
Esas No: 2014/25633
Karar No: 2015/36846
Karar Tarihi: 24.12.2015
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2014/25633 Esas 2015/36846 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı farkı, ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti ve hafta tatili ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili özetle; davalı şirkette 28.11.2007 tarihinden itibaren “ PVC raylı sistem kaplama ustası” olarak, çalışmaya başladığını, 27.01.2011 tarihinde emekli olmaya hak kazandığını, ancak 18.04.2012 tarihine kadar çalıştığını, emekli olmadan önce en son net 1.600,00.-TL ücret aldığını, öğle yemeği ve servisin işverence karşılandığını, emekli olduktan sonra kendisine 2.633,00.-TL kıdem tazminatı ödemesi yapıldığını, çalışma süresi boyunca şeker ile kurban bayramları hariç genel tatiller de çalıştığını ancak ücretlerinin ödenmediğini ,ödenmemiş maaş alacakları olması ve emekli olmaktan kaynaklanan haklarının işverence ödenmemesi nedeniyle, işten ayrılmak zorunda kaldığını iddia etmiş; fark kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti, yıllık izin ücreti ve ödenmeyen ücret alacaklarının faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 05/06/2014 tarihli celsede hafta tatili alacak talebinden vazgeçmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili özetle; davacının kıdem tazminatının tam ve eksiksiz ödendiğini, 2. çalışma dönemi açısından yine kıdem ve ihbar tazminatlarının ödendiğini, davacının haksız bir şekilde işten ayrıldığını, maaşlarını geç aldığı iddiasının ve aylık 1.600,00.- TL maaş aldığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacının herhangi bir maaş alacağının bulunmadığını, savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak; davalı cevap dilekçesinde davacının ihbar tazminatını ödediğini belirttiğinden, işveren feshi kabul edilmiş ve kıdem ve ihbar tazminatları ile diğer işçilik alacaklarına hükmedilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı, davalı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Yerel mahkemece 16/07/2013 tarihli 1. oturumda;
“Davacı tarafa 2 hafta kesin süre verilerek başvuruda bulunmak sureti ile listede yer alan tanıklarından seçecekleri iki kişi adına usulüne uygun meşruhatlı davetiye çıkartılmasına, tanıkların adresi yanlış bildirildiğinde, tanıklara yanlış adres bildirmekten dolayı tebligat yapılamadığında veya tanıklar duruşmada hazır edilmediği takdirde davacının tanık dinletme hakkından vazgeçmiş sayılacağının kendisine ihtarına, masrafın davacı tarafından yatırılan gider avansından karşılanmasına, ”
“Davalı tarafa 2 hafta kesin süre verilerek başvuruda bulunmak sureti ile listede yer alan tanıklarından seçecekleri iki kişi adına usulüne uygun meşruhatlı davetiye çıkartılmasına, masrafın davalı tarafından yatırılan gider avansından karşılanmasına, tanıkların adresi yanlış bildirildiğinde, tanıklara yanlış adres bildirmekten dolayı tebligat yapılamadığında veya tanıklar duruşmada hazır edilmediği takdirde davalı tarafın tanık dinletme hakkından vazgeçmiş sayılacağının kendisine ihtarına (ihtarat yapıldı)” şeklinde ara karar oluşturulmuş;
21/01/2014 tarihli 2. oturumda 2 davacı tanığı 2 davalı tanığı dinlenmiş ve dosyanın bilirkişiye tevdine dair ara karar oluşturulmuştur.
Davalı vekili 14/05/2014 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde davacının ücret alacakları ve dava konusuna ilişkin dinlenen 2 tanığının yanında tanık listesinde bildirdikleri ancak dinlenmeyen 2 tanığının daha dinlenmesini talep etmiştir.Mahkemece 05/06/2014 tarihli karar celsesinde davalı vekilinin bu talebi “Mevcut delil durumu, bilirkişi raporunun alınmış olması karşısında davalı tarafın sonuca ve esasa etkili olmayan tanık dinletme talebinin REDDİNE,” şeklinde ki ara kararı ile reddedilmiş ve yargılamaya devam edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili esasa ilişkin olarak ve dinlenmeyen diğer iki tanığının da dinlenmesi gerektiğini belirterek usule ilişkin olarak temyiz etmiştir.
Dosyada öncelikli sorun davalı şirketin hukuki dinlenilme hakkının ihlal edilip, edilmediğidir.
Hukuki dinlenilme hakkı 6100 Sayılı HMK. nun Hukuki dinlenilme hakkı başlıklı 27. Maddesinde aynen;
“MADDE 27- (1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler.
(2) Bu hak;
a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını,
b) Açıklama ve ispat hakkını,
c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir. “ şeklinde düzenlenmiştir.
Maddenin 2/b bendinde belirtilen “…. ispat hakkı “ delil sunma hakkı olup, taraflar yasal ve süresinde olmak koşulu ile her türlü delili sunma ve delillerinin toplanılmasını isteme ve bu bağlamda tanıklarının dinlenilmesi isteme hakkına sahiptir.
Davalı şirket, davaya karşı vekili marifeti ile süresinde cevap verip, cevap dilekçesi ile delillerini ve bu bağlamda dinletmek istediği dört tanığı bildirmiştir.
Mahkemece tarafların iki tanığı dinlenmiş ama davalı şirketin bildirdiği ve dinlenmesini ayrıca talep ettiği diğer iki tanığı “Mevcut delil durumu, bilirkişi raporunun alınmış olması karşısında davalı tarafın sonuca ve esasa etkili olmayan tanık dinletme talebinin REDDİNE,” şeklindeki ara kararına istinaden tanıklar dinlenilmeden karar verilmiştir.
Mahkemenin karar duruşmasında aldığı bu ara kararı usule uygun değildir.Mahkemece tanık sınırlaması yapılamaz.
6100 Sayılı HMK. nun “Tanıklardan bir kısmının dinlenilmesiyle yetinilmesi “ başlıklı 241. maddesinin somut olayda uygulama yeri yoktur. Bu maddenin konuluş amacı yasa gerekçesinde de açıkça belirtildiği şekilde davayı uzatmak amacındaki tarafın bu konudaki çabalarını önlemektir.
Oysa somut olayda davalı şirket vekili tanıkla ispatı mümkün ve taraflar arasında çekişmeli olan hususlarda, dört tane tanık bildirmiş ve tüm tanıklarının dinlenilmesi için talepte bulunmuş ancak sonuca etkili olmayacağı kanaati ile davalı tanıklarının tamamı dinlenmeden karar verilmiştir.
Davalının, tanık bildirerek davayı uzatmak istediğinden söz edilemez.
Mahkemece; tarafların bildirdikleri tanıklar dinlenmeden en baştan tanıkların sayı ile sınırlandırılması, tarafların iki tanığı dinlendikten sonra usulüne uygun bildirilen davalı tanıklarının, talebe rağmen hepsi dinlenilmeden yargılamanın sonuçlandırılması, Anayasal ve Yasal hukuki dinlenilme, buna bağlı adil yargılanma hakkının ihlali olup, kararın salt bu nedenle bozulması gerekmiştir.
F)Sonuç:
Temyiz olunan kararın BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.