8. Hukuk Dairesi 2011/1307 E. , 2011/3242 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katkı Payı Alacağı
Davacı-karşı davalı ... ile davalı-karşı davacı ... aralarındaki katkı payı alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Van Aile Mahkemesinden verilen 02.12.2010 gün ve 704/824 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay"ca incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili taraflarından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 07.06.2011 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı ... bizzat ve vekili Avukat ... ve karşı taraftan davacı vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... vekili, İstanbul Göztepe"de bulunan 401 ada 169 parseldeki dükkan ve 1106 ada 186 parseldeki dairenin katkısı nedeniyle tapu kayıtlarının iptaliyle vekil edeni adına tescili, bu isteği yerinde görülmezse bilirkişiler tarafından belirlenecek değer üzerinden katkı payı alacağı isteğinde bulunmuştur.
Davalı ... vekili, davacının katkısı olmadığını,davacı adına başka mallar olduğunu ve malların vekil edeninin geliri ve ailesinin yardımları ile alındığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacının iptal ve tescil isteğinin reddine, dükkan için 390.500 TL, daire için 334.110 TL katkı payı alacağının dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, davalı vekilinin temyizi sonunda Dairenin 13.10.2009 tarih 3113/4786 Esas ve Karar sayılı ilamı ile “...Yaşarbank’dan kredi çekildiği savunması üzerinde durulması ve yapılacak araştırmada kredi çekmiş ise dava konusu taşınmazların alımında kullanılıp kullanılmadığı belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi, ayrıca dava dilekçesinde faiz istenmediği halde mahkemece istek aşılarak faize hükmedilmesinin usul hükümlerine aykırı olduğu...” gerekçesi ile bozma sevk edilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan araştırma ve alınan rapor sonunda davacının tapu iptali ve tescil isteğinin reddine, dükkan için 248.500 TL., daire için 525.030 TL katkı payı alacağının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Taraflar, 15.6.1981 tarihinde evlenmişler, 18.9.2006 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün kesinleşmesiyle 3.9.2007 tarihinde boşanmışlardır. Davacı ..."in 30.7.2009 tarihinde ölümü ile tek mirasçısı olarak ilk eşinden olma Vedat Eryiğit kalmış, mirasçı tarafından davaya devam edilmiştir. Başka mal rejimi seçilmediğinden taraflar arasında 1.1.2002 tarihine kadar mal ayrılığı, bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. Dava konusu dükkan 19.7.1991, daire ise 21.3.1997 tarihinde satın alınarak davalı kadın adına tescil edilmiştir.
11.2.2008 tarihli yargılama oturumunda davacı vekilinin tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin taleplerinden vazgeçtikleri ve katkı payı alacağı istedikleri anlaşıldığına göre mahkemece iptal ve tescil isteği ile ilgili davanın reddine karar verilmiş olması doğrudur.
Diğer yandan katkı payı alacağı ile ilgili bozmaya uyularak yapılan araştırma sonunda Yaşarbank"tan 3.000 TL. miktarında kredinin çekildiği ve dava konusu dairenin alımında kullanıldığı anlaşılmakta ise de kredi ödemelerinin tek başına davalı tarafından yapılmış olduğu ispatlanamadığına, kredi ödemelerinin tarafların ayrı yaşamaya başladıkları 19.9.2000 tarihi ötesine de sarkmadığı belirlendiğine göre tarafların her ikisinin de gelirleri dikkate alındığında bu kredinin de taraf gelirleri ile ödenmiş olduğunun kabulünde isabetsizlik yoktur. Bozma sonrası alınan 17.8.2010 tarihli raporda, önceki hükme esas alınan 14.7.2008 tarihli rapordan farklı olarak ayrıca 743 sayılı MK.nun 152.maddesi gereği takdiren katkı payı oranlarından %30"ar indirim yapılmış olması doğru olmamıştır.
Öte yandan 14.7.2008 tarihli bilirkişi raporunda, taraf gelirlerinin dosyaya getirtilen belgeler incelenerek doğru şekilde tespit edildiği, hesaplama yöntemi bakımından taraf gelirlerinin ayrı ayrı alım tarihleri itibarıyla oranlanmış olması doğru ise de 1991 yılı itibarıyla davalı kadının sattığı taşınmazından gelen miktar 14,5 TL olarak kadının gelirine eklenmiş olup, dosya arasındaki tapu kaydı ve akit belgesine göre 14,5 TL miktarın sadece çıplak değere ilişkin olup ayrıca intifa hakkının da 29 TL"ye satılmış olduğu, bu miktarı kadının geliri içinde dikkate alınmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca her iki taşınmazla ilgili ayrı ayrı taraf gelirleri oranlanırken her birinin sosyal statüleri, konumları ve mesleki kariyerleri gözetilerek yapabilecekleri kişisel masraflarının ayrı ayrı hesaplanması, davacı ..."in ayrıca, 743 sayılı TKM.nin 152. maddesi gereğince evi geçindirme yükümlülüğü gözetilerek alım tarihleri itibarıyla evi geçindirme gideriyle kişisel giderleri dışında olabilecek fazla harcaması var ise, oran belirtilmek suretiyle hesaplanacak miktarının, davalı kadın yönünden ise kişisel harcamalarının hesaplanıp toplam gelirlerinden ayrı ayrı düşülmesi, her birinin bu durum karşısında yapabilecekleri tasarruf miktarlarının ayrı ayrı saptanarak tarafların toplam tasarruf miktarı içerisindeki katkı oranlarının belirlenmesi, bu belirlemede gerekirse TMK.nun 227. maddesinde yer alan hakkaniyet ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkelerinin de dikkate alınması gerekirken bunlar gözetilmeden sadece taraf gelirlerinin birbirine oranlanarak katkı payı oranlarının bulunmuş olması doğru değildir. Mahkemece açıklanan hususları da gözeten uzman bilirkişi kurulundan yeniden rapor alınması ve sonucuna göre hüküm kurulması, bu şekilde katkı payı alacağı belirlendikten sonra önceki hükmün sadece davalı vekili tarafından temyiz edilmesi sebebiyle davalı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu da gözetilerek her bir taşınmaz için ayrı ayrı kazanılmış hakka dikkat edilmelidir. Davalı vekilinin temyiz isteği bu nedenlerle yerinde bulunmaktadır.
Hükmün esasının davalı vekilinin temyiz isteği yerinde görülerek bozulması sebebiyle davacı vekilinin temyizinde açıkladığı sebebin incelenmesi mümkün olmamakla beraber kabule göre; Mahkemenin 1.12.2008 tarihli kararında davacı lehine dükkan bakımından 390.500 TL daire için 334.500 TL üzerinden hüküm kurulmuş, hüküm davalı vekilinin temyizi sonunda bozulmuş olduğundan mahkemece dükkan bakımından verilen miktar kazanılmış hakka uygun ise de daire bakımından davalı lehine kazanılmış hak gözden kaçırılarak 525.030 TL olarak fazla miktara hükmedilmiş olması da doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülerek hüküm esası bakımından bozulduğundan davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 825 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalıya verilmesine ve 11.487,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı ..."e (Uslu) iadesine ve 2.108,70 TL peşin harcın da istek halinde temyiz eden davacı Vedat Eryiğit"e iadesine 07.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.