10. Hukuk Dairesi 2015/8979 E. , 2015/9711 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi : İş Mahkemesi
Dava, ödeme emrinin iptaline ilişkindir.
Mahkemece, bozma sonrasında hükümde belirtilen gerekçelerle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi .... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 6183 sayılı Kanunun “Ödeme emri” başlıklı 55. maddesinin ilk fıkrasında; kamu alacağını vadesinde ödemeyenlere, yedi gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları gereğinin bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; “Ödeme emrine itiraz” başlığını taşıyan 58. maddesinin birinci fıkrasında; kendisine ödeme emri tebliğ olunan kişinin, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde itirazda bulunabileceği belirtilmiştir. Görüldüğü gibi; “menfi tespit” niteliğindeki ödeme emrine itiraz/ödeme emrinin iptali davasının yedi günlük hak düşürücü süre içerisinde açılması zorunludur.
Somut olay incelendiğinde, dava konusu ödeme emirlerinin idari para cezaları ve prim borcuna ilişkin olduğu, davacıya 04.05.2012 tarihinde tebliğ edildiği, davacının ödeme emirlerinin iptali için Kastamonu idare Mahkemesine açtığı davanın 18.05.2012 tarih, 2012/442 E., 2012/414 sayılı karar ile davanın görev yönünden reddine karar verildiği, bunun üzerine davacının 26.06.2012 tarihinde iş bu davayı açtığı, Kastamonu idare mahkemesine dava açılış tarihi ile, kararın davacıya tebliğ tarihi ve kesinleşme tarihlerine ilişkin belgelerin dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılmıştır.
Davanın süresinde açılıp açılmadığına ilişkin irdeleme açısından, Adli yargı mahkemeleri arasındaki göreve ilişkin uyuşmazlıklarda başvurulan; görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi üzerine, davacının, kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren 2 hafta içinde yeniden dilekçe vermesinin gerektiği, aksi takdirde davanın
açılmamış sayılmasına karar verileceğine ilişkin HMK. m. 20 hükmünün, somut olaya kıyasen uygulanması gerekir.
Bu durumda, sonradan görevli mahkemede açılan dava, görevsiz mahkemede açılmış olan davanın devamı niteliğinde kabul edilerek, görevsiz mahkemede dava açılması ile kazanılmış haklar saklı tutulmuş olacağından, hak düşürücü süre de, hatalı yargı düzenine bağlı mahkemede davanın açıldığı tarihe göre belirlenecektir.
İdari yargı kararını takiben adli yargıda (hukuk mahkemesinde) yeni bir dava açabilmenin koşulları şu şekilde belirlenmelidir:
Davanın görevsiz yargı yerinde açılmış olması;
Görevsiz yargı yerinde açılan davanın, adli yargı düzeni içinde öngörülen hak düşürücü süre içerisinde açılmış olması;
İdari yargı yerince verilen görevsizlik kararının temyiz edilmeyerek ya da temyiz edildiği takdirde onanmak suretiyle kesinleşmiş olması, kesinleşen kararı takiben 2 haftalık süre içerisinde görevli adli yargı yerinde yeni bir davanın açılmış olması;
İdari yargıda açılan dava ile adli yargıda açılan davanın aynı nitelikte olması.
Belirtilen bu koşulların varlığı halinde, adli yargıda açılmış dava, hatalı yargı yolunda açılmış davanın devamı niteliğinde bulunacak, hak düşürücü süre de korunmuş olacaktır. Böylece, görevsizliğe ilişkin bir kararın, iş bölümü esasına göre veya yargı yolu bakımından verilmiş olmasının, yargı kollarına göre farklı sonuçlar doğurmasının önüne geçilerek, anayasal nitelikteki hak arama özgürlüğü zedelenmemiş olacaktır.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu"nun, 27.02.2008 T, 2008/21-140 E., 2008/205 K.)
Açıklamalar ışığında, mahkemece, davacının idare mahkemesine açtığı davanın, dava tarihi ve kesinleşme tarihi araştırılarak iş bu davanın süresinde açılmadığı tespit edildiği zaman, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmelidir.
Davanın süresinde açıldığı sonucuna varıldığında ise, söz konusu ödeme emirlerinden 2007/11527 nolu ödeme emrinin 2004/03-2005/02 dönemleri arasındaki prim borcuna ilişkin olduğu, diğer ödeme emirlerinin ise idari para cezalarına ilişkin olduğu, mahkemece her ne kadar Kastamonu 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/91 D.iş esas sayılı 02.03.2012 tarihli kararı ile soruşturma ve yerine getirme zamanaşımı dolduğu için, 5326 Kabahatlar Kanunu uyarınca idari para cezalarının iptaline karar verilmesi sonucu ödeme emirlerinin dayanağı kalmadığından davanın kabulüne karar verilmiş ise de, 2007/11527 nolu ödeme emrinin dayanağının prim borcuna ilişkin olması nedeniyle 2007/11527 nolu ödeme emri yönünden işin esasına girilerek inceleme yapılması gerektiği gözetilmeden karar verildiği anlaşılmıştır.
Öte yandan, kendisini vekil ile temsil ettirmeyen davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi de yerinde görülmemiştir.
Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuki ilkeler gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14.05.2015gününde oybirliğiyle karar verildi.