11. Hukuk Dairesi 2017/3492 E. , 2019/546 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ... .... Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 05/.../2016 tarih ve 2014/1914 E - ve 2016/1615 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 30/03/2017 tarih ve 2017/221-2017/243 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili ile davalı şirket arasında yazılı bir sözleşme olmamakla birlikte ticari ilişki olduğunu, zamanla bu ticari ilişkinin geliştiğini ve müvekkili şirketin iki taraf arasındaki ticari ilişkiye güvenerek her an ihtiyacı karşılayabilmek için fazladan işçi çalıştırdığını, müvekkilinin ticaretinin %80 oranında davalı şirket ile yapar duruma geldiğini, 2013 yılı Mart-Nisan-Mayıs aylarında davalı şirketin davacıdan hiçbir mal siparişi etmediğini, müvekkilinin bu durumu araştırdığında, davalı şirket yetkililerinin müvekkili hakkında uygunsuz, gerçeği yansıtmayan beyanlarda bulunduğunu, davalı şirketin genel müdürü olan diğer davalı ... tarafından yapılan toplantılarda yolsuzluk olduğu ve alımların acilen durdurulması gerektiği şeklinde beyanlarda bulunulduğunun öğrenildiğini, davalı ..." ın iftirası nedeniyle müvekkilinin piyasada itibarının zedelendiğini, söz konusu iftiralar nedeniyle piyasada küçük düşürüldüğü, zarara neden olduğunu ileri sürülerek haksız rekabetin önlenmesini, fazlaya ilişkin haklar saklı olmak üzere 20.000 TL tazminatın müteselsilen faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili; müvekkilinin davacı ile yapılmış herhangi bir sözleşmesi ya da satın alma taahhüdünün bulunmadığını, davacının işçi çalıştırması ya da stoklarını dolu tutmasının kendi ticari tercihi olduğunu, müvekkilinin davacıdan aldığı ürünleri daha ucuza mal edebileceği bir CNC torna satın aldığını, müvekkilinin serbest piyasa şartları çerçevesinde maliyetini düşürmek istemesinin ticaretin doğası gereği olduğunu, davacıdan yeni bir satın alma yapılmamasının sebebinin bu olduğunu, yazılı bir sözleşme olmadan müvekkilinin davacıdan mal satın almaya zorlanamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili; müvekkilinin davalı şirketin genel müdürü olduğunu, davacının iddia ettiği hiçbir suçlamayı kabul etmediklerini, müvekkilinin her yönetici gibi şirketinin çıkarlarını düşünmekte olup satın aldığı ürünü daha ucuza mal edecek bir çözüm üzerinde çalıştığını ve bu amaçla bir makine alarak dışarıdan alımı kısıtladığını, yazılı bir sözleşme olmamasına karşın müvekkilinin görev yaptığı firmanın davacıdan mal satın almaya zorlanamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirket ile davalı şirket arasında 2009 yılında başlayan ve 2013 yılında sonlanan bir ticari ilişki bulunduğu, bu ilişkide davacının tedarikçi, davalı şirketin ise alıcı konumunda olduğu, ancak davacının tedarik ettiği mallarla ilgili olarak ne davalı şirketin bu malları sadece davacıdan aldığı ne de davacının sadece davalıya sattığı, taraflar arasında mal alımının devam edeceğine dair miktar veya süre olarak yazılı bir taahhüt bulunmadığı, bu nedenle davalı şirketin davacıdan mal alımını kesmesinde hukuka aykırılık ve haksız rekabet durumunun söz konusu olmadığı, her iki davalının, davacı şirketin ticari itibarını sarstığı, küçük düşürdüğü, diğer firmalar ile iş yapamaz duruma düşürdüğü yönündeki iddiaların da ispatlanmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
... Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davacı vekilinin istinaf başvurusunun, davacının, davalıların haksız eylemleri ve rekabeti sonucunda zarara uğradığını ispat edemediği, ilk derece mahkemesi kararında dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK"nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK"nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK"nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye ...,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, .../01/2019 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.