Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2016/1113
Karar No: 2021/211

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2016/1113 Esas 2021/211 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2016/1113 E.  ,  2021/211 K.

    "İçtihat Metni"


    Kararı Veren
    Yargıtay Dairesi : 1. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Ağır Ceza (CMK"nın mülga 250. maddesi ile görevli)
    .
    Sanık ..."in nitelikli öldürme suçundan TCK’nın 220/5. maddesi delaletiyle aynı Kanun’un 82/1-a ve 62; sanık ..."ın ise aynı suça azmettirmeden TCK’nın 38/1, 82/1-a ve 62. maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmalarına, her iki sanık yönünden TCK’nın 53, 58/6-7-9 ve 63. maddeleri uyarınca hak yoksunluğuna, cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba ilişkin Adana (Kapatılan) 6. Ağır Ceza Mahkemesince (CMK’nın mülga 250. maddesi ile görevli) verilen 12.05.2011 tarihli ve 213-119 sayılı, karar tarihi itibarıyla hükmedilen ceza miktarı yönünden resen temyize tabi olan hükümlerin sanık müdafileri tarafından da temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 08.10.2013 tarih ve 3412-5553 sayı ile onanmasına karar verilmiştir.
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 08.04.2016 tarih ve 75198 sayı ile;
    “......"in ... tarafından öldürülmesi olayında ... ve ... tarafından azmettirme ve örgüt faaliyeti çerçevesinde, tasarlamak suretiyle öldürüldüğüne ilişkin Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.05.2011 tarihli 2006/2013 esas 2011/119 karar sayılı kararında ..."in suç örgütü lideri olması, ..."ın azmettirmesi nedeniyle tasarlamak suretiyle ..."in öldürüldüğüne ilişkin gösterilen delil ve gerekçenin yetersiz olduğu," görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
    CMK"nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince, 30.05.2016 tarih ve 2862-2737 sayı ile itiraz nedenleri yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    İtirazın kapsamına göre inceleme sanıklar ... ve ... hakkında nitelikli kasten öldürme ve bu suça azmettirmeden kurulan mahkûmiyet hükümleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.
    Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; Yerel Mahkemece, sanıklar ... ve ... hakkında nitelikli öldürme suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin, Anayasa"nın 141 ve 5271 sayılı CMK"nın 34, 230 ve 232. maddelerinde öngörülen şekilde yasal ve yeterli gerekçe içerip içermediği, yeterli delile dayanıp dayanmadığının belirlenmesine ilişkindir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca (CMK’nın mülga 250. maddesi ile görevli) düzenlenen 01.05.2006 tarihli ve 103-103 sayılı iddianame ile; sanık ...’ın yönetici konumunda bulunduğu suç örgütü vasıtasıyla Konya ilinde bar, kahvehane, lokanta ve bilardo salonu gibi yerleri çalıştırdığı, çeşitli meslek odaları ile irtibatlı olduğu, silahlı suç örgütü üyelerinin kasten öldürme, kasten yaralama, tehdit, yağma ve 6136 sayılı Kanun’a aykırılık gibi çok sayıda suçları işledikleri, bu kapsamda maktul ...’in 13.08.2005 tarihinde Konya il merkezinde aracıyla trafik ışıklarında beklediği sırada inceleme dışı davanın sanığı örgüt üyesi ... tarafından öldürülmesinin de suç örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlendiği, bu nedenle örgüt yöneticisi ...’in TCK’nın 220/5, 82/1-a, 53 ve 63. maddeleri uyarınca, bu cinayeti işlemesi için ...’yi tasarlayarak öldürme suçuna azmettiren sanık ...’ın ise TCK’nın 38/1, 82/1-a, 53 ve 63. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açıldığı;
    Sanıklar ... ve ... ile birlikte toplam 84 sanığın yargılamalarının yapıldığı Adana (Kapatılan) 6. Ağır Ceza Mahkemesince (CMK’nın mülga 250. maddesi ile görevli) 12.05.2011 tarih ve 213-119 sayı ile; sanık ... hakkında nitelikli öldürme suçundan TCK’nın 220/5. maddesi delaletiyle aynı Kanun’un 82/1-a ve 62; sanık ... hakkında ise aynı suça azmettirmeden TCK’nın 38/1, 82/1-a ve 62. maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmalarına, her iki sanık yönünden TCK’nın 53, 58/6-7-9 ve 63. maddeleri uyarınca hak yoksunluğuna, cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verildiği;
    Mahkemenin toplam 46 sayfa tutan gerekçeli kararının ilk 17 sayfasının karar başlığı ile maktul, katılan ve sanıklara ait kimlik bilgilerinden oluştuğu, sonraki 16 sayfanın iddianame ve esas hakkındaki mütalaanın özetinden, son 7 sayfanın ise hüküm fıkrasından ibaret olduğu, gerekçeli kararda sanıkların savunmalarına, hükme dayanak yapıldığı belirtilen mağdur ve tanıkların beyanlarına, iletişimin tespiti tutanakları içeriğine ve Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.06.2006 tarihli ve 375-230 sayılı karar içeriğine yer verilmediği,
    Gerekçeli kararın kanıtlar bölümünün; “Sanıkların nüfus ve adli sicil kayıtları, aşamalardaki savunmaları, yakınıcı iddiaları, kıygın ve tanık anlatımları, ekspertiz raporları, emanet makbuzları, kriminal raporlar, otopsi tutanakları, iletişimin saptanmasına ilişkin tutanaklar, gizli izleme tutanakları ve tüm dosya kapsamı.” şeklindeki paragraftan ibaret olduğu,
    Sanıkların kasten öldürme suçuna azmettirdikleri olaya ilişkin olarak gerekçeli kararın “Kanıtların değerlendirilmesi ve Mahkememizin Kabulü” bölümünde ise;
    “Maktul ... Sevinç"in Sevinçler adlı suç örgütünün üyesi, aynı zamanda örgüt lideri Mehmet Sevinç"in kardeşi olduğu, her iki örgüt arasında çıkar çatışması nedeniyle sürekli bir husumetin mevcut bulunduğu, 13.08.2005 günü saat 17.20 sıralarında 06 V 8464 plakalı aracı ile maktul ... Sevinç"in seyretmekte olduğu sırada, içerisinde sanık ... ile ... ve ..."ın bulunduğu 34 CGY 98 plakalı aracın takibe başladığı, maktulün kırmızı ışıkta durduğu sırada ..."nin içinde bulunduğu araçtan inerek Celal Sevinç"e birden fazla kez ateş ettiği, güvenlik kuvvetlerinin olayı fark edip müdahale etmesi neticesinde yaya olarak kaçtığı, sanık ..."nin aynı gün Konya merkezinde suça konu silahla yakalandığı, olay sırasında yaralanan Celal Sevinç"in kaldırıldığı hastanede öldüğü, olay sırasında kırmızı ışıkta bekleyen Hakkı Genç"in basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandığı, soruşturmayı Konya C.Başsavcılığı yaptıktan sonra ... hakkında kamu davası açıldığı, sanığın Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/375 esas sayılı dosyasında yargılandığı, ... yapmış olduğu savunmada; kendisinin Narkotik Büro elemanları ile birlikte istihbarat elamanı olarak çalıştığını, bunu öğrenen Celal Sevinç"in kendisini dövdürttüğünü, öldürmek istediğini, olay günü tesadüfen karşılaştıklarında silah çektiğini, kendisinin de üzerinde taşıdığı silahla ateş ettiğini belirtmiş ise de gerçek nedenin bu olmadığı;
    Konya"da ayrı bir suç örgütü lideri olan Mustafa Durna öldürüldükten sonra Sevinçler grubunun Konya"da kendilerini ispatlamak ve rant sağlamak amacıyla Saraylı Mehmet lakaplı ... ve ... liderliğindeki suç örgütü ile birbirlerine hâkimiyet kurmak ve üstünlük sağlamak mücadelesi içine girdikleri, bu nedenle aralarında husumet oluştuğu, bu husumet nedeniyle 21.01.2004 tarihinde her iki grup arasında çatışma çıktığı ve olayda ..."nın öldürüldüğü, devam eden olaylar sırasında ..."ın işlettiği Konya Abdulaziz mahallesi Form Pasajı"nda bulunan Bodrum Kıraathanesi"nin Celal Sevinç"in azmettirmesi sonucu kurşunlandığı, kahvehanesi kurşunlanan ..."ın ... ve ... grubunun etkin adamlarından sanık Necdet Dündar"ın akrabası olduğu, Celal Sevinç"in bu eylemle rakip suç örgütü liderlerine gözdağı vermeyi amaçladığı, bu olaydan sonra sanık ... ve Necdet Dündar"ın kendilerine yönelik eylem yapabileceğinden korktuklarından Celal Sevinç"in öldürülmesine karar verdikleri, bu işi önce Suat Dişçi"ye vermelerine rağmen Suat"ın eylemi gerçekleştirmediği, istenileni yapmadığı ve öldürme olayında ..."nin görevlendirildiği, yukarıda anlatılan şekilde de ..."nin eylemi gerçekleştirdiği anlaşılmaktadır. Bu olayda sanık ... hem TCY"nin 220/5 maddesi gereğince, hem de suça azmettirmesi nedeniyle sorumluluğu bulunmakta olup, sanık ..."ın cezai sorumluluğu ise azmettirme düzeyindedir. Sanıkların üzerlerine atılı bu suçu işlemiş oldukları iletişimin saptanmasına ilişkin tutanaklardan, Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/375 esas sayılı dosyası ve diğer beyanlardan açıkça anlaşılmaktadır. Bu yönde Mahkememizce hiçbir kuşku bulunmamaktadır.” şeklinde ibareye yer verildiği,
    Mahkûmiyet hükümlerine esas kabul edilen delillerin; “İletişimin saptanmasına ilişkin tutanaklar, Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/375 esas sayılı dosyası ve diğer beyanlar” olarak sayıldığı,
    Anlaşılmaktadır.
    Türkiye Cumhuriyeti Anayasası"nın "Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması" başlıklı 141. maddesinin üçüncü fıkrası; "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." şeklinde düzenlenmiştir.
    5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun "Kararların gerekçeli olması" başlıklı 34. maddesinin birinci fıkrasında; "Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230. madde göz önünde bulundurulur. Kararların örneklerinde karşı oylar da gösterilir.”,
    "Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar" başlıklı 230. maddesinde de;
    "(1) Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde aşağıdaki hususlar gösterilir:
    a) İddia ve savunmada ileri sürülen görüşler.
    b) Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi.
    c) Ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesi; bu hususta ileri sürülen istemleri de dikkate alarak, Türk Ceza Kanunu"nun 61 ve 62. maddelerinde belirlenen sıra ve esaslara göre cezanın belirlenmesi; yine aynı Kanun"un 53 ve devamı maddelerine göre, cezaya mahkûmiyet yerine veya cezanın yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi.
    d) Cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adlî para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine ait dayanaklar.
    (2) Beraat hükmünün gerekçesinde, 223. maddenin ikinci fıkrasında belirtilen hâllerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir.
    (3) Ceza verilmesine yer olmadığına dair kararın gerekçesinde, 223. maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarında belirtilen hâllerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir.
    (4) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen hükümlerin dışında başka bir karar veya hükmün verilmesi hâlinde bunun nedenleri gerekçede gösterilir.",
    "Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar" başlıklı 232. maddesinde ise;
    "(1) Hükmün başına, "Türk Milleti adına" verildiği yazılır.
    (2) Hükmün başında;
    a) Hükmü veren mahkemenin adı,
    b) Hükmü veren mahkeme başkanının ve üyelerinin veya hâkimin, Cumhuriyet savcısının ve zabıt kâtibinin, katılanın, mağdurun, vekilinin, kanunî temsilcisinin ve müdafiin adı ve soyadı ile sanığın açık kimliği,
    c) Beraat kararı dışında, suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,
    d) Sanığın gözaltında veya tutuklu kaldığı tarih ve süre ile halen tutuklu olup olmadığı,
    Yazılır.
    (3) Hükmün gerekçesi, tümüyle tutanağa geçirilmemişse açıklanmasından itibaren en geç onbeş gün içinde dava dosyasına konulur.
    (4) Karar ve hükümler bunlara katılan hâkimler tarafından imzalanır.
    (5) Hâkimlerden biri hükmü imza edemeyecek hâle gelirse, bunun nedeni mahkeme başkanı veya hükümde bulunan hâkimlerin en kıdemlisi tarafından hükmün altına yazılır.
    (6) Hüküm fıkrasında, 223. maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.
    (7) Hükümlerin nüshaları ve özetleri mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır ve mühürlenir.”,
    Hükümlerine yer verilmiştir.
    Buna göre, Anayasa"nın 141 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 34, 230 ve 232. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının karşı oy da dâhil olmak üzere gerekçeli olarak yazılması zorunlu olup hüküm; başlık, sorun, gerekçe ve sonuç (hüküm) bölümlerinden oluşmalıdır. “Başlık” bölümünde; hükmü veren mahkemenin adı, mahkeme başkanının ve üyelerinin veya hâkimin, Cumhuriyet savcısının, zabıt kâtibinin, katılanın, mağdurun, varsa vekilinin ve kanuni temsilcisinin adı ve soyadı, sanığın açık kimliği ile varsa müdafisinin adı ve soyadı, beraat kararı dışında suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi, sanığın gözaltında veya tutuklu kaldığı tarih ve süre ile hâlen tutuklu olup olmadığı belirtilmeli, "sorun" bölümünde; iddia ve savunmada ileri sürülen görüşler ortaya konulmalı, "gerekçe" kısmında; mevcut deliller tartışılıp değerlendirildikten sonra, hükme esas alınan ve reddedilen deliller belirlenmeli, delillerle sonuç arasındaki bağ üzerinde durularak, niçin bu sonuca ulaşıldığı anlatılmak suretiyle hukuki nitelendirmeye yer verilmeli ve sonuç bölümünde açıklanan uygulamaların dayanaklarına değinilmeli, "sonuç (hüküm)" kısmında ise CMK’nın 230 ve 232. maddeleri uyarınca aynı Kanun"un 223. maddesine göre verilen kararın ne olduğu, TCK’nın 61. ve 62. maddelerinde belirlenen sıra ve esaslara göre uygulanan kanun maddeleri ve hükmolunan ceza miktarı, yine aynı Kanun"un 53. ve devamı maddelerine göre, mahkûmiyet yerine veya cezanın yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbiri, cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adli para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin taleplerin kabul veya reddine ait dayanaklar, kanun yollarına başvurma ve tazminat talep etme imkânının bulunup bulunmadığı, kanun yoluna başvurma mümkün ise kanun yolunun ne olduğu, şekli, süresi ve mercisi tereddüde yer vermeyecek biçimde açıkça gösterilmelidir.
    Uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde çözüme kavuşturulabilmesi açısından mahkeme kararlarının "gerekçe" bölümü üzerinde ayrıca durulması gerekmektedir.
    5271 sayılı CMK"nın 230. maddesi uyarınca, hükmün gerekçe bölümünde, suç oluşturduğu kabul edilen fiilin gösterilmesi, nitelendirilmesi ve sonuç (hüküm) bölümünde yer alan uygulamaların dayanaklarının gösterilmesi zorunludur. Gerekçe, hükmün dayanaklarının, akla, hukuka ve dosya muhtevasına uygun açıklamasıdır. Bu nedenle, gerekçe bölümünde hükme esas alınan veya reddedilen bilgi ve belgelerin belirtilmesi ve bunun dayanaklarının gösterilmesi, bu dayanakların da geçerli, yeterli ve kanuni olması gerekmektedir. Kanuni, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, kanun koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada da keyfiliğe yol açacaktır. Bu itibarla keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek, sağlıklı bir denetime imkân sağlamak bakımından, hükmün gerekçeli olmasında zorunluluk bulunmaktadır.
    Ayrıca, hükmün gerekçeyi ihtiva etmemesi, 5271 sayılı CMK"nın 289/1-9 ve 1412 sayılı CMUK"nın 5320 sayılı Kanun"un 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 308/7. maddeleri uyarınca hukuka kesin aykırılık hâllerinden birini oluşturacaktır.
    Diğer taraftan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM); bir yargılamada hak ve özgürlüklerin gerçek anlamda korunabilmesi için davaya bakan mahkemelerin, tarafların dayanaklarını, iddialarını ve delillerini etkili bir biçimde inceleme görevi olduğunu belirtmektedir (Dulaurans/Fransa, B. No: 34553/97, 21/3/2000, § 33.). AİHM; mahkemelerin davaya yaklaşma yönteminin, başvurucuların iddialarına yanıt vermekten ve temel şikâyetlerini incelemekten kaçınmaya neden olduğunu tespit ettiği durumları, davanın hakkaniyete uygun bir biçimde incelenme hakkı yönünden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi"nin (AİHS) 6. maddesinin ihlali olarak nitelendirmektedir (Kuznetsov/Rusya, B. No: 184/02, 11/4/2007, §§ 84, 85.).
    AİHM ayrıca, derece mahkemelerinin, kararların yapısı ve içeriği ile ilgili olarak özellikle delillerin kabulü ve değerlendirilmesinde geniş bir takdir yetkisine sahip olduğunu pek çok kararında yinelemiştir (Van Mechelen ve diğerleri/Hollanda, B. No: 21363/93, 21364/93, 21427/93 ve 22056/93, 23/4/1997, § 50; Barbera Messegue ve Jabardo/İspanya, B. No: 10590/83, 6/12/1988, § 68.). Bu bağlamda, temel hak ve özgürlüklerin ihlali sonucunu doğuracak derecede ve keyfî olmadıkça belirli bir kanıt türünün (tanık beyanı, bilirkişi raporu veya uzman mütalaası) kabul edilebilir olup olmadığına, değerlendirme şekline veya aslında başvurucunun suçlu olup olmadığına karar vermenin ilk derece mahkemelerinin görevi olduğunu vurgulamaktadır (Garcia Ruiz/İspanya, B. No: 30544/96, 21/1/1996, § 28; S.N./İsveç, B. No: 34209/96, 2/7/2002, § 44.).
    Bunun yanı sıra AİHM; derece mahkemelerinin kendilerine sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda olmamakla birlikte somut davanın özelliğine göre esas sorunları incelemiş olduğunun, açık ya da zımni anlaşılabilir bir şekilde gerekçeli kararında yer almasına önem vermektedir (Boldea/Romanya, B. No: 19997/02, 15/2/2007, § 30; Hiro Balani/İspanya, B. No: 18064/91, 9/12/1994, § 27.). Zira mahkemelerin, tarafların temyiz hakkını kullanabilmeleri için gerekli olan “kararlarını hukuken geçerli hangi temele dayandırdıklarını yeterince açıklama” yükümlülüğü altında bulunduklarını belirtmektedir (Hadjianastassiou/Yunanistan, B. No: 12945/87, 16/12/1992, § 33.).
    Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamakta; tarafların muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda, kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gerekli olmaktadır (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34.).
    Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması, başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde, davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve diğerleri, § 35.). Aksi bir tutumla mahkemenin, davanın sonucuna etkili olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında “ilgili ve yeterli bir yanıt” vermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddiaların cevapsız bırakılmış olması hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri, § 39.).
    Nitekim Anayasa Mahkemesinin 25.05.2017 tarihli ve 11798 sayılı kararında da aynı hususlar vurgulanmıştır.
    Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde,
    Yerel Mahkemece, sanıklar ... ve ... hakkında nitelikli öldürme suçundan yapılan yargılama sonunda; sanıklar ... ve ... ile birlikte toplam 84 sanığın yargılamalarının yapıldığı Adana (Kapatılan) 6. Ağır Ceza Mahkemesince (CMK’nın mülga 250. maddesi ile görevli) 12.05.2011 tarih ve 213-119 sayı ile; sanık ... hakkında nitelikli öldürme suçundan TCK’nın 220/5. maddesi delaletiyle aynı Kanun’un 82/1-a ve 62; sanık ... hakkında ise aynı suça azmettirmeden TCK’nın 38/1, 82/1-a ve 62. maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmalarına, her iki sanık yönünden TCK’nın 53, 58/6-7-9 ve 63. maddeleri uyarınca hak yoksunluğuna, cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verildiği;
    Mahkemenin toplam 46 sayfa tutan gerekçeli kararının ilk 17 sayfasının karar başlığı ile maktul, katılan ve sanıklara ait kimlik bilgilerinden oluşması, sonraki 16 sayfasının iddianame ve esas hakkındaki mütalaanın özetinden, son 7 sayfasının ise hüküm fıkrasından ibaret oluşu, gerekçeli kararda sanıkların savunmalarına, hükme dayanak yapıldığı belirtilen mağdur ve tanıkların beyanlarına, iletişimin tespiti tutanakları içeriğine ve Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.06.2006 tarihli ve 375-230 sayılı karar içeriğine yer verilmemesi, gerekçeli kararın kanıtlar bölümünün; “Sanıkların nüfus ve adli sicil kayıtları, aşamalardaki savunmaları, yakınıcı iddiaları, kıygın ve tanık anlatımları, ekspertiz raporları, emanet makbuzları, kriminal raporlar, otopsi tutanakları, iletişimin saptanmasına ilişkin tutanaklar, gizli izleme tutanakları ve tüm dosya kapsamı.” paragrafında ibaret oluşu, mahkûmiyet hükümlerine esas kabul edilen delillerin; “İletişimin saptanmasına ilişkin tutanaklar, Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/375 esas sayılı dosyası ve diğer beyanlar” olarak sayılması ile yetinilmesi karşısında;
    Sanıklara atılı suçlara ilişkin hükme esas alındığı belirtilen iletişimin tespiti tutanaklarının suçla ilgili kısımlarının gerekçeli kararda açıkça gösterilmemesi, gerekçeli kararda “diğer beyanlar” şeklinde ifade edilen beyanların hangi tanık veya müştekilerin, yargılamanın hangi aşamasındaki ifadelerden oluştuğunun gösterilip açıklanmaması, gerekçeli kararda sanıkların aşamalardaki savunmalarına hiçbir şekilde yer verilmemesi, iddianame ve esas hakkındaki mütalaa özetlendikten sonra Mahkemenin olaya ilişkin kabulüne ve hüküm fıkrasına yer verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nın “Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar” başlıklı 230. maddesinin birinci fıkrasında ve aynı fıkranın (a) ve (b) bentlerinde yer alan “Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde aşağıdaki hususlar gösterilir: a) İddia ve savunmada ileri sürülen görüşler. b) Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi....” şeklindeki emredici hükümlere aykırı hareket edilmesi, iddia, savunma ve yargılamadan oluşan ortak bir faaliyet olan ceza muhakemesinin en temel prensibini ihlal edecek şekilde iddia makamının tezine yer verilmesine karşın savunma makamının, bu teze karşı olan antitezine hiçbir şekilde yer vermeksizin tezin ve antitezin sentezi, kolektif bir niteliğe sahip olan ve tarafların fikirlerini birbirlerine karşı beyan etmesini sağlayan çelişme ilkesi de göz ardı edilerek kurulan mahkûmiyet hükümlerinin Anayasa"nın 141 ve 5271 sayılı CMK"nın 34, 230 ve 232. maddelerinde öngörülen şekilde kanuni ve yeterli gerekçeyi içermediği kabul edilmelidir.
    Bu itibarla haklı nedene dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 08.10.2013 tarihli ve 3412-5553 sayılı onama kararının sanıklar ... ve ...’ın maktul ...’e yönelik nitelikli öldürme suçuna azmettirmeden kurulan mahkûmiyet hükümleri yönünden kaldırılmasına, Adana (Kapatılan) 6. Ağır Ceza Mahkemesince (CMK’nın mülga 250. maddesi ile görevli), sanıklar ... ve ... hakkında maktul ...’e yönelik nitelikli öldürme suçuna azmettirmeden kurulan mahkûmiyet hükümlerinin, Anayasa"nın 141 ve 5271 sayılı CMK"nın 34, 230 ve 232. maddelerinde öngörülen şekilde yasal ve yeterli gerekçe içermemesi isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir.
    Ulaşılan sonuç karşısında; sanıklar hakkında mahkûmiyet hükümlerine ilişkin yeterli delil gösterilip gösterilmediği bu aşamada değerlendirilmemiştir.
    SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
    2- Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 08.10.2013 tarihli ve 3412-5553 sayılı onama kararının, sanıklar ... ve ...’ın maktul ...’e yönelik nitelikli öldürme suçuna azmettirmeden kurulan mahkûmiyet hükümleri yönünden KALDIRILMASINA,
    3- Adana (Kapatılan) 6. Ağır Ceza Mahkemesince (CMK’nın mülga 250. maddesi ile görevli), sanıklar ... ve ... hakkında maktul ...’e yönelik nitelikli öldürme suçuna azmettirmeden kurulan mahkûmiyet hükümlerinin, Anayasa"nın 141 ve 5271 sayılı CMK"nın 34, 230 ve 232. maddelerinde öngörülen şekilde yasal ve yeterli gerekçe içermemesi isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
    4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 25.05.2021 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
    .

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi