16. Hukuk Dairesi 2020/3032 E. , 2020/5466 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay"ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı ..., Bafra İlçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan ve 1961 yılında yapılan kadastro sırasında 591 parsel numarasıyla ve 3.558.300,00 metrekare yüzölçümüyle Hazine adına tespit edildikten sonra, hükmen orman olarak tespit harici bırakılan taşınmazın bir bölümü hakkında, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkin olup, 4721 sayılı Medeni Kanun"un 713/3. maddesinde tescil davalarının Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişilerine veya varsa tapuda malik gözüken kişinin mirasçılarına karşı açılacağı düzenlenmiştir. Somut olayda hüküm tarihinden önce 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanunun 1/2. maddesi ile Samsun Büyükşehir Belediyesinin sınırları il mülkî sınırları olarak genişletilmiş; bu sınırlar içinde kalan köy ve beldelerin tüzel kişilikleri sona ererek bağlı bulundukları ilçe belediyelerine mahalle olarak katılmışlardır. Bu durumda, 5216 sayılı Kanun hükümleri ve 6360 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin 13. fıkrası gereğince, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığının da ilgili kamu tüzel kişisi olarak davada taraf olarak yer alması zorunludur. Ne var ki; Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığının ve dava konusu edilen yer orman olduğu gerekçesiyle tespit harici bırakılmış olduğuna göre Orman İdaresinin de davada taraf olarak yer alması gerektiği üzerinde durulmadan esasa girildiği gibi, Mahkemece, davanın esası yönünden yapılan araştırma ve inceleme de hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Keşif sonucu fen bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 30.11.2015 tarihli raporda"orman bilirkişisinin bildirdiği orman sınırları ile irtibatlandırılması sonucunda taşınmazın bir bölümünün orman sınırları içinde kaldığı" belirtilmesine rağmen; orman bilirkişisi Naci Yılmaz tarafından düzenlenen 18.12.2015 tarihli raporda, taşınmazların tamamının orman alanında kaldığının bildirilmesi nedeniyle raporlar arasında oluşan çelişki de giderilmemiştir.
Diğer yandan tespit harici kalan 591 parselin tamamı 355 hektar 8300 metrekare olup, davacının davasının ise fen bilirkişi raporuna göre toplam 143.000,00 metrekare yüzölçümlü altı parça taşınmaza ilişkin olduğu anlaşılmakla; Mahkemenin ret kararının gerekçesi olan dava konusu taşınmazın yer aldığı 591 parselin orman vasfı ile tapulama dışı bırakılmasına ilişkin Bafra Tapulama Mahkemesi"nin 20.02.1976 tarih, 1975/38-1976/14 Esas, Karar sayılı dosyasının taraflarıyla davacı arasında akdi veya yasal halefiyet ilişkisi olup olmadığı, söz konusu dosyada dava edilen taşınmaz bölümünün eldeki temyiz incelemesine konu olan yer ile aynı yer olup olmadığı, Bafra Tapulama Mahkemesi"nin sözkonusu kararının davacıyı bağlayıp bağlamayacağı ve davacı hakkında kesin hüküm teşkil edip etmeyeceği hususları da değerlendirilmemiştir.
Hal böyle olunca; Mahkemece öncelikle, taraf teşkilinin davanın her aşamasında gözetilmesi gereken dava şartı olması nedeniyle davacıya, davasını Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığı"na ve Orman İdaresine de yöneltmesi için süre ve imkan tanınmalı, bu yolla taraf teşkilinin tamamlanması halinde adı geçenlerin savunma ve delilleri sorulup toplanmalı, dava dilekçesinde tespit harici bırakıldığı belirtilen 591 parselin, eldeki temyiz incelemesine konu olan yer ile aynı yer olup olmadığının tespiti için Bafra Tapulama Mahkemesi"nin 20.02.1976 tarih, 1975/38- 1976/14 Esas, Karar sayılı dosyası getirtilmeli, yukarıda izah edildiği şekilde bu dosyadan verilen hükmün davacıyı bağlayıp bağlamayacağı ve davacı hakkında kesin hüküm teşkil edip etmeyeceği hususları değerlendirilmeli, yine; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde imar planı yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise ne zaman yapıldığı ve kesinleşip kesinleşmediği, dava konusu taşınmazın imar planında ne şekilde tespit gördüğü ve uygulamanın askı ilan tarihleri ile kesinleştiği tarih belediye başkanlığından sorulup saptanmalı, 1/1000 ölçekli imar planı örneği getirtilerek çekişmeli taşınmazın bu plandaki konumu araştırılmalı, ayrıca eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ile özellikle 1990-1995 yıllarına ait hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilerek dosya arasına konulmalı ve bundan sonra mahallinde, önceki keşfe katılan bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi, üç ziraat mühendisi ve harita mühendisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, davaya konu taşınmaz bölümlerinin geçmişte ne durumda bulundukları, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandıkları, kime ait oldukları, kimden nasıl intikal ettikleri hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli ve dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkinin giderilmesine çalışılmalı; çekişmeli taşınmaz bölümleri ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin getirtilen bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; taşınmaz bölümlerinin 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanun"un 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesi"nin 01.06.1988 gün ve 31/13 Esas, Karar 14.03.1989 gün ve 35/13 Esas, Karar ve 13.06.1989 gün ve 7/25 Esas, Karar sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanun"un 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; çekişmeli taşınmaz bölümlerinin toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşif sırasında hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip onaylanarak dosyaya eklenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli, hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsinin, yaşının, dağılımının ve kapalılık oranının açıklandığı yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, bu yolla taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddütsüz olarak belirlenmeli, orman sayılan yerlerden olmadığının anlaşılması halinde 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca, davacı adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulmak suretiyle, aynı Kanunun 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın (40 ve 100 dönüm sınırlamasının) aşılıp aşılmadığı saptanmalı ve ardından toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek, eldeki dava dışında bu bölgede aynı iddia ve sebeple çok sayıda dava açıldığı ve eldeki dosyada olduğu gibi davaların reddine karar verildiği, temyiz incelemesi neticesi Yargıtay 20. Hukuk Dairesi tarafından araştırma ve incelemeye yönelik olarak bozulduktan sonra Dairemizce bugün karar düzeltme incelemesi yapılan 2020/3211 Esas sayılı dosyasında bulunan belgelerden anlaşılmakla, diğer dava dosyalarının içeriği ve akıbetinin de eldeki dosyada göz önünde bulundurulması gerekip gerekmediği de tartışılmak suretiyle sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece, açıklanan bu hususlar tam ve doğru bir şekilde yerine getirilmeksizin, eksik incelemeye ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsiz olup davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, kabulü ile usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.11.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.