13. Hukuk Dairesi 2013/405 E. , 2013/13190 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki ayıplı hizmet nedeniyle tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının işlettiği yüzme havuzundan çıkarken merdivendeki kesici yer nedeniyle bacağının kesildiğini iddia ederek, asıl dava ile, fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla, 16.000TL maddi, 24.000TL manevi tazminatın; birleşen dava ile de bakiye kalan 5.350,00TL"nin davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile, 27.000,00TL maddi tazminatın, 24.000,00TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle ödemelerin infaz aşamasında dikkate alınacağının tabi bulunmasına göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Mahkemece, tarafların kusur oranların hesaplanması için iki kez bilirkişi raporu alınmış; ilk alınan bilirkişi raporu davacıya %10, davalıya %90 oranında kusur vermiş; ikinci alınan bilirkişi raporu ise davacıya %30, davalıya %70 kusur oranı izafe etmiştir. Bu raporlara göre alınan hesap bilirkişisinin raporunda ise terditli olarak hesaplamada bulunulmuş; davalının %70 kusurlu olduğunun kabul edilmesi halinde tazmini gereken toplam zararın 21.350,00TL olduğu, davalının %90 kusurlu olduğunun kabulü halinde ise tazmini gereken toplam zararın 27.450,00TL olduğu belirtilmiştir. Davacı, birleşen davayı açarken, dava dilekçesinde toplam maddi zararını 21.350,00TL olarak benimsediğine göre, ikinci alınan bilirkişi raporuna itibar edilmesi gerekir. Hal böyle olunca, mahkemece talep aşılmak suretiyle hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Şahsi menfaatleri ihlal edilen kimseye duyduğu ağır manevi sıkıntıyı belli bir oranda gidermek, bozulan ruhi dengeyi onarmak, olanak dahilinde bu dengenin yeniden elde edilmesini sağlamak amacına yönelik olarak manevi tazminata hükmedilir. Manevi tazminatın ve kapsamının taktiri hakime ait bir hak ve görevdir. Ancak hakim bu hak ve görevini yerine getirirken Medeni Kanun"un 4.maddesi hükmünü de gözetmek suretiyle hak ve nesafet ilkeleriyle bağlı kalarak tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, kusurlu eylemin mağdurda uyandırdığı elem ve ızdırabın derecesini, istek sahibinin toplumdaki yerini, kişiliğini, hassasiyet derecesini gözetmek suretiyle makul bir tazminata hükmetmelidir. Mahkemece, olayın oluş şekli ve davacının, Adli Tıptan alınan raporu dikkate alındığında takdir edilen manevi tazminat miktarı yüksektir. Makul bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken somut olaya uygun düşmeyecek şekilde davacı için 24.000,00TL manevi tazminata karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
4-Asıl ve birleşen davada davacının kendisini vekille temsil ettirmediği anlaşılmaktadır. Hal böyle iken, hükmün 5. maddesinde davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine; ikinci, üçüncü ve dördüncü bentte açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 757.35 TL temyiz harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.5.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.