1. Hukuk Dairesi 2017/2617 E. , 2020/2692 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 16.06.2020 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Avukat ... ile temyiz edilen davacılar vekili Avukat ... geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Davacılar, mirasbırakan babaanneleri ..."in 1088 ada 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazlar ile 1089 ada 4, 5, 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazlarını kızı olan davalı ..."ya verilen vekâletname ile, mirasbırakan babaanneleri ... ve mirasbırakan babaları ..."in 1085 ada 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazlardaki verasette iştirakli paylarını dava dışı ..."ye verilen vekâletname ile davalılara satış suretiyle temlik ettiklerini, anılan taşınmazların dava dışı taşınmazlarla tevhidi ile 4585 ada 1 parsel ile 4586 ada 1 parsel sayılı taşınmazların oluştuğunu, işlemlerin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek iptal-tescile karar verilmesini istemişlerdir.Davalılar, mirasbırakan ..."ın üçüncü kişilere sürekli olarak borçlandığı için taşınmazlarının bir kısmının icra marifetiyle satıldığını, dava konusu taşınmzalardaki paylarının ise aldığı borç ve nakitlere karşılık davalı kardeşlerine satıldığını, mirasbırakan ..."nin ise sürekli ..."a destek olduğunu ve mal kaçırma amacı taşımadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.Davanın kabulüne ilişkin verilen karar Dairece; "...kök muris ..."ye ait başka taşınmazlarında benzer usullerle yapılan temlikleri nedeniyle görülen davalarda muvazaa olgusu kanıtlandığı gibi eldeki davada yapılan araştırma ve inceleme sonucu ..."nin gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu benimsenerek davanın kabulüne karar verilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik yoktur...Muris ..."ın temliklerine ilişkin muvazaa iddiası bakımından tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda delillerin toplanması, gerekli inceleme ve araştırmanın yapılması, soruşturmanın eksiksiz tamamlanması ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru olmadığı gibi, tapu iptal ve tescile ilişkin kararında infaza elverişli ve isteğe uygun olmaksızın bilirkişi raporuna gönderme yapılmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş olmasıda isabetli değildir.." gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1921 doğumlu kök mirasbırakan ...’in 20.08.2009 tarihinde ölümü ile geride mirasçı olarak kendisinden önce ölen oğlu ...’ın çocukları davacılar ... ..., ..., davalı çocukları ... ..., ..., dava dışı çocukları ... ve ...’yı bıraktığı, 1941 doğumlu mirasbırakan ...’in 17.02.2004 tarihinde ölümü ile geride mirasçı olarak davacı çocuklarını bıraktığı, kök mirasbırakan ... ile mirasbırakan ...’in, dava dışı ...’nin vekaleti ile 1085 ada 1 ve 2 parsellerdeki verasetteki iştirakli paylarını 17.12.1993 tarihinde eşit olarak davalı ... ile ...’e satış suretiyle temlik ettikleri, kök mirasbırakan ...’nin, davalı ...’nın vekaleti ile 31.10.2012 tarihinde 1088 ada 3, 4, 5, 6, 7, 8 parseller ile 1089 ada 4, 5, 6 ve 7 parselleri, 31.10.2012 tarihinde davalı torunları ..., ... ..., ..., ... ve ...’e satış suretiyle temlik ettiği, anılan taşınmazların dava dışı taşınmazlar ile tevhidi ile 4585 ada 1 parsel ile 4586 ada 1 parsel sayılı taşınmazları oluşturduğu anlaşılmaktadır.Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle hükmüne uyulan bozma kararında gösterildiği şekilde işlem yapılarak mirasbırakan ...’nin temlik ettiği taşınmazlar yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalılar vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine,
Davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (nitelikli-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada mirasbırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 0l.04.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere; görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de 4721 s. Türk Medeni Kanununun 706, 6098 s. Türk Borçlar Kanununun 237 (818 s. Borçlar Kanunun 213) ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle mirasbırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile mirasbırakan arasındaki kişisel ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Öte yandan, muvazaa iddiasına dayalı davalarda mirasbırakanın kastının açık bir şekilde saptanması gerekmektedir. Bu kapsamda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 190. maddesi ile TMK"nin 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla mükelleftir. Bir başka ifade ile temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı olduğunu ispat külfeti davacı tarafa aittir.Somut olaya gelince; mirasbırakan ...’in, kendi mirasbırakanından intikal eden çok sayıda taşınmazı 1992 yılında üçüncü kişilere satış suretiyle devrettiği, sürekli borçlanmak ve taşınmaz satışı yapmak suretiyle hayatını idame ettirdiği, dava dışı 1016 ada 1 ve 1016 ada 2 parsellere ilişkin daha önce eldeki davacılar tarafından davalı ...’ya karşı, mirasbırakan ... ile mirasbırakan ... payları yönünden açılan ...3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/254 Esas, 2013/207 Karar sayılı dosyasında mirasbırakan ..."nin devredilen payı yönünden muvazaa iddiasının ispatlandığı gerekçesiyle tazminat yönünden davanın kabulüne, mirasbırakan ..."ın devredilen payı yönünden ise muvazaa iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin verilen kararın Dairece onanarak kesinleştiği gözetildiğinde mirasbırakan ..."ın dava konusu taşınmazları mal kaçırma amaçlı olarak devretmediği, anlaşılmakta olup, davacılar tarafından muvazaa iddiası usulüne uygun kanıtlanmış değildir.Hâl böyle olunca, mirasbırakan ...’in devrettiği ve dava konusu 4585 ada 1 parsel ile 4586 ada 1 parsel sayılı taşınmazların geldisini oluşturan 1085 ada 1 ve 2 parsellerdeki verasette iştirakli payı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.Kabule göre de, sadece 4585 ada 1 parsel ve 4586 ada 1 parsel numaraları üzerinden karar verilmesi gerekirken, anılan parsellerin geldisi olan ve kapalı kayıt niteliğindeki 1085 ada 1 ve 2 parseller yönünden hüküm kurulmuş olması da doğru değildir. Davalıların bu gerekçelerle yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 02.01.2020 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 2.540.00. TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 16.06.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.