2. Hukuk Dairesi 2014/14749 E. , 2014/15760 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Çarşamba 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :10.05.2013
NUMARASI :Esas no:2011/139 Karar no:2013/195
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı (koca) tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davalının yetki itirazında, kanunda (TMK.m.168) gösterilen yetkili mahkemelerden birini göstermemiş olmasına, yetki itirazının reddinde bu sebeple bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmediği gibi, aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan yönlere ilişkin temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
2-Davacının tekstil firmasında işçi olarak çalıştığı, düzenli ve sürekli gelirinin bulunduğu toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında davacının boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği kabul edilemez. Bu husus nazara alınmadan davacı yararına yoksulluk nafakasına hükmolunması doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.) bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan bölümlerinin yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 1. ve 2. bentlerde oybirliğiyle, ziynet eşyaları yönünden oyçokluğuyla karar verildi.07.07.2014(Pzt.)
KARŞI OY YAZISI
Davalı vekili 07.06.2012 tarihli dilekçesinde dava konusu edilen ziynet eşyalarından üç adetinin tarafların ortak giderleri ve düğün borçları, beş adetinin ise tüp bebek tedavisi için davacınında rızasıyla bozdurulduğunu, set takımının ise davacının ablasına ait olduğunu, düğünde davacı tarafından emanet olarak alınıp takıldığını beyan etmiş, davacı tanığı H.. S.."da davacıya düğünde set takımı alınmadığını bildirmiştir. Mahkemece ziynet eşyalarına ilişkin dava kabul edilmiş, hüküm davalı tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Evlilik birliği içerisinde bozdurulup düğün masrafları için harcanan ziynet eşyalarının davacı kadının rızası ile bozdurulduğunun kabul edilmesi gerekir. Türk Medeni Kanununun 186/3. maddesine göre “Eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılırlar.” Türk Medeni Kanunu prensip olarak kadın erkek eşitliğini kabul etmiş bu nedenle de “eşlerin birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılacaklarını” hüküm altına almıştır. Öte yandan “Eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar.” (TMK. md. 185/3)
...Türk Medeni Kanunun “ispat yükü” başlıklı 6. maddesine göre “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” Somut olayda ispat yükünün davalıda olduğuna ilişkin özel bir düzenleme yoktur. Bu nedenle ispat yüküne ilişkin genel kuraldan ayrılmayı gerektirecek bir sebepte bulunmamaktadır.
Düğünde takılan ziynet eşyaları ve takılar kadına ait olup kişisel eşya niteliğindedir. Ziynet eşyaları nitelik itibariyle rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen nev"i dendir. Bu sebeple nitelikleri itibariyle kadında bulunduğu karine olarak kabul edilir. Olağanın aksini iddia eden ispatla yükümlüdür. Niteliği itibariyle davacı kadında bulunması gereken ziynet eşyalarının aile içerisinde ihtiyaç duyulması halinde bu eşyaları elinde bulunduran eşin rızası ile bozdurulması olağan olandır. Bu durum Türk Medeni Kanunun 185/ 3 ve 186/3 maddeleri gereğince davacı eş için aynı zamanda bir yükümlülüktür. Bu sebeple somut olayda ispat yükü davacı kadına aittir. Davacı kadının kendisine ait ziynet eşyalarının rızası dışında ve iade şartıyla elinden alınıp bozdurulduğunu ispat etmesi gerekir. Davacı da kendisine ait olan ve kural olarak kendisinde bulunması gereken ziynet eşyalarının rızası dışında veya iade şartıyla davalı tarafından elinden alınıp bozdurulduğunu ispat edememiştir.
Davacı kadın evlilik birliği içerisinde malvarlığından rızasıyla yaptığı katkıyı geri isteyemez. Davacı kadının bu katkıyı kendisine ait ziynet eşyalarını bozdurarak yapmış olması sonucu değiştirmez. Türk Medeni Kanununun 186/3. maddesinin somut olayda uygulanmamasını gerektirecek bir hukuki gerekçede yoktur.
Bu sebeple dava konusu ziynet eşyalarından bileziklerin davacının da rızasıyla bozdurulduğu, set takımının ise olmadığı anlaşıldığından hükmün ziynet eşyalarına ilişkin bölümü yönünden bozulması gerektiğini düşündüğüm için sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.