2. Hukuk Dairesi 2014/13600 E. , 2014/15706 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; onanmasına dair Dairemizin 06.03.2014 gün ve 3251-4913 sayılı ilamıyla ilgili karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, bu Kanuna 6217 sayılı Kanunla ilave edilen geçici 3. maddenin (1.) bendinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun kanun yollarına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlandığından, karar düzeltme talebinin incelenmesi gerekmiştir.
1-Dava, ..."e karşı 01.12.2011 tarihinde açılmıştır. Davacı vekili, 19.12.2011 tarihli dilekçesiyle, davanın lehine ipotek tesis edilmiş olan ... Bankası A.Ş"ye ihbar edilmesini istemiştir. Davanın ihbarına ilişkin davetiye “dava dilekçesi ve tensip zaptıyla” birlikte adı geçen bankanın Sanayi şubesine 26.12.2011 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Dava kendisine ihbar edilen kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında davaya fer"i müdahil olarak katılabilir (HMK md. 63, 66). Müdahale talebinde bulunan üçüncü kişi, yanında katılmak istediği tarafı, müdahale sebebini ve bunun dayanaklarını belirten bir dilekçeyle mahkemeye başvurur (HMK md. 67/1). Müdahale dilekçesi davanın taraflarına tebliğ edilir. Mahkeme, gerekirse taraflarla birlikte üçüncü kişiyi de dinlemek üzere davet eder, gelmeseler dahi müdahale talebi hakkında karar verir (HMK md. 67/2). Müdahale talebinin kabulü halinde, müdahil ancak davayı bulunduğu noktadan itibaren takip edebilir. Müdahil, kimin yanında davaya katılmış ise, katıldığı tarafın yararına olan iddia ve savunma vasıtalarını ileri sürebilir. Onun işlem ve açıklamalarına aykırı olmayan her türlü usul işlemlerini yapabilir. Mahkeme katıldığı noktadan itibaren taraflara bildirilen işlemleri müdahile de tebliğ eder (HMK md. 69).
Dava, kendisine ihbar edilen davalı banka, mahkemeye müdahale talebini ihtiva eden herhangi bir dilekçe vermemiş, ancak kendisine karşı da dava açılmış gibi, kendisini “davalı” yerine koyarak, davaya bu sıfatla cevap dilekçesi vermiş, davanın reddini istemiş ve savunmasını dayandığı delilleri göstermiş, bu deliller mahkemece de toplanmış, taraflara bildirilen bütün işlemler bankaya da bildirilmiş, duruşmalara banka vekili başından sonuna kadar katılmıştır. Mahkemece, müdahale talebi hakkında bir karar verilmemiş olmakla birlikte, bankanın davaya cevap vermiş olması, davanın reddini talep etmesi ve her türlü usul işlemini yapmış olması ve davalı ..."la arasında rücu ilişkisi bulunması karşısında, bankanın davadaki sıfatının davalı ... yanında "fer"i müdahil” (HMK. m. 66/1) olduğu kabul edilmelidir. Hal böyleyken,bankanın davadaki sıfatının “fer"i müdahil” yerine, “davalı” olarak gösterilmesi doğru olmadığı gibi, müdahilin yer aldığı asıl davada hükmün taraflar hakkında verileceği (HMK md. 69/1) nazara alınmadan, banka hakkında da hüküm kurulması ve davacı yararına tayin edilen vekalet ücretinden bankanın sorumlu tutulması da doğru bulunmamıştır.
2- Davacı, “aile konutu” olarak özgülenen taşınmaz üzerine açık rızası alınmadan Türk Medeni Kanununun 194/1. maddesi hükmüne aykırı olarak tesis edilen ipoteğin iptalini istemiştir.
İpotek, dava dışı “... Ltd. Şti"nin” ... Bankası A.Ş."den aldığı 400.000 TL tutarındaki kredinin teminatını oluşturmak üzere, 02.12.2009 tarihinde bu banka lehine tesis edilmiştir. Üzerinde ipotek tesis edilen taşınmazın, davacı ve eşinin "aile konutu" olarak özgülendiği, ipotek tesis tarihinde ve halen aile konutu olarak kullanıldığı toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Davaya müdahil olarak katılan banka, ipotek tesisine davacı eşin muvakatinin alındığını ileri sürmüş, davacı ise sunulan “muvafakatname”deki imzanın kendisine ait olmadığını belirterek muvafakatnameyi kabul etmemiştir. “Eş Muvafakatnamesi” başlıklı belgedeki davacının ismi altındaki imzanın davacının eli ürünü olmadığı adli tıp raporu ile tespit edilmiştir. ipotek alacaklısı banka, alacağının ödenmeyen kısmı (262.043 TL) için, genel kredi sözleşmesini “müşterek borçlu ve müteselsil kefil” olarak imzalamış olan davalı ...’e 11.05.2011 tarihinde bu kişinin yaptığı ödeme tutarı kadar sahip olduğu alacak hakkını noterde düzenlenen temlikname ile temlik etmiştir. 11.05.2011 tarihli temliknamede; “...’in, müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğu kredi borcunun ödenmeyen 262.043 TL"sini kefalet borcuna karşılık .... Bankası A.Ş"ye ödediği, böylelikle kredi borcunun tasfiye edildiği, ... tarafından ödenen meblağla sınırlı olarak alacağın teminatını oluşturan rehin hakkıyla birlikte bankanın ...’e temlik ettiği” belirtilmektedir.
Kefil eda ettiği şey nispetinde alacaklının haklarında, ona halef olur (eBK. md. 496, 6098 s. TBK. md. 596/1). Genel kredi sözleşmesini “müşterek ve müteselsil kefil” sıfatıyla imzalayan davalı ..., borcun bakiyesini alacaklıya ödediğine göre, ödediği tutar oranında alacaklının haklarında, ona halef olmuştur. Dolayısıyla, kefilin ödediği tutar oranında alacakla birlikte, rehin hakları da kefile geçmiştir. Alacaklı, borcu ödeyen kefile haklarını kullanmasına yarayabilecek borç senetlerini teslim etmek ve gerekli bilgileri vermekle yükümlüdür. Alacaklı, kefalet sırasında var olan veya alacak için sonradan sağlanan rehinleri ve diğer güvenceleri de kefile teslim etmek ve bunların devri için gerekli işlemleri yapmak zorundadır (6098 s. TBK. md. 592/3) Halefiyet yoluyla rehin hakları da alacakla birlikte kendisine geçen kefilin, rehne ilişkin hak tesis edilirken, rehin olarak gösterilmiş olan konutun aile konutu olup olmadığını bilmesi beklenemeyeceği gibi, biliyor olsa bile, az önce değinilen yasal zorunluluk gereği alacaklının, rehin verenin eşinin ipotek tesisine muvafakat ettiğine ilişkin verdiği bilgi ve buna ilişkin kendisine teslim edilen belge karşısında yapacağı herhangi bir araştırma da yoktur. Halefiyet yoluyla, ödediği tutar oranında alacakla birlikte rehin haklarına sahip olan kefilin, muvafakat belgesindeki imzanın rızası gereken eşe ait olup olmadığını araştırma yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Bu bakımdan isteğin reddi yerine, borcu ödediği için alacaklının haklarına halef olan kefilin, rehnin paraya çevrilmesini istemek hakkını ortadan kaldıracak şekilde ipoteğin iptaline karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
Ne var ki gerek yukarıda birinci bentte açıklanan husus, gerekse ikinci bentte açıklanan yönler, ilk incelemede sehven gözden kaçtığından hükmün onanmasına karar verilmiş olmakla, davalının ve bankanın bu yönlere temas eden karar düzeltme talepleri haklı ve yerinde olup kabulüne, Dairemizin onama kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme kararının yukarıda gösterilen sebeplerle bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440/I-4. maddeci gereğince karar düzeltme talebinin yukarıda gösterilen sebeplerle KABULÜNE, Dairemizin 6.3.2014 tarihlî ve 2014/3251 esas, 2014/4913 karar sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, yerel mahkeme kararının yukarıda 1. ve 2. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, istek halinde karar düzeltme harcının yatırana geri verilmesine oyçokluğuyla karar verildi. 07.07.2014 (Pzt.)
KARŞI OY YAZISI
Malik olmayan eşin "açık rızası" alınmadan yapılan işlem kesin hükümsüzdür.