
Esas No: 2020/2155
Karar No: 2021/532
Karar Tarihi: 16.02.2021
Danıştay 10. Daire 2020/2155 Esas 2021/532 Karar Sayılı İlamı
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/2155
Karar No : 2021/532
TEMYİZ EDEN(DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMLERİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, Diyarbakır Doğumevi Hastanesinde doğum yapmak için yatırıldığı dönemde kendisinde doğum sonrası enfeksiyon olduğundan bahisle yapılan iğne sonucunda sağ bacağında kalıcı hasar oluştuğu, bu duruma hastanedeki hizmet kusurunun neden olduğu, doğum öncesi herhangi bir sağlık sorununun bulunmadığı, iki yıl boyunca hem fiziksel hem de psikolojik yönden tedavi gördüğü, söz konusu olay nedeniyle manevi acı ve üzüntü oluştuğu ileri sürülerek 10.000,00 TL maddi, 40.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 50.000,00 TL tazminatın 05/04/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davanın reddi yolunda verilen kararın, Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 19/04/2018 tarih ve E:2014/1526, K:2018/3910 sayılı kararı ile maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının onanması, manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının bozulması üzerine bozma kararına uyularak, Mahkemenin 20/09/2019 ve 07/11/2019 tarihli ara kararlarıyla davalı idareden, davacıya enjeksiyonun sonuçlarının ve olası komplikasyonlarının anlatıldığına ve davacının bu işleme rıza gösterdiğine dair yazılı ve imzalı aydınlatılmış onamının alınıp alınmadığının sorulduğu, ancak ara kararlara davalı idarece herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı, bu haliyle yazılı ve imzalı aydınlatılmış bir onamın somut olayda mevcut olmadığının anlaşıldığı, davacının yaşadığı elem ve ızdırap hali dikkate alınarak 15.000,00 TL manevi tazminatın davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 15.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 07/12/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, hükmedilen manevi tazminat tutarının, idarenin olaydaki kusurun ağırlığını ortaya koyacak ve duyulan acı ve ızdırabı kısmen de olsa giderecek ölçüde olmadığı, bacağındaki kalıcı hasarın dikkate alınmadığı, manevi tazminata olay tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, dava konusu olayda idarenin hizmet kusurundan özellikle de ağır hizmet kusurundan söz edilemeyeceği, enjeksiyonun doğum eylemenin bir parçası olduğu, hastaya gerekli bilgilendirmenin yapıldığı, idareye kusur atfedilerek manevi tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davacı tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş olup, davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyize konu Mahkeme kararının, davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne kısmen reddine ilişkin kısmı usul ve yasaya uygun olduğundan bu kısmının onanması, hükmolunan manevi tazminata yürütülen yasal faizin başlangıç tarihine ilişkin kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin işin esası incelendi, gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, kabulüne karar verilen manevi tazminat miktarına işletilecek yasal faizin başlangıç tarihine ilişkin kısmı dışındaki kısımları usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Temyiz istemine konu Mahkeme kararının, kabulüne karar verilen tazminat tutarına 07/12/2009 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine ilişkin kısmı yönünden incelenmesinde;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda Danıştay'ın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği; bu isteklerinin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabileceği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, adli yargıda dava açılması halinde ise adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştay'ın yerleşik içtihatlarıyla kabul edilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından, işbu dava açılmadan önce davalı idareye 07/12/2010 tarihli dilekçeyle tazminat istemiyle başvuruda bulunulduğu, bu başvuru dilekçesinin davalı idarenin kayıtlarına 09/12/2010 tarihinde girdiği, başvurunun 26/01/2011 tarihli yazıyla reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı, davalı idarenin başvurunun reddine ilişkin yazısında dilekçe tarihinin sehven 07/12/2009 tarihi olarak belirtildiği, dava dilekçesinde talep edilen miktara olay tarihi olan 05/04/2009 tarihinden itibaren faiz işletilmesi isteminde bulunulduğu görülmektedir.
Danıştay'ın yerleşik içtihatları uyarınca, olay tarihinden itibaren faiz işletilmesine olanak bulunmamakta ise de; Mahkemece hükmedilen manevi tazminat tutarına, başvuru dilekçesinin davalı idarenin kayıtlarına girdiği 09/12/2010 tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği açıktır.
Bu durumda, İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan "davalı idareye başvuru tarihi olan 07/12/2009 tarihinden" ibaresinin "davalı idareye yapılan başvurunun kayda girdiği tarih olan 09/12/2010 tarihinden" şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının, faiz başlangıç tarihine yönelik temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, diğer temyiz istemlerinin reddine, davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının, hüküm fıkrasında yer alan "davalı idareye başvuru tarihi olan 07/12/2009 tarihinden" ibaresinin "davalı idareye yapılan başvurunun kayda girdiği tarih olan 09/12/2010 tarihinden" şeklinde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16/02/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.