Abaküs Yazılım
23. Ceza Dairesi
Esas No: 2016/6857
Karar No: 2016/4676
Karar Tarihi: 14.04.2016

Yargıtay 23. Ceza Dairesi 2016/6857 Esas 2016/4676 Karar Sayılı İlamı

23. Ceza Dairesi         2016/6857 E.  ,  2016/4676 K.

    "İçtihat Metni"

    Konut dokunulmazlığını ihlal etme ve mala zarar verme suçlarından suça sürüklenen çocuk ..."nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 116/1, 119/1 -c, 151/1,43 (iki kez), 31/2 (iki kez) ve 62. (iki kez) maddeleri gereğince 2 ay 2 gün ve 6 ay 7 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair... Asliye Ceza Mahkemesinin 01/12/2011 tarihli ve 2010/164 esas, 2011/203 sayılı kararının itiraz edilmeden kesinleşmesini müteakip suça sürüklenen çocuğun deneme süresi içerisinde yeni bir suç işlemesi nedeniyle yapılan ihbar üzerine, hükümlerin açıklanmasına, 5237 sayılı Kanun"un 116/1, 119/1-c, 151/1,43 (iki kez), 31/2 (iki kez) ve 62. (iki kez) maddeleri gereğince 2 ay 2 gün ve 6 ay 7 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına ilişkin... Asliye Ceza Mahkemesinin 25/12/2014 tarihli ve 2014/38 esas, 2014/354 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 21.01.2016 gün ve 1803/6384 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04/03/2016 gün ve 2016/39112 sayılı yazısıyla dairemize gönderilmekle okundu.
    Kanun yararına bozma isteminde;
    Dosya kapsamına göre, kayden 27/07/1995 doğumlu olup suç tarihi olan 06/12/2009 tarihinde 18 yaşını ikmal etmeyen ve adli sicil kaydına göre daha önce hapis cezasına mahkum edilmeyen suça sürüklenen çocuk hakkında konut dokunulmazlığını ihlal etme ve mala zarar verme suçlarından hükmolunan 2 ay 2 gün ve 6 ay 7 gün kısa süreli hapis cezalarının, 5237 sayılı Kanun"un 50/3. maddesinde yer alan "Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla......fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir." hüküm gereğince öncelikle 5237 sayılı Kanun"un 50/1. maddesinde yer alan seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK"nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
    GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
    Dosya kapsamına göre; suça sürüklenen çocuk ... hakkında... Cumhuriyet Başsavcılığının 05/07/2010 tarih ve 2010/127 sayılı iddianamesi ile nitelikli hırsızlık, mala zarar verme ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından
    dolayı 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b, 116/4, 151/1, 31/2. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açıldığı,... Asliye Ceza Mahkemesince 2010/164 Esas sayılı dosya üzerinden yapılan yargılama sırasında baroya yazılan müzekkere ile suça sürüklenen çocuğu savunmak üzere bir avukatın görevlendirilmesinin temin edildiği, suça sürüklenen çocuğun savunmasının da 5271 sayılı CMK’nın 150/2. maddesi uyarınca Baroca tayin edilen bu müdafiin katıldığı duruşmada tespit edildiği, yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin 01/12/2011 tarih ve 2010/164 Esas, 2011/203 Karar sayılı ilamı ile suça sürüklenen çocuğun mala zarar verme suçundan dolayı 5237 sayılı TCK’nın 151/1, 43/1, 31/2, 62. maddeleri uyarınca 2 ay 2 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, konut dokunulmazlığını ihlali suçundan dolayı 5237 sayılı TCK’nın 116/1, 119/1-c, 43, 31/2, 62. maddeleri uyarınca 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, nitelikli hırsızlık suçundan dolayı da 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b, 43, 31/2, 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, suça sürüklenen çocuk hakkında atılı suçlardan kurulan mahkumiyet hükümlerinin açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın 09/01/2012 tarihinde kesinleştiği, bilahare suça sürüklenen çocuğun denetim süresi içerisinde işlediği başkaca kasıtlı suçlardan dolayı mahkum edilmesi üzerine mahkemece dosyanın yeniden ele alındığı, duruşma açılmak suretiyle yapılan yargılama sırasında suça sürüklenen çocuğun savunmasının ve ek savunmasının suça sürüklenen çocuğun ikamet etmekte olduğu yer Mahkemesine talimat yazılmak suretiyle alındığı, suça sürüklenen çocuğun 09/06/2014 tarihli savunmasına talimat Mahkemesince tayin olunan bir müdafiin iştirak ettiği, bu avukatın, talimatla ifadesi alındığı sırada suça sürüklenen çocuğun yanında bulunmakla sınırlı bir görevi ifa ettiği, suça sürüklenen çocuğun yine talimat mahkemesince alınan 24/11/2014 tarihli ek savunmasında ise avukat talebinin olmadığını, savunmasını kendisinin yapacağını beyan ettiği ve savunmasını müdafii olmadan yaptığı, buna karşın yargılamanın yapıldığı... Asliye Ceza Mahkemesindeki duruşmalara Çanakkale Barosu’nca atanan ve Mahkemenin hükmün açıklamasının geri bırakılması ile sonuçlanan 2010/164 Esas sayılı dosyasında da suça sürüklenen çocuğun müdafiliğini yapmış olan avukatın iştirak ettiği, ancak gerek suça sürüklenen çocuğun savunmalarından gerekse de tüm dosya kapsamından anlaşıldığı üzere suça sürüklenen çocuğun bu şekilde tayin olunan zorunlu müdafiinin duruşmalara iştirak ederek kendisini temsil ettiğinden haberdar olmadığı, buna karşın söz konusu avukatın 04/09/2014 tarihli oturum ile hükmün tefhim edildiği 25/12/2014 tarihli oturuma katılarak suça sürüklenen çocuğu temsil ettiği, bahsedilen avukatın yüzüne karşı verilen bu hükmün ayrıca suça sürüklenen çocuğa tebliğ edilmediği, suça sürüklenen çocuğu temsil eden avukatın da bu kararı temyiz etmediği, bunun üzerine Mahkemece kararın kesinleştirilerek infaza gönderildiği tespit edilmiştir.
    Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21/12/2010 tarih ve 2010/11-246 Esas, 2010/266 Karar sayılı ilamı ile yine Yargıtay Ceza Genel Kurulu"nun, 17/11/2009 gün ve 212 Esas, 269 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; mevzuatımızda zorunlu müdafilik sistemini öngören yasanın amacı, kendisini savunmak için yeterli maddi olanağı bulunmayanların bu hakkı kullanamamalarından kaynaklanabilecek olası hak kayıplarının önlenmesi, dolayısıyla da savunma hakkının etkin kullanılabilmesinin sağlanması suretiyle adil yargılanmanın gerçekleştirilmesidir. Bunun doğal sonucu olarak, maddi olanakları elverişli olan sanık nasıl ki vekâletname vermek suretiyle dilediği avukatı serbestçe tayin edebiliyorsa, parası olmayan sanığın da aynı şekilde müdafiliğini üstlenecek avukatı serbestçe belirleyebilmesi, en azından kendisine tayin edilen avukatı beğenmediğinde değiştirme hakkının bulunması, daha da ötesi, görülmekte olan davada kendisine müdafii olarak bir avukat atanacağının sanığa bildirilmesi gereklidir. Kendisine zorunlu bir müdafii görevlendirileceğinin sanığa bildirilmediği ve sanığın bu konudaki iradesine değer verilmediği ya da başka bir ifadeyle sanığın bu konudaki iradesinin dosya kapsamından anlaşılamadığı durumlarda, hükmün müdafii yanında sanığın kendisine de tebliğinin adil yargılanma hakkının bir gereği olduğu kabul edilmelidir.
    Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
    Mahkemenin istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen zorunlu müdafiinin yüzüne karşı yapılmış olan tefhim, kendisine zorunlu müdafii atandığından haberdar edilmeyen suça sürüklenen çocuk açısından hukuksal sonuç ifade etmediği gibi, temyiz süresini de başlatmayacağından; öncelikle gerekçeli kararın, hakkında verilen karardan habersiz olan hükümlüye tebliğ edilmesi gerekmektedir.
    Buna göre; 5271 sayılı CMK’nın 309. Maddesinin (1.) fıkrası uyarınca ancak kesinleşen karar ya da hükümler hakkında kanun yararına bozma yasa yoluna başvurulabilecek olması, somut olayda kanun yararına bozma talebine konu Mahkeme kararının henüz kesinleşmemiş olması karşısında yerinde görülmeyen... Asliye Ceza Mahkemesinin 25/12/2014 gün ve 2014/38 Esas, 2014/354 Karar sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin bu aşamada REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"na TEVDİİNE, 14/04/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.












    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi