10. Hukuk Dairesi 2014/4209 E. , 2015/989 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraflar avukatlarınca temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Hurda akülerden kurşun izabe faaliyetinin yürütüldüğü davalı işverene ait işyerinde 25.01.2000 – 26.05.2007 döneminde kepçe operatörlüğü, kaynak ve filtre temizliği işlerini yapan sigortalıya, yakalandığı meslek hastalığına bağlı olarak 27.10.2006 tarihi itibarıyla meslekte kazanma gücünü % 36,2 oranında yitirdiği yönündeki davacı Kurum saptaması sonrasında sürekli iş göremezlik geliri bağlandığı, sigortalı tarafından işverene karşı açılıp kesinleşen tazminat davasında düzenlenen bilirkişi raporunda, hastalığın oluşumunda işverenin %60, sigortalının %20 oranında kusurunun olduğu, havaya karışan toz ve buharın tamamen giderilmesinin olanaksızlığı gerekçesiyle %20 oranında kaçınılmazlığın etken bulunduğunun belirtildiği anlaşılmakta olup yapılan sosyal sigorta yardımları nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi için açılan işbu davada da aynı görüş ve oranları içeren bilirkişi raporu hazırlanıp mahkemece, davalı işveren kendi kusuru ile birlikte kaçınılmazlığın %60’ından da sorumlu tutularak hüküm kurulmuştur.
Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanunun 26/1. maddesinde, işçi ve işveren sorumluluğunun belirlenmesinde kaçınılmazlık ilkesinin dikkate alınacağı belirtilmiş olup iş kazaları ve meslek hastalıklarında ilgililerin kusur durumları belirlenirken kaçınılmazlığın da göz önünde bulundurulması ve kaçınılmazlık payından işverenin sorumlu tutulmaması gerekmektedir. Kaçınılmazlık olgusundan ise, işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda geçerli mevzuat hükümleri çerçevesinde, doğabilecek olası zararlı sonuçların önlenmesi yönünde, duruma ve koşullara göre ilgililerden beklenebilecek tüm özenli ve dikkatli çabaya karşın sigortalıyı bedence veya ruhça arızaya uğratan iş kazasının meydana gelmesi durumunda söz edilebilir. Günümüz teknolojisinde bir takım olayların sonuçlarının kısmen kaçınılmazlık/kötü rastlantılarla açıklanması, alınabilecek önlemler düşünüldüğünde olanaksızdır. Kaçınılmazlık/kötü rastlantı olarak adlandırılan olguların birçoğunun temelinde insan yanılgı ve savsamaları, özen eksikliği bulunduğu bir gerçektir. Unutulmamalıdır ki her birey, zararlı sonuçların önlenmesi için durum ve koşulların kendisine yüklediği özen ve dikkat yükümünü göstermek zorundadır. Öngörülebilir sonuçlar karşısında kaçınılmazlık/kötü rastlantı yönünde değerlendirme yapılamaz.
Kamu düzeni düşüncesi ile oluşturulan işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuat hükümleri, işyerleri ve eklerinde bulunması gereken sağlık koşullarını, kullanılacak alet, makineler ve hammaddeler yüzünden çıkabilecek hastalıklara engel olarak alınacak önlemleri, aynı şekilde işyerinde iş kazalarını önlemek üzere bulundurulması gerekli araçların ve alınacak güvenlik tedbirlerinin neler olduğunu belirtmektedir. Burada amaçlanan, yapılmakta olan iş nedeniyle işçinin vücut tamlığı ve yaşama hakkının önündeki tüm engellerin
giderilmesidir. Uygulamada önemli olan, işverenin iş kazasına neden olmuş hareketinin işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı bulunup bulunmadığının belirlenmesi işidir. Bu konuda yapılacak ilk yargı işlemi, mevcut hükümlere göre alınacak önlemlerin neler olduğunun saptanmasıdır. Mevzuat hükümlerince öngörülmemesine karşın, alınması gerekli başkaca bir tedbir varsa, bunların da tespiti zorunluluğu açıktır. Anılan önlemlerin işverence tam olarak alınıp alınmadığı (=işverenin koruma tedbiri alma ödevi), alınmamışsa zararın bundan doğup doğmadığı, duruma işçinin önlemlere uymamasının etkili bulunup bulunmadığı (=işçinin tedbirlere uyma yükümlülüğü) ve bu doğrultuda tarafların kusur oranı belirlenecektir. Sorumluluğun saptanmasında kural, sorumluluğu gerektiren ve kanunda belirlenmiş bulunan durumun kendi özelliğini göz önünde bulundurmak ve araştırmayı bu özelliğe göre yürütmektir. İşçi sağlığı, iş güvenliği ve yapılmakta olan iş nedeniyle işçinin eğitimi, bir kısım mevzuat hükümlerini içerir belgelerin kendilerine verilmesini değil, eylemli olarak, bu bilgilerin aktarımı ve öneminin kavratılması ile sağlanabilir. Eğitimden sonraki aşama ise, işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili önlemlerin alındığının ve uygulandığının denetlenmesidir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında dava değerlendirildiğinde, uzman bilirkişilerden oluşacak kuruldan ilgili yasal mevzuat çerçevesinde yargısal denetime elverişli, işveren ve sigortalının kusur oranlarıyla birlikte meslek hastalığının oluşumunda kaçınılmazlık unsurunun varlığını irdeleyen, hastalığın oluşumunu engelleyen teknolojik gelişmenin olup olmadığını ortaya koyan rapor alındıktan sonra elde edilecek sonuca hüküm kurulmalıdır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı kusur raporu esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de kaçınılmazlık unsurundan işverenin sorumlu tutulması da usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, taraflar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının isteği durumunda davalıya geri verilmesine, 22.01.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.