10. Hukuk Dairesi 2014/25458 E. , 2015/1177 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraflar vekillerince tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, davalı işveren aleyhine açtığı hizmet tespiti davasında, davalıya ait avukatlık bürosunda 25.09.1984-03.03.1986 tarihleri arasında ve askerlik hizmetinin sonrasında 01.01.1988-01.08.2001 tarihleri arasında kesintisiz çalışmalarının tespitini talep etmiş, Mahkemece, Kuruma bildirilen süreler ve askerlik dönemi haricinde 25.09.1984-03.03.1986 tarihleri arasında ve 01.01.1988-01.08.2001 tarihleri arasında kesintisiz olarak asgari ücretle ile çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesindeki, "Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır." hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Söz konusu Kanunun kabul edilip yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen hakdüşürücü süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanunun beşinci maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanunun üçüncü maddesiyle yeniden beş yıl olarak düzenlenmiş olup, halen geçerliliğini korumaktadır. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka
anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi yada çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde, Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki, sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
Değinilen yasal düzenleme ve açıklamalar ışığında değerlendirme yapıldığında; davacının 20.12.1989 tarihli işe giriş bildirgesine istinaden 1989/3. döneminde 27396 sicil numaralı dava dışı farklı işyerinden 10 gün süre ile, 10.06.1995 tarihli işe giriş bildirgesine istinaden 1995/2. döneminde 68908 sicil numaralı dava dışı farklı işyerinden 6 gün süre ile, 04.08.2001 tarihinden itibaren ise 11037612 sicil numaralı davalı işyerinden Kuruma bildirimlerinin bulunduğu, eldeki davanın 18.09.2012 tarihinde açıldığı gözetildiğinde; davalı işyerinde gerçekleştiği iddia edilen çalışmanın kesintiye uğrayıp uğramadığının anlaşılması bakımından, dava dışı işyerlerinden Kuruma bildirim yapılan dönemlerdeki çalışmanın davacının iddia ettiği gibi davalı işyerinde mi yoksa bildirimlerin yapıldığı dava dışı işyerlerinde mi gerçekleştiği araştırılarak, davacının bu dönemlerde davalı işyerinde gerçek bir çalışması yok ise hak düşürücü süre irdelenerek karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, taraflar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 23.01.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.