20. Hukuk Dairesi 2014/6932 E. , 2014/9083 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : Hazine - ...
Taraflar arasındaki zilyetliğin tesbit istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda kurulan 13.05.2014 günlü hükmün Yargıtay"ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı ... vekili Av. ... tarafından istenilmekle, tayin olunan 04.11.2014 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden Hazine vekili Avukat Ulviye Sarp, ... vekili Avukat ... geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... vekili, 25/08/2011 havale tarihli dilekçesiyle; ... İlçesi, ... Mevkiinde bulunan ve halen tapuda 1543 ve 1544 parsel sayılarıyla kayıtlı olan taşınmazların zilyetliğinin müvekkili tarafından önceki zilyetleri olan ... ... ve ... ...’ten satın alındığını, ancak, yörede 3402 sayılı Kanuna 5831 sayılı Kanunla eklenen Ek4 madde uyarınca yapılan kullanım kadastro çalışmalarında, bu yere ilişkin var olan zilyetlik hakkının yok sayılarak taşınmazların Hazine üzerine yazıldığı ve diğer davalı Belediyenin de bu yeri imar planı içerisine alıp imar uygulamasında yeşil alan olarak göstermek suretiyle taşınmazın hak sahibine verilmesine engel olduğunu beyan ederek, 1543 ve 1544 parsel sayılı 2 parça arazideki haklarının kaybolmasına yol açan kadastro tespitinin iptali (müvekkilinin taşınmazların fiili kullanıcısı olduğunun tespiti) istemiyle dava açmıştır.
Davalı ... vekili, Belediye Başkanlığına husumet yöneltilemeyeceği, 1544 parselin eylemli orman olduğu, 1543 parselin ise boş olduğu ve davacının kullanımının bulunmadığı yapılan imar uygulamasının usûl ve kanunlara uygun olduğu, davanın 30 günlük hak düşürücü geçtikten sonra açıldığı savunması ile davanın reddini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, taşınmazın kiralanması ya da satılması talebiyle davacı tarafından dilekçe verildiği, idare memurları tarafından yapılan tespit sonucu 450 m² yüzölçümündeki bölümün 01.06.2011 tarihinden itibaren davacı tarafından işgal edildiğinin belirlendiği, imar uygulamasında ağaçlandırılacak alanda kaldığı, davanın mesnetsiz olduğundan reddine karar verilmesi istenmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın nitelik yitirdiği gerekçesiyle orman sınırı dışına çıkarılan yerlerden olmadığı, ilk tesisinden itibaren kamuya ait parsel olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, zilyetliğin tesbiti istemine ilişkindir.
Davalı taşınmazın bulunduğu yer, 11.09.1957 tarihinde yapılan genel arazi kadastrosunda 1139 parsel sayısı ile ... Köyü Tüzel Kişiliği adına tesbit ve tescil edilmiş, daha sonra kamulaştırma ve ifraz sonucu 1173, 1774 ve 1175 sayılı parsellere ayrılmış, 06.01.1995 tarihinde ... Belediye Başkanlığı adına tescil edilen ... parsel, ... ve ... parsellere ifraz edilmiştir. Daha sonra 1544 parsel imar uygulamasına tâbi tutulmamış, ... parsel ise imar uygulaması sonucu ... ada 1; ... ada 1; ... ada ... ve ... ada ... parsellere ifraz görmüştür.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve davacı gerçek kişinin davaya konu yaptığı ve harita mühendisi bilirkişinin raporuna ekli krokide yeşil renk ile gösterilen taşınmaz üzerinde fiilî kullanımı bulunmadığı gibi, taşınmazı adi senetle satın aldığını iddia ettiği ... ... ve ... ...’in taşınmaz üzerinde fiilî kullanımlarının bulunduğunu da ispatlayamadığı, öte yandan davaya konu yerin krokide (B1) ile gösterilen bölümü imar ile oluşan ... ada ... parsel içinde (eski 1543 sayılı parsel içinde), (B2) ile gösterilen bölümü 1544 sayılı parsel içinde, (B3) ile gösterilen bölümü ise imar uygulamasında yol olarak terk edilen alan içinde (eski 1543 sayılı parsel içinde) kaldığı, davaya konu edilen ve eski parsel sayısı 1543 sayılı parselin tapu kaydının beyanlar hanesinde “6831 sayılı Kanunun 2’inci maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan sahada kalmaktadır.” şeklinde, 1544 sayılı parselin tapu kaydının beyanlar hanesinde ise “orman tahdit veya orman kadastro sınırı içinde kalmaktadır” şeklinde şerh bulunmakta olup, dosya arasında bulunan orman tahdit haritasında da 1544 parsel sayılı taşınmazın tahdit içinde, 1543 sayılı parselin ise 2/B madde kapsamında kalan yerlerden olduğu görülmektedir.
6831 sayılı kanunun 2/B maddesi kapsamında kalan taşınmazların tapu kaydının beyanlar hanesine şerh istemleri, ancak, 2/B madde alanında kalıp Hazine adına tapuda kayıtlı olan taşınmazlar yönünden söz konusu olabilir. Ancak, davaya konu taşınmazlar tapuda Hazine adına değil davalı ... adına kayıtlıdırlar. Bundan başka 1544 sayılı parsel 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi kapsamındaki alan içinde yer almamaktadır.
26.04.2012 gün ve 28275 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak, aynı tarihte yürürlüğe giren 19.04.2012 tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunun “ 2/A veya 2/B belirtmelerinin terkini ve iade edilecek taşınmazlar” başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, tapu ve kadastro veya imar mevzuatına göre ilgilileri adına oluşturulan ve tapuda halen kayıtlı olan taşınmazlardan Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/A veya 2/B belirtmesi bulunan veya konulan taşınmazların tapu kayıtlarının bedel alınmaksızın geçerli kabul edileceği ve tapu kütüklerindeki 2/A veya 2/B belirtmelerinin terkin edilerek tescillerinin aynen devam edeceği,...” öngörülmüştür.
Görüleceği üzere 6292 sayılı kanunda yer alan bu düzenlemeye göre 6831 sayılı Kanunun 2/B madde alanında kalan tapulu taşınmazların beyanlar hanesinde yer alan 2/B madde şerhinin re’sen silineceği ve mevcut tapuların aynen devam edeceği düzenlenmiştir. Aynı kanun gereği Hazinenin, 2/B madde alanında kalan tapulu yerler hakkında tapu iptal ve tescil davası açması da olanaksızdır.
Bu durumda, 1957 yılından beri davalı ... adına tapuda kayıtlı olan (öncesinde köy tüzel kişiliği adına, köy belediye olduktan sonra belediye geçmiştir) taşınmazlar üzerinde davacının zilyetliği bulunsa dahi, hukuken bir değer taşımaz. Özetle; somut olayda, davalı ... adına tapuda kayıtlı olan taşınmazlar ister 6831 sayılı Kanunun 2/B madde alanında kalsın, ister kalmasın beyanlar hanesine kullanıcı şerhi verilmesine veya zilyetliğin tesbiti kararı verilmesine olanak bulunmamaktadır. Bu itibarla, mahkemece davacı gerçek kişinin davasının reddine karar verilmesi sonucu itibariyle doğru olduğundan hükmün onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı ... vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibariyle doğru olan hükmün ONANMASINA, temyiz incelemesi duruşmalı yapıldığından 1.100.-TL vekâlet ücretinin davacı ...’dan alınarak duruşmada kendilerini vekil ile temsil ettiren davalılar Hazine ve ...’na verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 04/11/2014 günü oy birliği ile karar verildi.