20. Hukuk Dairesi 2016/13567 E. , 2019/4118 K.
"İçtihat Metni"......
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... vekili, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği ...... köyünde bulunan ve bir kısmı 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca orman sınırı dışına çıkarılan toplam 1697 m² ve 7667 m² yüzölçümlü iki parça taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, davacının babasından intikal etmesi sonucu 1986 yılından itibaren malik sıfatıyla zilyet olduğunu, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının müvekkili yararına oluştuğunu iddia ederek, 1697 m² taşınmazın 913 m², 7667 m² taşınmazın ise 7148 m² bölümünün Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre davacı gerçek kişi adına tescilini istemiştir.
Davalı Hazine, davanın reddi ile taşınmazın Hazine adına tescilini talep etmiştir.
Mahkemece, ... aleyhine açılan davanın husumet yokluğundan reddine, diğer davalılar aleyhine açılan davanın kabulüne, fen bilirkişilerinin 02.06.2011 günlü rapor ve krokide (A) ile gösterilen 1265,56 m² miktarındaki taşınmazın tarla; aynı raporda (B) ile gösterilen 7380,35 m² bölümün bahçe niteliğiyle davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş, hükmün davalılar Hazine ve Orman Yönetimi vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 25/03/2013 tarih ve 2012/11996 – 2013/3148 E.K. sayılı kararıyla araştırmaya yönelik bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra yapılan yargılama sonucu.....yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine; Hazine aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, fen bilirkişisinin 27/05/2014 tarihli raporu ve ek krokide (A) ile gösterilen 1265,56 m2 yerin tarla vasfı ile, (B) ile gösterilen 2453,58 m2 yerin ve (D) ile gösterilen 4026,05 m2 yerin bahçe vasfı ile davacı adına tapuya tesciline, (C) ile gösterilen 900,72 m2 yerin Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, arazi kadastrosunda tapulama harici bırakılmış taşınmazın, imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, Medenî Kanunun 713. maddesi gereğince tapuya tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 sayılı Kanuna göre 1945 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidi bulunmaktadır. Daha sonra 1977 yılında 7 numaralı Orman Kadastro Komisyonu tarafından yapılıp, 22.06.1977 tarihinde ilân edilerek kesinleşen aplikasyon ve 6831 sayılı Kanunun 1744 sayılı Kanun ile değişik 2. madde uygulaması, 1987 yılında yapılıp 06.06.1988 tarihinde ilân edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon, 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B madde uygulaması ve 1963 yılında yapılmış ve sonuçları 24.10.1964 - 24.11.1964 tarihleri arasında ilân edilen tapulama çalışması vardır.
......
Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Bunun yanında yargılama sırasında 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanunun 1/2. maddesi ile ..... Belediyesinin sınırları il mülkî sınırları olarak genişletilmiş; bu sınırlar içinde kalan köy ve beldelerin tüzel kişilikleri sona ererek bağlı bulundukları ilçe belediyelerine mahalle olarak katılmışlardır. Mahkemece tüzel kişiliği yargılama sırasında sona eren köy yerine sadece ilçe belediyesi olarak .....davaya dahil edilmiş ise de .... Başkanlığının davaya dahil edilmemesi, yine .....yasal hasım olduğu halde husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Bundan ayrı olarak orman tahditi 1945 yılında yapıldığına göre taşınmazın öncesinin orman olup olmadığının memleket haritası, amenajman planı ve en eski tarihli hava fotoğrafı uygulanarak belirlenmesi, taşınmazın öncesinin orman olmadığı ve zilyetlikle kazanmaya elverişli yerlerden olduğu belirlendiği takdirde yöntemine uygun zilyetlik araştırması yapılması gerekmektedir. Ancak, somut vakıada mahkemece belirtilen yöntemle araştırma yapılmamış, orman bilirkişi kurulu 1945 yılında 3116 sayılı Kanuna göre yapılan orman tahdit haritasını uygulamış, taşınmazın (A) ve kısmen (B) ile gösterilen bölümlerinin orman tahditi dışında olduğunu bildirmiş, eğimin %4 olduğu açıklanmış, ancak nasıl belirlendiği belirtilmemiş, 1965 tarihli memleket haritasında taşınmazların tamamının beyaz renkli açık alanda kaldığı belirtilmiş, bu memleket haritasına esas hava fotoğrafı incelenmemiş, ziraat bilirkişiye inceleme yaptırılarak taşınmazın niteliği, üzerinde sürdürülen zilyetliğin türü, orman bilirkişiler tarafından (A) harfi ile gösterilen taşınmazın kapama nar bahçesi olduğu belirtilmekle ağaçların yaşı, sayısı açıklanmamış, (B) ile gösterilen taşınmazın (fen bilirkişi raporunda (B) ve (D) ile gösterilen taşınmazın hali arazi görünümünde olduğu belirlenmekle ne olarak kullanıldığı, ekonomik amaca uygun zilyetlik bulunup bulunmadığı, yine dava tarihinden 20 yıl öncesine ait olan gerçeğin görüntüsü hava fotoğrafları incelenerek taşınmazda zilyetlik bulunup bulunmadığı, dava konusu yerlerin çevresinin dava konusu olup olmadığı araştırılmamış, dava konusu ise o dosyalarda yapılan keşiflerde dinlenen mahalli bilirkişilerin eldeki dava konusu taşınmazları ne olarak beyan ettikleri belirlenmemiştir. Taraf teşkili sağlanmadan, eksik inceleme ve araştırmaya dayanılarak hüküm kurulamaz.
O halde doğru sonuca ulaşılabilmesi için mahkemece, dava dilekçesi ve ekleri ........ Başkanlığına tebliğ edilerek davaya dahil edilip taraf teşkili sağlanmalı, bildireceği delilleri toplanmalı, yörede imar uygulaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak yapılmış ise bu uygulamaya dair tüm evrakların; yine en eski tarihli(1945 ve öncesine ait) hava fotoğraflarıyla bu fotoğraflardan üretilen memleket haritaları ve dava tarihinden, taşınmaz imar uygulamasına konu edilmiş ise imar planına alındığı tarihten 20 yıl öncesine ait hava fotoğraflarıyla bu fotoğraflardan üretilen memleket haritaları ve varsa bu tarihlere ilişkin ortofoto haritaları bulundukları yerlerden getirtildikten sonra daha önceki keşiflerde görev almamış, halen ..... Bakanlığı ve bağlı birimlerde görev yapmayan bu konularda uzman bir orman bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi ve bir harita mühendisi bilirkişi aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, tahdit 1945 yılında yapıldığına göre taşınmazın öncesinin araştırılmalı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de
.....
içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz bölümlerinin orman sayılan yerlerden olup olmadığı; 6831 sayılı Kanunun 17/2. maddesi anlamında orman içi açıklık olup olmadığı yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan, krokili, bilimsel verileri bulunan yeterli raporlarla belirlenmeli, bu nedenle öncesi itibarıyla orman ve orman içi açıklık olmadığı belirlenen bölümlerle ilgili olarak; böyle bir taşınmazın iktisap edilebilmesi için 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddeleri uyarınca emek ve masraf sarfı suretiyle imar-ihya işlemlerinin tamamlanarak tarıma elverişli hale getirilmesi ve bu işlemlerin tamamlanmasından sonra kazanmayı sağlayacak zilyetlik süresinin geçmesi zorunlu olduğundan dava tarihi olan 2009 yılından geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait üç ayrı zamanda çekilmiş (1980, 1985, 1990 yılları) stereoskopik hava fotoğrafları jeodezi ve fotogrametri uzmanı fen bilirkişilerince stereoskopla incelenmeli, çekişmeli taşınmaz bölümlerinin önceki ve şimdiki niteliği, eğim durumu, imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığı ve tamamlandığı belirlenmeli, taşınmazların kadastro paftasındaki konumu bilgisayar programı aracılığıyla sözü edilen hava fotoğraflarına aktarılmalı, zilyetliğin hangi tasarruflar ile sürdürüldüğünü belirtir fotoğraflarla desteklenmiş, üzerindeki ağaçların yaş ve cinsini de gösteren bilimsel rapor alınmalı, yine fen bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen ve Hazine adına tesciline karar verilen bölüm yönünden hüküm kesinleştiğine göre çekişmeli (A), (B) ve (D) harfleriyle gösterilen bölümler yönünden 2009 yılı veya imar planına alındığı tarih itibarıyla geriye doğru 20 yıl süreyle zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendirilmeli, tüm deliller toplandıktan sonra oluşacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılardan Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 17/06/2019 günü oy birliği ile karar verildi.