13. Hukuk Dairesi 2016/25259 E. , 2019/11192 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, dava dışı bir şirketin, aleyhine başlattığı faturaya dayalı icra takibinde tarafına yüklenen haksız borçla ilgili olarak borçlu bulunmadığının tesbiti için davalı avukata vekalet verdiğini, Tekirdağ 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/109 esas 2007/172 karar sayılı menfi tesbit davasında vekili olarak kendisini temsil ettiğini ve mahkemece davanın reddine karar verildiğini, ancak davada yasal temyiz süresi olan 15 günlük süre içersinde karar kendisine tebliğ edilmesine rağmen kararı temyiz etmediğini, yasal süre geçtikten sonra temyiz edilmesi sebebiyle Yargıtay 13.Hukuk Dairesi tarafından temyiz dilekçesinin reddine karar verildiğini, davalının mahkeme kararının aleyhinde kesinleşmesine sebep olduğunu, ilgili dosyanın davalısı ... İletişim Hizmetleri A.Ş."nin yürütmüş olduğu icra takibi ile yaklaşık 15.000,00 TL. para tahsil ettiğini, görevini ihmal eden davalıyı Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığına şikayeti üzerine Tekirdağ 2.Ağır Ceza Mahkemesinde dava açıldığını, 2009/80 esas, 2009/214 karar sayılı ilam ile de sanık davalı avukatın ihmal suretiyle görevi kötüye kullanmak suçundan 4.500,00 TL para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğini, bu sebeplerden ötürü davasının kabulü ile; avukatlık görevinin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak görevini ihmal suretiyle kötüye kullanan ve maddi anlamda zarara uğramasına sebebiyet veren davalıdan 15.000,00 TL maddi tazminatın, ... İletişim Hizmetleri A.Ş."ye ödendiği tarih olan 03.12.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tarafına ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı tarafından takip edilen menfi tesbit davası ile, aynı alacak konusunu içeren tarafları aynı olan ve davacının bizzat takip ettiği itirazın iptali davasının Tekirdağ 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/64 esas 2008/291 karar sayılı dosyası ile davacı aleyhine karara çıktığını ve davacı tarafından temyiz edilmediğini, davacının kendisi tarafından takip edilen itirazın iptali davasının temyiz edilmeyerek kesinleştiğini ve kesinleşen bu dava neticesinde davacının dava konusu miktarı ödemek zorunda kaldığını, dolayısıyla davacının, tarafından takip edilen menfi tesbit davası neticesi bir zarara uğramadığını beyan ederek, haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmişir.
Dava, davalı avukatın özen yükümlülüğüne aykırı davranması iddiası nedeniyle uğranılan maddi tazminata ilişkindir. Davanın temeli vekillik sözleşmesi olup, özen borcuna aykırılığa dayandırılmıştır. Davalı avukat her ne kadar aralarındaki vekalet sözleşmesine iş olarak konu edilen borçtan dolayı davacının bizzat itirazın iptali davasını açıp aleyhine karar çıktığını ve davacının temyize gitmediğini, dolayısıyla da kendisinin eylemi neticesinde bir zarara uğramadığı savunmasında bulunsa da davacı tarafından açılan itirazın iptali davası, aynı borca konu ve davalı avukatın vekalet görevine istinaden açtığı menfi tespit davasından sonra açılmış ve karara bağlanmıştır. Vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı iş ve işlemlerin, davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Mesleki iş gören vekil özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur (TBK 400). Bu doğrultuda, öncelikle uzman bilirkişiden, davacının zararının doğup doğmadığı, doğdu ise miktarı hususlarında yukarıda değinilen icra takibi, itirazın iptali ve menfi tespit dosyaları da incelenmek suretiyle rapor alınmasının sağlanması ve vekilin özensizliği (menfi tespit dosyasının temyiz edilip edilmemesi) arasında illiyet bağı ile davalı avukatın kusuru bulunup bulunmadığı değerlendirildikten sonra sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 12/11/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.