13. Hukuk Dairesi 2016/25891 E. , 2019/11437 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki maddi-manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, ... Merkez ... Mah. ... Cd. No: 14/12 adresindeki bağımsız bölümü davalı ..."dan satın alıp bu dairede oturmaya başladığını, binanın damında biriken ... sularının dairesine sızarak mağduriyetine neden olduğunu, bu zararın BK 69. md. uyarınca davalı ... tarafından karşılanması gerektiğini, Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından yapılan tespit sonucu aldırılan bilirkişi raporunda dairesinin bulunduğu binaya çatı yapılması gerektiği kanaatine varıldığını ve 20.036,75 TL tamir bedeli tespit edildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 20.036,75 TL"nin davalıdan alınarak tarafına verilmesini talep ve dava etmiş, 28.04.2016 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 29.436,51 TL"ye yükseltmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile; 10.850,79 TL"nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiş; hüküm, davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK"nın 219.maddesinde; ""Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur."" denmektedir. Yine aynı kanunun 227. maddesinde satılanın ayıplı olması halinde alıcının seçimlik haklarının neler olduğu belirtilmiş ve bu seçimlik haklar; satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme olarak sıralanmış bu sırada alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkının saklı olduğu belirtilmiştir. Dava, taraflar arasında satıma konu taşınmazda sonradan ortaya çıkan ayıplardan kaynaklı zararın tazminine yönelik olup, davacı söz konusu satış işleminde tüketici konumunda olmadığından ve davalı da dava tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı TKHK gereği satıcı konumunda olmadığından davada, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu"nun ""ayıptan sorumluluğa"" ilişkin hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Bu durumda mahkemece, yukarıda anılı hükümler gerekçe gösterilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı şekilde karar gerekçesinde 6502 sayılı Kanun hükümlerine dayanılmış olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün gerekçesinin düzeltilerek onanması HUMK 438/7. maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle mahkeme kararının gerekçesinin düzeltilmesine ve hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 25/11/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.