Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2019/405
Karar No: 2021/219

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2019/405 Esas 2021/219 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2019/405 E.  ,  2021/219 K.

    "İçtihat Metni"


    Kararı Veren
    Yargıtay Dairesi : 14. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Ceza Dairesi

    Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanık ...’ın TCK’nın 103/2, 103/4, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 24 yıl hapis cezası; sanık ...’nın TCK’nın 103/2, 103/4, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 20 yıl hapis cezası; sanık ...’ın TCK’nın 103/2, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 13 yıl 4 ay hapis cezası ile; cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve mahsuba ilişkin ... Ağır Ceza Mahkemesince verilen 12.01.2017 tarihli ve 411-6 sayılı hükümlerin sanıklar müdafileri tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen ... Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesince 03.05.2017 tarih ve 1319-1093 sayı ile istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiş, bu kararın da sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 14. Ceza Dairesince 03.04.2018 tarih ve 8372-2413 sayı ile;
    ""...Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
    Ancak;
    Mağdurenin kovuşturma evresinde alınan beyanında diğer sanık ..."le sahile gitmelerinin ardından ..."in bir bayan ve bir erkek arkadaşı ile kendi yaşlarında olan bir şahsın yanlarına geldiğini, normal şekilde muhabbet edildiğini, jandarma ekibinin bulunduğu bölgeye gelmesinden sonra kendisinden uzak olmasından dolayı onlardan yardım istemediği gibi başından geçenleri ..."in arkadaşlarına da anlatmadığını, tekne ile denize açılıp yarım saatlik bir tur yaptıktan sonra geri geldiklerini, ayrıca kendisine sanık ... tarafından tecavüz edildikten sonra kanamasının başladığını, kendisine hastahanede iğne yapıldığını belirtmesine rağmen, herhangi bir yardım talebinde bulunmaması, Dalaman Devlet Hastanesinde düzenlenen 19.09.2015 tarihli raporda mağdurede herhangi bir darp cebir izine rastlanılmaması ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanıkların mağdureye yönelik eylemlerini zorla yaptıkları hususunda cezalandırılmalarına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı halde sanıklar ... ile ... haklarında kurulan mahkûmiyet hükümlerinde 5237 sayılı TCK"nın 103/4. maddesinin uygulanması suretiyle cezaların fazla tayini ve sanık ... yönünden yapılan değerlendirmede ise suç tarihi itibariyle eyleminin reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu gözetilerek bu suçtan mahkûmiyeti yerine, suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi," isabetsizliğinden oy çokluğuyla bozulmasına karar verilmiş,
    Daire Üyesi ...; "Dosya içeriğine göre; sanık ..."in evinden ayrılan mağdureyi 15.09.2015 tarihinde araç ile getirdiği sahil bölgesinde araç arka koltuğunda, onun kıyafetlerini yırtarak cebir vasıtasıyla organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel istismar suçunu işlediği, sanık ..."in de 15.09.2015 tarihinde akşam vakti diğer sanık ..."in mağduru aracı ile sanık ..."in evine götürdüğü, burada mağdure banyo yaptıktan sonra sanık ..."in yatak odasında mağdureye cebir ve tehdit kullanarak organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel istismar suçunu işlediği, ayrıca sanık ... yönünden ise, inceleme dışı sanık ..."in mağdureyi aracı ile ormanlık alana götürdüğü ve bulundukları yere sanık ..."ı çağırdığı, inceleme dışı sanık ..."in mağdurenin sanık ... ile ilişkiye girmediği takdirde evine bırakamayacağı yönünde zorlamalarda bulunduğu, sanık ..."ın buraya gelmesiyle araç içerisinde korkudan titreyen ve ağlayan mağdureyle birlikte olduğu, mağdurenin rızasının bulunmadığının açıkça anlaşılır olduğu gözetilerek sanık ..."ın araç arka koltuğunda mağdureye karşı nitelikli cinsel istismar suçunu işlediği," görüşüyle,
    Daire Üyesi ... ise; "Dosya içeriğine göre sanıklar ... ve ..."in mağdure on beş yaşını bitirmeden önce, sanık ..."ın ise on beş yaşını ikmal ettikten sonra tehdit ve zor kullanarak nitelikli cinsel istismarda bulundukları iddia ve kabul edilerek sanıklar ... ve ..."in TCK"nın 103/2, 103/4 ve 62, sanık ..."ın ise aynı Kanun"un 103/2 ve 62. maddeleri uyarınca cezalandırılmalarına karar verildiği anlaşılmaktadır.
    Yerel Mahkemenin anılan kararına yönelik sanıklar müdafiileri ve katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiş, buna karşı sanıklar müdafiileri temyiz kanun yoluna başvurmuş, bunun üzerine Dairemizce özetle "Mağdurenin olayların seyri sırasında imkânı olduğu hâlde yardım talebinde bulunmaması, hakkında düzenlenen raporda darp cebir izine rastlanmaması ve tüm dosya içeriğine göre sanıkların eylemlerini zorla yaptıklarını kabule yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı hâlde sanıklar ... ve ..."in cezalarının TCK"nın 103/4. maddesiyle artırılması, sanık ..."ın eyleminin ise reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu gözetilmeden, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkûmiyet kararı verilmesinin kanuna aykırı olduğu," gerekçesiyle hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir. Yerel ve Bölge Adliye Mahkemesinin maddi tespiti (her üç sanık tarafından zor kullanılarak çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun işlendiği kabul edilmiş iken), Yargıtay tarafından (sanıklar ... ve ..."in rızaya dayalı çocuğun nitelikli cinsel istismarı, ..."ın ise reşit olmayan mağdureyle rızasıyla cinsel ilişki suçlarının işlendiği sonucuna varılarak) değiştirilmiştir.
    Yerel Mahkemenin kabul ve uygulamasının dosyadaki kanıtlara uygun olması ve ayrıca Yargıtayın inceleme yetkisinin hukuki denetimle sınırlı bulunması, bozma kararında bu yetkinin aşılarak maddi vakaların ve mahkemenin takdir yetkisinin denetlenmesi nedeniyle, anılan bozma kararının hukuka aykırı olduğu kanaatine vardığımızdan sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir. Şöyle ki;
    Yerel Mahkemenin kabul ve uygulamasının dosyadaki kanıtlara uygun olup olmadığı konusunun incelenmesinde;
    Mağdure aşamalarda uyumlu anlatımlarında sanıkların eylemlerini tehdit ve zora dayandığını yer, zaman bildirerek ayrıntılı ve tutarlı olarak anlatmıştır. Sanıkların yaşı, konumları, geçmiş ilişkiler ve olay yerlerinin özellikleri ile mağdurenin yaşı dikkate alındığından raporunda darp cebir izinin olmaması rızayı göstermez. Yine annesinin anlatımına göre eve geldiğinde ağladığı, korkudan titrediği ve "Kurtar beni." dediği anlaşılmaktadır. Tüm bunlardan sanıkların eylemlerini tehdit ve zor kullanarak gerçekleştirdikleri anlaşılmaktadır. Yerel Mahkeme ayrıca savunmayı reddetme ve mağdurenin anlatımlarını doğru görme nedenlerini de kanıtlarla ilişkilendirerek kararda göstermiştir.
    Yargıtayın temyiz incelemesinde sadece hukuka aykırılıkları incelemeye yetkili olmasına rağmen, bozma kararında bu yetkinin aşılarak maddi vakaların incelenip incelenmediği konusuna gelince;
    5271 sayılı CMK"nın temyiz nedenini düzenleyen 288. maddesi "(1) Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. (2) Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır. " hükmünü içermektedir. Temyiz başvurusunun içeriğini gösteren aynı Kanun"un 294/2. maddesi ise "Temyiz sebebi, ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir." biçiminde düzenlenmiştir. Anılan düzenlemelere göre temyiz incelemesi ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bu incelemeyi yapacak olan Yargıtay sadece hukuka aykırılıkları incelemekle yetkili olup dosyadaki maddi olguları inceleyemez ve maddi vakaların denetimini yapamaz. Sadece hükmün bir kanun ihlal edilerek kurulup kurulmadığına bakılır. Diğer anlatımla temyizde, uyuşmazlığın sadece hukuki yönünü, yani ilk derece veya bölge adliye mahkemesi tarafından tespit edilen maddi olayın hukuk normları karşısındaki durumu ele alınarak, hukuk normlarının maddi olaya doğru bir şekilde uygulanıp uygulanmadığı, norm ihlali olup olmadığı denetlenmektedir. Bu yapılırken alt mahkemelerin tespit ettiği maddi olay inceleme dışı kalacak, yerel ve istinaf mahkemesi tarafından saptanan olgular ve hükme esas alınan deliller üzerine kurulan hükümde, hukukun doğru ve eksiksiz uygulanıp uygulanmadığı araştırılacaktır. Temyizin amacı bölge adliye mahkemelerinin kararlarındaki hukuka aykırılıkları gidererek ülkede uygulama birliğinin sağlanması ve hukukun geliştirilmesidir.
    Temyizde maddi tespitler tamamen inceleme dışı mı kalacaktır? Bu sorun öğreti ve uygulamada büyük tartışma yaratmakta ve farklı görüşler ortaya konmaktadır. Ancak bazı noktalarda maddi meselenin temyizde incelenebileceği kabul edilmektedir. Çünkü doğru belirlenmemiş ve özelikle hukuka aykırı yöntemle yapılmış maddi tespitler, maddi ceza hukuku normunun uygulanmasını doğrudan etkileyecek, hukukun doğru uygulanması olanağını ortadan kaldıracaktır. Temyizde incelenecek maddi tespit konuları kanaatimizce ve kısaca şöyledir;
    1-Maddi tespitler, uygulanması gereken bir kanun hükmü uygulanmaksızın veya hatalı uygulanarak, diğer ifadeyle yargılama hukukuna ilişkin normlar ihlal edilerek yapılmışsa, bu husus temyiz kanun yolunda her zaman denetlenebilir. Örneğin işkence ile sanık tarafından suçun ikrarı sağlanmışsa, usulsüz arama veya dinleme yapılarak bir kanıt ya da suç eşyası bulunmuşsa, tanıklıktan çekinme hakkı bulunan birinin bu hakkı hatırlatılmadan alınan beyanı hükme dayanak yapılmışsa, kanun hükümlerinin ihlal edildiği açık olduğundan, bunlar temyizde her zaman incelenecektir. Bu örnekler yargılamayı kusurlu kılacağından bozma kararı verilip yeniden yargılama yapması için dosya yerel mahkemeye gönderilecektir.
    2- Maddi tespitlerin eksik yapılmış olması veya hükmün esasına etkili bir kanıtın sonradan ortaya çıkması durumu yine temyiz incelemesinde denetlenebilmektedir. Soruşturma ve kovuşturma makamları suçun oluşumuna, niteliğini ve failini belirlemeye etkisi olan tüm kanıtları titizlikle ve eksiksiz toplamakla görevlidir. Buna uyulmaması usul kurallarının ihlalidir ve temyizin inceleme kapsamına girer. Örneğin dosyanın incelenmesinde bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği hâlde yaptırılmamış, olayı aydınlatacak başka deliller bulunmasına rağmen toplanmamış veya tarafların (katılan, sanık, C. Savcısı vs) delil ikamesi istemleri hukuka aykırı biçimde reddedilmiş veya bu istem cevapsız bırakılmış ise, yargılama makamlarının maddi gerçeği tam ve doğru araştırma yükümlülüğü (CMK"nın 160. maddesinde düzenlenen) ihlal edildiğinden temyizde incelenebilecektir. Ayrıca hüküm sonrası esasa etkili yeni kanıt ortaya çıktığında, örneğin öldüğü kabul edilen kişinin yaşadığının anlaşılması, sanığın suç işlendiği sırada olay yeri dışında olduğunu gösteren kamera kayıtlarının bulunması gibi durumlarda, Yargıtay yeni ortaya çıkan kanıtın duruşmada incelenip tartışılmasından sonra tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek yeniden hüküm kurulması için hükmü bozarak dosyayı yerel mahkemeye göndermesi gerekecektir.
    3- CMK"nın 217/1.maddesinde düzenlenen hakimin vicdani kanaatiyle delilleri serbestçe takdir etme yetkisi açıkça, keyfi ve mantık kurallarına aykırı şekilde kullanıldığında; Hakim vicdani kanaatini oluştururken tamamen serbesttir. Ancak bu serbestlik keyfilik değildir, mantık ve izan kuralları ile bağlıdır. Hakim vicdani kanaatini akla ve mantık kurallarına uygun oluşturacaktır. Örneğin uyuşturucu madde ele geçirilmediği veya buna ilişkin maddi kanıt olmadığı hâlde bir kişinin bu maddeyi bulundurduğu ya da sattığı sonucuna varılması, suçlanan bir kişinin kendisini savunacağı varsayımından hareketle susma hakkının ikrar olarak değerlendirilmesi, suçun işlenmesinde şüphe saptandığına kararda yer verildiği hâlde mahkûmiyet verilmesi, mantık kurallarını, susma hakkını ve şüphede sanık yararlanır ilkesini ihlal edeceğinden temyizde denetlenebilecektir.
    4- Hakim, şahsi veya gizli tutulan bilgiler ya da duruşmada ortaya konmayan ve tartışılmayan kanıtları hükme dayanak yapmış ise; CMK"nın delilleri takdir yetkisi başlıklı 217. maddesinin birinci cümlesi "Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir." hükmünü içermektedir. Bu hüküm nedeniyle hakim huzuruna getirilip tartışılmayan kanıtlara ya da kişisel veya gizli bilgilere dayanarak maddi tespitlerde bulunamaz. Bu yöntemle yapılan maddi tespitler hukuka aykırı olacağından temyiz denetimine tabi olacaktır.
    5- Yargılamada ikame edilen ve olayla ilgili olduğu anlaşılan kanıtlar inceleme ve değerlendirme dışı bırakılarak, kabul edilmeme veya üstün tutulmama nedenleri açıklanmadan hüküm kurulması; dosyada suça etki eden ve kabule dayanak yapılan kanıtlar ile farklılık arz eden kanıtların inceleme dışı bırakılması, çelişkisiz gerekçeli hüküm hakkını ihlal edeceğinden temyiz incelemesinde dikkate alınacaktır.
    Yukarıda sayılan hususlar maddi tespitlerin Yargıtay tarafından denetlenebilen alanlarıdır. Bu arada Yargıtayın denetleyemeyeceği alanlarında açıklanıp somutlaştırılması gerekmektedir. Yargılama kuralları ile usul yasasında öngörülen kanun yollarının ana hedefi daha doğruyu, gerçeği ve buna uyan hukuk normlarını belirlemektir. Bu bağlamda temyiz incelemesinde ulaşılmak istenen amaç, yargılama konusu olayda mümkün olan en adil kararı vermek ise, dikkate alınacak husus, Yargıtay tarafından verilecek olan kararın, alt mahkemelerde verilmiş olan kararlardan daha iyi ve daha değerli bir karar olmasıdır.
    Maddi vakaların belirlenmesi esasen fiilin öğrenilmesi faaliyetidir, fiilin öğrenilmesi ise delillerin ortaya konulup tartışılmasıyla olur. Bu görev esas hâkimi denilen ilk derece hâkimine ve hükmün istinaf edilmesi durumunda istinaf hâkimine ait bir yetkidir. Temyiz mahkemesi ise yargılamanın en önemli aşaması olan duruşmayı ve dolayısıyla öğrenme yargılamasını yapmamaktadır. Bu nedenle kural olarak temyiz hâkimi, maddi tespitlerle ilgili ilk derece hâkiminin ulaştığı vicdani kanaati kaldırıp bundan farklı şekilde kendi kanaatini ikame edemez. Çünkü bu tespitler yüz yüze yapılan duruşmada ortaya konulmuş olan delillerden elde edilen kanaatle oluşmuştur. Hâkimin yüz yüze yapılan sözlü duruşmada, huzurunda kanıtların tartışılması ve beş duyusu ile elde edebildiği bilginin, bunları belirleme ve algılama olanağından yoksun temyiz hâkimince denetlenmesi hukuktan önce mantık kurallarına aykırıdır ve akli değildir. Gerçeği bulmaya katkı sağlamaz. Delillerle doğrudan temas eden, kanıtlarla diyalektik ilişki kuran hâkimin maddi olay bakımından vardığı sonucun, doğrudanlık ve sözlülük ilkelerine aykırı biçimde temyiz hâkimince denetlenmesi bizi yanlış sonuçlara götürür. İlk derece mahkemesi tarafından doğrudan elde edilen ve yaşanmış bir duruşmadan çıkan vicdani kanaatin yerine, temyiz mahkemesi bundan yoksun hâlde oluşturduğu kendi görüşünü koyarsa, ilk derecenin daha iyi yaptığı işlemin yerine, kendi kötü işlemini koymuş olur. Gerçeği bulma konusunda yerel mahkeme daha iyi araçlara sahiptir. Huzurunda tartışılan kanıtlar nedeniyle olayı kısmen gören ve yaşayan yerel mahkeme, sadece dosyayı ve ölü duruşma tutanaklarını gören temyiz mahkemesinden daha doğru sonuca ulaşır. Açıklanan sebeple Yargıtay ilk derece mahkemesinin yaptığı tespitlerden sadece doğrudan ve sözlü bir duruşma yapmaksızın denetlenebilen tespitleri denetleyebilir. Yargıtayın maddi tespitle ilgili her sorunu çözmeye yeltenmesi gerçeği bulmaya yardımcı olamaz, tarafların etkin katılmadıkları soyutlandıkları bir karar ortaya çıkar. Bu nedenle maddi tespitlerin Yargıtay tarafından denetlenmesine mantıklı bir sınırlama getirilmesi zorunludur. Yasa koyucu da yukarıda belirtilen düzenlemelerle bu yolu benimsemiştir. Yargıtay hukuk sorunu ile olay sorununu ayırmalı, duruşma yapamadığı için de yerel mahkemenin yerine geçerek olay sorununu tüm yönleri ile incelememeli, eylemin varlığı yokluğu, kanıtların yeterliliği, delilerin yanlılığı veya yansızlığı gibi konulara bakmamalı, varlığı kabul edilen olayı doğru nitelemeye odaklanmalı, yerel mahkemenin hukuksal değerlendirmesinin yerinde olup olmadığını incelemelidir. Esasen duruşma yapmayan mahkeme veya hâkimin olayı doğru değerlendirmeye ve çözmeye ne olanağı, ne de yetkisi vardır. Duruşmaya katılmayan hâkimin olaya ilişkin sorunları çözmesi eşyanın doğasına aykırıdır. Temyiz mahkemesinin maddi meseleyi çözmeye kalkışması doğrudanlık, yüzyüzelik, açıklık ve sözlülük ilkelerine göre yapılan duruşmayı gereksizleştirir, hâkimin duruşmada sunulan kanıtlara göre vicdani kanaatini oluşturması ilkesi yerine, buna yabancı hâkimin kanaati konur. Bu da adli yanılgıları artırır.
    Açıklanan bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
    Bozma kararına ve hükmün içeriğine göre, somut olayda maddi tespitler, uygulanması gereken bir kanun hükmü uygulanmaksızın veya hatalı uygulanarak, diğer ifadeyle yargılama hukukuna ilişkin normlar ihlal edilerek veya eksik yapılmış değildir. Yine CMK"nın 217/1.maddesinde düzenlenen hâkimin vicdani kanaatiyle delilleri serbestçe takdir etme yetkisini açıkça, keyfi ve mantık kurallarına aykırı şekilde kullandığı konusunda bir bulgu yoktur. Yine hâkim şahsi veya gizli tutulan bilgileri ya da duruşmada ortaya konmayan ve tartışılmayan kanıtları hükme dayanak yapılmamış, sonradan önemli bir kanıt ortaya çıkmamıştır. Ayrıca yargılamada ikame edilen ve olayla ilgili olduğu anlaşılan kanıtlar inceleme ve değerlendirme dışı bırakılarak, kabul edilmeme veya üstün tutulmama nedenleri açıklanmadan hüküm kurulması da söz konusu değildir. Esasen bu nedenlere dayalı bir bozma kararı verilmiş değildir. Yerel Mahkemece maddi meselenin temyizde incelenmesini gerektiren ve yukarıda sayılan hususlardan hiçbiri somut olayda gerçekleşmemiştir.
    Yerel Mahkeme mağdurenin anlatımına ve bunu doğrulayan tanık beyanlarına itibar ederek eylemin zora dayandığını kabul ederek uygulama yapmıştır. Kısaca Yerel Mahkeme mağdureye inanmış, Yargıtay ise inanmamıştır. Bunlardan hangisi doğru ve bunu belirleme yetkisi hangi mahkemeye aittir? Yukarıda açıklandığı üzere mağdurun, tanığın veya sanıkların beyanlarının doğru olup olmadığını saptama işi, bunları sözlü duruşmada doğrudan dinleyen, duruşmada bununla ilgili tartışmayı beş duyusu ile izleyen Yerel Mahkemeye aittir. Anılan kişileri dinlemeyen, sözlü duruşmada bu kanıtlarla temas etmeyen Yargıtayın inandırıcılık noktasında inceleme yapmasına yasal, bilimsel ve mantıksal olanak yoktur. Usul yasamızdaki doğrudanlık ve sözlülük ilkeleri bunun için kabul edilmiştir. Aksinin kabulü, yargılama yasasının anılan temel ilkelerini gereksizleştirir ve yok sayılmasına neden olur, adli yanılgıları artırır, kanıtlarla yüzleşen yerel mahkemenin sübut noktasında daha fazla araç ve imkâna sahip olmasına ve buna bağlı olarak doğruyu bulma şansının daha yüksek olmasına rağmen, bundan mahrum temyiz mahkemesinin soyut kanaatin üstün tutulması sonucunu doğurur. Öğretide hemfikir olunan husus sadece doğrudan duruşma yapan hâkimin elde edilebilecek bilgiyle varılacak kanaatin, temyiz hakimince denetlenmeyeceğidir.
    Netice olarak; 1- Sanıkların atılı nitelikli cinsel istismar suçunu tehdit ve zorla işledikleri iftira atması için neden bulunmayan mağdurenin tutarlı anlatımları, onu doğrulayan tanık anlatımları ve dosya içeriği ile sabit olduğundan, bozma kararı dosyadaki kanıtlara uygun değildir.
    2- Öte yandan nedenleri yukarıda açıklandığı üzere, mağdure ve sanıkların beyanlarından hangisinin samimi olduğunu değerlendirme ve belirleme yetkisi, sözlü duruşma yapan ve kanıtlarla doğrudan temas eden yerel ve istinaf mahkemelerinin olanak ve yetkilerinde olan bir husustur. Yargıtayın bu konuda değerlendirme yaparak bozma kararı vermesi açık yetki gasbıdır ve yasal değildir, CMK"nın 288. maddesine açıkça aykırdır. Adli yanılgılara neden olur.
    Yukarıda açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkemenin sübut ve uygulamasının yasal ve dosyadaki kanıtlara uygun olduğu, bozma kararındaki nedenlerin temyiz mahkemesinin inceleme görevi dışında kaldığı, bozmanın yetki aşımı niteliği taşıdığı," düşüncesiyle,
    Karşı oy kullanmışlardır.
    ... Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesince 05.07.2018 tarih ve 1579-1371 sayı ile;
    "Sanıklar ..., ... ve ... savunmalarında mağdureyle cinsel ilişkiye girmediklerini, üzerlerine atılı suçlamayı kabul etmediklerini belirtip, ..., inceleme dışı sanık ... ..."ün para karşılığı bir kızla ilişkiye girmesini teklif ettiğini ancak kabul etmediğini, ... ... ..."ün telefonu üzerine ters akan köprüsü civarına gidip marketten bira ve orkid aldıklarını, sonra kendi evine gittiklerinde kızın duş aldığını, yemek yediklerini, daha sonra ... ile mağdureyi Güllük caddesine bıraktığını,..."nin 17.09.2015 tarihinde aradığını, gitmediğini, 17.09.2016 tarihinde aracının lastiğinin patladığını söyleyip pide yaptırıp yanlarına gittiğini, ..."in bayanla cinsel ilişkiye girmesini teklif etmediğini, ... hazırlıktaki ifadesinde 18.09.2015 tarihinde ..."in kendisinden malzeme istediğini 07 xxx 0x plakalı kırmızı aracıyla ..."in Gölköy"deki evine götürdüğünü, ..."in yalnız olduğunu, mağdureyi tanımadığını ve ilişkiye girmediğini belirtmesine rağmen yargılama aşamasında ..."in yanına gittiğinde bayanı da araca alıp ..."ye getirdiğini, ..."in köyünde orman muhafaza memuru olarak görev yaptığından tanıdığını, ... Petrol"e vardıklarında arabada bir koku olup mağdurenin kanaması olduğunu söylediğini, petrolden ıslak mendil aldığını, daha sonra yine yola devam ettiklerini, ..."ye vardıklarında bayanın tarif ettiği mahallenin girişinde indirdiğini, hazırlıktaki ifadesinin eşi ile arasının tekrar bozulmasın diye detaylı olmadığını belirtip mağdurenin ise gerek emniyet, gerek savcılık, gerekse mahkeme ifadelerinde tutarlı bir şekilde her bir sanığın kendisine karşı gerçekleştirdiği cinsel istismar eylemini ayrıntılı olarak anlattığı, yer gösterme tutanaklarıyla olayların meydana geldiği yerler gösterilip bunların mağdurenin beyanlarıyla uyumlu olduğu tespit edildiği, sanıkların telefonlarının incelenmesinde mağdurenin beyanlarında belirttiği tarihlerde kendi aralarında yapmış olduğu görüşmelerin bulunduğu göz önünde bulundurularak sanıkların savunmalarına itibar edilmeyip gerek ilk derece mahkemesi, gerek istinaf mahkemesi, gerekse Yargıtay tarafından mağdure beyanlarına itibar edilerek sanıkların cinsel istismar suçlarını işledikleri sabit görülmüş, ilk derece mahkemesi ve dairemizce sanıkların eylemlerini cebir ve tehditle gerçekleştiği kabul edilmesine rağmen Yargıtay 14. Ceza Dairesince sanıkların eylemlerinin cebir ve tehditle gerçekleştiği ispatlanamadığından ... ve ... yönünden TCK"nın 103/4 maddesinin uygulanmaması gerektiği, ... yönünden ise eylemin reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu, mağdurenin sahilde karşılaştığı kişilere ve kanaması nedeniyle hastaneye gittiğinde yetkililere tecavüze uğradığını belirtmemesi, yine mağdurede 19.09.2015 tarihli raporda darp cebir izine rastlanmadığından eylemin cebir ve tehditle işlendiğinin sabit olmadığı belirtilmişse de, mağdure öncelikle suç tarihinde henüz 14-15 yaşında bir kız çocuğu olup olay tarihinden önce evden kaçmış, gideceği yeri olmayan küçük bir kız çocuğu olup birlikte kaçtığı inceleme dışı sanık ... ... kaçtıklarının ertesi günü mağdurenin telefonunun sim kartını kırıp ..."ya teslim etmiş, ... tarafından bir araçla alınıp sahil kenarına götürülüp burada kimsenin olmadığı tenha bir yerde üstündeki tişörtü ve altındaki taytı yırtıp zorla araç içerisinde tecavüz ettiği, kendisinin alt kısmı çıplak hâldeyken aldığı ormanlık alana bıraktığı, ... ..."ün babası olan ... ..."ün buraya gelerek mağdureyi aldığı, mağdurenin tecavüze uğradığını söylediğinde, "Ne bekliyordun?" diye cevap verdiği, daha sonra ... ..."le beraber ..."ın evine gidildiğinde mağdurenin burada duş aldığı, sonra sanık ..."ın kendisini yatağa itip bağırmaya başlamasına rağmen üstündekileri çıkarıp tecavüz etmesi, ..."in bu olaydan sonra "Sürekli böyle olacak." diye cevap vermesi, keza teknede mağdurenin başından geçenleri oradakilere anlatmak istediğinde ... ..."ün mağdurenin yanına gelip konuşmasını engellediği, hastaneye de bu sanıkla beraber gidildiği, yanında sanığın bulunduğu sırada bunu anlatamamasının olayın akışına uygun olduğu, daha sonraki aşamada ..."ın ..."in çağırması üzerine yanlarına gelip ..."le birşeyler konuşup daha sonra ..."in mağdureye "Bu gelen şahısla birlikte olmazsan seni ailene götürmeyeceğim." diye tehdit etmesi üzerine mağdurenin ..."le ilişkiye girmeyi kabul edip, ..."in arabadan inip ..."la arabada yalnız kaldıklarında burada ilişkiye girdiği, bu şartlar altında evden kaçan ve gidecek yeri olmayan, 45-50 yaşlarında kendisinden yaşça çok büyük kişilerin cinsel istismarına maruz kalan 14-15 yaşlarındaki bir kız çocuğunun bunu çevresine kolaylıkla anlatabilmesinin mümkün olmadığı, bunu anlatmamasının cinsel istismara maruz kalmadığının delili olmayacağı gibi bu cinsel saldırı eylemlerinin cebir ve tehditle işlenmediğinin de delili olamayacağı, çelişkili beyanlarda bulunan sanıkların beyanlarına itibar edilmezken, mağdurenin cinsel istismara uğradığı yönündeki beyanlarına itibar edilip bunun ise cebir ve tehditle gerçekleştiği yönündeki beyanlarına itibar etmemek ise kabul edilen bir delilin kısmen kabul edilip kısmen ise kabul edilmemesi, bu delilin tamamen reddini de gerektirebileceği, aksini düşünmek mağdurenin cinsel istismara uğradığı yönündeki tüm beyanlarını kabul etmeyip böyle bir olayın hiç olmadığını kabul etmeye götüreceği, mağdurenin sanıklarla önceye dayalı herhangi bir husumeti, iftira atması için sebebinin bulunmadığı gibi cinsel saldırı eylemlerinin cebir ve tehditle işlendiği yönünde sanıkların daha fazla ceza almasını gerektirecek tarzda ifade vermesi için de herhangi bir husumet ve düşmanlık söz konusu değildir. Mağdurenin beyanları bölünmeksizin bir bütün olarak değerlendirilmeli ve neticeten her üç sanığında eylemini cebir ve tehditle gerçekleştirdiği kabul edilmelidir. Sanık ..."ın bizzat kendisi tarafından mağdureye yönelmiş bir tehdidi söz konusu değil ise de inceleme dışı sanık ... ... mağdureye "Bu gelen şahıslı birlikte olmazsan seni ailene götürmeyeceğim." dediği, mağdurenin ... ... tarafından gerçekleştirilen bu tehdidin sonucu sanık ... ile cinsel ilişkiye girmek zorunda kaldığını, cinsel ilişki olayından önce sanık ... ile ... ..."ün aralarında konuştukları, henüz 15 yaşında olan mağdurenin hiç tanımadığı 45-50 yaşlarındaki şahısla araç içerisinde cinsel ilişkiye girmesinin rızaen olmayacağını herkesin bildiği gibi sanığında bilmesi gerektiği, keza mağdurenin mahkeme ifadesinde ..."ın arabanın arka kısmında kendisine tecavüz ettiğini açıkca belirttiği, cinsel istismar suçunda tehdidin bizzat istismarı yapan kişi tarafından yapılmasa bile üçüncü şahısların yaptığı ve bunu bilen sanığın da bizzat tehdit eden kişi gibi değerlendirilerek eylemini cebir ve tehditle işlediğinin kabul edilmesi gerektiği, bu yönden sanığın eyleminin reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu değil, rızası dışında TCK"nın 103/2 maddesinde belirtilen rızası dışında cinsel istismar suçunu oluşturduğunu, sanık ... hakkında mağdurenin bu sanık yönünden eylemin gerçekleştiğinde 15 yaşını tamamlamış olması nedeniyle hakkında TCK"nın 103/4 maddesinin uygulama koşullarının oluşmadığı, ancak diğer sanıklar ... ve ... yönünden TCK"nın 103/4 maddesinin uygulanması gerektiği, bu yönden ilk derece mahkemesince verilen kararda herhangi bir usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gibi dairemizce verilen istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararda da herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından kararda direnilmesi gerektiği," gerekçesiyle bozmaya direnerek önceki hüküm gibi istinaf istemlerinin esastan reddine karar vermiştir.
    Direnme kararına konu bu hükmün de katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili, sanıklar müdafileri ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30.10.2018 tarihli ve 79894 sayılı "bozma" istekli tebliğnamesiyle dosya, kararına direnilen Daireye gönderilmiş, inceleme yapan Yargıtay 14. Ceza Dairesince 04.07.2019 tarih, 9475-10576 sayı ve oy çokluğu ile, direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

    ... MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Sanıklar ..., ... ve ... ile inceleme dışı sanıklar ... ... ve ... ... hakkında Yerel Mahkemece kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik istinaf istemlerinin ... Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesince süre yönünden reddine karar verilmesi suretiyle kesinleşmiş, inceleme dışı sanık ... ... hakkında ise çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik istinaf isteminin kabulüyle hükümlerin bozulmasına karar verilmiş olup direnmenin kapsamına göre inceleme sanıklar ..., ... ve ... hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri ile sınırlı olarak yapılmıştır.
    Özel Daire çoğunluğu ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıklar ... ve ...’ın katılan mağdureye yönelik eylemlerini cebir veya tehditle işleyip işlemedikleri, bu bağlamda haklarında TCK’nın 103/4. maddesinin uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığı, sanık ...’ın katılan mağdureye yönelik eyleminde ise cebir, tehdit veya hile olup olmadığı, bu bağlamda eyleminin reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturup oluşturmadığının belirlenmesine ilişkindir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    Katılan mağdure ..."in 16.09.2000 tarihinde doğduğu (Kararın devam eden kısımlarında katılan mağdure ..."den "mağdure" olarak söz edilecektir.),
    16.09.2015 tarihinde ... Polis Merkezi Amirliğince düzenlenen kayıt formuna göre; mağdurenin 14.09.2015 tarihinden itibaren kayıp olduğu,
    19.09.2015 tarihinde kolluk görevlisi tarafından düzenlenen tutanağa göre; mağdurenin tecavüze uğradığı anda giydiği bir adet sutyen, bir adet şort, bir adet atlet, bir adet tişört ve bir adet külotun mağdurenin annesi katılan ... tarafından teslim edilmesi üzerine muhafaza altına alındığı,
    19.09.2015 tarihinde saat 17.00’de kolluk görevlilerince düzenlenen araştırma, görgü ve tespit tutanağına göre; olayların gerçekleştiği yerlerin gösterilmesi için mağdure refakate alınarak olay yerlerine gidildiği, 18.09.2015 tarihinde 2 şahsın dahil olduğu Gürköy-Karaağaç yolu üzerindeki ormanlık alanın mağdure tarafından gösterildiği, olay yerinde herhangi bir güvenlik kamerasının bulunmadığının tespit edildiği, 16.09.2015 tarihinde akşam saatlerinde gerçekleştiği iddia edilen cinsel istismar eyleminin meydana geldiği adresin "... Mahallesi, ... Sokak, No:6/1" olduğu, söz konusu yerde iki katlı binanın bulunduğu, eylemin ikinci katta gerçekleştiğinin iddia edildiği, olay yerinde herhangi bir güvenlik kamerasının bulunmadığı, 15.09.2015 tarihinde eylemin işlendiği iddia edilen diğer yerin ... Mahallesi, Dalgakıran mevkisinin deniz kenarında bulunan ağaçlık alan olduğu, söz konusu yerde suçla ilgili herhangi bir iz ve emarenin olmadığı, olay yerini gören herhangi bir güvenlik kamera sisteminin bulunmadığı,
    19.09.2015 tarihinde saat 18.30’da kolluk görevlilerince düzenlenen araştırma ve yakalama tutanağına göre; mağdurenin verdiği ifadede inceleme dışı sanık ...’in "Usta" şeklinde hitap ettiği, 40-45 yaşlarında, gri renkli bir araca sahip olan, sanayide çalıştığını ve kendisine tecavüz ettiğini belirttiği kişinin eşkâline uygun olan kişinin ..., sanayide çalışan ... isimli kişinin ..., 07 plakalı kırmızı renkli aracı kullanan kişinin ise ... olduğunun belirlendiği ve sanıkların yakalandıkları,
    19.09.2015 tarihinde kolluk görevlilerince düzenlenen tutanağa göre; usulüne uygun olarak yapılan teşhis işlemlerinde mağdurenin sanık ...’ı, inceleme dışı sanık ...’in "Usta" şeklinde hitap ettiği ve kendisine tecavüz eden kişi olarak teşhis ettiği,
    19.09.2015 tarihinde kolluk görevlilerince düzenlenen tutanağa göre; usulüne uygun olarak yapılan teşhislerde mağdurenin kendisini deniz kenarında bir yere aracıyla götürüp üzerindeki elbiseleri yırtarak kendisine tecavüz eden kişi olarak ...’yı, 07 plakalı araçla gelerek kendisine inceleme dışı sanık ...’in aracında tecavüz eden kişi olarak ise ...’ı teşhis ettiği,
    19.09.2015 tarihinde saat 03.59’da Dalaman Devlet Hastanesinde düzenlenen rapora göre; mağdurenin, 3-4 gün önce evden ayrıldığını, ikinci gün ikinci bir kişinin cinsel istismarı olduğunu, birkaç kişinin daha bunu yaptığını ifade ettiği, yapılan muayenesinde; vücudunda herhangi bir darp ve cebir izine rastlanılmadığı, hymenin saat 6 yönünde deflore olarak izlendiği ancak taze yırtık görülmediği, doğumsal olarak da duhule müsait olduğu, mevcut olan vajinal kanamasının âdet lehine yorumlandığı,
    22.10.2015 tarihli ... Adli Tıp Şube Müdürlüğünün raporuna göre; mağdurenin jinekolojik pozisyonda yapılan muayenesinde; hymen annuler yapıda, kızlık zarında saat kadranına göre 6 hizasında kaideye varan nedbe özelliği gösteren eski yırtık bulunduğu, bakire olmadığı, vücudunda herhangi bir darp veya cebir izine veya cinsel istismara delalet edebilecek travmatik bulgulara rastlanmadığı,
    Sanık ...’nın 5x2 5x1 xx 35 numaralı cep telefonunu kullandığı, inceleme dışı sanık ... ...’ün kullandığını beyan ettiği 5x4 4x8 xx 65 numaralı cep telefonundan ...’in kullandığı numaranın 15.09.2015 tarihinde saat 09.21, 10.43, 11.05 (Aynı baz istasyonundan sinyal verdiler.), 11.32 ve 14.03’te arandığı, sırasıyla 59, 26, 23, 54 ve 18 saniye süren görüşme kayıtlarının bulunduğu, ...’in ...’i aynı gün saat 11.21, 13.53 (... Sarıgerme’de bulunan baz istasyonundan sinyal verdi.), 14.05 ve 14.29’da telefonla aradığı, sırasıyla 34, 27, 92 ve 36 saniye süren görüşme kayıtlarının bulunduğu, ...’in ...’e saat 14.18’de mesaj gönderdiği, 16.09.2015 tarihinde saat 09.17, 10.16 (Aynı baz istasyonundan sinyal verdiler.), 16.08 (...’in telefonu Sarıgerme’de bulunan baz istasyonundan sinyal verdi.), 18.23 (...’in telefonu Sarıgerme’de bulunan baz istasyonundan sinyal verdi.) ve 20.09’da ...’in ...’i aradığı, sırasıyla 2, 72, 46, 85 ve 19 saniye süren görüşme gerçekleştirdikleri, 17.09.2015 tarihinde ...’in ...’i saat 08.43, 10.30, 10.44’te (... ve ...’in telefonları Sarıgerme’de bulunan baz istasyonundan sinyal verdiler.) ve 10.46’da (... ve ...’in telefonları Sarıgerme’de bulunan baz istasyonundan sinyal verdiler.) telefonla aradığı, sırasıyla 49, 34, 16 ve 18 saniye süren görüşme kayıtlarının bulunduğu, 10.45’te (... ve ...’in telefonları Sarıgerme’de bulunan baz istasyonundan sinyal verdiler.) bir mesaj gönderdiği, ...’in ise ...’i saat 09.40’da aradığı, 17 saniye süren görüşme kaydının mevcut olduğu,
    Sanık ...’ın 5x2 8x6 xx 88 numaralı cep telefonunu kullandığı, ...’in inceleme dışı sanık ...’in kullandığını beyan ettiği 5x3 3x7 xx 65 numaralı telefondan 14.09.2015 tarihinde saat 17.14’te arandığı, 70 saniye süren telefon görüşmesi yaptıkları, 17.09.2015 tarihinde saat 11.51 ve 16.37’de arandığı, 97 ve 40 saniye süren görüşme kayıtlarının olduğu, 18.09.2015 tarihinde saat 12.12’de ...’in ...’i telefonla aradığı, 32 saniye süren görüşme kaydının bulunduğu, saat 13.43, 14.08, 14.56, 15.19, 15.29 ve 19.18’de ...’in ...’i aradığı, 12, 8, 23, 48 ve 113 saniye süren görüşme kayıtlarının olduğu, ...’in ...’i saat 15.31 ve 15.33’te aradığı, sırasıyla 28 ve 10 saniye süren görüşme kayıtlarının bulunduğu, 19.09.2015 tarihinde saat 10.52’de ...’in ...’i telefonla aradığı, 28 saniye süren bir görüşme yaptıkları, ...’in ...’i saat 11.44, 13.22 ve 13.27’de aradığı, sırasıyla 29, 19 ve 52 saniye süren görüşmeler yaptıkları, 20.09.2015 tarihinde ise aralarında 9 telefon görüşmesinin daha mevcut olduğu,
    Sanık ...’ın 5x2 8x6 xx 88 numaralı cep telefonunu kullandığı, ...’in inceleme dışı sanık ...’in kullandığını beyan ettiği 5x4 4x8 xx 65 numaralı telefonu 14.09.2015 tarihinde saat 19.59’da aradığı, 82 saniye süren görüşme kaydının bulunduğu, saat 20.44’te arandığı, 27 saniye süren görüşme kaydının bulunduğu, 15.09.2015 tarihinde saat 12.27 (Aynı baz istasyonundan sinyal verdiler.), 12.53 (Aynı baz istasyonundan sinyal verdiler.), 14.34, 14.52 ve 19.30’da ...’i telefonla aradığı, sırasıyla 102, 157, 40, 8 ve 50 saniye süren görüşmeler yaptıkları, ...’in ...’i aynı numaradan aynı tarihte saat 13.46, 14.44, 14.50, 18.42 ( Aynı baz istasyonundan sinyal verdiler.), 18.50, 18.56 (Aynı baz istasyonundan sinyal verdiler.), 19.09 (Aynı baz istasyonundan sinyal verdiler.), 19.19 (Aynı baz istasyonundan sinyal verdiler.) ve 19.30’da aradığı, sırasıyla 129, 24, 9, 37, 19, 41, 10, 57 ve 50 saniye süren görüşmeler yaptıkları, 16.09.2015 tarihinde ...’in ...’i saat 09.21’de ve 20.16’da telefonla aradığı, sırasıyla 31 ve 99 saniye süren görüşmeler yaptıkları,
    Sanık ...’ın 5x7 3x1 xx 99 numaralı cep telefonunu kullandığı, ...’ın inceleme dışı sanık ...’in kullandığını beyan ettiği 5x4 4x8 xx 65 numaralı telefon numarasından 18.09.2015 tarihinde saat 08.52 ve 09.59’da arandığı, sırasıyla 65 ve 26 saniye süren görüşmeler yaptıkları, saat 09.02, 09.06, 09.23, 10.13 (Aynı baz istasyonundan sinyal verdiler.) ve 10.21’de ...’i telefonla aradığı sırasıyla 25, 49, 12, 9 ve 15 saniye süren görüşmelerinin bulunduğu, inceleme dışı sanık ...’in kullandığını beyan ettiği 5x3 3x7 xx 65 hatla aynı gün 16.25-16.53 saatleri arasında 4 telefon görüşmesi bulunduğu,
    İnceleme dışı sanık ... ...’ün kullandığını beyan ettiği, 5x4 4x8 xx 65 numaralı telefonun 16.09.2015 tarihinde saat 13.02’den 16.02’ye kadar Sarıgerme’de bulunan baz istasyonundan sinyal verdiği, saat 16.33-17.21 arasında farklı baz istasyonlarından sinyal verdiği, aynı tarihte saat 17.26’dan 17.09.2015 tarihinde saat 10.46’ya kadar toplamda 89 arama-görüşme kayıtlarında Sarıgerme’de bulunan baz istasyonundan sinyal verdiği, saat 11.04’ten 12.33’e kadar "Gokdag Tepesi Tv Verici İstasyonu" baz istasyonundan sinyal aldığı, ...’in kullandığını beyan ettiği 5x3 3x7 xx 65 numaralı telefon ile Turgut Kaçgın adına kayıtlı olan 5x3 3x7 xx 68 numaralı telefon arasında 17.09.2015 tarihinde saat 13.13-13.29 arasında toplam 13 mesajlaşma kaydının bulunduğu,
    Mağdure ...’in 5x1 5x4 xx 25 numaralı cep telefonunu kullandığı, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu"ndan alınan kayıtlara göre sorgulamanın başlama tarihinin 13.09.2015, bitiş tarihinin ise 01.11.2015 olduğu, 14.09.2015 tarihinde saat 00.59-22.16 arasında mesaj atma, mesaj alma, arama ve aranma şeklinde yaklaşık 300 telefon kaydının bulunduğu, 15.09.2015 tarihinde saat 02.16-02.18 arasında bir mesaj gönderip bir mesaj aldığı, 02.18’de mesajlaştığı numaradan telefonla arandığı, 75 saniye süren bir görüşme yaptığı, 16.09.2015 tarihinde saat 06.17-12.17 arasında 3 mesaj aldığı, saat 19.01’de telefonla arandığı ve bir saniye süren görüşme yaptığı,
    Mağdure’nin 5x1 5x4 xx 25 numaralı cep telefonunun ... adına kayıtlı olan 5x3 3x7 xx 68 numaralı cep telefonundan 14.09.2015 tarihinde saat 12.33, 14.51, 19.44, 21.36, 21.45, 22.09, 22.11 ve 22.12’de arandığı, sırasıyla 49, 58, 31, 77, 32, 12, 5 ve 9 saniye süren görüşmeler yaptıkları, saat 12.16’da 5x3 3x7 xx 68 numaralı cep telefonundan mağdurenin telefonuna ilk mesajın gönderildiği, aynı gün saat 22.16’ya kadar mağdurenin, 5x3 3x7 xx 68 numaralı cep telefonuna 57 adet mesaj gönderdiği ve aynı numaradan 73 adet mesaj aldığı,
    İnceleme dışı sanık ...’in kullandığını beyan ettiği 5x3 3x7 xx 65 numaralı cep telefon hattının da, mağdurenin mesajlaştığı 5x3 3x7 xx 68 numaralı telefon hattı gibi ... adına kayıtlı olduğu, 5x3 3x7 xx 65 numaralı telefon ve 5x3 3x7 xx 68 numaralı telefon arasında 14.09.2015-20.09.2015 tarihleri arasında çok sayıda arama, aranma ve mesajlaşma kayıtlarının bulunduğu,
    Tanık ...’ın kullandığını beyan ettiği 5x7 7x6 xx 62 numaralı cep telefonunun 18.09.2015 tarihinde saat 11.44’te inceleme dışı sanık ... ...’ün kullandığı 5x3 3x7 xx 65 numaralı telefondan arandığı, 17 saniye süren bir telefon görüşmesinin mevcut olduğu, ...’ın ...’i saat 11.45’te aradığı ve 7 saniye süren bir telefon görüşmesinin yapıldığı, ...’in...’ı saat 11.46 ve 15.12’de aradığı, sırasıyla 319 ve 313 saniye süren telefon görüşmelerinin yapıldığı, 19.09.2015 tarihinde ...’in...’ı beş kez, ...’ın ise ...’i bir kez aradığı ve telefon görüşmesi yaptıkları,
    Dosyada mevcut olan ve mağdurenin kovuşturma aşamasında beyanının alınması sırasında kaydedilen 100-2371 numaralı görüntü CD’sinin 4. dakikasının 20. saniyesinden 5. dakikasının 30. saniyesine kadar olan bölümde; mağdurenin, sanık ..."nın kendisine tecavüz etmesinden sonra kanamasının başladığını, adli rapor alınması için 19.09.2015 tarihinde hastaneye gittiğini, kanamasının devam etmesi nedeniyle orada yapılan iğneden bir gün sonra ise kanamasının durduğunu ifade ettiği,
    Dosyada mevcut olan ve mağdurenin kovuşturma aşamasında beyanının alınması sırasında kaydedilen 100-2369 numaralı görüntü CD’sinin 38. dakikasının 40. saniyesinden 40. dakikasının 30. saniyesine kadar olan bölümde; mağdurenin, bulundukları yere jandarmanın geldiğini gördüğünü, bunun üzerine tekneye binerek açıldıklarını, jandarmanın ne amaçla geldiğini bilmediğini ve jandarmanın kendilerine uzak bir mesafede bulunduğunu, bağırdığı takdirde duyulmasının mümkün olmadığını, sadece jandarma araçlarının siren ışıklarını gördüğünü, kendisini ...’in sürekli susturması nedeniyle ...’in yanında bulunan kişilere ne olduğunu anlatamadığını belirttiği,
    12.01.2017 tarihinde inceleme dışı sanık ... ...’un sanık ...’ya gönderdiği dilekçede; "…... abi. ... ... beni kullandı. Abi. Senin kızından para aldırdı. Korkuttu beni. Abi hakkını helal et. Benim bir suçum, günahım yok. Kendisi ve oğlu kurtulmaya çalışıyor. Benim seninle bir sorunum yok. Beni tehdit etti .... Senin adına ifade verdirtti. Ama ben doğruları söyledim Mahkemede. İnşallah en yakın zamanda çıkarsın. Benim sana diyeceklerim bu kadar. Allah nasip ederse çıktığında paranı vercem. O paraları ... aldı. Beni kullandı abi. Bunu bil. Allah’a emanet ol abi. Hoşça kal. İnşallah en kısa zamanda çıkarsın abi." şeklinde içerik bulunduğu,
    Anlaşılmaktadır.
    Mağdure Kollukta; 14.09.2015 tarihinde saat 23.30 sıralarında ablasıyla tartıştığı için evden çıktığını, markete gittiğini, daha önce Facebook isimli site üzerinden tanıştığı ve bir kere görüştüğü inceleme dışı sanık ...’un, kendisini telefonla aradığını, konuştuklarını, ona ablasıyla tartıştığını söylediğini, ...’un "Gel biraz gezelim. Sinirlerin yatışır." dediğini, kendisinin de kabul ettiğini, ardından ...’un tek başına gelerek kendisini ...-Çamköy’den aldığını, ...’la birlikte Dalaman’a doğru giderken ..."un, cep telefonunu İnlice civarında elinden aldığını, içindeki hattı çıkarıp kırdığını, telefonu ise cebine koyduğunu, Göcek tünelini geçtikten sonra sağdaki yola girdiklerini, ormanlık bir yerde geceyi ...’la geçirdiklerini, ilişkiye girmediklerini, sabah olunca ...’un, kendisini bilmediği bir yolun kenarına bıraktığını, kendisini birisinin alacağını söylediğini, kim olduğunu sorunca "Bilmene gerek yok." dediğini, ardından gri renkli eski bir araçla 50-55 yaşlarında bir kişinin geldiğini, gelen kişinin aracına bindiğini, araçtaki kişinin, kendisine ...’un bir iki saat sonra geleceğini ve korkmaması gerektiğini söylediğini, sahil kenarında durduklarını, biraz oturduktan sonra bu şahsın, elini tutup öpmeye başladığını, ona engel olmayı deneyip arabadan inmeye çalıştığını, şahsın kendi tişörtünü çıkardığını, arabadan inip kapıyı açtığını, elinden tutup zorla kendisini arabadan indirmeye çalıştığını, direnmesi üzerine tişörtünden tutup çektiğini ve tişörtün yırtıldığını, ardından kendisini zorla arka koltuğa ittiğini, üzerindekileri yırtarak orada kendisine tecavüz ettiğini, yaklaşık iki saat bu şahısla kaldığını, ilişkiye girdikten sonra bu şahısla beraber oturduklarını, kendisinin ağladığını, o esnada şahsın telefonla konuştuğunu, şahsın yırtarak çıkardığı tayt ve külotu kendisine geri vermediğini, alt kısmı çıplak bir şekilde kendisini araçla ormanlık bir alana bıraktığını, 5-10 dakika bekledikten sonra ...’un babası olduğunu öğrendiği inceleme dışı sanık ...’in 43 plakalı kırmızı renkli Doğan marka bir araçla bulundukları yere gelip kendisini aldığını, ..."in yanında getirdiği kıyafetleri giydiğini, ...’e diğer şahsın kendisine tecavüz ettiğini söylediğini, ...’in "Daha ne bekliyordun ki?" dediğini, ardından Sarıgerme’ye gittiklerini ve bir tekneye bindiklerini, teknede kendilerinin dışında 3 kişinin daha olduğunu, yanlarında bulunan iki kişinin tekne açılmadan gittiklerini, ..., kendisi ve 35 yaşlarında uzun boylu ve esmer üçüncü bir kişiyle denize açıldıklarını, ...’in bu kişiye "Amcaoğlu, halaoğlu." şeklinde hitap ettiğini, ona "Amcaoğlu. Ben ...’i ...’tan getirdim. 19 yaşında. Eşyalarını çaldırdığı için beni aradı. Kendisine yardımcı oluyorum." dediğini, kendisi konuşacakken ...’in lafını "Bir dakika." diyerek kestiğini, sonra bir süre denize girdiklerini ve kıyıya döndüklerini, kıyıda bulundukları sırada 30-35 yaşlarındaki kişinin kendisine "Seninle birlikte olacağım. Parayı ...’e vereceğim. Sen de parayı ...’den alacaksın." dediğini, kendisinin "Olmaz." diyerek bu talebi reddettiğini, ardından tekrar üçünün tekneye bindiklerini, denize açılıp o geceyi teknede geçirdiklerini, herhangi bir ilişki yaşanmadığını, sabah tekrar kıyıya döndüklerini, ...’in "Usta" şeklinde hitap ettiği 45-50 yaşlarında bir kişinin geldiğini, kendisi, ... ve söz konusu şahsın beyaz renkli bir araçla bir eve gittiklerini, ...’in kendisine duş almasını söylediğini, duştan sonra ...’in "Usta" şeklinde hitap ettiği şahsın kendisini bir odaya çağırıp bir şey göstereceğini söylediğini, odaya girdiğinde şahsın, kendisini yatağa ittiğini, şahsa bağırmaya başladığını, söz konusu kişinin, kıyafetlerini çıkardığını, engel olmaya çalışmasına rağmen şahsın kendisine tecavüz ettiğini, bir kere ilişkiye girdiklerini, sonra odadan çıktıklarını, olanları ...’e anlattığını, ...’in kendisine "Sürekli böyle olacak." dediğini, "Usta." şeklinde hitap edilen kişinin kendisini ve ...’i Sarıgerme’ye bıraktığını, kendisi ve ...’in tekrar kırmızı renkli aracına binip orman yolunda bilmediği bir eve gittiklerini, geceyi orada geçirdiklerini ancak ...’le aralarında bir ilişki yaşanmadığını, sabah uyandıklarında ...’in "Her yerde polisler seni arıyor." dediğini, birlikte bilmediği bir yere gittiklerini, ...’in ormanlık alanda telefonda birileriyle konuştuğunu, beklerken ...’in arabada uyuduğunu, o esnada ...’in elinden telefonunu aldığını, annesini ve ablasını aradığını ancak kimsenin açmadığını, bunun üzerine eniştesi tanık ...’ı aradığını ancak konuşamadan ...’in uyanıp telefonu elinden aldığını, biraz daha aynı yerde bekledikten sonra 55-60 yaşlarında bir şahsın 07 plakalı kırmızı renkli Polo markaya benzer bir araçla geldiğini, ...’in kendisine "Bu gelen şahısla birlikte olmazsan seni ailene götürmem." dediğini, bu nedenle ilişkiye girmeyi kabul ettiğini, ...’in araçtan indiğini, söz konusu şahısla araçta yalnız kaldıklarını ve bir kez ilişkiye girdiklerini, ilişki sonrası şahsın markete gideceğini söyleyip yanlarından ayrıldığını, sonra ...’in gelip "Benimle de ilişkiye gireceksin. Yoksa seni evine bırakmam." dediğini, kabul etmediğini ancak üzerinde bulunan şortu ...’in zorla çıkardığını, onu ittirmeye çalışmasına rağmen ...’in araçtan bir bıçak çıkarıp "Sus. Mecbur yapacaksın." diyerek kendisiyle ilişkiye girdiğini, sonra 07 plakalı aracı kullanan şahsın tekrar geldiğini, ...’i ve kendisini aldığını, kimseye bir şey anlatmaması konusunda tehdit ederek kendisini ...’de evine yakın bir yere bıraktıklarını,
    19.10.2015 tarihinde Savcılıkta; inceleme dışı sanık ... ...’un olay günü yanında olmadığını, kendisiyle aynı yerde olduğu yönünde bir ifadeyi neden verdiğini bilmediğini, ...’un ve olay günü tanıdığı sanık ...’in aracına zorlama olmaksızın bindiğini, ...’in de kendisini inceleme dışı sanık ...’in arabasına bindirdiğini, araçlara bindiği sırada kendisine karşı herhangi bir zorlama veya tehdit olmadığını,
    Mahkemede; ablasıyla tartıştıklarını, inceleme dışı sanık ...’un kendisini ..."den akşamüzeri aldığını, ..."un elinden telefonunu da alarak hattını kırdığını, kendisini ormanlık yere götürdüğünü, ona "Beni geri götür." dediğini ancak ...’un kabul etmediğini, "Yarın işleri bitirince götürürüm." şeklinde cevap verdiğini, korktuğu için kaçmadığını, arabanın arka koltuğunda yattığını, ...’un ise dışarıda uyuduğunu, sabah saat 07.00-07.30 sıralarında uyandıklarını, ...’un kendisini sanık ...’nın yanına bırakıp "Ben karakola gidip ifade vereceğim. Gelene kadar ..."nın yanında dur. Başka bir şey yapma." dediğini, ...’in kendisini arabasına aldığını, bir süre araçla gittiklerini, ardından ...’in yol kenarında yengesine ait olduğunu söylediği börekçinin önünde durarak börek alıp geldiğini, araçla sahile gittiklerini, sahile öğle sıralarında vardıklarını, orada kendisinin araçtan inmek istemediğini, ...’in, kendisini zorladığını, zorla arka koltuğa geçirdiğini, boynundan zorla öpüp tişörtünü yırttığını, taytının düğmesini kopartıp yırttığını, ayağını tutup geri çevirdiğini, alttan iç çamaşırlarını çıkarıp zorlayarak ön bölgeden kendisiyle ilişkiye girdiğini, kanamasının başladığını, aracın bulunduğu yerin sakin bir yer olduğunu, arka koltukta 10-15 dakika boyunca ...’in eyleminin devam ettiğini, daha sonra yırtık kıyafetlerini poşete koyup yanına alan ...’in, kendisine havlu verdiğini, sonra araçla inceleme dışı sanık ...’in yanına gittiklerini, ...’in kendisini orada bırakıp ayrıldığını, ...’in olduğu yerin de ormanlık bir yer olduğunu, ona ...’un nerede olduğunu sorduğunu, ...’in "... gelmeyecek. Ben babası oluyorum. Ben seni ..."un yanına götüreyim." dediğini, ...’in kendisini arabaya aldığını, onun getirdiği kıyafetleri giydiğini, ...’in kendisini ..."a götüreceğini zannettiğini fakat farklı bir yere götürdüğünü, arabadayken ...’un, ..."i birkaç kez aradığını ancak ...’in cevap vermediğini, ...’in başkalarıyla telefonda aracın dışında konuştuğunu, ardından arabayla yola devam ederek kendisini sanık ...’e götürdüğünü, o sırada ..."in kendisine yönelik bir eylemi olmadığını, ...’in arabasıyla yola devam ettiklerini, ... ve ...’in bira ve pet aldıklarını, ...’in babasına ait bir yere gittiklerini, ... ve ...’in orada muhabbet edip alkol aldıklarını, ...’in sürekli kendisine sorular sorduğunu, cevap vereceği esnada ...’in engel olup susturduğunu ve ...’in cevap verdiğini, ...’in kendisine ... ile nereden tanıştıklarını, nereden geldiğini, yaşını ve adını sorduğunu ve bacağını okşayıp elini tuttuğunu, başka bir şey yapmadığını, ...’in de orada kendisine bir şey yapmadığını, sonra ...’in aracıyla ...’in aracının olduğu yere döndüklerini, ... ve ...’in aracın dışında bir şeyler konuştuğunu, ne konuştuklarını duyamadığını, sonra ...’in ayrıldığını, ardından ..."in aracıyla yola devam ettiklerini, Gürköy’de ormanlık bir alana gittiklerini, o sırada henüz havanın kararmadığını, ...’in arabanın bagajındaki yorgan ve yastığı alıp ileride bulunan ağaçların altına serdiğini, kendisini zorla alıp oraya götürdüğünü, üzerini çıkarmaya çalışıp bir kez de ... attığını, sonra kendisine önden tecavüz ettiğini, ardından giyinip ...’in yanına gittiklerini, ..."in evine akşam vakti vardıklarını, mutfakta ... ve ...’in bir şeyler konuştuklarını, ..."in, kendisine banyo yapmasını, evine götüreceğini söylediğini, yemek yedikten sonra ...’in, kendisini alıp odaya götürdüğünü, ... atıp tehdit ettiğini, "Bu evden ölün çıkar. Canlı çıkamazsın. Boşa bağırma." diyerek kendisine tecavüz ettiğini, korkusundan bağıramadığını, banyo yaptığını, ...’in, kendilerini ..."in arabasının yanına bırakıp ayrıldığını, ...’in aracıyla yine ormanlık bir alana gittiklerini, gece vakti yine ...’in arka koltukta kendisine tecavüz ettiğini, geceyi arabada geçirdiklerini, ertesi sabah ... uyurken ..."in telefonunu alıp önce annesini telefonla aradığını, cevap vermemesi üzerine ablasını telefonla aradığını, onun da cevap vermediğini, sonra eniştesini telefonla aradığını, onun cevap verdiğini, ona durumu anlatacakken ...’in uyanıp telefonu elinden aldığını, kendisinin "Enişte." diye bağırdığını, öğle vakti, ...’in ...’ı telefonla aradığını, su, kola ve sigara alıp ormanlık alana getirmesini istediğini, ...’ın istenenleri alıp ..."in yanına geldiğini, o sırada ..."e alt yolun jandarmalar tarafından kesildiğini söylediğini, 10-15 dakika kaldıktan sonra, ...’ın ayrıldığını, ayrılmadan önce ...’in ...’tan alt yolun açık olup olmadığını kendisine söylemesini istediğini, ayrıldıktan 8 dakika sonra ...’ın ..."i telefonla arayıp yolun açık olduğunu söylediğini, ... yanlarından ayrılınca Sarıgerme’ye geçtiklerini, sahile vardıklarını, ..."in arkadaşlarının geldiğini, oraya bir kadın bir erkek arkadaşları ile bir de 15 yaşlarında bir erkeğin geldiğini, normal bir şekilde muhabbet ettiklerini, jandarmanın da o bölgeye geldiğini ancak kendilerinden uzakta olduğunu, bağırdığı takdirde duymayacaklarını düşünerek jandarmaya seslenmediğini, başından geçenleri ...’in kendisini susturması nedeniyle ..."in arkadaşlarına anlatmadığını, daha sonra ..."in arkadaşlarına ait tekneyle denize açıldıklarını, yarım saatlik bir tekne turu yaptıktan sonra döndüklerini, teknede kendisine bir şey yapmadıklarını, sonra ..."in arkadaşlarının bulundukları yerden ayrıldıklarını, ardından ...’in başka arkadaşlarının da oraya geldiğini, gelenlerin normal bir şekilde muhabbet ettiklerini, gece olunca ..."in başka bir arkadaşına ait tekneyle yeniden denize açıldıklarını, bir müddet sonra tekneyle bir yerde durakladıklarını ve geceyi orada geçirdiklerini, ... ve arkadaşının kendisine yönelik bir eylemi olmadığını, o gece doğum günü olan 16 Eylül günü olduğunu, gece yatmadan önce ağlarken teknede bulunan ..."in arkadaşının, neden ağladığını sorduğunu, anlatacakken ...’in gelip kendisini susturduğunu, "Gece oldu. Yat." dediğini, sabah olduğunda tekne ile Sarıgerme’ye döndüklerini, ...’in ...’i çağırdığını, ...’in aracıyla yola devam ettiklerini, yol boyunca ...’in ...’la mesajlaştığını, arabanın yerini öğrenerek ...’ten, kendilerini arabanın olduğu yere bırakmasını istediğini, ...’in kendilerini ..."in arabasının olduğu yere bıraktığını, daha sonra ...’in ayrıldığını, ...’in aracıyla yine ormanlık bir alana gittiklerini, ...’in ...’ı ...’ye gideceklerini söyleyerek çağırdığını, ...’ın geldiğini, araca binerek başka bir yere geçtiklerini, orada ...’in, kendisini araçtan indirdiğini, ...’ın araçta kaldığını, ...’in "Bana bak. Arabadaki adam seni ..."ye götürecek olan adamdır. Bu adamla cinsel ilişkiye girmezsen seni evine bırakmam." dediğini, ...’ın aracın arka koltuğunda kendisine tecavüz ettiğini, sonra kendisini ...’ye götürdüklerini, sanık ...’ın ayağa kaldırılarak sorulması üzerine; evinde kendisine tecavüz eden, kendisine yaşını, nereden geldiğini soran kişinin ... olduğunu, inceleme dışı sanık ... ...’ün ayağa kaldırılarak sorulması üzerine; inceleme dışı sanık ...’un babası olan, kendisine tecavüz eden ve sürekli kendisini oradan oraya gezdiren kişinin ... olduğunu, sanık ...’ın ayağa kaldırılarak sorulması üzerine; ormanlık alanda arabanın arkasında ... arabanın dışında beklerken kendisine tecavüz eden ve kendisini ..."deki evine götüren kişinin ... olduğunu, sanık ...’nın ayağa kaldırılarak sorulması üzerine; ..."un tanıştırdığı ve kendisine ilk tecavüz eden kişinin ... olduğunu, inceleme dışı sanık ... ...’un ayağa kaldırılarak sorulması üzerine; geçen seneki erkek arkadaşı olduğunu, ailesinin de bu durumu bildiğini, ...’nın kendisine yönelik hiçbir cinsel eyleminin olmadığını, ..."un kendisini tek başına almaya geldiğini, yanında ...’nın bulunmadığını, sorulması üzerine; 50-55 yaşlarında diye söz ettiği kişinin ... olduğunu, "Usta" diye hitap edilen şahsın ... olduğunu, sanık ... müdafisinin talebiyle sorulması üzerine; ... tecavüz ettikten sonra kendisinin kanamasının başladığını, hastanede yapılan iğneden sonra ertesi gün akşam saatlerinde kanamasının durduğunu, sanık ... müdafisinin talebiyle sorulması üzerine; kendisine ilk tecavüz eden kişinin ... olduğunu, daha sonra ...’i Sarıgerme"de kendilerini almaya geldiği sırada da gördüğünü,
    Dördüncü celsede Mahkemede; inceleme dışı sanık ...’nın hırsızlık olayına karıştığını duyması nedeniyle olay tarihinden 1-1,5 ay önce onunla görüşmeyi bıraktığını, sorulması üzerine; inceleme dışı sanık ...’le birisi gündüz diğeri gece olmak üzere iki kez ilişkiye girdiğini, 15 Eylül 2015 tarihinde sabah saat 07.00-08.00 sıralarında ...’un kendisini ...’e teslim ettiğini, ...’in kendisine "Bağırma." dedikten sonra sahil kenarında ilişkiye girdiğini, sonra ormanlık bir yerde bulunan ...’in yanına götürdüğünü, ...’in kendisini ...’in babasının evine akşamüzeri götürdüğünü, mağdureye bir çok kez iddia ettiği olayların zaman sıralaması ve doğum tarihine göre iddia ettiği olayların sıralamasının sorulması üzerine; mağdureden açık cevap alınamadığı, bu nedenle Kolluk beyanı ile Mahkemede alınan beyanını içeren tutanaklar kendisine verilerek okumasının istenildiği, müteakiben sorulması üzerine; ..."le ilişkiye girdikten sonra ...’in, kendisini ormanlık alanda teslim aldığını ve ...’in yanına götürdüğünü, ... ve ...’in alkol aldıklarını, sonra ...’in ayrıldığını, ...’in kendisini arabayla ormanlık alana götürdüğünü, fiziki güç kullandığını, "Rahat dur." dediğini ancak vurmadan zorla gündüz vakti ilişkiye girdiğini, sonra ...’in kendisini ...’in evine götürdüğünü, bu olayların 15.09.2015 tarihinde yaşandığını, saat 20.00-21.00 sıralarında ...’in evine vardıklarını, yaklaşık yarım saat sonra ...’in kendisiyle kolunu sıkıp zorla ilişkiye girdiğini, doğum gününü bildiğini, bu olayların doğum gününden önce olduğunu, ardından oradan ayrıldıklarını, ...’in kendisini Gürköy’de ormanlık bir alana götürdüğünü, gece yarısından sonra aracın arka koltuğunda kendisiyle zorla kolunu ve bacağını sıkarak ve fakat tehdit etmeden ilişkiye girdiğini, 16.09.2015 tarihinde sabah vaktinde ..."in telefonundan önce annesini, sonra ablasını aradığını, ardından eniştesini aradığını, eniştesi telefona cevap verince bağırdığını ancak ...’in telefonu elinden aldığını, mağdureye tanık ..."ın 19.09.2015 tarihli beyanının okunup sorulması üzerine; tarihleri kesin olarak hatırlamadığını önceki ifadesinde belirttiğini, mağdureden tekrar sorulması üzerine; bir geceyi teknede geçirdikten sonra ...’in gelerek kendilerini aldığını, teknede kaldığı gece kendisiyle konuşan kişiye "Bugün benim doğum günümdü." dediğini, bu sözü akşam vakti 16.09.2015 tarihinde söylediğini, 16 Eylül"ü 17 Eylül"e bağlayan gece teknede kaldıklarını, ...’in 17 Eylül’de kendilerini almak için Sarıgerme sahiline geldiğini, ...’in kendisine "... ile de ilişkiye girersen seni evine götüreceğim." dediğini, ...’ın ilişkiye girerken kendisine vurmadığını, tehdit etmediğini, fazla zorlamadığını, eniştesi tanık ..."ı teknede geceledikten sonraki bir zamanda aradığını, mağdureye Kolluk beyanının okunup sorulması üzerine; 15.09.2015 tarihinde ...’in kendisiyle zorla ilişkiye girdiğini, tekneyle denize açılıp geceyi denizde geçirdikleri günün ...’le ilişkiye girdiği gün olmadığını, ... ile de ... ve ...’le ilişkiye girdiği gün cinsel ilişkiye girdiğini, ...’in evinden ayrıldıktan sonraki gece veya bir sonraki gece ... ile ikinci kez ilişkiye girdiğini, 16.09.2015 tarihinden itibaren ..."in yanında olduğunu, akşamüzeri teknenin yanına gittiklerini, sonra geceyi denizde geçirdiklerini, sabah olduğunda 17.09.2015 tarihi olduğunu, ... ile ikinci ilişkinin 15 Eylül"ü 16 Eylül"e bağlayan gece mi yoksa 17 Eylül"ü 18 Eylül"e bağlayan gece mi olduğunu kesin olarak hatırlamadığını, 18 Eylül sabahı ...’in "ormancı" diye birini telefonla arayarak ondan su, kola ve sigara gibi şeyler istediğini, ormancının yanlarından ayrıldıktan sonra ...’i telefonla aradığını ve yolun açılıp açılmadığını söylediğini, bulundukları yerin biraz ilerisinden kendilerini aldığını, ...’in, ormancıyla ilişkiye girdiği takdirde kendisini ailesinin yanına götüreceğini söylemesi üzerine ormancıyla arabada ilişkiye girdiğini, sanık ... müdafisinin talebiyle sorulması üzerine; ...’in kendisine "Bu adam ile ilişkiye girersen seni ailene bırakacağım." dediği sırada ...’ın yanlarında olmadığını, ..."in kendisini zorla getirdiği hususunu ..."ın anlamasının gerektiğini, elinin, ayağının titrediğini, korktuğunu, sürekli ağladığını, buna rağmen ...’ın kendisiyle ilişkiye girdiğini,
    On beşinci celsede Mahkemede; inceleme dışı sanık ...’in kendisiyle aynı gün içinde iki kez zorla ormanda ilişkiye girdiğini,
    Katılan ... 16.09.2015 tarihinde Kollukta; mağdurenin annesi olduğunu, mağdurenin 2000 tarihinde doğduğunu, 14.09.2015 tarihinde saat 14.00 sıralarında mağdureyi okula kaydettirmek için mağdureyle beraber turizm okuluna gittiklerini, mağdurenin okula gitmek istememesi nedeniyle tartıştıklarını, ardından eve döndüklerini, aynı gün saat 19.00 sıralarında kendisinin, işe gittiğini, mağdurenin ise evde kaldığını, saat 21.30 sıralarında mağdurenin bir arkadaşının yanına gidip gelmek için evden ayrıldığını öğrendiğini, mağdurenin o tarihten sonra eve gelmediğini, telefonla aradığını fakat ona ulaşamadığını, evden çıkarken mağdurenin sadece cep telefonunu yanına aldığını, nüfus cüzdanının yanında olmadığını, mağdurenin evden çıkarken ne giydiğini ve erkek arkadaşı olup olmadığını bilmediğini, mağdurenin hayatından endişe ettiğini,
    19.09.2015 tarihinde saat 12.11’de Kollukta; mağdurenin 14.09.2015 tarihinde saat 23.00 sıralarında ablasıyla tartışıp evden ayrıldığını öğrendiğini, telefonla sürekli aramalarına rağmen ona ulaşamadıklarını, 16.09.2015 tarihinde kayıp müracaatında bulunduklarını, 18.09.2015 tarihinde saat 18.30 sıralarında mağdurenin eve geldiğini, hemen sarılıp "Anne beni kurtar. Beni sakla." dediğini, ona ne olduğunu sorduğunda 14.09.2015 tarihinde ayrıntılı bir şekilde neler yaşadığını anlattığını, arkadaşı inceleme dışı sanık ...’la Dalaman’a gittiğini, Dalaman’da kendisine ... ... ve ismini bilmediği diğer 3 kişinin tecavüz ettiğini söylediğini, polis merkezine gidip şikâyetçi olduğunu, olay Dalaman’da gerçekleştiği için oraya yönlendirildiğini, şikâyetçi olduğunu,
    Mahkemede önceki beyanlarından farklı olarak; mağdurenin evden ayrıldığı sırada işte olduğunu, ilk aradığında ona ulaştığını ve eve dönmesini istediğini, mağdurenin kabul ettiğini, tekrar aradığında ise ona ulaşamadığını, sorulması üzerine; mağdurenin kendisine ..."den Dalaman"a ... ile birlikte gittiğini söylediğini, ona ulaşamayınca emniyete müracaat ettiğini,
    Tanık ... Kollukta; mağdurenin eniştesi olduğunu, 14.09.2015 tarihinde evde oldukları esnada eşiyle mağdurenin tartıştığını, mağdurenin markete gideceğini söyleyerek evden çıktığını, o gün eve dönmediğini, telefonla ona ulaşamadığını, 16.09.2015 tarihinde kayınvalidesi olan katılan ...’yle birlikte kayıp müracaatında bulunduklarını, 18.09.2015 tarihinde 5x3 3x7 xx 65 numaralı telefondan arandığını, telefonu açtığını ancak karşıdan ses gelmediğini, telefonun kapandığını, ardından bu numarayı birkaç kez aradığını ancak telefona cevap verilmediğini, aynı gün saat 15.00 sıralarında aynı numaranın kendisini tekrar aradığını, telefonda konuşan kişinin ...’nın Serik ilçesinden yanlışlıkla aradığını söylediğini, o esnada telefonda mağdurenin sesine benzer bir ses duyduğunu, bu yüzden telefondaki şahsa baldızı olan mağdurenin kayıp olduğunu, polise müracaat ettiklerini, mağdureyi polisin aradığını söyleyip telefonu kapattığını, saat 18.30 sıralarında kayınvalidesinin evine gittiğinde mağdureyi evde gördüğünü, mağdurenin başından geçenleri kendisine anlattığını, ardından polis merkezine giderek şikâyette bulunduklarını,
    Mahkemede önceki beyanından farklı olarak; mağdure, annesi ve mağdurenin ablası olan ...’le birlikte kaldıklarını, işe gittiğini, ertesi gün geldiğinde mağdurenin evde olmadığını gördüğünü, kaybolduktan üç gün sonra karakola durumu bildirdiklerini, 3 gün sonra inceleme dışı sanık ...’in kendisini telefonla aradığını, mağdurenin ...’in telefonunu alıp kendisini aradığını düşündüğünü, mağdurenin "Enişte." dediğini, sonra ses duymadığını, mağdurenin evden giderken kendisine ve annesi katılan ...’ye inceleme dışı sanıklar ..., ... ve ...’le gittiğini söylediğini, sanık ... müdafisinin talebiyle sorulması üzerine; çalıştığı yerin gürültülü olduğunu, arayan sesin "Enişte." dediğini hatırladığını, kendisinin eşi ...’den geçen ay boşandığını, mağdurenin akşamları arkadaşlarıyla çıktığını, annesinin gazinoda çalıştığını, bazı kişilerin kendisini telefonla arayıp "Anlaşalım." dediklerini ancak kendisinin kabul etmediğini, "Kız benim değil. Karışmam." diyerek cevap verdiğini,
    İnceleme dışı sanık ... 02.10.2015 tarihinde Savcılıkta; hakkında yakalama kararı çıkarıldığını öğrenince saklandığını, saklanmanın çözüm olmadığını anlayınca teslim olduğunu, 14.09.2015 tarihinde akşam saatlerinde oğlu inceleme dışı sanık ...’un kendisinden aracı istediğini, Dalaman’a gidip geleceğini söylediğini, ona aracı verdiğini, ...’un gece yarısı geldiğini sonradan öğrendiğini, sabah saat 10.00 sıralarında kalktığını, ..."un ise evde uyuduğunu, evden çıktığında aracın ön koltuğunda bir erkek, arka koltuğunda bir kadının uyuduğunu gördüğünü, ön koltuktaki kişiye kim olduğunu sorduğunu, bu kişinin adının ... olduğunu söylediğini, arkadaki kadının da uyandığını, adını ... veya ... olarak belirttiğini, arabadan inip kendisinden telefonunu istediklerini, telefonda birileriyle görüşme yaptıklarını, onları da alarak Dalaman"a gitmek üzere yola çıktığını, Dalaman"a varmadan ... istasyonundan sanayi kavşağına girdiğini, orada diğer sanık ...’in aracını gördüğünü, inceleme dışı sanık ... ve yanındaki kadının durmasını istemeleri üzerine durduğunu, onların araçtan indiklerini, ...’in de orada olduğunu ancak kendisinin ...’le konuşmadığını, mağdure ile ...’yı orada bıraktığını, kendisinin oradan uzaklaşıp gittiğini, 15.09.2015 tarihinde mağdurenin ve ..."nın ..."in aracının yanında inmelerinden sonra olaya ilişkin hiçbir şey bilmediğini, mağdurenin sanıklarla neler yaşadığı, nerelerde dolaştığı konusunda bir bilgi sahibi olmadığını, sanıklar ..., ... ve ..."in mağdureye karşı cinsel istismar eylemini gerçekleştirip gerçekleştirmediklerine ilişkin herhangi bir bilgisinin bulunmadığını, sanık ..."ın ifadesinde belirttiği gibi 18.09.2015 tarihinde ondan sigara istediğini, ...’ın istediklerini getirdiğini ve ona parasını verdiğini, onun dışında herhangi bir şey olmadığını, ...’le bir kere karşılaştığını, onunla konuşmadığını, ..."e mağdureyi para karşılığı birlikte olması için teklif etmediğini, ..."in de söylediklerini kabul etmediğini, onunla belirtilen tarihlerde yüz yüze ya da telefonla bir görüşme yapmadığını, mağdureye birçok defa ve zorla cinsel istismarda bulunmadığını, mağdureyi tanımadığını, sanıkların hiçbirisiyle 14.09.2015-17.09.2015 tarihleri arasında görüşmediğini,
    Tutuklanması istemiyle sevk edildiği Sulh Ceza Hâkimliğinde önceki beyanına ek olarak; sanık ... ve kendisinin daha önce trafik nedeniyle husumetli olduklarını, konuşmadıklarını, olay günü sanık ...’ın kendisine sigara getirdiğini, ...’la aralarında herhangi bir husumet bulunmadığını,
    24.03.2016 tarihinde Savcılıkta; mağdurenin yargılama aşamasında belirttiği üzere ağaçlık bir alanda ona tecavüz etmediğini,
    Mahkemede önceki beyanlarına ek ve önceki beyanlarından farklı olarak; inceleme dışı sanık ...’yı oğlu inceleme dışı sanık ...’un arkadaşı olması nedeniyle tanıdığını, ... ile mağdureyi arabada yatarken gördüğünde uyandırarak onlara kim olduklarını sorduğunu, ...’un arkadaşları olduklarını öğrendiğinde evde uyumama sebeplerini sorduğunu, onlardan alkollü olmaları nedeniyle eve çıkmadıkları cevabını aldığını, ...’nın mağdureyle okul arkadaşı olduklarını söylediğini,
    Dördüncü celsede Mahkemede; 5x4 4x8 xx 65, 5x3 3x7 xx 65 numaralı telefon hatlarını kullandığını,
    Altıncı celsede Mahkemede; 2015 yılının Eylül ayında 5x4 4x8 xx 65 numaralı telefon hattını kendisinin, 5x4 6x2 xx 67 numaralı telefon hattını eşi Dilek’in, 5x3 3x7 xx 65 numaralı telefon hattını ...’un kullandığını,
    İnceleme dışı sanık ... ... 01.10.2015 tarihinde Savcılıkta; 14.09.2015 tarihinde arkadaşı inceleme dışı sanık ...’nın kendisine "Dalaman’a gel." şeklinde mesaj gönderdiğini, oraya gidip ...’yla buluştuğunu, ...’nın kendisine kız arkadaşı olan mağdureyi ...’den almayı teklif ettiğini, aracın yakıtını kendisinin koyacağını söylediğini, akşama doğru mağdure Nigar’ın bulunduğu ...-Çamköy’e vardıklarını, mağdurenin evine gittiklerini, evde yalnız olan mağdurenin, araca bindiğini, ...’de ... ve mağdureyle biraz dolaştıktan sonra yola çıktıklarını, Göcek tünelini geçtikten sonra Gürköy-Değirmenyanı mevkisinde bulunan babaannesinin evine gittiklerini, vardıklarında ... ve mağdurenin araçta uyuduklarını, onları uyandırmayıp yukarı çıktığını ve yattığını, babasının da akşam orada olduğunu, ertesi gün öğleye doğru uyandığında aracın da, mağdurenin de, ...’nın da olmadığını gördüğünü, onları telefonla aradığını ancak ulaşamadığını, olayın ardından babası ...’in telkiniyle inşaatlarda, metruk yerlerde saklandığını, mağdureyle birlikte olmadığını, telefonunu almadığını, sim kartını kırmadığını, ...’nın mağdureden telefonunu istediğini, onun da telefonunu rızasıyla ..."ya verdiğini, mağdurenin erkek arkadaşı olan ...’yı korumak için kendisine iftira attığını, mağdurenin arkadaşı olan ...’nın, babası ...’le birlikte saklandıklarını bildiğini,
    Mahkemede; evde oturduğu esnada inceleme dışı sanık ...’nın kendisini telefonla aradığını, "İki senedir görüştüğüm kız arkadaşım ile görüşeceğim. Onun doğum gününü kutlayacağım. Babandan araba isteyebilir misin?" dediğini, babasından arabayı istediğini, Gürköy’den araba ile çıkıp Dalaman ilçe merkezine ...’nın yanına gittiğini, sonra ... ile birlikte ...’ye geçtiklerini, akşam havanın karardığını, ... ve mağdurenin telefonda görüştüklerini, mağdurenin evden çıkıp geldiğini, ..."nin çarşısından alkol alıp Çalış bölgesinde deniz kenarında oturduklarını, ... ve mağdurenin alkol aldıklarını, sonra Dalaman"a doğru saat 00.00-01.00 civarında yola çıktıklarını, yol üzerinde ... ve mağdurenin uyuduklarını, Göcek tünelini geçtikten sonra Gürköy"de dedesinin evinin önüne arabayı park ettiğini, ...’yı uyandıramadığını, mağdure ve ...’nın aşırı alkollü olduklarını, kendisinin eve gidip uyuduğunu, sonra ne olduğunu bilmediğini, sorulması üzerine; babasının kendisine kaçmasını söylemediğini, kendi isteğiyle korkup kaçtığını, mağdurenin sim kartını kırmadığını,
    İnceleme dışı sanık ... ... Savcılıkta; mağdurenin erkek arkadaşı olduğunu, mağdurenin ailesinin de bunu bildiğini, 14.09.2015 tarihinde mağdurenin telefonla arayıp kendisini ...-Çamköy’de bulunan evinden almasını istediğini, kendisinin de inceleme dışı sanık ...’u aradığını, ..."a babasının arabasıyla ...’ye gidip mağdureyi almalarını teklif ettiğini, ...’un da babasını ikna ettiğini, akşam saatlerinde ..."un kullandığı araçla ...-Çamköy"e giderek mağdureyi aldıklarını, bir süre ..."de, dönüşte de bir süre Göcek"te dolaştıklarını, sonra Dalaman"da da gezip ..."un babaannesinin evinin bulunduğu Gürköy"e gittiklerini, ...’un eve girdiğini, mağdure ve kendisinin ise araçta sabahladıklarını, mağdurenin arka koltukta kendisinin ön koltukta uyuduğunu, sabah kendilerini ...’in uyandırdığını, ona kendilerini tanıttıklarını, sonra ... Dalaman"a giderken ondan kendilerini de Dalaman"a bırakmasını istediklerini, ardından mağdurenin ..."den telefonunu istediğini, daha önce akrabası olduğunu kendisine söylediği sanık ...’yı telefonla aradığını, telefon görüşmesinden sonra ...’in mağdureyi ve kendisini aracıyla Dalaman sanayi yoluna getirdiğini, ...’in kendilerini orada beklemekte olduğunu gördüğünü, mağdurenin ..."i görür görmez onun arabasına bindiğini, kendisinin de mağdurenin peşinden ..."in aracına bindiğini, ...’in ...’le hiçbir şey konuşmadan aracına binip oradan uzaklaştığını, bir süre sonra kendisinin de ..."in aracından inip uzaklaştığını, mağdure ve ...’in arabayla oradan ayrıldıklarını, o andan sonra mağdurenin nereye gittiğini, kimlerle vakit geçirdiğini, başına neler geldiğini bilmediğini,
    21.04.2016 tarihinde Mahkemede; savunmasını, hazırladığı bir sayfalık dilekçeyle yapmak istediğini, sorulması üzerine olayla ilgisinin olmadığını, inceleme dışı sanıklar ... ve ...’un zorlamasıyla önceki ifadesini verdiğini, sanık ... müdafisinin talebiyle sorulması üzerine; birkaç yıl önce mağdureyle 10-15 gün kadar konuştuğunu, onunla nişanlanmadığını, inceleme dışı sanık ...’in savunmasının doğru olmadığını, mağdureyle aynı araçta ...’in evinin önünde bulunmadığını,
    Mahkemede savunmasının alındığı sırada sunduğu 21.04.2016 havale tarihli dilekçesinde; olayla ilgisi olmadığını, kendisinin başka suçlarla ilgili olaylarının bulunduğunu, inceleme dışı sanık ...’in, kendisini adliyede tanıdığının olduğundan bahisle tehdit ederek cezaevine sokturacağını söylediğini, ...’in oğlu inceleme dışı sanık ...’un da baskı ve zorlamasıyla ...’in tutuklanmamak için kendisine Savcılıktaki ifadeyi verdirdiğini, kendisinin mağdureyle birkaç yıl önce çok kısa bir süreliğine ...’de çalışırken konuştuğunu, o sıralarda yanına ...’un da gelip gittiğini ve mağdureyle görüşmeleri konusunda bilgi sahibi olduğunu, mağdureyle ilişkisini bitirmesinden sonra ...’un mağdureyle görüşmeye başladığını öğrendiğini, kendisinin cezaevinden çıktığını ve ardından Dalaman’da çalışmaya başladığını, eldeki dosyaya ilişkin olay yaşandıktan sonra ...’un kendisini gördüğünü, "Acil bir konu konuşmamız lazım." diyerek ...’in yanına götürdüğünü, kendisinden suçu üstlenmesini istediklerini, "Yoksa seni cezaevine sokarım." dediklerini, korkarak Savcılıkta o şekilde ifade verdiğini, ...’in ...’a da o şekilde ifade vermesi gerektiğini söylediğini, ...’un, babası ...’le görüştükten sonra teslim olduğunu, ardından gelerek serbest kaldığını kendisine ve ...’e söylediğini, ...’e "Baba sen de teslim ol. Tutuklanmazsın." dediğini, ...’in "Olmaz. Olayı benim çözmem, kendimi temize çıkarmam lazım." şeklinde cevap verdiğini, o günlerde ...’in ...’ın karısıyla ilişki yaşamaya başladığını, ...’in, ...’ın karısı ile çocuğunu ve ...’in ailesini çağırdığını, "...’ın ifadesini ... geri çektirebilir." dedikten sonra mağdurenin para istediğini söylediğini, ...’in mağdurenin adına ondan habersiz olarak ...’ın ve ...’in ailesinden para aldığını, ... ve ...’un tehditleri nedeniyle ifadesini yazılı olarak verdiğini, mahkemede konuşmadığını,
    Beyan etmişlerdir.
    Sanık ... Kollukta; sanayide çalıştığını, inceleme dışı sanıklar ... ... ve ... ...’ü aynı köyden oldukları için tanıdığını, 16.09.2015 tarihinde saat 09.30-11.00 arasında Dalaman Devlet Hastanesine kirli beyaz renkli Şahin marka aracıyla gittiği esnada Söğütlüyurt kavşağında karşı yoldan gelen ...’in kırmızı renkli aracını gördüğünü, kendisinin aracını durdurduğunu, ...’in yanında ismini bilmediği ve daha önce görmediği bir kadının olduğunu, ...’in kendisine nereye gittiğini, ne yaptığını sorduğunu, sonra araçtaki kadını göstererek "İster misin? Götürür müsün?" şeklinde soru yönelttiğini, ...’e fiyatını sorduğunu, ...’in "250-300 TL verirsin." dediğini, ...’e verecek parasının olmadığını söylediğini, o sırada ...’in, araca kızı bindirdiğini, kızın eşkâlini, giysilerini hatırlamadığını, ...’e "Zaten diş rahatsızlığım var. Doktora gidiyorum." dedikten sonra kızı araçtan indirdiğini ve kavşaktan ayrıldığını, aynı gün ve ertesi gün ...’in defalarca kendisini kız konusunda ikna etmek amacıyla telefonla aradığını ancak kendisinin kabul etmediğini, 17.09.2015 tarihinde saat 11.00 sıralarında ...’in tekrar telefonla aradığını, Sarıgerme’de olduğunu ve oğlu ...’un, arabasını kaçırdığını söyleyip kendisini almasını istediğini, kabul edip onu almaya gittiğini, parkta beklerken ... ve bir kızın geldiklerini, onları aracına alıp Dalaman-Şerefler köprüsünün yanına bıraktığını, o tarihten sonra ...’le yüz yüze görüşmediğini, ...’u en son 3 ay önce gördüğünü, ...’in kendisine teklif ettiği kadınla cinsel birlikteliğinin olmadığını,
    Savcılıkta önceki beyanına ek ve önceki beyanından farklı olarak; inceleme dışı sanık ...’in para karşılığında kadın pazarladığını, karısını ve baldızını dahi başkalarına teklif ettiğini, olay günü birlikte olmak için ne kadar vereceğini sorduğunu, kendisinin cebinde parasının olduğunu ancak o işe verecek parasının olmadığını inceleme dışı sanık ...’e söylediğini, o esnada kadının da, aracına bindiğini, rahatsız olup onu araçtan indirdiğini,
    Mahkemede önceki beyanlarına ek ve önceki beyanlarından farklı olarak; yalnız bir şekilde hastaneye giderken ...’in, aracına kadar yürüdüğünü, pencereyi açıp konuştuklarını, ...’in yanında bir kadın olduğunu, isterse onunla birlikte olabileceğini söylediğini, o esnada kadını görmediğini, o iş için ...’in "250-300 TL olur." dediğini, kendisinin teklifi kabul etmediğini, ...’in kendisine mağdureyi teklif ettiğinde mağdurenin arabada olduğunu söylediğini ancak kendisinin mağdureyi görmediğini, perşembe günü ...’in telefonla aradığını, açmadığını ancak daha sonra kayıtlı olmayan başka bir numaradan ..."in tekrar aradığını, telefonu cevapladığında ...’in kendisinden plaja gelmesini istediğini, kendi aracının oğlu tarafından kaçırıldığını söylediğini, "Gel beni Dalaman"a acil bırak. Sana olan borcumu ödeyeceğim." dediğini, plaja gittiğinde ...’le bir kadını el ele tutuşurken gördüğünü, o kadının duruşmada hazır bulunan mağdure olabileceğini, ..."in istediği yere onları bıraktıktan sonra onlarla bir görüşmesinin olmadığını, ..."e yanındaki kadının kim olduğunu sormadığını, şüphelenmediğini, mağdurenin iddialarını kabul etmediğini,
    Bozma ilamından sonra Bölge Adliye Mahkemesinde; inceleme dışı sanık ...’nın yazdığı mektuptan ve dosyadaki diğer bilgi ve belgelerden üzerine atılı suçu işlemediğinin belli olduğunu,
    Sanık ... Kollukta; sanayide çalıştığını, 16.09.2015 tarihinde saat 14.30 sıralarında inceleme dışı sanık ...’in kendisini telefonla aradığını, Tersakan Köprüsü yakınlarına çağırdığını, oraya gittiğini, konuştuklarını, sonra ...’in "Bir yerden bira alıp içelim." dediğini, ...’in aracının ön koltuğunda oturan bir kadın olduğunu gördüğünü, ...’le birlikte markete girip bira aldığını, ...’in ayrıca marketten kadın bezi aldığını, ...’in isteği üzerine onun da ücretini kendisinin ödediğini, ardından Karadere’de bulunan babasına ait bahçeye gittiklerini, ..."le birlikte alkol aldıklarını, mağdurenin hasta olması nedeniyle içki içmediğini, ardından kendisinin sanayide bulunan iş yerine gittiğini, aynı gün saat 19.00 sıralarında ...’in kendisini tekrar telefonla aradığını, mağdurenin hasta olduğunu ve duş alması gerektiğini söylediğini, saat 20.00 sıralarında eve gittiklerini, mağdurenin hasta olması nedeniyle komşusundan ... kesici ilaç alıp mağdureye verdiğini, mağdurenin duş aldığını, ardından ... ve mağdurenin mutfağa geçip yemek hazırladıklarını, yemeği yedikten sonra saat 21.00 sıralarında gri renkli Doğan marka aracıyla onları Günlüklü Caddesi civarına bırakıp evine döndüğünü, 17.09.2015 tarihinde saat 22.00 sıralarında ...’in telefonla aradığını, kendisini Sarıgerme’den almasını istediğini, kabul etmediğini, 18.09.2015 tarihinde saat 13.30 sıralarında tekrar arayıp Gürköy yolunda olduğunu, aracının lastiğinde sorun meydana geldiğini, gelirken yiyecek bir şeyler de getirmesini söylediğini, yiyecek de alıp onların yanına gittiğinde ... ve mağdurenin aracın dışında beklediklerini gördüğünü, aracın lastiğini kontrol ettiğinde sanayiye kadar o şekilde gidebileceklerini söylediğini, ...’in kendisine mağdureyle birlikte olmasını teklif etmediğini, mağdureyle cinsel ilişkiye girmediğini,
    Savcılıkta önceki beyanından farklı olarak; 16.09.2015 tarihinde inceleme dışı sanık ...’in telefonla araması üzerine onun yanına gittiğini, ardından bahçeye gittiklerinde mağdurenin de yarım şişe bira içtiğini,
    Tutuklanması istemiyle sevk edildiği Sulh Ceza Hâkimliğinde önceki beyanlarına ek olarak; oto tamircisi olarak çalıştığını, mağdurenin kendisini tamir işleri yaparken görmüş ve o şekilde teşhis etmiş olabileceğini,
    Mahkemede; 16.09.2015 tarihinde ... günü saat 12.00-13.00 arası inceleme dışı sanık ...’in telefonla aradığını, onun yanına gittiğini, en yakın büfeden 5 bira ve bir kadın pedi aldıklarını, ...’in arabasını yol üzerine bıraktığını, daha sonra mağdureyi de gördüğünü, çok samimi göründüklerini, mağdurede bir ürperme veya korku duygusu hissetmediğini, biraları içmek için 3-4 km mesafedeki babasına ait olan bahçeye gittiklerini, mağdurenin çok rahat bir şekilde yanlarında durduğunu, mağdureye kim olduğunu sorduğunu, mağdurenin ...’ta, çantasının, kimliğinin, eşyasının çalındığını, isminin ise ... olduğunu söylediğini, saat 14.00 sıralarında konuştuklarını, mağdureye yol üzerinde ve yakında polis karakolu olduğunu, kayıp eşyalar için müracaat edip etmediğini sorarak birlikte müracaat edebileceklerini söylediğini, mağdurenin müracaatını daha sonra yapacağını söylediğini, ayrıldıktan sonra akşam saatlerinde ...’in telefonla aradığını, ardından eve geldiklerini, evde ..."in mağdureye cinsel bir eyleminin olmadığını, yemek bitiminde onları araçlarının yanına bıraktığını, kendisine, Sarıgerme’ye gidip mağdurenin 19. yaş gününü kutlayacaklarını söylediklerini, bir gün sonra akşam saatlerinde ...’in telefonla arayıp kendisini Sarıgermeden alıp alamayacağını sorduğunu, yorgun olduğu için gitmediğini, cuma günü namazdan sonra ...’in bir kaç kez telefonla arayıp aç olduğunu söylediğini, onun yanına gittiğini, ..."in arabasının sağ lastiğinde problem olduğunu, ona aracın sadece sanayide yapılabileceğini söylediğini, o anda mağdurenin geldiğini, ona "Hâlâ burada mısın?" diye sorması üzerine mağdurenin gülümseyerek "Buradayım." şeklinde cevap verdiğini, mağdure ile ..."i tekrar görmediğini,
    Bozma ilamından sonra Bölge Adliye Mahkemesinde; kendilerinden para talep edildiğini, hatta para alındığını, üzerine atılı suçu işlemediğini,
    Sanık ... Kollukta; orman muhafaza memuru olarak çalıştığını, inceleme dışı sanık ...’i yaklaşık 3 yıldır tanıdığını, 18.09.2015 tarihinde öğle saatlerinde ...’in kendisini telefonla aradığını, evde olduğunu söyleyip kendisinden su, bira ve sigara istediğini, onun istediği malzemeleri alıp 07 xxx xx plakalı kırmızı renkli aracıyla ...’in Gürköy’de bulunan evine gittiğini, ...’in evin yakınında yalnız bir şekilde beklemekte olduğunu görerek malzemeleri ona verdiğini, ...’in biraz alkollü olduğunu, daha önceden ...’in kendisinden böyle bir talebinin olmadığını, malzemeleri verdikten bir süre sonra aynı araçla iş yerine döndüğünü, ...’le onun dışında tekrar görüşmediğini, ...’in birkaç yıl önce kendisine "Paran varsa sana birlikte olman için kadın bulabilirim." şeklinde teklifte bulunduğunu ancak kendisinin kabul etmediğini, mağdureyle cinsel ilişkiye girmediğini,
    Savcılıkta önceki beyanına ek olarak; mağdurenin kendisini teşhis etmiş olmasına ve aracının plakasını bilmesine anlam veremediğini, olay günü ...’in telefonla araması üzerine yakınlarda bulunması nedeniyle ona istediklerini götürdüğünü, ...’in yanında da kimseyi görmediğini, olay günü ...’in istediği malzemeleri ona verdikten sonra aracıyla ...’ye gittiğini, gitmeden önce iş yerindeki şefinden oğlunun hasta olduğu gerekçesiyle izin aldığını ancak ...’ye yalnız gittiğini, Çobanlar köyüne çıktığını, dayısıyla görüştüğünü, iş nedeniyle telefonla aranması üzerine oradan ayrıldığını, ...’ye giderken araçta yalnız olduğunu,
    Mahkemede önceki beyanlarına ek ve önceki beyanlarından farklı olarak; mağdureyi bir kez 18.09.2015 tarihinde ..."in yanında Gürköy mahallesinde gördüğünü, ...’in kendisini telefonla arayıp acilen İnlice"ye gelmesi gerektiğini söylediğini, onun yanına giderek ... ve yanındaki kadını aracına aldığını, ..."in yanındaki kadının duruşmada hazır bulunan mağdure olduğunu, yolda giderken havanın sıcak olduğunu ve arabada bir koku hissettiğini, mağdurenin kanaması olduğunu söylediğini, ..."in petrolden ıslak mendil aldığını, İnlice’ye giderken ...’in ..."ye devam etmesini istediğini, onları ..."ye götürdüğünü, mağdurenin telefonda bir kişiyle görüştüğünü, mağdureyi onun tarif ettiği adrese bıraktıklarını, ardından kendisi ve ...’in Dalaman"a dönüş yaptıklarını, Kolluk ifadesinin okunarak sorulması üzerine; öğle vakti ..."in kendisini telefonla arayıp aracının olmadığını ve sigara ihtiyacı olduğunu söylediğini, ..."in yanına sigara, bira ve su alıp gittiğini, ..."in daha önce bu şekilde bir talepte bulunmadığını, Savcılık ifadesinin okunup sorulması üzerine; Savcılık beyanında ..."ye tek başına gittiğini belirttiğini, bu hususun doğru olduğunu, o gün tek başına ...’ye ziyaret amacıyla ve hasta olan çocuğunu da görmek için gittiğini, aynı günün akşamı ... ve mağdureyi ..."ye götürdüğünü, eşiyle daha önce boşandığını ancak birleşme aşamasında olduklarını, soruşturma aşamasında eşiyle arasının tekrar bozulmasını istemediği için detaylı olarak araçta mağdurenin kanamasının olduğundan söz etmediğini,
    Bozma ilamından sonra Bölge Adliye Mahkemesinde; mağdure ve annesinin kendisinden ve diğer sanıklardan para, ev ve araba talep ettiklerini, bu kişilerin geçimlerini bu yolla temin etmeye çalıştıklarını, üzerine atılı suçu işlemediğini,
    Savunmuştur.
    Çocukların cinsel istismarı suçu, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nun 103. maddesinde;
    "(1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismar deyiminden;
    a) Onbeş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,
    b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar,
    Anlaşılır.
    (2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
    (3) Cinsel istismarın üstsoy, ikinci veya üçüncü derecede kan hısmı, üvey baba, evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, sağlık hizmeti veren veya koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler tarafından ya da hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
    (4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehdit kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
    (5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
    (6) Suçun sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması hâlinde, onbeş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur.
    (7) Suçun mağdurun bitkisel hayata girmesine veya ölümüne neden olması durumunda, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur." şeklinde düzenlenmiş iken,
    28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 59. maddesi ile;
    "(1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır. Cinsel istismar deyiminden;
    a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,
    b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar,
    anlaşılır.
    (2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur.
    (3) Suçun;
    a) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
    b) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
    c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya evlat edinen tarafından,
    d) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,
    e) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
    işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
    (4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehditle ya da (b) bendindeki çocuklara karşı silah kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
    (5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
    (6) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur", biçiminde değişikliğe uğramış,
    02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 13. maddesi ile de;
    "Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza, istismar durumunda on yıldan, sarkıntılık durumunda beş yıldan az olamaz. Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır. Cinsel istismar deyiminden;
    a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,
    b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar,
    anlaşılır.
    (2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza on sekiz yıldan az olamaz.
    (3) Suçun;
    a) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
    b) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
    c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya evlat edinen tarafından,
    d) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,
    e) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
    işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
    (4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehditle ya da (b) bendindeki çocuklara karşı silah kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
    (5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
    (6) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur" şeklinde son hâlini almıştır.
    "Reşit olmayanla cinsel ilişki" başlıklı 104. maddesinin 1. fıkrası ise;
    "Cebir, tehdit ve hile olmaksızın, onbeş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, şikayet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." şeklindedir.
    TCK"nın 103. maddesinde üç grup mağdura yer verilmiş olup birincisi onbeş yaşını tamamlamamış olan çocuklar, ikincisi onbeş yaşını tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklar, üçüncüsü ise onbeş yaşını tamamlayıp onsekiz yaşını tamamlamamış çocuklardır. Birinci ve ikinci grupta yer alan çocuklara karşı cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın dahi gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış istismar suçunu oluşturmakta, eylemin bu kişilere karşı cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle gerçekleştirilmesi ise anılan maddenin dördüncü fıkrası uyarınca cezanın yarı oranında artırılmasını gerektirmektedir. Üçüncü grupta yer alan çocuklar yönüyle eylemin suç oluşturması için gerçekleştirilen cinsel davranışların cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Nitekim cebir, tehdit ve hile olmaksızın onbeş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, anılan Kanun"un 103. maddesinde düzenlenmiş olan çocukların cinsel istismarı suçundan değil, şikâyet üzerine 104. maddede düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan cezalandırılacaktır.
    Bu bilgiler ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    14.09.2015 tarihinde mağdurenin inceleme dışı sanık ...’la mesajlaştığı, saat 22.00 sıralarında evden ayrılarak ...’un kullandığı araca bindiği, ...’un aracı Dalaman’da ormanlık bir yere götürdüğü, mağdurenin geceyi araçta, ...’un ise aracın dışında uyumak suretiyle geçirdiği, mağdurenin aşamalarda özetle; ...’un kendisini sanık ...’e teslim ettiğini, ...’in aracıyla sahile gittiklerini, öğle saatlerinde sahile ulaştıklarında kendisinin araçtan inmek istemediğini, ...’in, cebir uygulamak suretiyle kendisini arka koltuğa geçirdiğini, boynundan zorla öpüp üzerinde bulunan tişörtünü yırttığını, taytının düğmesini koparttığını, ayağını tutup geri çevirdiğini, iç çamaşırlarını çıkartıp zorlayarak ön bölgeden kendisiyle ilişkiye girdiğini, kanamasının başladığını, aracın bulunduğu yerin sakin bir yer olduğunu, arka koltukta 10-15 dakika boyunca ...’in eyleminin devam ettiğini, ardından ..."in, yırtık kıyafetlerini poşete koyup yanına aldığını ve kendisine havlu verdiğini, devamında kendisini, araçla inceleme dışı sanık ...’in yanına, ormanlık bir yere bıraktığını, ...’in ise kendisini, arabayla sanık ...’e götürdüğünü, akabinde ...’in arabasıyla yola devam ettiklerini, ... ve ...’in bira ve pet almalarından sonra, ...’in babasına ait bir yere gittiklerini, ... ve ...’in orada alkol alıp sohbet ettiklerini, ...’in bu sırada kendisine sürekli olarak sorular sorduğunu, cevap vereceği esnada ...’in araya girerek kendisini susturduğunu ve ..."in sorularına cevap verdiğini, ...’in, kendisine ... ile nereden tanıştıklarını, nereden geldiğini, yaşını ve adını sorduğunu, bu sırada bacağını okşayıp elini tuttuğunu, orada başka bir şey yapmadığını, sonra ...’in aracıyla ...’in aracının olduğu yere döndüklerini, ... ve ...’in aracın dışında bir şeyler konuştuklarını ancak ne konuştuklarını duyamadığını, ... yanlarından ayrıldıktan sonra ..."in aracıyla yola devam ettiklerini, önce Gürköy’de ormanlık bir alana, sonra ..."in evine gittiklerini, mutfakta ... ve ...’in bir şeyler konuştuklarını, ..."in kendisine banyo yapmasını, ardından eve götüreceğini söylediğini, yemek yedikten sonra ...’in kendisini alıp odaya götürdüğünü, ... atıp "Bu evden ölün çıkar. Canlı çıkamazsın. Boşa bağırma." diyerek tehdit ettikten sonra kendisine tecavüz ettiğini, korkusundan bağıramadığını, ...’in kendilerini ..."in arabasının yanına bırakıp ayrıldığını, ...’in aracıyla yine ormanlık bir alana gittiklerini, geceyi arabada geçirdiklerini, 16.09.2015 tarihinden itibaren ..."in yanında olduğunu, akşamüzeri teknenin bulunduğu yere gittiklerini ve geceyi denizde geçirdiklerini, 17.09.2015 tarihinde sabah saatlerinde ...’in aracını, ...’un aldığını öğrendiklerini, ...’in ...’i çağırdığını ve ...’in aracıyla yola devam ettiklerini, yol boyunca ...’in ...’la mesajlaşıp arabanın yerini öğrendiğini ve ...’ten, kendilerini arabanın olduğu yere bırakmasını istediğini, ...’in kendilerini ..."in arabasının olduğu yere bıraktığını ve yanlarından ayrıldığını, 18.09.2015 tarihinde sabah saatlerinde ..."in uyuduğu sırada ..."in cep telefonunu alıp önce annesini telefonla aradığını, cevap verilmemesi üzerine ablasını telefonla aradığını, onun da cevap vermediğini, son olarak eniştesini telefonla aradığını ve eniştesinin cevap verdiğini, ona durumu anlatacakken ...’in uyanıp cep telefonunu aldığını, kendisinin "Enişte." diye bağırdığını, öğle saatlerinde, ...’in sanık ...’ı telefonla aradığını, su, kola ve sigara alıp ormanlık alana getirmesini istediğini, ...’ın istenen malzemeleri alıp ..."in yanına geldiğini, o sırada ..."e alt yolun jandarmalar tarafından kesilmiş olduğunu söylediğini, 10-15 dakika kaldıktan sonra, ...’ın yanlarından ayrıldığını, ayrılmadan önce ...’in, ...’tan alt yolun açık olup olmadığını kendisine bildirmesini istediğini, 8 dakika sonra ...’ın ..."i arayıp yolun açık olduğunu söylediğini, aradan 8 dakikanın geçtiğini telefondaki dakika göstergesinden anladığını, ... yanlarından ayrılınca Sarıgerme’ye gittiklerini, daha sonra tekrar ...’in ...’ı telefonla aradığını, ...’ın yine bulundukları yere geldiğini, "Bana bak. Arabadaki adam seni ..."ye götürecek olan adamdır. Bu adamla cinsel ilişkiye girmezsen seni evine bırakmam." dediğini, o esnada ...’ın yanlarında olmadığını ancak ..."in, kendisini zorla getirdiği hususunu ..."ın anlamasının gerektiğini, elinin, ayağının titrediğini, korktuğunu, sürekli ağladığını, buna rağmen ...’ın kendisiyle ilişkiye girdiğini iddia ettiği, sanık ...’in, inceleme dışı sanık ...’le 16.09.2015 tarihinde karşılaştığını, ...’in aracında bir kadın bulunduğunu, kendisine o kadınla birlikte olmasını teklif ettiğini ancak kabul etmediğini, 17.09.2015 tarihinde ...’in telefonla araması üzerine onu ve yanındaki kadını istedikleri yere bıraktığını, sanık ...’in 16.09.2015 tarihinde inceleme dışı sanık ...’in, kendisini telefonla araması üzerine, onunla buluştuğunu, ...’in yanında mağdurenin de olduğunu, babasına ait bahçeye gidip oturduklarını ve sonra ayrıldıklarını, aynı gün akşam saatlerinde ...’in telefonla tekrar aradığını, eve geldiklerini, mağdurenin duş almasından sonra onları istedikleri yere bıraktığını, 18.09.2015 tarihinde ...’in tekrar telefonla aradığını, yanına gittiğinde mağdurenin de orada olduğunu, mağdureyle cinsel birliktelik kurmadığını, sanık ...’ın kovuşturma aşamasında 18.09.2015 tarihinde ...’in telefonla arayıp kendisini acilen İnlice’ye bırakmasını istediğini, onun yanına gittiğini, ...’i ve yanında bulunan mağdureyi ...’ye bıraktığını savundukları olayda;
    14.09.2015 tarihinde saat 23.30 sıralarında ablasıyla tartışması üzerine evden ayrıldığını belirten mağdurenin kullandığı cep telefonunun HTS kayıtlarında 15.09.2015 tarihinde iki mesajlaşma ve bir görüşme, 16.09.2015 tarihinde ise üç mesaj alma ve bir kez aranma şeklindeki çok az sayıdaki görüşmenin bulunmasının, mağdurenin cep telefonunun inceleme dışı sanık ... tarafından alındığı yönündeki beyanını desteklemesi ancak her ne kadar mağdure ..."un, cep telefonunu aldıktan sonra içindeki hattı da kırdığını beyan etmiş ise de mağdureden, içinde bulunduğu durum gözetildiğinde söz konusu hususta kesin bir kanıya varmasının beklenmesinin mümkün olmaması, inceleme dışı sanık ..."in mağdureyi araçla sanık ..."in olduğu yere bıraktığını, sanıkların hiçbirisiyle 14.09.2015-17.09.2015 tarihleri arasında görüşmediğini, sanık ..."in inceleme dışı sanık ..."in, kendisine kadın teklif ettiğini ancak kabul etmediğini, sanık ..."in mağdure ve inceleme dışı sanık ..."le babasına ait bahçede oturduklarını, ardından akşam saatlerinde gelerek evde yemek yediklerini ve mağdurenin duş aldığını, mağdureyle ilişkiye girmediğini, sanık ..."ın soruşturma aşamasında mağdureyi hiç görmediğini, kovuşturma aşamasında ise sadece onu inceleme dışı sanık ..."in isteği üzerine evine bıraktığını savunmaları şeklindeki olay örgüsüyle ilgili olarak mağdurenin soruşturma ve kovuşturma aşamalarında istikrarlı beyanlarda bulunması, inceleme dışı sanık ..."in sanıkların hiçbirisiyle 14.09.2015-17.09.2015 tarihleri arasında görüşmediğini belirtmesine karşın söz konusu zaman aralığında sanıklarla çok sayıda telefon görüşmesi yapmış olması, tanık..."ın inceleme dışı sanık ..."in cep telefonundan arandığını, telefonu açtığını ancak karşıdan ses gelmediğini ve telefonun kapandığını, ardından aynı numaranın kendisini tekrar aradığını, telefonda konuşan kişinin Serik ilçesinden yanlışlıkla aradığını söylediğini, o sırada telefondan mağdurenin sesine benzer bir ses geldiğini, şahsa baldızı olan mağdurenin kayıp olduğunu, polise müracaat ettiklerini, mağdureyi polisin aradığını söyleyip telefonu kapattığını söylemesi şeklindeki beyanının, mağdurenin kendi cep telefonunu kullanamaması nedeniyle 18.09.2015 tarihinde inceleme dışı sanık ..."in uyuduğu sırada ..."in cep telefonundan eniştesi tanık..."ı aradığını söylemesi şeklindeki beyanıyla mevcut HTS kayıtları da gözetildiğinde örtüşmesi, mağdurenin, ..."in telefonla araması üzerine bulundukları yere gelen ..."ın, yanlarından ayrıldıktan 8 dakika sonra ..."i arayıp yolun açık olduğunu söylediği, aradan 8 dakika geçtiğini telefondaki dakika göstergesinden anladığı şeklindeki beyanının da HTS kayıtlarıyla desteklenmesi, mağdurenin ... ve ... tarafından eve götürüldükten sonra annesi katılan ..."ye sarılarak "Anne beni kurtar. Beni sakla." şeklinde beyanda bulunması, kovuşturma aşamasında jandarmanın kendilerine olan mesafesinin uzak olduğunu, bağırdığı takdirde duyulmasının mümkün olmadığını, sadece jandarma araçlarının siren ışıklarını gördüğünü belirtmesi, yine kovuşturma aşamasında ..."in kendisine tecavüz etmesinden sonra kanamasının başladığını, adli rapor alınması için 19.09.2015 tarihinde hastaneye gittiğini, kanamasının devam etmesi nedeniyle orada yapılan iğneden bir gün sonra ise kanamasının durduğunu ifade etmesi, mağdurenin 15.09.2015-18.09.2015 tarihleri arasında herhangi bir kamu otoritesiyle yüz yüze görüşme fırsatı bulamaması, mağdurenin, sanık ..."in elinden tutup zorla kendisini arabadan indirmeye çalıştığını, direnmesi üzerine tişörtünden tutup çektiğini ve tişörtünün yırtıldığını, ardından kendisini zorla arka koltuğa ittiğini ve üzerindekileri yırtarak kendisine tecavüz ettiğini, sanık ..."in "Bu evden ölün çıkar. Canlı çıkamazsın. Boşa bağırma." biçiminde tehdit içeren sözler söyleyerek tecavüz ettiğini, ..."in sanık ..."ı kastederek "Bu adam ile ilişkiye girersen seni ailene bırakacağım." dediğini, ..."in kendisini zorla getirdiği hususunu ..."ın anlamasının gerektiğini, elinin, ayağının titrediğini, korktuğunu ve sürekli ağladığını, buna rağmen ...’ın kendisiyle ilişkiye girdiğini beyan etmesi, mağdurenin tutarlı ve istikrarlı anlatımlarının dosyada mevcut delillerle örtüşmesi, mağdurenin sanıklara iftira atmasını gerektirecek bir neden bulunmaması ve olayı derhal adli mercilere intikal ettirmesi hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanıklar ..., ... ve ..."ın eylemlerine mağdurenin rızasının bulunmaması nedeniyle sanıklar ... ve ... hakkında TCK’nın 103/4. maddesinin uygulanma koşullarının oluştuğunun, sanık ... hakkında ise TCK’nın 104. maddesinin uygulanma koşullarının oluşmadığının kabulü gerekmektedir.
    Bu itibarla, ... Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararının isabetli olduğuna, dosyanın uygulamanın denetlenmesi için Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
    Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Başkanı;
    "15 yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte maruz kaldığı fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranışlar çocuğun cinsel istismarı suçunun tipikliğini oluşturacaktır. İstismarın organ sokmak suretiyle gerçekleştirilmiş olması suçun nitelikli hali olarak kabul edilmiştir. Bu yaştaki çocukların fiile rızası hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilmeyeceğinden, geçerli olmayan rıza suçun oluşumunu etkilemeyecektir. Eylemin kötülüğünü idrak edebilecek yaşta ve serbest irade kullanabilecek durumda olan çocuk işlenmeye çalışılan istismar eylemine doğal olarak karşı koyarak sanığa direnç gösterir. Cebir ve tehdit kullanılarak mağdur direnci kırılarak fiilin gerçekleştirilmeye çalışılması halinde TCK 103/4. maddedeki nitelikli hal (ağırlaştırıcı neden) uygulanacaktır.
    Uyuşmazlık konusunun doğru şekilde çözüme kavuşturmak bakımından cebir ve tehdit kavramlarının tartışılmasında yarar bulunmaktadır.
    Cebir TCK’nın 108. maddesinde bir şeyi yapması veya yapmaması ya da kendisinin, yapmasına müsaade etmesi için kişiye karşı cebir tatbik edilmesi olarak tanımlanmıştır. Cebir, kişiye karşı fiziki güç kullanmak suretiyle onun veya üçüncü kişinin iradesi ve davranışları üzerinde zecri bir etki meydana getirilmesidir. Cebre maruz kalan kişi, bu fiziki gücün meydana getirdiği acının etkisiyle belli bir davranışta bulunmaya zorlanılmaktadır. Buna karşılık tehdit halinde kişi bir tecavüzün, kötülüğün ilerde meydana geleceği bildirilerek korkutulmaktadır.(madde gerekçesinden)
    Yargıtay uygulamasında da "5237 sayılı TCK’nın 103/1-a maddelerinde mefruz cebirin unsur olarak yer almasına ve aynı Yasanın 103/4 maddesinin ise yalnızca maddi cebri ifade etmesine göre; olayda maddi cebrin gerçekleşip gerçekleşmediğinin gerekçeleri karar yerinde gösterilip tartışılmadan TCK’nın 103/4 maddesi ile artırım yapılması bozmayı gerektirmiştir" (5. C.D. 03.01.2006 tarih ve 2005/19127-2006/339 sayılı karar)
    "Cinsel istismar suçunda tehdit ise kendisine ve yakınlarının ağır bir zarara uğratılacağı hususunda belli bir boyuta oluşan, kolayca kurtulma olanağı olmayan, ırza geçme fiilinden daha ağır bir sonuç doğuracak nitelikte olması nedeniyle mağdurun daha hafif nitelikteki ırza geçme fiilini kabul etmek zorunda olduğu hallerdir." (Ahmet Ceylani Tuğrul 5. C.D Başkanı, Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar, s.277)
    Tehdidin gerçekleştirilecek fiilden daha ağır nitelikte olmasına ilişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.10.2000 tarih, 5196-201 sayılı kararı da bu doğrultudadır.
    Cebrin gerçekleşip gerçekleşmediği şekli somut olay bazında değerlendirilmelidir. Mağdurun direncini kırmak için kullanılan güç cebir sayılacaktır. "Burada geçen cebir, fiziken zor kullanmaktır. Mağdurun direncini kıracak şekilde kollarından tutup onu yere yatırarak, göğüslerini boynunu ellemek öpmeye çalışmak halinde maddi cebir kullanılmıştır." (Tezcan/Erdem/Önok; Teorik ve Pratik Ceza Hukuku, 5.Bsk s.274)
    Kullanılan cebir sonucunda direncin kırılmasını sağlamanın ötesinde mağdurun yaralanması halinde; suç tarihi itibari ile kasten yaralamanın temel şeklini aşmamış ise nitelikli halin ( 103/4) unsuru sayılacak, daha ağır yaralamada ise ayrıca bu suçtan hüküm kurulacaktır. Yargıtay uygulamasında TCK 103/4 maddesinin uygulanmasını gerektiren yaralama basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek (TCK 86/2) yaralamadır. Maddede 6545 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik sonrası, kullanılan cebrin kasten yaralama suçunun ağır neticelerden olması halinde ayrıca yaralama suçuna ilişkin hükümlerin de uygulanacağı öngörülmüştür. Bu durumda 6545 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 28.06.2014 tarihinden sonra failin kullandığı cebir TCK’nın 86. maddesi kapsamında ki yaralama düzeyinde kalmakta ise 103/4. madde uyarınca nitelikli halin gerçekleştiği kabul edilecek, cebir sonucu yaralama TCK’nın 87. maddesi kapsamında bir yaralama olur ise bu durumda fail ayrıca yaralama suçundan da cezalandırılacaktır. (... Akkaya, Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar s. 33)
    İlk derece veya istinaf mahkemesinde hakimler yüzyüzelik/vasıtasızlık ilkesi doğrultusunda delillerle yüzleşerek maddi olayın gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda karar vermeleri gerekli ise de, maddi olayın kabulüne ilişkin gerekçenin akıl, mantık, bilimsel kurallara ve hayatın genel deneyimlerine uygun olup olmadığı, kararın eksik kovuşturma sonucu verilmesi, hukuka aykırı delillerin hükme esas alınıp alınmadığı, hukuki denetim olup yargıtay tarafından denetlenebilecektir.
    Maddi olayda; Annesi ile tartışmış olması nedeniyle izinsiz olarak evden ayrılıp, önceden duygusal arkadaşlık yaşadığı ... isimli şahsın yönlendirmesiyle ... isimli arkadaşıyla buluştuğu, o gece ıssız bir mahalde otomobilde sabahladıkları, ...”un mağdureyi ...”e teslim ettiği, 3-4 gün süreyle adı geçen bu kişilerle ve dosya sanıkları ..., ... ve ... ile farklı zaman ve mekanlarda biraraya gelip umuma açık insanların yoğun olarak bulunduğu plaj, tekne ve sahildeki yerleşim yerlerinde dolaşıp üç gün süreyle evine dönmeyen mağdurenin ailesi tarafından araştırılması üzerine eniştesi ile irtibat kurduğu, sanıklar tarafından ailesine teslim edilince sanıkların zorla cinsel saldırısına uğradığını beyan ettiği, olaydan kısa süre sonra alınan tıbbi raporlarda, zorla cinsel saldırıda oluşması muhtemel darp veya cebir izine rastlanmadığı, 15 yaşını bitirmesine çok az süre kalan mağdurenen emsallerine göre fizyolojik olarak gelişmiş bulunduğu, Dalaman Devlet Hastanesi doğum uzmanı raporu ile ... Adli Tıp Şube Müdürlüğünün raporuna göre olay öncesinde gerçekleşen cinsel istismarı gösterir biçimde kızlık zarında eski yırtık bulunduğu, fiilin ahlaki kötülüğünü anlayıp fiziki yapısı itibariyle fiile direnme kabiliyetine haiz olduğu anlaşılan mağdurenin, sanıkların tevilli ikrarı ve dosya kapsamındaki dellilere göre sanıklar tarafından cinsel istismara uğradığı, esasen bu konuda yerel mahkeme ile özel daire arasında görüş farkıda bulunmadığı anlaşılmış ise de; mahkemece bu fiilin cebir kullanılarak gerçekleştirildiği sadece mağdure anlatımına dayalı olarak kabul edildiği. Eylemin ahlaki kötülüğü nedeniyle bazı hallerde rıza ile gerçekleşen ilişkide zor olgusunun ileri sürüldüğü gerçeği, fiilin cebir veya tehdit kullanılarak gerçekleştiğine ilişkin kabülüne, tıbbi verilerle doğrulanmaması , mağdure anlatımların özellikle telefon sim kartının kırıldığına dair bazı yönlerden çelişki içermesi, saldırının gerçekleştiğinin söylendiği yerler de fiile direnilmesi halinde gerçekleşme olanağının bulunmaması bu şekildeki iddianın genel hayat tecrübelerine uygun olmaması, şüphede kalan durumların sanık lehine değerlendirme zorunluluğu karşısında; sanıklardan ... ve ... hakkında TCK’nın 103/4 maddesinde artırımın uygulanması, sanık ... yönünden suçları itibariyle mağdurenin 15 yaşını bitirmiş olduğu gözetilerek buna göre suçun vasıflandırılması gerekirken dosya kapsamına uygun olmayan gerekçelerle direnme kararı verilmesi yasaya aykırı görüldüğünden çoğunluk görüşüne iştirak edilmemiştir."
    Çoğunluk görüşüne katılmayan yedi Ceza Genel Kurulu Üyesi ise;
    "Mağdurenin sanıkların eylemine rızası bulunduğundan sanıkların mağdureye yönelik gerçekleştirdikleri eylemlerde sanıklar ... ve ... hakkında TCK’nın 103/4. maddesinin uygulanma koşullarının oluşmadığı, sanık ... hakkında ise TCK’nın 104. maddesinin uygulanma koşullarının oluştuğu," düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
    SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    1- ... Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 05.07.2018 tarihli ve 1579-1371 sayılı direnme kararına konu hükmündeki gerekçesinin İSABETLİ OLDUĞUNA,
    2- Dosyanın, uygulamanın denetlenmesi bakımından Yargıtay 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 02.03.2021 tarihinde yapılan birinci müzakerede yeterli çoğunluk sağlanamadığından, 25.05.2021 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi