8. Hukuk Dairesi 2010/5050 E. , 2011/2090 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil
... ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Saimbeyli Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 08.06.2010 gün ve 69/67 sayılı hükmün Yargıtay"ca incelenmesi davalı tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... dava dilekçesinde; 105 ada 141 sayılı parselin kadastro çalışmaları sırasında babası Durmuş Durmuşoğlu adına tespit ve tescil edildiğini, aynı ada 142 sayılı parselin ise ... adına tapuya bağlandığını, kendisi tarafından ekilip biçilen 1 dönümlük yerin 105 ada 142 sayılı parsel içerisinde kaldığını, davalı adına tapuda kayıtlı bulunduğunu açıklayarak, davalı adına bulunan tapu kaydının 1 dönümlük kısmı bakımından iptali ile babası adına kayıtlı 105 ada 141 sayılı parsele eklenmesi suretiyle ya da ayrı bir parsel numarası verilerek adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ..., açılan davayı kabul etmediğini, 105 ada 142 sayılı parselin miktarının tamamının kendisine ait olduğunu ve daha önce açılan bir dava bulunduğunu, kesin hüküm teşkil ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, teknik bilirkişi ...’ın rapor ve krokisinde A harfiyle gösterilen 1156,26 m2 yüzölçümlü taşınmaz bakımından tapu kaydının iptali ile aynı köyün 105 ada son parseli verilmek suretiyle davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, B ile işaretli 105 ada 142 sayılı parselin ise, davalı ... adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; kazanmayı sağlayan zilyetlik ve muristen intikal hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17.maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de; mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Uyuşmazlık konusu 105 ada 142 sayılı parsel 14.09.2005 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında tarla niteliğiyle 47887,03 m2 yüzölçümlü olarak davalı ... adına tespit ve tescil edilmiştir. Kadastro tutanağı 31.01.2006 tarihinde kesinleşmiştir. 105 ada 141 sayılı parsel ise, aynı tarihte davacının babası Durmuş Durmuşoğlu adına tespit ve tescil edilmiş olup, dosya arasında bulunan tapu kaydına göre 31.10.2006 tarihinde tapuda yapılan intikalle taşınmazın 1/8’er pay oranında
...,..., ...., ..., ..., ...,...ve ... adlarına tapuda kayıtlı bulunduğu, hepsinin baba isimlerinin Bekir olarak yazılı bulunduğu belirlenmiştir. 105 ada 141 sayılı parsel, bu haliyle Durmuş Durmuşoğlu"nun mülkiyetinden yani terekesinden çıkmış bulunmaktadır. Keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar ise, krokide A harfiyle gösterilen yerin 30-35 yıldan beri ... tarafından kullanıldığını, öncesinin ..."a ait olduğunu ...’nun babasının ...’tan bu yeri satın aldığını, aldıktan sonra babasının öldüğünü, arada dere bulunduğunu, derenin batı tarafının ...’ya, doğu tarafının ise Ali’ye ait olduğunu bildirmişler ve paylaşımdan söz etmemişlerdir.
Dava konusu taşınmaz yani 105 ada 142 parsel içerisinde kalan ve A ile belirlenen bölüm davacının babası Durmuş Durmuşoğlu’ndan kaldığına ve paylaşımdan söz edilmediğine göre, Durmuş Durmuşoğlu’nun terekesi ölüm tarihi itibariyle elbirliği mülkiyet hükümlerine tabidir. Elbirliği mülkiyetinde mirasçıların belirlenmiş payları olmayıp, her birinin payı taşınmazın tamamı üzerinde söz konusudur. TMK.nun 702.maddesi uyarınca tasarrufi işlemlerde oybirliği aranır. Davada bir tasarrufi işlem olup, TMK.nun 702.maddesi uyarınca tüm mirasçılarının birlikte üçüncü kişilere karşı dava açması gerekir. Terekeye dahil bir taşınmaz için bir veya birkaç mirasçının tek başına üçüncü kişilere karşı dava açma sıfat ve yetkisi bulunmamaktadır.
Bu nedenle mahkemece yapılacak iş: öncelikle davacının babasına ait veraset belgesini alıp dosyaya sunması için süre ve imkan tanınması, davacı dışında başka mirasçının bulunmaması halinde davanın bulunduğu haliyle yürütülmesi, davacı dışında başka mirasçının bulunması halinde ise, davacının tek başına üçüncü kişilere karşı dava açma sıfat ve yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekir. Bu nedenle yerel bilirkişi ve tanıkların yeniden yapılacak keşifte HUMK.nun 258.maddesi gereğince keşif yerine davetiye ile çağırılmaları, aynı kanunun 259.maddesi uyarınca uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenmelerinin sağlanması, davacının babasından intikal eden ve krokide 105 ada 142 parsel içerisinde A harfiyle gösterilen taşınmaz bölümünün satış, bağış veya paylaşım yoluyla davacıya intikal edip etmediğinin yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulması, bu yollardan biriyle davacıya intikal etmiş ya da davacı dışında başka mirasçı yok ise davanın şimdiki gibi kabulüne, başka mirasçılarının bulunması, satış, bağış ya da paylaşımın bulunmaması hallerinde ise, az yukarıda açıklandığı şekilde tasarrufi işlemlerden sayılan davanın davacı tarafından tek başına açılamayacağı, TMK.nun 701 ve 702.maddeleri gözetilerek davanın reddine karar verilmesinin düşünülmesi gerekmektedir. Çünkü davacı kendi adına tescil isteğinde bulunmuştur. Mahkemece, bağımsız bir parsel biçiminde iptal ve tescile karar verilmiştir.
Öte yandan, davalının kesin hüküm oluşturduğunu iddia ettiği Saimbeyli Sulh Hukuk Mahkemesinin 25.12.2006 tarihinde kesinleşen 30.11.2006 tarih ve 2006/137 Esas, 2006/158 Karar sayılı karara konu yerin 105 ada 142 sayılı parselin içerisinde, ancak aynı parselin güney batı kısmında yer alan taşınmaz olduğu, dava konusu krokide A harfiyle gösterilen yerle bir ilgisinin bulunmadığı anılan dosya kapsamıyla belirlenmiştir. Tarafları ve hukuki sebebi aynı ise de konusu farklı olduğundan anılan dosya HUMK.nun 237.maddesi anlamında eldeki dava bakımından kesin hüküm oluşturmaz. Bu nedenle davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazı yerinde bulunmamaktadır.
Davalının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle ve HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 17,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya verilmesine 11.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.