10. Hukuk Dairesi 2014/20641 E. , 2015/1076 K.
"İçtihat Metni"İş Mahkemesi
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, davalı işverenlere ait olduğundan bahisle ... Apartmanı işyerinde 1992-1999 yılları arasında kapıcı olarak ve kesintisiz çalıştığının tespitini istemiştir.
Mahkemece, uyuşmazlığa konu, dönemin hak düşürücü süreye uğradığından bahisle istemin reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin hükmü, eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79. maddesi olup, anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
Öte yandan, 11.09.2014 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan 6552 sayılı Yasanın 64. maddesi ile değişik 5521 sayılı İş Kanunun 7. maddesinde düzenlenen "İş Mahkemelerinde şifahi yargılama usulü uygulanır. İlk oturumda Mahkeme tarafları sulha teşvik eder. Uzlaşamadıkları ve taraflar veya vekillerinden birisi gelmediği takdirde yargılamaya devam olunarak esas hakkında hüküm verilir. İş Kanununun 79"uncu maddesinde yazılı uzlaşma teşebbüsünün yapılmamış olması davanın kabulüne ve görülmesine mani teşkil etmez. 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile diğer sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklarda, hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talepleri hariç olmak üzere, dava açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat edilmesi zorunludur. Diğer kanunlarda öngörülen süreler saklı kalmak kaydıyla yapılan müracaata altmış gün içinde Kurumca cevap verilmezse talep reddedilmiş sayılır. Kuruma karşı dava açılabilmesi için taleplerin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması şarttır. Kuruma başvuruda geçirilecek süre zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz.Hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davalarda, dava Kuruma resen ihbar edilir. İhbar üzerine davaya davalı yanında ferî müdahil olarak katılan Kurum, yanında katıldığı taraf başvurmasa dâhi kanun yoluna başvurabilir. Kurum, yargılama sonucu verilecek kararı kesinleştikten sonra uygulamakla yükümlüdür." hükmünü içermektedir.
Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde yapılması gereken iş; mahkemece verilen karar tarihinden sonra yürürlüğe giren anılan düzenlemenin derhal uygulanması gereğinden hareketle dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumunun feri müdahillik durumu usulunce sağlanmalı, ibraz edeceği kayıt ve belgelerde dikkate alınmalı; davalı apartman işyerinde davaya konu dönemdeki mülk sahipleri veya mirasçıları, usulünce tespit edilerek taraf teşkili sağlanmalı, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, bordrolar, belgeler düzenlenmediği için ve tüm aramalara karşın sigortalılara ulaşılamadığı takdirde aynı çevrede faaliyet yürüten işverenler ile komşu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli,belirdiği takdirde tanık anlatımları arasındaki çelişkiler giderilmeli çalışmanın tam gün üzerinden gerçekleşip gerçekleşmediği ortaya konulmalı, toplanan tüm kanıtlar değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davacıya iadesine, 23/01/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.