23. Ceza Dairesi 2015/6686 E. , 2016/4615 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanıkların katılanın yetkilisi olduğu şirket tarafından işletilen otele giriş yaptıkları sırada, konaklama belgelerine araç plakası ile ikametgah adreslerini yanlış olarak belirtip konaklama ücretini ödemeden otelden ayrılmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediği iddia olunan somut olayda; unsurları itibariyle oluşmayan dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 14.04.2016 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY:
Sanıklara yüklenen suç: Konaklamış oldukları katılana ait otele giriş sırasında sahte plaka ve sahte adres verip, konaklama ücretini ödemeden ayrılmak suretiyle katılanı dolandırma iddiasından ibarettir.
Olayın gelişimi ve değerlendirilmesi: Sanıklar, 13.04.2010 - 20.04.2010 tarihleri arasında katılana ait Korel otelde konaklamışlardır. Bu süre içerisinde 1450,45 TL ekstra harcama yapıp, hesabı ödemeden otelden ayrılmışlardır.
Sanıklar otele kayıt yaptırırken kimlik bilgilerine ek olarak;
Adres olarak; “... Mahallesi, 1134 sk.” ...adresini, (bina ve daire numarası belirtilmemiş), telefon numarası olarak; 0531... numaralı telefonu ve araç plakası olarak; ... numaralı plakayı vermişlerdir.
Sanıkların konaklama ücretini ödemeden otelden ayrılmaları üzerine, harcama listesi ve fatura otel yönetimi tarafından verilen adrese kargo ile gönderilmiş; ancak adresin yanlış olduğu, telefonun ise kapalı ve kullanılmadığı gerekçesiyle teslim edilemediği belirtilerek iade edilmiştir.
Soruşturma sırasında otel yönetimine vermiş oldukları kişisel bilgiler üzerinden sanıklara ulaşılmaya çalışılmış olup, yapılan araştırma sonucunda;
Sanıkların otel kaydı sırasında bildirdikleri adresi üç ay kadar önce terkettikleri daire numarasını da ihtiva eden 30.06.2010 tarihli zabıta tutanağından; belirtilen plaka kaydına uyan bir araç kaydının bulunmadığı da emniyetin yazısından anlaşılmaktadır. Vermiş oldukları telefonlardan da ulaşmak mümkün olmamıştır.
Sık sık adres değiştirmeleri nedeniyle sanıkların savunmaları gerek soruşturma; gerekse yargılama aşamasında güçlükle alınmış hatta yakalama kararı çıkarılmak zorunda kalınmıştır.
Sanıklar, olay tarihinde otele verdikleri adreste ikamet ettiklerini, otele vermiş oldukları ve sanık Vahdete ait olduğu gsm şirketi tarafından da doğrulanan telefon numarasını kullanmaya devam ettiklerini, otele kayıt yaptırırken “ödemenin sanık ..."un ortağı olduğu ...şirketi tarafından sonradan yapılacağını” söylediklerini, faturanın şirkete gönderilmesi için şirket kartvizitini verdiklerini, plakanın ... değil; ... olduğunu, hatalı yazımın resepsiyon görevlisi tarafından yapılmış olduğunu, bu konuda otel kamera kayıtlarının incelenebileceğini savunmuşlardır.
Toplanan deliller;
Zabıta tarafından düzenlenen 30.06.2010 tarihli tutanakta, sanıkların bildirdikleri adresi 3 ay kadar önce terk ettikleri bildirildiğine göre, sanıkların suç tarihi olan 20.04.2010 tarihinden önce otele verdikleri adresten ayrıldıkları, ayrılmış oldukları adresi otel yönetimine verdikleri anlaşılmaktadır.
Sanıklar, otele verdikleri telefon numarasını halen kullanmaya devam ettiklerini savunsalar da kendilerine bu telefondan ulaşılamadığına dair tutanaklar mevcuttur. Ayrıca tanıklar tarafından sanıklar tarafından kullanıldığı iddia edilen telefon numaralarından da sanıklara ulaşılamadığı görülmektedir.
“Ödemenin sanıklara ait şirket tarafından sonradan yapılacağı” konusundaki savunmanın doruluğu araştırılmamış, bu konuda resepsiyon görevlisinin tanık olarak beyanına başvurulmamıştır. Uyuşmazlık konusu harcamaların ekstra harcamalar olduğuna dair dosyada ifadeler bulunması karşısında sanıkların savunmalarının doğruluğunun tespiti açısından bu harcamaların gerçek konaklama bedeli mi yoksa ekstralardan mı kaynaklandığı hususu da tam olarak açıklığa kavuşturulmamıştır.
Ayrıca ... plakalı araç konusunda bir araştırma yapılmadığı gibi, otelin kamera görüntüleri de incelenmemiştir.
Soruşturma ve kovuşturma süresince sanıkların sık sık adres değiştirmeleri yüzünden verdikleri adreslerden temininde güçlük yaşanmış, her defasında farklı adres beyanında bulunmuşlardır. Hatta daha önce tespit edilen ve kendilerince de doğrulanan ...Kasabasındaki adreslerinde ikamet etmedikleri 13.01.2011 ve 21.06.2011 tutanaklarla tespit edildikten sonra bile 30/12/2011 tarihinde Tefenni asliye Ceza Mahkemesindeki savunmalarında gene aynı kasabadaki adreslerini vermişlerdir.
Delillerin değerlendirilmesi;
Konaklama ücretini ödemekten kurtulmak amacıyla kimlik, adres, iş, unvan, ve benzeri konularda yanıltıcı bilgi ve belge verme şeklindeki eylemlerin, dairemizin 2015/591-1330 sayılı dosyasında olduğu gibi dolandırıcılık suçunu oluşturacağı konusunda tereddüt bulunmamaktadır. 15. Ceza Dairesinin uygulamaları da aynı mahiyettedir. (Örnek: 15. Ceza Dairesinin 2013/5525 esas sayılı dosyaya ilişkin kararı.) Bu nedenle sanıkların hile oluşturan eylemlerinin varlığı halinde daire çoğunluğu ile de farklı düşündüğümüzü sanmıyoruz. Ancak burada çoğunluk kararının beraat şeklinde tecelli etmesinin nedeni, sanıkların otel yönetimine yanıltıcı bilgi vermediği düşüncesinden kaynaklanmıştır. O halde burada öncelikle tespit edilmesi gereken konu olayda yanıltıcı bilgi verilip verilmediği; yani hile kullanılıp kullanılmadığıdır.
Yukarıda anlatıldığı üzere, sanıkların hileli hareket sayılabilecek eylemlerinden; kullanmadıkları telefon numarasını ve daha önceden terk etmiş oldukları adreslerini vermeleri konusunda tereddüt yoktur. Bu hileli hareketler mahkumiyet için yeterli görülmediği takdirde sahte plaka iddiası ve uyuşmazlık konusu ücretin mahiyeti ile ödeme şekline dair savunmanın araştırılması gerekmektedir.
Ancak bize göre; sanıkların kullanmadıkları adres ve telefon numaralarını vermiş olmaları, soruşturma ve kovuşturma sırasında bile durmadan farklı adresler vermek suretiyle kaçmaya çalışmaları, uyuşmazlık konusu ücretin ekstralardan ibaret olduğu konusunda dosyada delil bulunduğundan savunmalara itibar edilemeyeceği (Bu durumda asıl konaklama ücreti peşin alınmıştır.) hususları birlikte değerlendirildiğinde sanıkların hileli hareketle haksız menfaat edindikleri sübuta ermiştir.
Kaldı ki, sanıklar sahte bilgi ve belge vermemiş olsalar dahi ücret ödemeden kaçmaları halinde gene de dolandırıcılık suçunu işlemiş olacaklardı. Zira Türk Ceza Kanununun 157. maddesinin gerekçesinde “Hile, icraî bir davranışla gerçekleştirilebileceği gibi; karşı tarafın içine düştüğü hatadan, bir konuda yanlış bilgi sahibi olmasından yararlanarak da, yani ihmalî davranışla da, gerçekleştirilebilir. Ancak, bu durumda kişinin, hataya düşen karşı tarafı bilgilendirmek konusunda yükümlülüğünün olması gerekir. Hataya düşen kişi ile hukukî ilişkide bulunulan durumlarda, böyle bir yükümlülük vardır.” denildiğine göre, sanıkların konaklama ücretini ödeme niyeti bulunmadığı halde ödeyecekmiş gibi kayıt yaptırıp otelde kaldıktan sonra ödemeden ayrılmış olmaları, ihmali hareketle yapılan hileye örnektir. Bütün yargıtay içtihatlarında hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığının olaysal olarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulandığına göre bu şekildeki eylemin hile boyutuna ulaşıp ulaşmadığının belirlenmesi için istenen sonucun alınıp alınmadığına bakılmalıdır. Bu açıklamalara göre olayı değerlendirdiğimizde sanıklar yanıltıcı bilgi ve belge vermemiş olsa dahi otelde kalma iradesini gösterip imza atarak otel yönetimi ile hukuki ilişki içerisine girmişlerdir. Bu durumda otel yönetimi sanıkların otel ücretini ödeyeceklerini sanarak hataya düştüğünden kayıtlarını yapmıştır. Sanıkların ücret ödemeyecekleri konusunda hataya düşen karşı tarafı bilgilendirme yükümlülükleri vardır. Aksi takdirde ihmali hareketle hile yapmış olacaklarından ücret ödemeden ayrılmak dolandırıcılık suçunu oluşturacaktır.
Mağaza, market ve benzin istasyonlarından alışveriş yaptıktan sonra ücret ödemeden uzaklaşılmasının hırsızlık suçunu oluşturacağı konusunda birçok içtihat mevcuttur. (15. Ceza Dairesinin 2013/6713 ve 2013/16341 esas sayılı dosyaları ile ilgili kararlarda olduğu gibi.) Fakat nadiren de olsa dolandırıcılık olduğuna dair kararlara da rastlamak mümkündür. Örnek 15. Ceza Dairesinin 2013/5300 esas sayılı dosyasına ilişkin karar.) Dairemizin 2015/3264 – 5704 sayılı dosyasında olduğu gibi, taksi ücretini ödemeden kaçmak ise istisnasız olarak dolandırıcılık suçu sayılmıştır.
Bu durumda Yargıtayın ikili bir ayırım yaparak, hizmet satın aldıktan sonra ücretini ödemeden kaçmayı dolandırıcılık suçu, mal satın aldıktan sonra ücretini ödemeden kaçmayı ise hırsızlık suçu olarak değerlendirdiği görülmektedir.
Sonuç olarak; sanıklara yüklenen suç sübut bulduğundan yerel mahkeme beraat kararının öncelikle bu gerekçe ile; delillerin hüküm vermeye yeterli görülmemesi halinde ise tahkikat eksikliği gerekçesiyle bozulması gerekmektedir. Bu nedenle beraat kararının onanmasına yönelik bozma kararı usul ve yasaya aykırı olduğundan daire çoğunluğunun kararına katılmamaktayız.