19. Hukuk Dairesi 2016/12515 E. , 2018/188 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, davacı ile davalı arasında imzalanan “uzak mesafe telefon hizmetlerinin satışı ve pazarlanması, dağıtımı ekipman sağlanması” konulu sözleşme ve ana bayilik sözleşmesi gereğince davacının üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davalı tarafından sözleşmeden doğan edimlerin yerine getirilmemesi üzerine bu durumun davacıya ihtarname ile bildirildiğini ancak akabinde davalının haksız ve tek taraflı olarak sözleşmeyi feshettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak müspet-menfi zararı ile komisyon ve müşteri portföy tazminatının, BK"nın 49. maddesi hükmü saklı kalmak kaydıyla haksız rekabetten kaynaklanan tazminatın fesih tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, haksız rekabete dair verilecek kararın TTK"nın 61. maddesi doğrultusunda ilan edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, imzalanan sözleşme şartlarının davacı tarafından yerine getirilmediğini, sözleşme gereği ulaşılması gereken performans kriterlerine ulaşılamadığı gibi sözleşme şartlarına aykırı olarak müvekkili şirketin onayı alınmaksızın bayi ataması yapıldığını, aynı zamanda sözleşme hükümlerine aykırı olarak abonelere yanlış bilgiler verdiğini, sözleşme gereği üstlenilmiş olan teknik desteğin verilmediğini, bu şekilde müvekkili kurumun yapısına zarar verildiğini, ana bayi tarafından atanabilecek olan bayilerin seçim ve kabulünün mutlak olarak müvekkili şirketin tasarrufunda olduğunu, ancak davacı tarafından müvekkili şirketin onaylamadığı 3. kişilere hakkı olmadığı halde bayilik unvanı vererek müvekkili şirketi zarara uğrattığını, akdedilen sözleşmenin 12.6. maddesinin, “..Ana bayi tarafından üstlenilen yükümlülüklerin ihlal edilmesi, ticari itibarın korunması veya burada yazılmamış olsa dahi gerekli gördüğü hallerde tek taraflı iradesi ile 15 gün öncesinden yapacağı bildirim ile sözleşmeyi feshedebilir” şeklinde olduğunu, davacının ek protokolde belirtilen performans kriterleri taahhütlerini de yerine getiremediğini ileri sürerek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılamada toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin 12.6 maddesinde davalıya herhangi bir neden göstermeksizin 15 gün önceden bildirim suretiyle sözleşmenin fesih hakkının tanındığı, bu durumda davalının feshinin haksız fesih olarak nitelendirilemeyeceği, davacının ek protokolde taahhüt ettiği 3.000.000 dakika kriterini yerine getirmediğini ikrar ettiği, davalının sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle yerine getiremediğini savunduğu ancak buna yönelik iddialarını ispat edemediği, aksine davacının evrak getiremediği için davalının önerdiği bayinin işlemlerinin yapılamadığının dosya kapsamıyla belirlendiği, dolayısıyla davalıdan sözleşmeye devam etmesinin beklenemeyecek olması nedeniyle davalının fesih bildiriminin haklı nedene dayandığı, taraflar arasındaki sözleşme davalı tarafça haklı nedenle feshedildiğinden davacının sözleşmeden kaynaklı menfi ve müspet zarar talebinde bulunamayacağı, ileri sürülen haksız rekabet eylemleri kanıtlanamadığından davacının haksız rekabet talebinin de yerinde olmadığı, davacı portföy tazminatı talebinde bulunmuş ise de taraflar arasındaki sözleşme tek satıcılık sözleşmesi mahiyetinde olmayıp sözleşmede portföy tazminatını da düzenleyen herhangi bir hüküm bulunmadığından ve davacının gerekli performans kriterlerini sağlayamadığı gibi davalının faydalanacağı ciddi müşteri portföyü oluşturduğunu da kanıtlayamadığından bu tazminat talebi açısından da istemin yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, sözleşmeden kaynaklanan tazminat alacağına ilişkindir. Taraflar arasındaki 09.02.2006 tarihli sözleşmenin feshini düzenleyen 12/1 maddesinde “Taraflardan birinin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini hiç ya da gereği gibi yerine getirmemesi halinde diğer taraf 30 gün öncesinden diğer tarafa yazılı bildirimde bulunmak şartı ile sözleşmeyi feshedebilir.” denilmektedir. Yine 12/6 maddesinde “Global İletişim işbu sözleşmeyi Ana Bayi tarafından üstlenilen yükümlülüklerin ihlal edilmesi, ticari itibarın korunması gibi sebeplerle veya burada yazılmamış olsa dahi gerekli gördüğü hallerde ve tek taraflı iradesi ile 15 gün öncesinden yapacağı bildirim ile sona erdirebilir.” hükmü yer almaktadır.
Sözleşmenin davalı tarafından feshedildiğinde bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu durumda sözleşmenin haklı gerekçeyle feshedildiğini öncelikle davalının ispat etmesi gerekmektedir. Yukarıda bahsi geçen sözleşme hükümlerinde 30 ve 15 günlük fesih bildirim süreleri belirlendiği görülmektedir. Davalının 24.04.2007 tarihli ihbarnamede herhangi bir süre vermeksizin sözleşmeyi tek taraflı feshettiği anlaşılmakla, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin ispat edilmemesi halinde, talep edilen alacak kalemlerinin tahakkuk edeceği hususundaki ispat yükünün davacı tarafa geçeceği gözetilerek uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, davanın tamamıyla ilgili ispat yükünün davacı üzerinde olduğundan hareketle yazılı şekilde ret kararı verilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde davacıya iadesine, 29/01/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.