Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2020/363
Karar No: 2021/215

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2020/363 Esas 2021/215 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2020/363 E.  ,  2021/215 K.

    "İçtihat Metni"


    Kararı Veren
    Yargıtay Dairesi : 7. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Asliye Ceza

    İhracat kaçakçılığı suçundan sanık ..."nın beraatine ilişkin Küçükçekmece 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 17.12.2013 tarihli ve 297-1439 sayılı hükümlerin katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 19.12.2017 tarih ve 17855-10889 sayı ile; "İstanbul Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü 17.02.2012 havale tarihli suç duyurusu yazısında "Halkalı Gümrük Müdürlüğünce Balkan Plastik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi adına tescil ve onaylı 25.11.2011 tarihli 588501 sayılı ihracat beyannamesi muhteviyatı eşyaların Bilge sistemince kırmızı hatta işlem görmek üzere yönlendirildiği, firmanın ürünlerin üretimi yetişmediğinden bu beyannamenin iptalini istediği ancak bu yönde verilmiş bir dilekçe bulunmadığı, yapılan incelemede beyannameye konu eşyanın kırmızı hatta ve teslim alınmış statüde bulunduğu, miktar olarak daha az aynı eşya için 26.11.2011 tarihli 592882 sayılı ihracat beyannamesi ile kırmızı hat kriterinden ihracatın gerçekleştirildiği, yapılan değerlendirmede ihraç eşyasının yurt içinde bırakılarak fiili ihracı gerçekleşmiş gibi gösterecek bir işlemden bu beyannameye münhasır bir tespit bulunmamakla birlikte kırmızı hatta yönlendirilen bir beyannamenin işlemlerinden vazgeçilerek farklı bir günde aynı fatura kapsamı eşyanın kırmızı hat kriterlerine göre yeni bir beyanname ile ihracatının yapılmasının fiziki muayeneden kaçınma olarak değerlendirileceğinin" belirtilmesi üzerine firmanın Gümrük Müşaviri olan ve bahse konu beyannameleri düzenleyen sanık Muzaffer Arsak"ın vefat etmesi nedeniyle hakkındaki kamu davasının düşürüldüğü, firmanın ortağı ve yetkilisi olan sanık ..."nın hakkında ihraç kaçakçılığı suçundan yapılan yargılama sonucunda sanığın beraatine karar verildiği, kararın müdahil vekili tarafından temyiz edildiği anlaşılmıştır,
    Sanıklar aşamalardaki aynı yöndeki savunmalarında özetle; 25.11.2011 tarih EX588501 nolu gümrük çıkış beyannamesindeki eşyaların üretiminin yetişmediği, bunun üzerine beyannamenin iptalini istediklerini ancak geç olduğundan işlemlerin yapılamadığını, bu nedenle 26.11.2011 tarihli 592882 sayılı gümrük çıkış beyannamesi ile daha az miktardaki eşyaların kırmızı hat kriterinden fiziki muayeneye tabi olmak suretiyle ihraç edildiğini, gümrüğü yanıltma ve ihracat kaçakçılığına teşebbüs kasıtlarının söz konusu olmadığını beyan etmiş iseler de;
    Bu oluş ve kabule göre atılı suçun oluşup oluşmadığının tespiti bakımından atılı eylemin hukuki niteliğinin belirlenmesinin gerektiği, bu bağlamda;
    4458 sayılı Gümrük Kanun"unun 64. maddesinde beyannamenin iptali konusunda düzenleme yapılmıştır. Söz konusu maddenin olaya ilişkin 1. ve 5. fıkralarındaki düzenlemeler şöyledir:
    "Madde 64 – 1. Gümrük idareleri, beyan sahibinin talebi üzerine ve eşyanın yanlışlıkla beyanname konusu gümrük rejimine tabi tutulmasına veya beyan edildiği rejime tabi tutulmasının özel nedenlerle artık mümkün olmadığına ilişkin kanıtlayıcı belgeleri ibraz etmesi halinde, tescil edilmiş bir beyannameyi iptal ederek, gerektiğinde yeni bir rejim beyanında bulunulmasına izin verebilirler.
    Ancak, gümrük idarelerince beyan sahibine eşyanın muayene edileceğinin bildirilmiş olduğu hallerde, muayenenin sonucu alınmadan beyannamenin iptaline ilişkin talep kabul edilmez
    .5. Beyannamenin iptali, yürürlükteki cezai hükümlerin uygulanmasına engel oluşturmaz."
    Eşyanın bilgisayar sistemi tarafından kontrol türünün kırmızı hat olarak belirlenmesi konusunda Gümrük Yönetmeliği"nin 121. maddesinde de bir düzenleme yer almaktadır. Maddenin ilgili 2. fıkrası şöyledir:
    Gümrük Yönetmeliği madde 121/(2) (Değişik:RG-07/02/2013-28552) Eşyanın teslimine kadar;
    a) Eşyanın muayenesi için bilgisayar sistemi tarafından beyanın kontrolü türünün kırmızı hat olarak belirlenmesinden,
    b) Beyan edilen eşyaya ilişkin bilgilerin yanlış olduğunun tespit edilmesinden, önce beyannamede düzeltme yapılmasına izin verilir ve herhangi bir cezai işlem uygulanmaz.
    Yukarıda belirtilen hükümler birlikte değerlendirildiğinde; Gümrük eşyasının muayene edileceğinin idarece beyan sahibine bildirilmesi halinde bu beyannamenin iptalinin talep edilemeyeceği, eşyanın kontrol türünün bilgisayar sistemi tarafından kırmızı hat olarak belirlenmesi halinde bu eşyanın fiziki muayenesinin zorunlu olduğu, eşyanın kontrol türünün kırmızı hat olarak belirtilmesi halinin beyan sahibine eşyanın fiziki olarak muayene edileceğinin bildirilmesi anlamına geldiği, böyle bir durumda muayene sonucu alınmadan beyannamenin iptaline ilişkin talebin kabul edilemeyeceği, beyannamenin iptalinin cezai hükümlerin uygulanmasına engel olmayacağı sonucuna varılmaktadır.
    Somut olay ve bu hükümler değerlendirildiğinde; eşyanın kırmızı hatta düşmesi üzerine gümrük idaresinin sanıklara muayene için hazır bulundurmaları ihtarı yapma yükümlülüğü olmadığı ve eşyanın muayene için hazır edilmesi gerektiği ve eşyaların onay işlemine rağmen gümrükte baştan itibaren hazır bulundurulmadığı, eşyaların gümrüğe getirilmediği, bu suretle olmayan eşyayı ihraç etmeye teşebbüs ettikleri; sanıklar 557300 seri numaralı fatura içeriğindeki eşyanın üretimi yetişmediğinden iptal talebinde bulunduklarını ifade etmiş iseler de iptale ilişkin bir başvuru olmadığı gibi bu aşamadan sonra beyannamenin iptalinin mümkün olmadığı ve bu suretle sanığın, olayın başından beri ihraç edilmemiş bir eşyayı ihraç edilmiş gibi göstererek haksız çıkar sağlama kastıyla hareket ettiğinin kabulünün gerektiği, sanığın beyanname düzenleyerek idareye vermesi ve beyannamenin tescilinin, atılı suçun icra hareketini oluşturduğu,
    Ancak olay tarihinde atılı kaçakçılık suçunun tamamlanması için öngörülen haksız çıkar elde edilemediği için eylem teşebbüs aşamasında kalmıştır. 5607 sayılı Kanun"un suç tarihinde yürürlükte bulunan 3. maddenin (18) fıkrasına göre: "Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan fiiller, teşebbüs aşamasında kalmış olsa bile, tamamlanmış suç gibi cezalandırılır." hükmü gereğince sanığın atılı suçtan cezalandırılması gerekirken dosya kapsamıyla örtüşmeyen gerekçeyle beraatine karar verilmesi,"" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
    Yerel Mahkeme ise 12.06.2018 tarih ve 22-473 sayı ile sanığın atılı suçtan beraatine karar vermiştir.
    Hükümlerin katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 19.02.2019 tarih ve 17379-9953 sayı ile Yerel Mahkeme kararı eylemli uyma kabul edilmiş ve sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması gerektiği şeklindeki gerekçeyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
    Yerel Mahkemece 17.09.2019 tarih ve 172-451 sayı ile ""Öncelikle, her ne kadar, Yargıtay Yüksek 7. Ceza Dairesi tarafından benzer bozmalar sonucu verilen kararlarımız, yukarıdaki, bozma öncesi verilen gerekçeli kararda, "Mahkememizce usulü açıdan yapılan değerlendirmede" başlığında yer alan açıklamalara rağmen, yine de, eylemli uyma olarak değerlendirilip, bozma üzerine, eylemli uyma doğrultusunda sanıkların cezalandırılmalarına karar verilmediğinden bahisle yeniden bozma yapılmış olsa da, mahkememizce, ilk bozma sonrası bu şekilde bir usul izlenmesinin sebebinin, bozma öncesi sanık hakkında verilen beraat kararının isabetsiz olduğuna inanılması değil, ancak, nihayetinde, önceki hüküm, başka bir hakim tarafından verildiğinden, ilk bozma öncesi verilen beraat kararının isabetli olup olmadığını destekleyecek nitelikte ek deliller toplanması yönünde mahkememizde kanaat hasıl olması olduğu, dolayısıyla, ilk bozma sonrası, bu konuda ek deliller toplanmak üzere gümrük idaresine müzekkere yazılıp, bir kısım bilgiler talep edildiği, mahkememizin bu kapsamda bozma sonrası bir kısım delillerin toplamasının, sanık açısından verilen "mahkumiyet kararı verilmesi yönündeki" bozma ilamına eylemli uyma olarak değerlendirilemeyeceği, zira, bir eylemli uymadan bahsedilebilmesi için, yerel mahkeme tarafından, bozma ilamı doğrultusunda, yani, bozma ilamında yol gösterildiği şekilde işlem yapılıp, bozma ilamının gereği yerine getirilip, ve fakat, bu konuda bir uyma kararı verilmemesi gerektiği; ya da, bozma ilamının işaret ettiği deliller toplanıp, yani, eksik soruşturma tamamlanıp ve fakat, yine, bozma öncesi gibi bir karar verilmesi kanaati oluştuğunda, esasen, artık bozma ilamı doğrultusunda yeni deliller toplanmasına rağmen, evrak üzerinde direnme kararı verilmesi halinin varlığının gerektiği, ancak, bu gibi hallerde, usule göre, mahkemece eylemli uyma kararı verildiğinin kabul edileceği, mahkememizce sanığın cezai sorumluluğunun, Yüksek Yargıtay 7. CD nin -ceza verilmesi gerekirken- şeklindeki kesin nitelikli bozma ilamı doğrultusunda düşünülmediği, bu durumda, yeni deliller toplandığı, bu delillerin de beraat kararını destekler mahiyette olduğu, dolayısıyla, sanık açısından mahkememizce verilen bir eylemli uyma kararı olmasına rağmen, bozma ilamındaki gerekçeye ve usule aykırı olarak yeniden beraat kararı verilmesinin söz konusu olmadığı, biran için önceki karara doğrudan direnilmesi ve Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulunca kararın gerekçesinin yeterli bulunmaması halinde, eksik soruşturmadan dolayı bozma kararı verildiği düşünülürse, bu durumun usul ekonomisi açısından olumsuz ve yargılamayı uzatacağı bir durum ortaya çıkaracağı gibi; ilk bozma öncesi verilen beraat kararındaki deliller YCGK nca yerinde görülmeyip, sadece o delillere göre direnme kararı kaldırıldığında, artık, YCGK kararı bağlayıcı olduğundan, o halde, başkaca bir işlem yapılamayacağından, gümrük idaresinden herhangi bir belge de istenemeyeceğinden, esasen, suç işlediği şüphe arz eden sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gibi, hakkaniyete uygun olmayan bir durumun ortaya çıkabileceği, bu nedenle bozma öncesi mahkememizce uyma ya da direnme kararı verilmeksizin davanın sonuçlandırıldığı anlaşılmıştır.
    Yine bozma kararı öncesi mahkememizin yukarıda içeriği tekrar edilen 2018/22 Esas, 2018/473 Karar sayılı ve 12/06/2018 tarihli kararında izah edildiği üzere, suçun gerek maddi gerekse manevi unsurları itibariyle oluşmadığı, Halkalı Gümrük Müdürlüğü uygulamasına göre, fiziki şartlar nedeniyle henüz daha ihraç konusu malları taşıyan aracın gümrük sahasına girmesinden evvel hatta daha üretim aşamasında dahi gümrük işlemleri yapılıp hat kriteri belirlenebildiğinden, dolayısıyla, suça konu beyanname kapsamındaki malları taşıyan aracın gümrük sahasına girip bilahare kırmızı hat muayenesinden kaçtığına ilişkin bir tespit yer almadığından, yine, yasalarımızda, kırmızı hat kriterine düşen bir beyannameye konu malın muayeneye sunulmaması hali, başlı başına 5607 sayılı yasanın suç tarihindeki 3/14.maddesine aykırılık teşkil eder şeklinde bir atıfta da bulunulmadığından, malın henüz daha üretim aşamasında beyanname açılıp makine arızası nedeniyle yetiştirilemediğine ilişkin sanık savunmanın aksi ispatlanamadığından, yine, suç tarihinde, Halkalı Gümrük İdaresi uygulamasında araçların gümrük sahasına girmeden muayene işlemlerinin yapılmasının imkan dahilinde olup, somut olayda da, bu şekilde olduğundan, buna göre, ihracat rejimi hükümlerine tabi tutulmak üzere tescil edilen gümrük beyannamelerinin iptali, esas olarak, 4458 sayılı yasanın 64 ve Gümrük Yönetmeliğinin 121 madde hükümlerine göre yapılması esas olmakla birlikte, ihracat eşyasının serbest dolaşımda bulunan eşya statüsüne haiz olması ve geçici depolama yerlerine konulmaksızın beyan edilebilmesi gibi munasıran ihracat rejimine özgü nitelikler dikkate alındığında, Gümrük Yönetmeliğinin 127/3 ve 417.maddesine göre değerlendirme yapılması gerektiğinden, ayrıca, kasıt açısından yapılan değerlendirmede, 2010 takvim yılında 101 adet, 2011 takvim yılında 123 adet ihracat beyannamesi veren sanığın bunlardan 25 tanesinin kırmızı hatta düşmesi sonucu muayenesini yaptırıp beyannameyi kapatmış olması da gözetildiğinde, bu çapta işlem yapan bir kişinin suça konu tek bir beyannameyi vergi kaçırmak için düzenlediğinin kabulü de hakkaniyete de uygun olmayacağı"" gerekçesiyle bozma kararına direnerek önceki hüküm gibi sanığın beraatine karar verilmiştir.
    Direnme kararına konu hükmün de katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25.06.2020 tarihli ve 106215 sayılı "onama" istekli tebliğnamesiyle dosya 6763 sayılı Kanun"un 36. maddesiyle değişik CMK"nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 7. Ceza Dairesince 22.09.2020 tarih ve 2300-13052 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    İnceleme dışı sanık .. hakkında ölüm nedeniyle kamu davasının düşürülmesine ilişkin hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olup direnmenin kapsamına göre inceleme, sanık ... hakkında 5607 sayılı Yasa"ya muhalefet suçundan verilen beraat hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır.
    Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı ihracat kaçakçılığı suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği"nin 27. maddesi uyarınca öncelikle Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) Sisteminden alınan güncel nüfus kaydında, sanığın direnme kararından sonra temyiz aşamasında öldüğü bilgisine yer verilmesi karşısında, bu hususun mahallinde araştırılmasının gerekli olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kullanılarak çıkartılan güncel nüfus kayıt örneğinde, sanık ...’nın direnme hükmünden sonra 01.03.2021 tarihinde öldüğü bilgisinin yer aldığı anlaşılmaktadır.
    5237 sayılı TCK’nın 64. maddesinde; sanığın ölümü durumunda kamu davasının düşürüleceği, sadece niteliği itibarıyla müsadereye tâbi olan eşya ve yararlar hakkında yargılamaya devam olunacağı, hükümlünün ölümü hâlinde ise cezanın ortadan kaldırılmasına karar verilmekle birlikte müsadere ve yargılama giderine ilişkin hükmün infaz edileceği belirtilmek suretiyle hükümlü ile sanığın ölümüne farklı sonuçlar yüklenmiştir.
    Buna göre; kamu davası açılmadan önce şüphelinin ölmesi durumunda kovuşturma imkânının bulunmaması nedeniyle "kovuşturmaya yer olmadığına", kamu davası açıldıktan sonra sanığın ölmesi hâlinde ise yerel mahkemece "davanın düşmesine" karar verilecektir. Ölümün ceza ilişkisini sadece ölen kişi bakımından sona erdirmesi nedeniyle iştirak hâlinde işlenen suçlarda diğer sanıklar hakkında davaya devam edilecek, sanığın ölümü niteliği itibarıyla müsadereye tâbi olan eşya ve maddi menfaatler hakkında davaya devam olunarak müsadere kararı verilmesine engel olmayacaktır. Sanığın ölümü ceza ve infaz ilişkisini düşürürken, hakkındaki mahkûmiyet hükmü kesinleşmiş olan hükümlünün ölümü sadece hapis ve henüz infaz edilmemiş adli para cezalarının infaz ilişkisini ortadan kaldıracaktır. Buna bağlı olarak, ölümden önce tahsil edilmiş olan para cezaları mirasçılara iade edilmeyecek buna karşın tahsil edilmemiş bulunan para cezaları mirasçılardan istenmeyecek, bunun yanında müsadereye ve yargılama giderine ilişkin hükümler ölümden önce kesinleşmiş olmak kaydıyla infaz olunacaktır.
    Görüldüğü gibi, suç teşkil eden bir fiilin işlenmesiyle fail ile devlet arasında doğan ceza ilişkisi, bu fiili işleyen sanığın ya da hükümlünün ölümüyle cezaların şahsiliği ilkesi nedeniyle başkası sorumlu tutulamayacağından düşmektedir. Ölüm, bir vakıa olan suçu ortadan kaldırmayacak, suçtan sorumlu tutulacak kişi olmadığından, devletin suçla birlikte ortaya çıkan cezalandırma sorumluluk ve yetkisini sona erdirecektir.
    Temyiz aşamasında sanığın öldüğüne ilişkin bir iddianın ortaya çıkması ya da UYAP (Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi) vasıtasıyla alınan güncel nüfus kaydında öldüğü bilgisinin yer alması gibi hâllerde, ölümün kamu davasının düşmesini gerektiren bir neden olduğu göz önüne alınarak, ölüm nedeniyle düşme kararının temyiz mercisince dosya üzerinde yapılan inceleme sırasında verilmesi yerine, ölüm bilgisi nedeniyle diğer yönleri incelenmeyen hükmün bozulması ve yerel mahkemece mahallinde yapılan araştırma sonucunda sanığın öldüğünün kesin olarak saptanmasından sonra düşme kararı verilmesi daha isabetli olacaktır.
    Bu açıklamalar ışığında ön sorun değerlendirildiğinde;
    Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kullanılarak alınan güncel nüfus kayıt örneğinde, sanık ..."nın direnme hükmünden sonra 01.03.2021 tarihinde öldüğü bilgisi yer aldığından, ölümle ilgili mahallinde araştırma yapılarak karar verilmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
    Bu itibarla, sanık hakkında verilen direnme kararına konu hükmün, gerekli araştırmanın mahallinde yapılıp ölümün Yerel Mahkemece tespiti ile sonucuna göre 5237 sayılı TCK’nın 64 ve 5271 sayılı CMK"nın 223. maddeleri uyarınca gereken hükmün verilmesinin temini için sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir.
    SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    1-Küçükçekmece 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.09.2019 tarihli ve 172-451 sayılı direnme kararına konu hükmünün, güncel nüfus kayıt örneğinde sanığın, direnme kararından sonra 01.03.2021 tarihinde öldüğü bilgisinin yer alması karşısında, bu konuda gerekli araştırmanın mahallinde yapılarak sonucuna göre 5237 sayılı TCK’nın 64. ve 5271 sayılı CMK"nın 223. maddeleri uyarınca gereken hükmün verilmesinin temini için diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
    2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 25.05.2021 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.


    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi