13. Hukuk Dairesi 2016/23304 E. , 2019/11117 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki maddi manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, müvekkili ..."nun ... Hastanesinde 15/12/2013 tarihinde sezeryan doğum neticesinde 1 erkek çocuğu dünyaya getirdiğini, ancak bu doğumdan 15 gün sonra müvekkilinde iç ve dış kanama oluştuğunu, telaşla doğumu yapan Operatör Dr. ..."a gittiğini ve müvekkiline ilaç tedavisi uygulandığını, bu ilaç tedavisinde doktor ile görüşüldüğünde müvekkilinin tekrar hamileliğinin önlenmesi için korunma istediğini, doktorun ise kanamalardan ve çocuk emzirmeden dolayı korumanın erken olduğunu, bu yüzden korunmaya gerek olmadığını söylediğini, müvekkiline uygulanan ilaç tedavisi sonrasında 3 aylık olan çocuğunu emzirirken çocuğun rahatsızlandığını, Dr. ... "ın tavsiyesi üzerine henüz 3 aylık olan çocuğa anne sütünü kesmek durumunda bırakıldığını, yaklaşık 3 ay sonra ise kanama nedeni ile kontrole gidildiğinde 8 haftalık ve ikinci kez hamile olduğunun müvekkiline söylendiğini, kanamanın durmaması üzerine ikinci kez ... Hastanesinde Opr. Dr. ..."a kontrol amaçlı gittiğini ve ... Çocuk Hastanesine gönderildiğini, burada tedavi sonrası doğumun çok riskli olduğunun, doğal yoldan düşük yapması gerektiğinin söylendiğini, buna karşı çıkıp Dr. ..."ın yanına kanamalı halde gittiğini, burada ameliyata alındığını ve 2. çocuğunun sezaryanla ölü doğduğunu, doğum sonrası Dr. ..."ın çocuğun ölü olduğunu, çocuğu aldığını ancak çocuğun eşini alamadığını ve parçanın içeride kaldığını, durumun stabil olduğunu söyleyerek apar topar ... Tıp Fakültesine sevk ettiğini, burada 11 gün gözlem altında tutulduğunu, bundan sonra ise 6 hafta boyunca metodrex isimli iğne tedavisi uygulandığını, bu tedavisinde durumun ciddiyetinin anlatıldığını, bu süreçte ilk çocuğunun doğumunda plesanta denen parçanın anne karnında unutulduğunu, parçanın anne karnında büyüdüğünü ve iltihaba sebep olduğunu, ilk çocuğun parçasının içeride büyümesinden dolayı bu sorunları yaşadığının söylendiğini ve neticesinde rahminin alındığını, Dr. ..."ın parçayı unutması yanında durumu haber etmeyerek ameliyatla rahmin alınmasına sebebiyet vermesinden ve durum az daha fark edilmemiş olsa kansere sebebiyet verecek olmasından dolayı bariz kusurlu olup sorumluluğunun bulunduğunu iddia ederek fazlaya ve faize ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkili ... için 1.000,00 TL maddi ve 70.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 71.000,00 TL, müvekkili ... için 1.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 21.000,00 TL tazminatın kusura sebebiyet veren olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3.maddesine göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.
6502 sayılı yasanın 73. maddesi, bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa Tüketici Mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür.
Bir hukuki işlemin sadece 6502 sayılı yasada düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir.
Somut olayda, davacılar ile davalı doktor ... arasındaki ilişki vekalet akdi niteliğindedir ve dairemizin öteden beri değişmeyen uygulaması da bu yöndedir. Vekalet akdi ise 28.5.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı yasa kapsamına alınmış olup, 28.5.2014 tarihinden sonra açılan davalarda, Tüketici Mahkemeleri görevlidir. Nitekim bu husus 6502 sayılı yasanın geçici 1. maddesiyle çözüme bağlanmış durumdadır. Görev kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görev konusunda kazanılmış hak olmaz. O halde mahkemece, müstakil Tüketici Mahkemesi var ise davaya bakmakla Tüketici Mahkemeleri görevli olduğundan görevsizlik kararı verilmesi, müstakil Tüketici Mahkemesi yok ise ara kararı ile uyuşmazlığa Tüketici Mahkemesi sıfatı ile bakılmasına karar verilmek suretiyle uyuşmazlığın çözülmesi gerekirken, yazılı şekilde davaya Asliye Hukuk Mahkemesi olarak bakılmış olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacıların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacıların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 29,20 TL harcın davacılara iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11/11/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.