Abaküs Yazılım
20. Hukuk Dairesi
Esas No: 2016/13135
Karar No: 2019/4117

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2016/13135 Esas 2019/4117 Karar Sayılı İlamı

20. Hukuk Dairesi         2016/13135 E.  ,  2019/4117 K.

    "İçtihat Metni"

    ....

    Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
    K A R A R

    Davacı ... ve arkadaşları vekili, asıl ve birleştirilen dosyada imar ihya, miras ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik hukuksal nedenine dayanarak mevkii ve sınırları dava dilekçesinde gösterilen iki kıta taşınmazın vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
    Davalı Hazine vekili, taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki dere yatağı ve orman sayılan yerlerden olduğunu, ... temsilcisi zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
    Mahkemece, taşınmazların .... sınırlarındaki arsa niteliğinde yerlerden olduğu, imar ihya ile ancak tarıma kazandırılan arazilerin edinilebileceği, yörede turizmin gelişmesi ile değerlendiğinden davacılar tarafından sahiplenilmeye çalışıldığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmesi üzerine; davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 25.09.2007 tarihli ve 2007/3006 E. - 5132 K. sayılı kararıyla hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
    Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “Dosya içeriğine göre tescili istenen her iki taşınmaz 1971 yılında yapılan kadastroda....yatağı olarak tespit dışı bırakılmıştır. Davacı yan, imar-ihya ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetliğe dayanarak tescil isteğinde bulunmuş, mahkemece yazılı gerekçeler ile davanın reddine karar verilmiştir. Bu tür yerlerin, tapuya tesciline karar verilebilmesi için 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesinde belirtilen koşullar altında tasarruf edilmiş olması gerekir. Anılan maddeye göre orman sayılmayan, kamu hizmetine tahsis edilmeyen bir yerin para ve emek sarf edilmek suretiyle kültür arazisi niteliği kazandırılması ve bu olgunun tamamlandığı tarihten itibaren 20 yıldan fazla süreyle 14. maddedeki koşullar altında tasarruf edilmesi halinde tesciline karar verilebileceği açıklanmış, son fıkrasında da il, ilçe ve kasabaların imar planları içerisinde bulunan yerlerin ihya yoluyla kazanılması yasaklanmıştır.
    Davacılar vekilinin ihya olgusuna dayanmasına, tespit dışı bırakılma nedenine göre, böyle bir yerin imar ve ihya edilmedikçe zilyetlik yoluyla kazanılması söz konusu olmamaktadır. Başka bir anlatımla; imar ve ihya ile başlamayan zilyetlik, kazanma bakımından hukuken bir değer taşımaz. HUMK"nın 259. maddesi hükmü uyarınca; dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılarak aynı Kanunun 258. maddesi uyarınca yerel bilirkişi ve tanıkların yeniden davetiye ile çağrılmaları, dava konusu taşınmazın öncesi itibariyle niteliği, davacının bu yeri nasıl imar ve ihya ettiğinin, imar ve ihyanın başlama ve bitiş tarihlerinin, ihyanın bittiği tarihten dava tarihine kadar kazanma süresinin geçip geçmediğinin kendilerinden ayrıntılı olarak sorulup belirlenmesi, beyanları arasında aykırılık çıktığı taktirde, aynı Kanunun 265. maddesi
    ...

    hükmü nazara alınarak bunun giderilmesine çalışılması, Kadastro Kanununun 17. maddesindeki tüm koşulların yerine getirilip getirilmediğinin gözönünde tutulması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
    İmar ihya olgusunun ve zilyetliğin başladığı tarihin belirlenmesi bakımından, dava tarihinden geriye doğru iki zamanlı hava fotoğraflarının ve topoğrafik haritanın getirtilip mahallinde harita mühendisi ve ziraat mühendisi bilirkişiler aracılığıyla uygulanıp zilyetliğin ne zaman başladığı hususu üzerinde durulması gerekir. Mahkemece bu eksiklikte yerine getirilmemiştir.
    Ret kararında, dava konusu taşınmazların ..... sınırları içindeki arsa niteliğinde olduğu, bu tür yerlerin imar ihya ile kazanılamayacağı gerekçesine de dayanılmıştır. Az yukarıda belirtilen 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17/son fıkrasına göre, tescil için aranması gereken olumsuz koşul, imar planı içinde kalmaması olup taşınmazın belediye sınırları içinde olması kazanmaya engel değildir. Mahkemece, anılan madde yanlış yorumlanarak varılan sonuç yanlış olduğu gibi taşınmazların imar planı içinde kalıp-kalmadığının imar planı içinde ise imar planının onaylanma tarihinin sorulup belirlenmesi gerekir.
    Ormancı bilirkişinin raporuna göre, bölgede 1975 yılında orman kadastro çalışması yapılmış ve tescile konu taşınmazın bir bölümü 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca nitelik kaybı nedeniyle orman sınırları dışına çıkarılmıştır. Dava, TMK"nın 713/1. maddesi hükmüne göre açılmış tescil isteğine ilişkin olduğundan aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca davanın yasal hasım durumundaki .... yöneltilmesi gerekir. Mahkemece bu eksiklik giderilmeden karar verildiği gibi .... orman kadastro tutanak ve haritası istenip dosya arasına konulmadan karar verilmiştir” denilmektedir.
    Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sırasında dava konusu taşınmazlardan (C) harfi ile gösterilen bölüm hakkında 3402 sayılı Kadastro Kanununun geçici 8. maddesi uyarınca kadastro çalışması yapılarak malik hanesi açık bırakılmak suretiyle düzenlenen kadastro tutanağı kadastro mahkemesine aktarılmış, yine asliye hukuk mahkemesince dava konusu diğer taşınmazlar tefrik edilerek 1035 parsel sayılı taşınmaz hakkında görevsizlik kararı verilerek dosya kadastro mahkemesine aktarılmıştır.
    Mahkemece dosyalar birleştirildikten sonra yapılan yargılama neticesinde, davanın kabulüne, dava konusu..... bulunan 1035 sayılı parselin muris ..... oğlu 14/03/1908 doğumlu .... mirasçıları adına ve payları oranında olmak üzere tarla vasfıyla tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılardan Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
    Dava, tescil davasından gelen kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
    Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede ilk orman tahdidi 1941 yılında yapılıp kesinleşmiş, 1744 sayılı Kanunla değişik 6831 sayılı Kanunun 2. madde uygulaması 1975 yılında yapılıp, ekip çalışmaları 30.09.1976 tarihinde, itirazların incelenmesine ilişkin komisyon çalışmaları da 15.06.1982 tarihinde ilân edilmiş, 3302 sayılı Kanunla değişik 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulaması 1989 yılında yapılıp, 02.04.1990 tarihinde ilân edilerek dava tarihinden önce kesinleşmiştir.
    Mahkemece, asliye hukuk mahkemesinde yapılan keşifte dinlenen orman ve ziraat bilirkişilerden ek rapor alınması suretiyle sonuca gidilmiştir. Ancak, asliye hukuk mahkemesince yapılan orman ve zilyetlik araştırmaları yetersiz olduğundan dava konusu taşınmazın öncesinin orman sayılan yerlerden olup olmadığı, orman sayılmayan yerlerden ise kanunun aradığı zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı tereddüte yer verilmeyecek şekilde belirlenmemiştir. Yine, dava konusu taşınmaza komşu 88 sayılı parselin tespitinde uygulanan 06/12/1951 tarihli ve 52 numaralı tapu kaydı getirtilerek çekişmeli taşınmaz yönünü ne olarak okuduğu belirlenmemiş, .... kanalının yapılmasına ilişkin kamulaştırma evrakları, plan ve haritaları getirtilmemiş, yörede imar uygulaması yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise taşınmazın imar planına konu edilip edilmediği araştırılmamıştır. Keza çekişmeli 1035 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağında yörede 3402 sayılı Kanunun geçici 8. maddesi uyarınca
    ....

    kadastro çalışması yapıldığına, yine yörede orman tahdidi 1941 yılında yapıldığına göre taşınmazın öncesinin orman olup olmadığı memleket haritası, amenajman planı ve en eski tarihli hava fotoğrafı uygulanarak belirlenmeli, taşınmazın öncesinin orman olmadığı ve zilyetlikle kazanmaya elverişli yerlerden olduğu belirlendiği takdirde yöntemine uygun zilyetlik araştırması yapılması gerekmektedir. Somut vakıada ise mahkemece belirtilen yöntemle araştırma yapılmamış, orman bilirkişi ve harita mühendisi bilirkişi taşınmazın 1941 yılında 3116 sayılı Kanuna göre yapılan orman tahdidinde orman sınırları dışında olduğunu belirtmekle yetinmiş, orman tahdit haritası ve tutanaklarına göre uygulama yapılmamış, ziraat bilirkişi 2010 tarihli ana raporunda ve 2016 tarihli ek raporunda (taşınmaz üzerinde 8-9 yaşlı narenciye bahçesi olduğu belirtildiğine, davanın 2003 yılında açıldığına göre 2003 yılından geriye doğru 20 yıl süreyle zilyetlik bulunup bulunmadığı yöntemince araştırılmamış, bozmadan sonra yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi Necip Yılmaz beyanında taşınmazın ilk halinde meşe ağaçları ve pıynar dediği küçük sürgünlerle kapalı çalılıklar bulunduğunu, bunların sökülerek arpa ve susam ekildiğini beyan ettiğine göre bu beyanların gerçeğin bir görüntüsü olan hava fotoğraflarıyla denetlenmesi de gerekirken denetlenmemiştir. Yöntemine uygun ve hüküm kurmaya yeterli orman ve zilyetlik araştırmaları yapılıp taraf delilleri toplandıktan sonra oluşan sonuca göre karar verilmelidir.
    O halde, doğru sonuca ulaşılabilmesi için taşınmazın bulunduğu yörede imar uygulaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak yapılmış ise bu uygulamaya dair tüm evrakların; .... kamulaştırması olup olmadığı araştırılarak kamulaştırma var ise buna dair belgelerin; yine en eski tarihli (1941 ve öncesine ait) hava fotoğraflarıyla bu fotoğraflardan üretilen memleket haritaları ve dava tarihinden, taşınmaz imar uygulamasına konu edilmiş ve bu dava tarihinden önce ise imar planına alındığı tarihten 15-20-25 yıl öncesine ait hava fotoğraflarıyla bu fotoğraflardan üretilen memleket haritaları ve varsa bu tarihlere ilişkin ortofoto haritaları bulundukları yerlerden getirtildikten sonra daha önceki keşiflerde görev almamış, halen ....ve bağlı birimlerde görev yapmayan bu konularda uzman bir orman bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi ve bir harita mühendisi bilirkişi marifetiyle, yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları....01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz bölümlerinin orman sayılan yerlerden olup olmadığı yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan, krokili, bilimsel verileri bulunan yeterli raporlarla belirlenmeli, öncesi itibarıyla orman olmadığı belirlenen bölümlerle ilgili olarak; çekişmeli taşınmazın iktisap edilebilmesi için 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddeleri uyarınca emek ve masraf sarfı suretiyle imar-ihya işlemlerinin tamamlanarak tarıma elverişli hale getirilmesi ve bu işlemlerin tamamlanmasından sonra kazanmayı sağlayacak zilyetlik süresinin geçmesi zorunlu olduğundan dava tarihi olan 2003 yılından (imar planı kapsamına alınmış ve tarih daha önce ise imar planı kapsamına alındığı tarihten) geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait üç ayrı zamanda çekilmiş (1980, 1985, 1990 yılları) stereoskopik hava fotoğrafları uzman orman, jeodezi ve fotogrametri ve harita mühendisi bilirkişilerce stereoskopla incelenmeli, çekişmeli taşınmaz bölümlerinin önceki ve şimdiki niteliği, eğim
    ....

    durumu, imar ve ihyaya en erken ne zaman başlanıldığı ve tamamlandığı belirlenmeli, taşınmazların kadastro paftasındaki konumu bilgisayar programı aracılığıyla sözü edilen hava fotoğraflarına aktarılmalı, ziraat bilirkişiden taşınmazın türü, zilyetlik bulunup bulunmadığı, varsa zilyetliğin hangi tasarruflar ile sürdürüldüğünü belirtir fotoğraflarla desteklenmiş, üzerindeki ağaçların yaş ve cinsini de gösteren bilimsel rapor alınmalı, taşınmaza komşu .... kanalı bulunduğundan kamulaştırma planı ve haritasına göre taşınmazın konumu nazara alınmalı, taşınmazın zilyetlikle edinilebilecek yerlerden olup olmadığı, süre yönünden zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı, 40 ve 100 dönüm norm kısıtının aşılıp aşılmadığı değerlendirilmeli, tüm deliller toplandıktan sonra oluşacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılardan.... Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 17/06/2019 günü oy birliği ile karar verildi.






    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi