19. Hukuk Dairesi 2017/5210 E. , 2018/312 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Bölge Adliye Mahkemesi
Taraflar arasında görülmekte olan menfi tespit davası hakkında ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nden verilen 23.02.2017 gün, 2014/743 E.-2017/131 K. sayılı davanın reddine yönelik hükme karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması sonucunda ... Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi tarafından verilen istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekilleri Av. ..., Av. ... ile davalı asil ... ve vek. Av. ... gelmiş olduğundan duruşmaya başlanarak hazır bulunan davalı asil ile avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, davalının, davacı kurumun 36 hesap nolu müşterisi olduğunu, taraflar arasında 07.08.2000 ve 19.06.2006 tarihli aracılık çerçeve sözleşmeleri ile muhtelif tarihli hisse alım kredi sözleşmeleri imzalandığını, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından davalıya 03.06.2010 tarihi mesai saati bitimi itibariyle borsada işlem yapma yasağı getirildiğini, davalının aracı kurum davacıya karşı borcunun 53.236.572,46 TL olduğunu ve bu miktarı aşan kredi ve temerrüt riskinin oluştuğunu, bunun üzerine davacı aracı kurumun rehin ve hapis haklarını kullanarak DOHOL ve PETKM hisse senetlerini borsada re’sen satarak alacağını tahsil ettiğini, ancak davalının şikayeti üzerine Sermaye Piyasası Kurulu tarafından davacı aracı kuruma 801.248,00 TL idari para cezası kesildiğini, sonrasında davalının davacı aracı kurumu İMKB’ye şikayet ettiğini, İMKB Yönetim Kurulu tarafından PETKM ve DOHOL hisse senetlerinin şikayet başvurusunun yapıldığı 31.03.2011 tarihli günlük ağırlıklı ortalama fiyatları üzerinden tespit edilecek tutarının ödeme tarihine kadar işleyecek faizi ile davacı aracı kurum tarafından davalıya ödenmesine karar verildiğini, oysa davacı aracı kurumun hisse senetleri üzerindeki hapis ve rehin hakkını kullanarak bu senetleri re’sen sattığını, İMKB Yönetim Kurulu’nun haksız olarak davalıyı alacaklı kıldığını, davalının kusurlu olduğunu iddia ederek davacı aracı kurumun davalının talep ettiği tutarda (dava tarihi itibariyle 21.456.906,00 TL) borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı aracı kurumun işlemlerinin hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, davalının davacı aracı kurumun müşterisi olduğu, davacı aracı kurum tarafından Sermaye Piyasası Kurulu tarafından getirilen işlem yasağından hemen sonra, davalıya ait hisse senetlerinin alıkonulacak davalı hesabına başkasından alınan ödünç payların borsada davalı yatırımcı hesabına re’sen satılması işleminin, alım satım, ödünç ve açığa satış işlemlerine ilişkin ilke kararlarını ihlal ettiği, bu durumun ... 24. Asliye Ceza Mahkemesince verilen kararla kesinleştiği, davacının davalıya ait hisse senetleri üzerinde TMK.’nın 939 ve 955. maddeleri gereğince rehin hakkının bulunmadığı, zira taraflar arasında rehin konusunu ferden belirleyen yazılı bir rehin sözleşmesinin yapılmadığı, davacı tarafından re’sen satılan hisseler, davalı adına ve hesabına izinsiz ve onaysız olarak başkasından alınan ödünç paylar olduğundan ve esasen bu ödünç payların mülkiyeti davalıya ait bulunmadığından, davacının bu paylar üzerinde hapis hakkından bahsedilemeyeceği, davacının hapis hakkının bulunduğu kabul edilse bile, davacının hisseleri paraya çevirmeden önce davalıdan borcun ödenmesini ya da yeterli güvence verilmesini istemesi gerektiği, ancak bu yönde bir işlemin davacı tarafça yerine getirilmediği, ayrıca davalının işlem yapma yasağından sonra şartlı virman yoluyla borcunu ödemeyi teklif ettiği, ancak bu ödemenin davacının kusuru nedeniyle gerçekleşmediği, açıklanan görüşleri ifade eden 3. bilirkişi heyet raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu, bu sebeple hükme esas alındığı, davacının SPK mevzuatına aykırılığının ceza mahkemesi kararıyla kesinleşmiş bulunduğu, davalının dava tarihi itibariyle 21.680.303,46 TL zarara uğratıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, zarar miktarına ilişkin uzman kurullarca yapılan ve birbirini doğrulayan ayrıntı ve gerekçeleri içeren, çelişkileri gideren son bilirkişi kurulu raporunun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, davalının borsada manipülatif işlemler yaptığı iddiasıyla açılan ceza davasından beraat ettiği, aksine davacı aracı kuruma usulsüz işlemler yapması nedeniyle SPK tarafından verilen idari para cezasına yapılan itirazların reddedildiği, davalının zararının tek başına borsada işlem yasağı getirilmesinden kaynaklanmadığının, davacı aracı kurumun SPK ilke kararlarına aykırı davranmasından kaynaklandığının bilirkişi raporları ve ceza mahkemesi kararları ile sabit olduğu, ilk derece mahkemesince ayrıntılı, gerekçeli, dosya kapsamına uygun, taraf itirazlarını karşılayan son bilirkişi kurulu raporunun hükme esas alındığı, davacı aracı kurumun borsada işlem yasağı getirilen, davalıya ait hisse senetlerini risk oluşturduğu gerekçesi ile rehin ve hapis hakkının varlığını iddia ederek, re’sen alıkoymak sureti ile başkasından ödünç olarak aldığı payları re’sen satması şeklinde gerçekleşen işlemlerde, TMK. hükümlerine ve SPK mevzuatına aykırı davrandığı ve bu şekilde davalıyı zarara uğrattığı, bu sebeplerle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ilişkin açılan menfi tespit davasının reddine yönelik ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, temyize konu ... Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi kararının dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan ... Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi’nin 22.06.2017 gün, 2017/845 E.-2017/891 K. sayılı kararının ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdiren 1.630,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, dava dosyasının ilk derece mahkemesi ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi"ne iadesine, 01/02/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.