10. Hukuk Dairesi 2020/12033 E. , 2021/7854 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; (kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin bozma kararına uyularak ilâmda yazılı nedenlerle davalılar ... ve ... Tur. Otel. Tic.Ltd.Şti yönünden davanın reddine, diğer davalı ... yönünden ise davanın kısmen kabulüne ilişkin hükmün; temyizen incelenmesinin davacı avukatı ve davalı ... tarafından istenilmesi üzerine davalı ... yönünden temyiz isteminin süresinde olmadığı ve davacı vekilinin temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldığından ve de davacı avukatı tarafından duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış olup duruşma için 08/06/2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davacı adına gelen olmadı. Davalılar ... ve ... Tur. Otel. Tic. Ltd. Şti adına Av. ... ile davalı asil ... geldiler. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukat ve davalı asil ..."nın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
A.Davalı ...’in Temyiz İstemi Yönünden
7036 sayılı Yasa"nın 7/3. maddesine göre "12.01.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun kanun yollarına ilişkin hükümleri, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanır." 6100 sayılı HMK"nın 345. maddesine göre İstinaf yoluna başvuru süresi iki haftadır. Bu süre, ilamın usulen taraflardan her birine tebliğiyle işlemeye başlar. İstinaf yoluna başvuru süresine ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır.“, aynı yasanın 366. maddesine göre ise „Bu Kanunun istinaf yolu ile ilgili 343 ilâ 349 ve 352 nci maddeleri hükümleri, temyizde de kıyas yoluyla uygulanır.“
Somut olayda gerekçeli kararın davalı ...’ya usulüne uygun olarak 30.10.2020 tarihinde tebliğ edildiği buna karşılık temyizin 16.11.2020 tarihinde vuku bulduğu anlaşıldığına göre temyiz eden davalı ... yönünden 2 haftalık temyiz süresi geçmiştir.
O halde, 01/06/1990 tarih ve 1989/3 E. 1190/4 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı da göz önünde tutularak davalı ...’in temyiz itirazlarının süre aşımı yönünden reddi cihetine gitmek gerekmiştir.
B.Davacının Temyiz İstemi Yönünden
Dosya kapsamından, 14/11/2012 tarihli kusur raporunda davacının %20, davalı ...’in %80 oranında kusurlu oldukları, diğer davalılar ... ve şirketin kusurlarının bulunmadığı yönünde, 16/04/2013 ve 17/07/2013 tarihli kusur raporlarında davacının %10, dava dışı kalfa Tuncay’ın %5, dava dışı şantiye şefi ...’ın %20, dava dışı yapı denetim şirketinin %15, davalı ...’in %15, davalı ... şirketinin %15, davalı ...’nin %10 oranında kusurlu oldukları, 09/03/2015 tarihli kusur raporunda ise davacının %20, davalı ..."in %80 oranında kusurlu oldukları, diğer davalılar ... ve şirketin kusursuz oldukları yönünde görüş bildirildiği, ilk derece mahkemesinin 31.03.2016 tarih ve 2010/185 Esas, 2016/342 Karar sayılı ilk kararında davacının %20, davalı ... %80 oranında kusurlu oldukları yönündeki bilirkişi kusur raporlarına üstünlük tanınarak davalılar ... ile ... şirketi yönünden davanın reddine, 49.212,46 TL maddi, 120.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...’ten tahsiline karar verildiği, hükmün yalnızca davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay(Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi’nin 11.04.2019 tarih ve 2018/2385 Esas, 2019/2812 Karar sayılı kararı ile sair temyiz itirazları incelenmeksizin 16.04.2013 tarihli kök ve 17.07.2013 tarihli ek rapor ile 14.12.2012 ve 09.03.2015 tarihli farklı bilirkişilere ait kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi, akabinde de belirlenecek kusur oranları doğrultusunda 31.12.2015 tarihli hesap raporunda belirtilen doneler ile tarihler esas alınmak ve taraflar lehine oluşan usulü kazanılmış haklara riayet edilerek alınacak hesap raporu neticesine göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verildiği, mahkemece bozmaya uyulmasından sonra alınan 18.06.2019 tarihli bilirkişi kusur raporunda davacının %20, davalı ...’in %80 oranında kusurlu oldukları, diğer davalıların ise kusursuz oldukları yönünde görüş bildirilmesi üzerine bu kusur oranları doğrultusunda 31.03.2020 tarihli yeni bir bilirkişi hesap raporu alındığı, mahkemece bu 31.03.2020 tarihli bilirkişi hesap raporundaki ilk peşin sermaye değeri tenzilatında hata bulunduğu gerekçesiyle resen yapılan değişiklik sonucu davacının maddi zararının 146.242,10 TL tespiti ile davalı ... yönünden davacının maddi tazminat isteminin talebiyle bağlı kalarak kabülüne, 120.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...’den tahsiline karar verildiği anlaşılmaktadır. Bunlar yanında aynı iş kazası olayına ilişkin Kurum alacaklarının tahsili istemine ilişkin rücuan tazminat dava dosyasının Dairemizin 09.06.2020 tarih ve 2019/1884 Esas, 2020/2972 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği, rücu dava dosyasında itibar edilen kusur oranlarının kazalı %10, davalı ... %75, davalı şantiye şefi ... Yüce %15 şeklinde olduğu dosya kapsamından anlaşılan diğer hususlardır.
İş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zararlandırıcı olaya neden oldukları ileri sürülen kişi veya kişilerin kusur oranlarının kesin olarak tespiti hem maddi hem de manevi tazminat miktarını doğrudan etkilemesi bakımından önem taşımaktadır. Zira maddi tazminat davalarında sigortalının veya hak sahiplerinin kazanç kaybının hesaplanmasında davacı veya hak sahibinin kendi kusuru oranında tespit olunan kazanç kaybından indirim yapılacağı gibi yine manevi tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının takdirinde tarafların kusur durumu mahkemece öncelikle dikkate alınacaktır.
Somut olayda kusurun aidiyeti ve oranları yönünden çelişkilerin giderilebildiğinden bahsedebilmek mümkün değildir.
Mahkemece yapılacak iş, aynı kaza olayına ilişkin İstanbul 21. İş Mahkemesi’nin 2014/413 Esas, 2018/272 Karar sayılı rücu dava dosyası ile İstanbul(Kapatılan) 9. Sulh Ceza Mahkemesi‘nin 2010/3302 Esas sayılı ceza dava dosyasının celp edilmesinden sonra tamamı iş güvenliği uzmanlarından oluşan yeni bir bilirkişi heyetinden kusur raporları arasındaki çelikileri gidererek kusurun oran ve aidiyetini belirleyen kusur raporu almak, bu kapsamda yeniden maddi tazminat hesabı yapılması gerektiği takdirde önceki 11.04.2019 tarihli bozma ilamında belirtildiği gibi 31.12.2015 tarihli bilirkişi hesap raporundaki doneler ve tarihler esas alınarak davacının maddi zararını belirlemek ve taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları gözeterek oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harçlarının istek halinde davacıya ve davalı ..."ya iadesine, 08.06.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.