik sonralık ilişkisi hususunda bir yorumda bulunması hususunun mümkün olmadığının bildirildiği,
Dosyada mevcut bilirkişi raporlarından davaya konu senedin kesin olarak sahte düzenlendiği sonucuna ulaşılamadığı, bu hususun şüpheli kaldığı, şüpheden sanık yararlanır evrensel ilkesi uyarınca her üç sanığın da beraatine karar verilmesi gerektiği," düşüncesiyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
CMK"nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 15. Ceza Dairesince, 08.05.2018 tarih ve 3173-3154 sayı ile itiraz nedeninin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
İtirazın kapsamına göre inceleme sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıklara atılı suçun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
Yapılan müzakere sırasında bir kısım Ceza Genel Kurulu üyeleri tarafından, sanıklar hakkında eksik araştırma ile karar verilip verilmediğinin belirlenmesi gerektiğinin ileri sürülmesi üzerine bu husus Yargıtay İç Yönetmeliği"nin 27. maddesi uyarınca öncelikle değerlendirilmiştir.
İncelenen dosya kapsamından;
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 26.06.2012 tarihli, 2012/88778 soruşturma ve 2012/37753 karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararında; şikâyetçilerin Mehmet Kütükçü ve ..., şüphelilerin ... ile ... ve ..., suçların kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, iş yeri dokunulmazlığının ihlali ve hırsızlık, suç tarihinin ise 27.05.2012 olduğu, şikâyetçi Faruk"un iş yerinde yaptığı incelemede çekmecede bulunan 20.000 TL ile bir kısım ticari dosyanın, ayrıca gerektiğinde kullanılmak üzere bıraktığı 5 adet imzalı boş dosya kâğıdının da yerinde olmadığını iddia etmiş ise de yapılan soruşturma sonucunda şüpheli Mustafa"nın şirketin diğer ortağı ve iş yerinin bulunduğu taşınmazın maliki olduğu, şüpheli Ahmet ile Ayetullah"ın söz konusu iş yerine şüpheli Mustafa"nın talimatı ile girdiklerinin anlaşıldığı, hırsızlık suçunun işlendiğine dair şikâyetçilerin soyut iddiaları dışında savunmaların aksini kanıtlayıcı yasal ve kesin deliller bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği,
Beyoğlu 43. Noterliğinin 12.03.2013 tarihli ve 9901 yevmiye numaralı vekaletnamesine göre; sanık ..."nın ..."ı vekil olarak tayin ettiği,
İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün 2013/7941 esas sayılı dosyasında; 22.03.2013 tarihli ödeme emrine göre alacaklının sanık ..., alacaklı vekilinin ..., borçluların katılan ile sanıklar Mustafa ve Ahmet, alacak tutarının 5.000.000 USD, icra takibinin dayanağının 5.000.000 Dolar tutarında 30.10.2012 tarihli senet olduğu,
Dosyada fotokopisi bulunan "SENET" başlıklı belgenin incelenmesinde; düzenleme tarihinin 12.01.2009, vade tarihinin 30.10.2012, tutarının 5.000.000 USD, alacaklının sanık ..., borçluların katılan ile sanık ... olduğu, senet metninde "İş bu bono vadesinde ödenmediği takdirde müeakip bonoların da muacceliyet kesbedeceği" ibarelerinin bulunduğu, senet arka yüzünde "..." isim ve imzası ile "..." isim ve imzalarının bulunduğu,
Katılan vekilinin 29.03.2013 tarihli şikâyet dilekçesinde; katılanın İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün 2013/7941 esas sayılı dosyasından 28.03.2013 tarihinde yapılan tebligat ile aleyhine kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatıldığını öğrendiğinin, icra takibine dayanak gösterilen senedin katılan tarafından düzenlenmediğinin, 27.05.2012 tarihinde meydana gelen hırsızlık olayında çalınan imzalı boş kâğıtlardan birinin üzerinin sonradan doldurulduğunun belirtildiği, şikâyet dilekçesine ek yapılan ve sadece katılan tarafından imzalanan örnek talimat fotokopilerinin incelenmesinde, 21.09.2010 tarihinde Bankasya AŞ Çağlayan Şubesi"ne hitaben yazılan talimatta ... Star S.A. Panama kaşesi ve katılan imzası ile şube nezdindeki 1282191-2 nolu USD hesabından 150.000 USD"nin yine şube nezdindeki ... Motorlu Araçlar ve Dış Ticaret Ltd. Şti"nin 36000-11 nolu USD hesabına virman yapılmasını talep ettiği, 22.09.2010 tarihinde Bankasya AŞ Çağlayan Şubesi"ne hitaben yazılan talimatta Northern Star Shipping S.A. Panama kaşesi ve katılan imzası ile şube nezdindeki 1963917-2 nolu USD hesabından 49.900 USD"nin Euro"ya dönülmesi ve yine şube nezdindeki 1963917-3 nolu Euro hesabına aktarılmasını talep ettiği, 21.10.2010 tarihinde Bankasya AŞ Çağlayan Şubesi"ne hitaben yazılan talimatta ... Star S.A. Panama kaşesi ve katılan imzası ile şube nezdindeki 1282191-2 nolu USD hesabından 54.940 USD"nin ..."a ödenmesini talep ettiği,
Katılan vekili tarafından 29.03.2013 tarihli dilekçe ile icra takibinin taliki veya iptaline yönelik açılan davada İstanbul 21. İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/243 Esas sayılı dosyasında 25.03.2014 tarihli karar ile; HMK"nın 209/1. maddesi gereğince davacı hakkındaki takibin İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/543 esas sayılı dosyasındaki sahtecilik davasında karar verilinceye kadar durdurulmasına karar verildiği, katılan vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince 04.12.2014 tarih ve 21474-29325 sayı ile hükmün onandığı,
İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün 2013/7941 esas sayılı dosyasında borçlu katılan ... tarafından açılan 04.04.2013 tarihli talepte; katılanın kasada bulunan takibe dayanak senet aslını huzurda görmek ve inceleme istediği, icra müdürü tarafından senet aslının memur nezaretinde borçluya gösterilmesine karar verildiği,
İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün 2013/7941 esas sayılı dosyasında borçlu katılan ... vekili Av. İlker Yener tarafından açılan 06.05.2013 tarihli talepte; Av. İlker Yener"in takip konusu senedin incelenmek üzere kasadan çıkarılmasını talep ettiği, icra müdürü tarafından talep gibi işlem yapılmasına karar verildiği,
İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün 2013/7941 esas sayılı dosyasında alacaklı sanık ... vekili olan ... tarafından açılan 20.05.2013 tarihli talepte; dosya borçlusu olan sanık ..."ten haricen 1.000 TL tahsil edildiği belirtilip tahsil harcının alınmasının istenildiği,
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 22.05.2013 tarihli yazısında; icra müdürlüğünden suça konu senet aslının istenildiği,
İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün 2013/7941 esas sayılı dosyasında alacaklı sanık ... vekili olan ... tarafından açılan 24.05.2013 tarihli talepte; sanık ..."ten tahsil edilen ve tahsil harcı yatırılan 1.000 TL"ye istinaden senet aslının iadesine karar verilmesinin istenildiği, icra müdür yardımcısı Yalçın Öney tarafından "Kimliği görülerek verilsin" şerhi ile talep gibi işlem yapılmasına karar verildiği,
İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben düzenlediği 17.07.2013 tarihli ve 2013/7941 esas sayılı yazısında; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 22.05.2013 tarihli yazısı ile senet aslının istenildiği, ancak söz konusu yazının UYAP sistemi evrak kütüğünde 05.07.2013 tarihinde onaylandığı, dosya aslının İstanbul 21. Hukuk Mahkemesinde olması nedeniyle yazının geciktirildiğinin belirtildiği,
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 18.07.2013 tarihli yazısında; senet aslının ..."dan istenildiği, yazının 16.08.2013 tarihinde ..."ın daimi çalışanı Sercan Yağmur imzasına tebliğ edildiği, 09.09.2013 tarihinde yazının tekit edildiği,
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 24.10.2013 tarihli yazısında; soruşturmayı sürüncemede bırakmak maksadıyla senet aslının bir türlü temin edilememiş olması nedeniyle avukatlık görevini kötüye kullanmak (TCK"nın 257/1. maddesi) ve resmî belgeyi gizlemek (TCK"nın 205/1. maddesi) suçunu işlediği kanısıyla ... hakkında soruşturma yapılmak üzere suç duyurusunda bulunulduğu,
Katılan vekili Av. ... tarafından ibraz edilen 18.07.2013 havale tarihli dilekçede; İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün 2013/7941 esas sayılı dosyasında takibe dayanak yapılan ve kasada muhafaza edilmesi gereken suça konu senet aslını, takibin devam etmesine rağmen alacaklıya teslim eden görevliler hakkında kamu davası açılması istemiyle şikâyetçi olunduğu,
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Sahtecilik ve Dolandırıcılık Bürosunun tarihsiz yazısında; katılan vekili Av. ..."ın İstanbul 9. İcra Müdürlüğü görevlileri hakkında suç duyurusu niteliğindeki 18.07.2013 havale tarihli dilekçesinin gereğinin ifası için Suçüstü ve Müracaat Bürosuna gönderildiği,
Katılan vekili tarafından 18.02.2015 tarihli dilekçe ile imza ve borç itirazına yönelik açılan davada İstanbul 4. İcra Hukuk Mahkemesince 26.03.2015 tarih ve 202-305 sayı ile; ödeme emrinin itiraz eden borçluya 28.3.2013 tarihinde tebliğ edildiği, İİK"nın 167. maddesine dayalı kasa şikâyetinin tebliğden itibaren 7 gün, İİK"nın 168 ve devamı maddelerine dayalı itirazların ise tebliğden itibaren 5 gün içerisinde yapılması gerektiği, borçlunun şikâyet ve itirazlarının bu süre içerisinde olmadığı gerekçesiyle tüm şikâyet ve itirazların reddine karar verildiği, katılan vekillerinin temyizi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 15.12.2015 tarihli ve 22145-31708 sayılı kararı ile hükmün onandığı,
Katılan vekili tarafından 04.01.2018 tarihli dilekçe ile icra takibinin iptaline ve hacizlerin fekkine yönelik açılan davada İstanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesince 22.01.2018 tarih ve 17-59 sayı ile; borçlunun icra mahkemesinde süresinde borca itiraz etmediği, ceza mahkemesinin kararı ile dar yetkili icra mahkemesince takibin iptali kararı verilemeyeceği gerekçesiyle istemin reddine karar verildiği, katılan vekilinin istinaf istemi üzerine İstanbul BAM 21. Hukuk Dairesince 21.12.2018 tarih ve 2167-3028 sayı ile; istinaf dilekçesinde belirtilen İstanbul 21. İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/243 Esas - 2014/210 Karar sayılı ilamı ile Ağır Ceza Mahkemesindeki dosyada karar verilinceye kadar HMK"nın 209/1. maddesi uyarınca takibin durdurulmasına karar verildiği, aynı mahkemenin 2016/678 Esas - 2016/1061 Karar sayılı ilamı ile ceza dosyasında verilen beraat kararının onandığı gerekçesi ile takibin devamına karar verildiği, ceza mahkemesince verilmiş bir tedbir kararı bulunmadığı, sadece ceza mahkemesinde alacaklının mahkûmiyetine karar verilmesinin takip hukuku açısından takibin iptali sebebi olmadığından mahkemenin davanın reddine karar vermesi usul ve yasaya uygun olması nedeni ile yerinde bulunmayan istinaf talebinin reddine karar verildiği, katılan vekillerinin temyizi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince 10.03.2020 tarih ve 4730-2407 sayı ile hükmün onandığı,
21.05.2013 tarihli Uzman Teknik (Mütalaa) Raporunda; katılan vekili Av. ..."ın isteği üzerine 06.05.2013 tarihinde saat 10.15"te İstanbul Çağlayan Adliyesine gidildiği, 9. İcra Müdürlüğü personeli nezaretinde yapılan incelemede; inceleme konusu senedin A4 ebadında beyaz kâğıt üzerine makine yazıcı çıktısı olarak düzenlenmiş bir belge olduğu, ön yüzünde "..." ve "..." adına atfen atılı bulunan borçlu imzalarının mürekkepli kalem kullanılarak atılmış ıslak imzalar olduğu, senet yüzeyine yayılmış vaziyette toner artıkları bulunduğu, senedin başlık bölümünde bulunan "SENET" yazılarındaki toner miktarının diğer printer yazılarına oranla yoğun olduğu, metin bölümüne bulunan harf karakterlerindeki toner yoğunluğunun başlık bölümünde bulunan "SENET" yazılarına oranla düşük olduğu, ön yüzünde "..." adına atfen atılı bulunan borçlu imzasının mürekkebi üzerinde toner artıkları görülmesine rağmen, imzanın mürekkebi infrared ışık ile soğurulduğunda (kaldırıldığında) belge yüzeyinde toner artığı görülebilirken imza mürekkebi üzerindeki toner artıklarının görülemediği, ön yüzünde "..." adına atfen atılı bulunan borçlu imzasının mürekkebi üzerinde ve imza mürekkebi infrared ışık ile soğurulduğunda (kaldırıldığında) belge yüzeyindeki toner artıklarının bulunduğu, netice olarak senet metninin bilgisayar ortamında hazırlanarak çıktısının borçlu "..." adına atfen atılı imza bulunan boş A4 belge üzerine basılması ve akabinde "..." adına atfen atılı bulunan borçlu imzasının atılması suretiyle düzenlenmiş olabileceğinin değerlendirildiği,
Asya Katılım Bankası AŞ Çağlayan Şubesi"nin 18.06.2014 havale tarihli yazısında; banka ile ... Motorlu Araçlar ve Dış Ticaret Ltd. Şti. ve Northern Star Shipping S.A. arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerine istinaden kullandırılan kredilerin teminatı olarak sanık ..."e ait İstanbul ili, Eyüp ilçesi, Kemerburgaz köyü 45 pafta, 1376 parselde kayıtlı gayrimenkul üzerinde 09.01.2009 tarihinde banka lehine 6.000.000 TL ipotek tesis edildiği,
Anlaşılmaktadır.
Katılan ... soruşturma evresinde; sanık ... ile birlikte ... Motorlu Araçlar ve Dış Ticaret Ltd. Şti"ni 1989 yılında kurarak otomobil ithalatı üzerine faaliyet göstermeye başladıklarını, tanık Ayetullah"ın 2000 yılından itibaren muhasebeci olarak, tanık Mehmet"in ofis elemanı olarak 15 yıldır şirkette çalıştığını, sanık ..."in ise 1990-2003 yılında şirkette çalıştığını, 2007 yılında ise vergi borçlarının ödenmesi hususunda sanık ... ile aralarında ihtilaf çıktığını, sanık ..."nın vergi borcunu ödememek için kaçtığını ve bunun sonucunda ortaklıktan fiili olarak ayrıldığını, 2008 yılında şirket hakkında tasfiye kararı aldıklarını, bu tarihten itibaren sanık ..."nın iş yerine gelmediğini, ancak imza yetkisini de devretmediğini, şirketin tüm işlerini kendisinin yürüttüğünü, 2007 yılına kadar birikmiş olan 2.200.000 TL vergi borcunu ödediğini, ödediği borcun yarısını sanık ..."dan tahsil edebilmek için icra takibi yaptığını, ancak herhangi bir tahsilat yapamadığını, 2007 yılında ortaklıktan ayrıldıktan sonra işi nedeniyle sık sık yurt dışına gitmek durumunda kaldığını, bu nedenle tanık Mehmet"e 2-3 adet imzalı A4 kâğıdı bırakmakta olduğunu, yine bu şekilde yurt dışına çıktığı 2012 yılı Mayıs ayında iş yerine 4 adet imzalı boş A4 kâğıdı ile ödemelerde kullanılması için 16.000 TL nakit para bıraktığını, sanık ..."nın icra takibinin intikamını almak için yurt dışında olduğu bir gün sanık ... ve eski çalışanı olan tanık Ayetullah"ı iş yerine gönderdiğini, tanık Mehmet"i rehin aldıklarını, iş yerinde bulunan imzalı boş A4 kâğıtlarını, bilgisayarları ve nakit parayı alarak kaçtıklarını, şikâyetçi olduğunu ancak iş yerinin kira sözleşmesinin sanık ... adına olması sebebi ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, bu olaydan 6 ay geçtikten sonra 5.000.000 TL bedelli, alacaklısının sanık ..., borçlularının sanık ... ve kendisi olduğu, 12.01.2009 düzenleme tarihli üzerinde "SENET" yazan belge ile hakkında icra takibi başlatıldığını öğrendiğini, yaptığı incelemede bu belgenin 2012 yılı Mayıs ayında iş yerinden çalınan imzalı ve boş A4 kâğıdı olduğunu anladığını, belgenin bilgisayarda üzeri doldurularak senet hâline getirilmiş olduğunu, icra takibi nedeniyle tüm mal varlığının satışa çıkarıldığını,
Kovuşturma evresinde; sanık ..."in 2006 yılına kadar asgari ücretle çalışan işçi olduğunu, sanık ... ile birlikte iş yaptığı dönemde ödenmeyen vergi borçlarını yapılandırdıktan sonraki günlerde sanık ..."nın bütün mal varlığını elden çıkararak kaçırdığını, bu nedenle vergi borçlarını kendisinin ödemek zorunda kaldığını, sanık ..."nın aleyhine icra takibi başlattığı için aralarında husumet oluştuğunu, yurt dışında bulunduğu sırada sanık ..."nın adamlarıyla iş yerine geldiğini ve tanık Mehmet"i arabada alıkoyduğunu, yanında getirdiği şahısların iş yerine girip imzalı A4 boş kâğıdını, bazı evrakı, laptop vs. alıp götürdüklerini, icra takibine konulan suça konu senedin aslını görmediğini, ancak fotokopiye baktığında imzayı kendi imzasına benzettiğini, bildiği kadarıyla sanık ... ile ortak olduğu dönemde sanık ..."in evinin ipotek gösterilmesi karşılığında her hangi bir bankadan kredi alınmadığını, birlikte iş yaptıkları dönemde şirkete ait bir çok taşınmazın sanık ..."in üzerine kayıtlı olduğunu, bugüne kadar suça konu olay nedeniyle menfi tespit davası açmadığını,
Tanık Mehmet Kütükçü İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/88778 soruşturma dosyası kapsamında 28.05.2012 tarihinde kollukta; hâlen ... Motorlu Araçlar ve Dış Ticaret Ltd. Şti"nde çalıştığını, 27.05.2012 tarihinde saat 10.30 sıralarında şirketin ortağı olan sanık ..."nın kendisini cep telefonundan aradığını, Kemerburgaz"da bulunan Shell benzinliğinde olduğunu ve telefonunda bir sorun olduğunu söylediğini, "Sen ayarlar mısın" diye sorduğunu, yanına gittiğinde "Otur, seninle konuşmamız gereken bazı şeyler var, şirkete gidelim bazı evrakı almam gerekiyor." dediğini, kendisinin ise şirketin anahtarının yanında olmadığını, şirketi açamayacağını söylediğini, ancak kendisini zorla Beşiktaş"a götürdüğünü, yolda araçtan indirmediğini, hatta araçtan atlamayı dahi düşündüğünü, şirkete geldiklerinde sanık ..."nın cebinden çıkardığı şirkete ait olmayan bir anahtarla kapıyı açıp içeri girdiğini, çalışma odasında bulunan evrakı gösterip "Bunları alacaksın ve aldığına dair imza atacaksın." dediğini, "Koli yok hiçbir şekilde hiçbir evrakı alamam." dediğini, şirketten çıktıklarını ve Kemerburgaz"a döndüklerini, kendi aracına bindikten sonra evinden şirketin anahtarını alarak saat 16.00 sıralarında tekrar şirkete geldiğini, kapıyı anahtarla açmayı denediğini, ancak kapı göbeğinin değiştirilmiş olduğunu gördüğünü, katılanı aradığını, çilingir vasıtasıyla kilidi değiştirdiğini, içeri girdiğinde kullandığı masa üstü bilgisayarın, katılana ait laptopun, kendi masasında olan ve içerisinde katılana ait bilgilerin bulunduğu 3 adet USB"nin yerinde olmadığını fark ettiğini,
Tanık ... İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/88778 soruşturma dosyası kapsamında 11.06.2012 tarihinde kollukta; sanık ... ile birlikte yemekte iken sanık ..."nın sanık ..."i aradığını, şahsi eşyalarının almasını istediğini, yardım amaçlı sanık ... ile birlikte bahse konu yere gittiklerini, buradan sadece poşetleri alarak ayrıldıklarını, başka herhangi bir şey almadıklarını,
Soruşturma evresinde; katılan ile sanık ..."nın ortak olduğu ... Motorlu Araçlar ve Dış Ticaret Ltd. Şti"nde 01.11.2003 tarihinde muhasebe sorumlusu olarak işe başladığını, katılanın şirkete ve gemilerin hesabına gelen paraları diğer ortak sanık ..."ya söylememesini istediğini, bilgi ve belge kaçırması için yaptığı baskıları kabul etmemesi üzerine 20.03.2012 tarihinde katılan tarafından işten kovulduğunu, çalıştığı dönemlerde sanık ..."in şirkete para verdiğini, bu paralarla şirket borçlarını ödediklerini, yine katılan ile sanık ..."nın ortak oldukları gemiler için kullanılan krediler nedeniyle sanık ..."in banka ya da bankalara şahsi mallarını ipotek verdiğini, alacaklarına karşılık katılan ve sanık ..."nın beraber imzaladığı senetleri aldığını bildiğini, katılanın büyük miktarda senet düzenleyecek olsa kimseye güvenmediği için senedi kendi bilgisayarında bizzat düzenlediğini, yanında yıllarca muhasebe sorumlusu olarak çalışması nedeniyle bilgisayarında senet düzenlendiğine birkaç kez tanık olduğunu,
İfade etmişlerdir.
Sanık ...; katılan ... ile birlikte ... Motorlu Araçlar ve Dış Ticaret Ltd. Şti"nin eşit hisse ile ortakları ve münferiden şirketi temsil ve imzaya yetkili olduklarını, ayrıca iki adet gemi ortaklıkları da bulunduğunu, katılanın şirkete ait malları kaçırması, stokta bulunan araçları kendi hesabına satması ve gemilerden gelen navlun borçlarını ödememesi nedenleriyle aralarında anlaşmazlık çıktığını, iki üç yıldır da davalarının devam ettiğini, katılanın şirketteki yetkisini kullanarak krediler çektiğini ve gemileri kaçırdığını, şirketin finans açısından zora girdiğini, bunun üzerine kardeşi olan sanık ..."dan yardım istediklerini, sanık ..."in önce dairelerini satıp nakit para verdiğini, buna ilişkin herhangi bir belge olmadığını, ancak dairelerin satıldığına dair tapu kayıtlarının olduğunu, daha sonra bankalara teminat verilmesi gerektiğinde de bir adet arsasını bankaya teminat olarak gösterdiğini, söz konusu bu teminat karşılığında katılanın bilgisayarda kayıtlı olan senet formatındaki belgeyi hazırladığını, çıktısını katılan ile birlikte imzaladıklarını, kalemlerin ayrı olabileceğini, ancak aynı anda imzalanmış bir senet olduğunu, imzaların farklı tarihlerde atılmadığını, suça konu senedi ortağı olan katılan ile birlikte düzenlediklerini ve ayrı ayrı imzaladıklarını, ortağı oldukları şirket için bankaya taşınmazını ipotek olarak veren alacaklı konumundaki sanık ..."e bu senedi verdiklerini, bankaya teminat olarak verilen taşınmazın banka tarafından satıldığını, sanık ..."in senedi ciro imzası ile verdiği sanık ..."yı tanımadığını, aralarındaki hukuki ilişkiyi de bilmediğini,
Sanık ... soruşturma evresinde; liseyi bitirdikten sonra 1989 yılında ... Motorlu Araçlar ve Dış Ticaret Ltd. Şti"nde satış danışmanı olarak işe girdiğini, 2006 yılına kadar çalıştığını, sonra % 95 hissesi Mustafa İsmet Gözgücü isimli şahsa, % 5 hissesi de kendisine ait olan Elite Motorlu Araçlar ve Ltd. Şti. unvanlı firmayı kurduklarını, 2010 yılında bu şirketin kapatıldığını, iki yıl boşta gezdikten sonra hâlen araç alım satım ve komisyonculuk yaptığını, ağabeyi olan sanık ... ile birlikte iş yapan katılanın girmiş oldukları ekonomik sıkıntı nedeni ile Etiler"de bulunan Maya Rezidanstaki üç dairesini satıp yaklaşık 3.000.000 Dolar nakit para verdiğini, ayrıca bankaya olan kredi borçları nedeni ile teminatları yetmediği için gayrimenkul ipoteğine ihtiyaçları olduğunu, bu nedenle Eyüp ilçesi Göktürk semtinde bulunan 9.371 metrekare büyüklüğünde ve 10.000.000 TL değerinde olan arsasını ipotek göstermesini istediklerini, kendisinin de kabul edip arsasını ipotek gösterdiğini, arsasının da sonradan cebri icra kararı ile satıldığını, bankadaki ipotek işleminin yapılmasından 3 gün sonra suça konu senedin sanık ... ile katılanın ofisinde imzalanarak verildiğini, ipoteğe karşılık olarak sanık ... ile katılanın suça konu senedi verdiklerini, senedi katılan ile sanık ..."nın şirkette kendisinin yanında hazırlayarak verdiklerini, senedin arkasındaki imza ve yazının kendisine ait olduğunu, daha önce işletmekte olduğu gemi nedeni ile ticaret yaptığı "Eldeniz" isimli kişiye ticari borçları bulunduğunu, Eldeniz"in de suça konu senedi sık sık Türkiye"ye gelip giden eşi sanık ..."ya ciro edip vermesini istediğini, bunun üzerine borçlarına karşılık olarak senedi sanık ..."ya ciro ederek verdiğini, sanık ..."yı bulup hazır edeceğini, şirket kayıtlarını kontrol ederek Eldeniz ile olan ticari belgeleri temin edebilir ise dosyaya ibraz edeceğini, ancak gemi çalıştırdığı dönemde faaliyet hâlinde olan HM Denizcilik isimli şirket tasfiye edildiği için belgelere ulaşamayabileceğini,
Kovuşturma evresinde farklı olarak; olaydan önceki tarihlerde ticaretle uğraştığını, gemisinin olduğunu, ek olarak ise suça konu senedin benzeri başka bir senet olmadığını,
Sanık ...; sanık ..."yı tanımadığını, eşi olan ..."nın ticaretle uğraştığını, sanık ..."e mal satmış, sanık ..."in de eşine satın aldığı mala karşılık senet vereceğini bildirmiş olduğunu, kendisinin ülkesinde bulunduğu sırada eşinden önce Türkiye"ye gelecek iken eşinin İstanbul"a gittiğinde sanık ... ile görüşmesini ve vereceği senedi teslim almasını istediğini, Türkiye"ye geldikten sonra soruşturarak sanık ..."i bulduğunu, sanık ..."in de eşine teslim etmesi için suça konu senedi kendisine verdiğini, senedin arka sayfasına da bir şeyler yazdığını ve imzaladığını, senedin arka sayfasında bulunan adı ve soyadı yazılı kısmın altına atılmış imzanın kendisine ait olduğunu, daha sonra senedi eşine verdiğini, ne zaman verdiğini tam olarak hatırlamadığını ve eşinin senedi ne yaptığını bilmediğini, eşinin talimatıyla notere gidip bir avukatı vekil tayin ettiğini ve senedi avukata verdiğini, diğer işlemleri avukatın yaptığını, avukata verdiği vekaletnamedeki imzanın kendisine ait olduğunu, eşinin Gürcistan"da ticaret yaptığını, 2013 yılında bir ara eşi ile kavgalı olduğunu, zaman zaman araları açık olsa da boşanmadıklarını, o yüzden parasız kalmamak için Başakşehir"de "Ayten" adlı bir kadının yanında hizmetli olarak çalıştığını, İstanbul"da sürekli kaldığı ve kiralayıp tuttuğu sabit bir ikametgâhının olmadığını, geçici olarak bir akrabasının yanında kaldığını, İstanbul"da birden fazla akrabası olduğunu,
Savunmuşlardır.
Ön soruna ilişkin uyuşmazlığın sağlıklı bir hukuki çözüme kavuşturulabilmesi için öncelikle dolandırıcılık suçunun unsurlarının açıklanmasında yarar bulunmaktadır.
Dolandırıcılık suçu TCK"nın 157. maddesinde;
"Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir." şeklinde düzenlenmiş, 158. maddesinde ise suçun nitelikli hâlleri sayılmıştır.
Mal varlığının yanında irade özgürlüğünün de korunduğu dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
a) Failin bir takım hileli davranışlarda bulunması,
b) Hileli davranışların mağduru aldatabilecek nitelikte olması,
c) Failin hileli davranışlar sonucunda mağdurun veya başkasının aleyhine, kendisi veya başkası lehine haksız bir yarar sağlaması,
Şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
Fail kendisi veya başkasına yarar sağlamak amacıyla bilerek ve isteyerek hileli davranışlar yapmalı, bu davranışlarla bir başkasına zarar vermeli, verilen zarar ile eylem arasında uygun nedensellik bağı bulunmalı ve zarar da, nesnel ölçüler göz önünde bulundurularak belirlenecek ekonomik bir zarar olmalıdır.
Görüldüğü gibi, dolandırıcılık suçunu diğer mal varlığına karşı işlenen suç tiplerinden farklı kılan husus, aldatma temeline dayanan bir suç olmasıdır. Birden çok hukuki konusu olan bu suç işlenirken, sadece mal varlığı zarar görmemekte, mağdurun veya suçtan zarar görenin iradesi de hileli davranışlarla yanıltılmaktadır. Madde gerekçesinde de, aldatıcı nitelik taşıyan hareketlerle, kişiler arasındaki ilişkilerde var olması gereken iyiniyet ve güvenin bozulduğu, bu suretle kişinin irade serbestisinin etkilendiği ve irade özgürlüğünün ihlâl edildiği vurgulanmıştır.
5237 sayılı TCK"nın 157. maddesinde yalnızca hileli davranıştan söz edilmiş olmasına göre, her türlü hileli davranışın dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağının belirlenmesi gerekmektedir.
Kanun koyucu anılan maddede hilenin tanımını yapmayarak suçun maddi konusunun hareket kısmını oluşturan hileli davranışların nelerden ibaret olduğunu belirtmemiş, bilinçli olarak bu hususu öğreti ve uygulamaya bırakmıştır.
"Hile", Türk Dili Kurumu sözlüğünde; "Birini aldatmak, yanıltmak için yapılan düzen, dolap, oyun, desise, entrika" (Türk Dil Kurumu, Türkçe Sözlük, s. 891.) şeklinde, uygulamadaki yerleşmiş kabule göre ise; "Hile nitelikli yalandır. Yalan belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun denetleme olanağını ortadan kaldırmalıdır. Kullanılan hile ile mağdur yanılgıya düşürülmeli ve yanıltma sonucu kandırıcı davranışlarla yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hileli davranışın aldatacak nitelikte olması gerekir. Basit bir yalan hileli hareket olarak kabul edilemez." biçiminde tanımlanmıştır.
Öğretide de hile ile ilgili olarak; "Olaylara ilişkin yalan açıklamaların ve sarf edilen sözlerin doğruluğunu kuvvetlendirecek ve böylece muhatabın inceleme eğilimini etkileyebilecek yoğunluk ve güçte olması ve bu bakımdan gerektiğinde bir takım dış hareketler ekleyerek veya böylece var olan halden ve koşullardan yararlanarak, almayacağı bir kararı bir kimseye verdirtmek suretiyle onu aldatması, bu suretle başkasının zihin, fikir ve eylemlerinde bir hata meydana getirmesidir." (Sulhi Dönmezer, Kişilere ve Mala Karşı Cürümler 2004, s. 453.), "Hile, oyun, aldatma, düzen demektir. Objektif olarak hataya düşürücü ve başkasının tasavvuru üzerinde etki doğurucu her davranış hiledir." (Nur Centel/Hamide Zafer/Özlem Çakmut, Kişilere Karşı İşlenen Suçlar, Cilt I, Beta Yayınevi, 4. Baskı, Eylül 2017, İstanbul, s. 502-503.) biçiminde tanımlara yer verilmiştir.
Yerleşmiş uygulamalar ve öğretideki baskın görüşlere göre ortaya konulan ilkeler göz önünde bulundurulduğunda; hile, maddi olmayan yollarla karşısındakini aldatan, hataya düşüren, düzen, dolap, oyun, entrika ve bunun gibi her türlü eylem olarak kabul edilebilir. Bu eylemler bir gösteriş biçiminde olabileceği gibi, gizli davranışlar olarak da ortaya çıkabilir. Gösterişte, fail sahip bulunmadığı imkânlara ve sıfata sahip olduğunu bildirmekte, gizli davranışta ise kendi durum veya sıfatını gizlemektedir. Ancak sadece yalan söylemek, dolandırıcılık suçunun hile unsurunun gerçekleşmesi bakımından yeterli değildir. Kanun koyucu yalanı belirli bir takım şekiller altında yapıldığı ve kamu düzenini bozacak nitelikte bulunduğu hallerde cezalandırmaktadır. Böyle olunca hukuki işlemlerde, sözleşmelerde bir kişi mücerret yalan söyleyerek diğerini aldatmış bulunuyorsa bu basit şekildeki aldatma, dolandırıcılık suçunun oluşumuna yetmeyecektir. Yapılan yalan açıklamaların dolandırıcılık suçunun hileli davranış unsurunu oluşturabilmesi için, bu açıklamaların doğruluğunu kabul ettirebilecek, böylece muhatabın inceleme eğilimini etkisiz bırakabilecek yoğunluk ve güçte olması ve gerektiğinde yalana bir takım dış hareketlerin eklenmiş bulunması gerekir.
Failin davranışlarının hileli olup olmadığının belirlenmesi noktasında öğretide şu görüşlere de yer verilmiştir: "Hangi hareketin aldatmaya elverişli olduğu somut olaya göre ve mağdurun içinde bulunduğu duruma göre belirlenmelidir. Bu konuda önceden bir kriter oluşturmak olanaklı değildir." (Veli Özer Özbek/Koray Doğan/Pınar Bacaksız, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Seçkin Yayınevi, 15. Baskı, Ankara 2020, s. 717.), "Hileli davranışın anlamı birtakım sahte, suni hareketler ile gerçeğin çarpıtılması, gizlenmesi ve saklanmasıdır." (Doğan Soyaslan, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Yetkin Yayınevi, 13. Baskı, Ankara 2020, s. 439.), "Hilenin, mağduru hataya sürükleyecek nitelikte olması yeterlidir; ortalama bir insanı hataya sürükleyecek nitelikte olması aranmaz. Bu nedenle, davranışın hile teşkil edip etmediği muhataba ve olaya göre değerlendirilmelidir." (Centel/Zafer/Çakmut, s. 509.).
Esasen, hangi davranışların hileli olup olmadığı konusunda genel bir kural koymak oldukça zor olmakla birlikte, bu konuda olaysal olarak değerlendirme yapılmalı, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmak suretiyle sonuca ulaşılmalıdır.
Uyuşmazlık konusunu ilgilendiren "Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle" dolandırıcılık suçu ise; suç tarihinde yürürlükte bulunan TCK"nın 158/1-d maddesinde; "(1) Dolandırıcılık suçunun; ...d- kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi hâlinde, iki yıldan yedi yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur." şeklinde iken, suç ve karar tarihinden sonra 02.12.2016 tarihli Resmî Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun"un 14. maddesiyle "iki yıldan yedi yıla kadar hapis" şeklindeki yaptırım "üç yıldan on yıla kadar hapis" olarak değiştirilmiştir.
Bu düzenleme ile toplumda yaşayan insanlar üzerinde güven etkisi oluşturan kurum, kuruluş ve tüzel kişiler aracı kullanılmak suretiyle kişilerin istismar edilmesinin önlenmesi amaçlanmış ve maddenin bu bölümüne ilişkin gerekçesinde de; "Birinci fıkranın (d) bendinde, dolandırıcılık suçunun kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişilerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi, bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Çünkü, kamu kurum veya kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişilikleri toplumda güven beslenen müesseseler olarak kabul edilmiştir." şeklinde açıklamalara yer verilmiştir.
Diğer taraftan, ceza muhakemesinin amacı, her somut olayda kanuna ve usulüne uygun olarak toplanan delillerle maddi gerçeğe ulaşıp adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasının önüne geçebilmek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmektir. Gerek 1412 sayılı CMUK, gerekse 5271 sayılı CMK, adil, etkin ve hukuka uygun bir yargılama yapılması suretiyle maddi gerçeğe ulaşmayı amaç edinmiştir. Bu nedenle ulaşılma imkânı bulunan bütün delillerin ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir. Diğer bir değişle adaletin tam olarak gerçekleşebilmesi için, maddi gerçeğe ulaşma amacına hizmet edebilecek tüm kanuni delillerin toplanması ve tartışılması zorunludur.
Bu açıklamalar ışığında sanıklar hakkında eksik araştırma ile karar verilip verilmediğine ilişkin ön sorun konusu değerlendirildiğinde;
Katılan ... ile sanık ..."ın 1989 yılından itibaren ... Motorlu Araçlar ve Dış Ticaret Ltd. Şti"nin eşit hisse ile ortağı ve münferiden şirketi temsile yetkili oldukları, şirketin vergi borçlarının ödenmesi ve şirket gelirlerinin paylaşılması hususlarında 2007 yılında aralarında anlaşmazlık çıkması üzerine fiili olarak ortaklığı sona erdirdikleri ancak şirketi tasfiye etmedikleri, şirket işlerinin katılan tarafından yürütülmeye başlandığı, katılanın 2012 yılı Mayıs ayında yurt dışına çıkarken şirket işlerinde kullanılmak üzere 5 adet boş A4 kâğıdının alt tarafını imzalayarak iş yerine bıraktığı, İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün 2013/7941 esas sayılı dosyasından 22.03.2013 tarihli ödeme emrinin katılana 28.03.2013 tarihinde tebliğ edildiği, katılanın icra takibine dayanak yapılan senedi incelediğinde kendisinin iş yerine bırakmış olduğu imzalı kâğıtlardan bir adedinin sanık ... tarafından ele geçirilerek düzenleme tarihi 12.01.2009, vade tarihi 30.10.2012, tutarı 5.000.000 USD, alacaklısı sanık ..., borçluları kendisi ile sanık ... olacak şekilde bilgisayar ortamında doldurularak senet hâline getirildiğini anladığı, senedin sanık ... tarafından sanık ..."ya ciro yolu ile devredilmiş olduğu, icra dosyasında bulunan senet aslının soruşturma aşamasında sanık ... vekili ... tarafından iade alınması nedeniyle ele geçirilemediği ve bu şekilde sanıkların nitelikli dolandırıcılık suçunu işledikleri iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda Yerel Mahkemece "…Suça konu senet aslının sanıkların kendi yeddinde bulunmasına rağmen mahkemeye ibraz etmeyerek senedin gerçekliği hususunda kuşku oluşturmaları, senedin standart bir senet olarak değil A4 kâğıdına yazılı olarak düzenlenmesi, sanık ... tarafından senedin kendisinin alacaklısı olarak bildirdiği Eldeniz isimli kişiye ciro edilmeyip, Eldeniz"in geçimsiz olduğu Türkçe"yi dahi konuşamayan, Türkiye"de işçi olarak çalışan sanık ... ile arasında hiçbir bağı olmayan sanık ..."ya ciro edilerek verilmesi, Maia tarafından da icraya konulması ve senedin Maia"nın vekili olan ..."ın senedin yargı denetimine tabi olmasını önlemek amacıyla icra müdürlüğüne verdiği 20.03.2013 tarihli dilekçe ile 5.000.000,00 USD"lik borcun 1.000,00 TL"lik kısmını haricen aldığını bildirerek senedi geri alması nazara alındığında sanıkların fikir birliği içerisinde neye karşılık alındığı ve ne şekilde düzenlendiği tam olarak belirlenmeyen senedi icraya koymak suretiyle dolandırıcılık kastıyla hareket ettikleri," şeklindeki gerekçe ile sanıkların nitelikli dolandırıcılık suçuna teşebbüs suçundan mahkûmiyetlerine karar verildiği olayda;
Katılanın, suça konu senet fotokopisindeki imzayı kendi imzasına benzettiği, iş yerine bırakmış olduğu imzalı boş kâğıtlardan bir adedinin sanık ... tarafından ele geçirilip üst tarafının bilgisayar ortamında doldurularak icra takibine dayanak yapılan senet hâline getirildiği yönündeki iddiasına karşılık sanık ... ve Ahmet"in aşamalarda şirketin ekonomik sıkıntıya girmesi nedeniyle sanık ..."ten borç para alındığını, ayrıca şirketin banka ile imzalamış olduğu genel kredi sözleşmesi kapsamında kullanılan krediler nedeniyle sanık ..."in mülkiyetinde bulunan bir adet taşınmazın bankaya ipotek olarak gösterildiğini, suça konu senedin de ipotek nedeniyle katılan ve sanık ... tarafından birlikte düzenlenip imzalanarak teminat amacıyla sanık ..."e verildiğini savunmaları, Asya Katılım Bankası AŞ Çağlayan Şubesi"nin 18.06.2014 havale tarihli yazısında da ... Motorlu Araçlar ve Dış Ticaret Ltd. Şti. ve Northern Star Shipping S.A. ile imzalanan genel kredi sözleşmelerine istinaden kullandırılan kredilerin teminatı olarak sanık ..."e ait gayrimenkul üzerinde 09.01.2009 tarihinde banka lehine 6.000.000 TL ipotek tesis edildiğinin bildirilmesi, yine sanık ... ile Maia"nın aşamalarda sanık ..."in aralarındaki ticari ilişki nedeniyle borçlu olduğu sanık ..."nın eşi Eldeniz Alakhverdieva"nın isteği üzerine borcu karşılığında suça konu senedi ciro ederek o tarihte Türkiye"de bulunan sanık ..."ya verdiğini, sanık ..."nın da vekili aracılığıyla katılan ve sanıklar Mustafa ve Ahmet aleyhine icra takibi başlattığını ifade etmeleri, tanık Mehmet Kütükçü"nün İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/88778 soruşturma dosyası kapsamında 28.05.2012 tarihinde kollukta şikâyetçi sıfatıyla alınan beyanında imzalı boş kâğıtlardan bahsetmemesi, senet aslının icra dosyasından sanık ... vekili ... tarafından iade alınması ve teslim edilmemesi nedeniyle senet aslı üzerinde soruşturma ve kovuşturma evrelerinde bilirkişi incelemesi yaptırılamaması, ... hakkında görevini kötüye kullanmak ve resmî belgeyi gizlemek, icra müdürlüğü görevlileri hakkında da görevi kötüye kullanmak eylemleri nedeniyle suç duyurusunda bulunulduğunun anlaşılması hususları nazara alındığında;
Ceza yargılamasının amacının, hiçbir kuşkuya yer bırakmaksızın maddi gerçeğin ortaya çıkarılması olduğundan hareketle, sanıklar hakkındaki yargılamanın temelini katılanın boş olarak imzaladığı kâğıdın sanık ... tarafından ele geçirilip doldurulması suretiyle sonradan oluşturulduğunu iddia ettiği ve sanık ... tarafından icra takibine konu edilen suça konu senedin oluşturması ve söz konusu senedin katılan tarafından boş bir kâğıt iken mi yoksa düzenlendikten sonra mı sanık ... ile birlikte imzalanıp imzalanmadığının ve sanıklar tarafından hukuka aykırı bir şekilde ele geçirilip katılanın imzası dışındaki yazıların ve sanık ..."ya ait imzanın sonradan mı eklenip eklenmediğinin sanıklara atılı suçların sübutuna etkili nitelikte olması birlikte değerlendirildiğinde, öncelikle suça konu senet aslını en son elinde bulundurduğu anlaşılan ..."ın tanık sıfatıyla duruşmaya çağrılıp dinlenilmesi, ... ve icra müdürlüğü görevlileri hakkında suç duyurularının akıbetlerinin araştırılarak kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi hâlinde soruşturma dosyasının, kamu davası açılması hâlinde ise yargılama dosyasının getirtilerek incelendikten sonra bir örneğinin dosya arasına alınması, ... Motorlu Araçlar şirketince bankadan alınan kredilerin teminatı olarak sanık ..."e ait gayrimenkul üzerinde 09.01.2009 tarihinde banka lehine tesis edilen ipotek işleminin akıbetinin araştırılması, katılan vekilinin şikâyet dilekçesine eklediği örnek banka talimat yazılarının asıllarının temin edilmesi, tanıklar Ayetullah ve Mehmet"in duruşmaya çağrılarak katılanın şirket işlerinde kullanılması amacıyla daha sonra doldurulmak üzere kendilerine imzalı boş kâğıtlar bırakıp bırakmadığının sorulması, suça konu senedin temin edilmesi hâlinde senedin katılan tarafından boş bir kâğıt iken mi yoksa düzenlendikten sonra mı sanık ... ile birlikte imzalanıp imzalanmadığı veya katılanın imzası dışındaki yazıların ve sanık ..."ya ait imzanın sonradan mı eklenip eklenmediğinin, senetteki imzanın katılanın eli ürünü olup olmadığının ve ayrıca daha önce bankaya teslim edilen diğer talimat yazıları ile benzer şekilde düzenlenmiş olup olmadığının tespiti bakımından bilirkişi raporu alınması ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerekirken, eksik araştırmayla sanıklar hakkında mahkûmiyet hükümleri kurulması usul ve kanuna aykırıdır.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçe ile kabulüne, Özel Dairenin onama kararının kaldırılmasına, Yerel Mahkeme hükmünün eksik araştırma ile hüküm kurulması isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan dokuz Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanıklara atılı suçun sabit olup olmadığının belirlenmesi bakımından eksik araştırmaya dayalı olarak karar verilmediği görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.
Ulaşılan bu sonuç karşısında, sanıklara atılı nitelikli dolandırıcılık suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkin uyuşmazlık konusu değerlendirilmemiştir.
Diğer taraftan, açığa imzanın kötüye kullanılması suçundan TCK"nın 209/1. maddesi uyarınca açılan kamu davasında sanıklar hakkında verilen ceza tayinine yer olmadığı kararının Yargıtay (Kapatılan) 23. Ceza Dairesince bu suç yönünden de beraat kararı verilmesi gerektiğinden bahisle bozulduğu, Yerel Mahkemece açığa imzanın kötüye kullanılması suçundan verilen direnme hükmünün de sanıklar müdafileri tarafından temyiz edildiği, ancak dosyayı inceleyen Yargıtay 15. Ceza Dairesince sadece sanıklar hakkındaki nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçundan verilen direnme hükmünün onanmasına karar verildiği anlaşılmakla, açığa imzanın kötüye kullanılması suçundan verilen direnme kararının Özel Dairece incelenmesi gerektiği anlaşılmıştır.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının DEĞİŞİK GEREKÇE İLE KABULÜNE,
2- Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 11.04.2017 tarihli ve 14220-9061 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,
3- İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.09.2016 tarihli ve 190-217 sayılı sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin, eksik araştırma ile karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
4- Dosyanın, sanıklar hakkında açığa imzanın kötüye kullanılması suçundan verilen ceza tayinine yer olmadığı kararına yönelik temyiz istemlerinin incelenmesi için Yargıtay 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, Yargıtay 15. Ceza Dairesince gerekli incelemenin yapılmasının ardından sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik bozma nedeni doğrultusunda işlem yapılması için mahalline GÖNDERİLMESİNE, 27.04.2021 tarihinde yapılan birinci müzakerede ön soruna ilişkin uyuşmazlık konusu bakımından yasal çoğunluk sağlanamadığından 27.05.2021 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.
Bu alandan sadece bu kararla ilintili POST üretebilirsiniz. Bu karardan bağımsız tamamen kendinize özel POST üretmek için TIKLAYINIZ
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.