8. Hukuk Dairesi 2010/3679 E. , 2011/689 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil
... ile Hazine ve ... aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ...Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 28.05.2009 gün ve 25/208 sayılı hükmün Yargıtay"ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde; mevkii ve sınırlarını açıkladığı taşınmazın 1961 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında taşlık olarak tapulama dışı bırakıldığını, 25 yılı aşkın bir süreden beri vekil edeni tarafından aralıksız, çekişmesiz ve malik sıfatıyla kullanıldığını belirterek yaklaşık 28.000 m2 yüzölçümlü taşınmazın vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddi ile dava konusu yerin Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... Başkanlığına, yöntemine uygun bir biçimde dava dilekçesi tebliğ edilmesine rağmen yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, teknik bilirkişi ... ve arkadaşının 24.10.2008 günlü rapor ve krokilerinde B harfiyle gösterilen 24354 m2 yüzölçümlü taşınmaz hakkındaki davanın kabulüne, fazlaya ilişkin isteğin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik imar ve ihya hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK. nun 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddeleri gereğince açılan tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar ve ihya yoluyla bir taşınmazın edinilmesi için diğer kazanma koşullarının yanında taşınmazın aynı zamanda nitelik itibariyle kazanılmaya elverişli yerlerden olması gerekir. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede 1961 – 1962 yıllarında yapılan tapulama çalışmaları sırasında dava konusu yerin taşlık niteliğiyle tapulama harici bırakıldığı anlaşılmıştır. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesinde; orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14. maddedeki şartlar mevcut ise, imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi taktirde Hazine adına tespit edilir, denilmektedir. Uyuşmazlık konusu taşınmaz 1961 – 1962 yıllarında taşlık olarak tespit dışı bırakılan bir yerdir. Keşifte dinlenen davacı tanığı Turan Ulaşır beyanında; “…davacı ... bu taşlık alanı eşiyle ve çocuğu ile temizleyip traktörlerle taşıdığı (ne taşıdığı belli değil, toprak veya taş olabilir) ve greyderlerle alanı düzelttiği açıklamasında bulunmuştur. Uzman bilirkişi Ziraat Yüksek Mühendisi Yaşar Zengin ve inşaat mühendisi Hüseyin Tunçdemir tarafından ortaklaşa sunulan raporda ise; taşınmazın evveliyatında dik, tapulama harici taşlık vasfındayken davacı bu taşınmazı önce dozer ile dolgu yaparak, dolgu ve kazı yaptıktan sonra engebeli olan kısımlarını da, basit teraslayarak ağaç diktiği, açıklanmıştır. Kural olarak emek ve para sarf edilerek bir yerin imar ve ihya edilmesi ve zilyetlikle kazanılması mümkündür. Ancak ağır iş makineleri kullanılarak zilyetlik, imar ve ihya yoluyla kazanılması mümkün olmayan bir yerin düzeltilmesi, dolgu ve kazı yapılarak kullanılabilir hale getirilmesi imar ve ihya sayılmaz. Dairenin bu güne kadarki uygulaması da bu yöndedir. Dosya kapsamındaki diğer bilgi ve belgeler ile keşif tutanağı kapsamı ve uzman bilirkişilerin raporu göz önünde tutulduğunda uyuşmazlık konusu taşınmazın TMK. nun 715, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/C maddesi kapsamında kalan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan zilyetlik, imar ve ihya ile kazanılması ya da edinilmesi mümkün olmayan yerlerden olduğunun kabulü gerekir. Bu tür yerlerin TMK.nun 999. maddesi gereğince tapuya kayıt edilmesi mümkün olmayan taşınmazlar olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır. Yukarıda açıklanan maddeler kapsamında kalan taşınmazların özel mülkiyete konu olamayacağı tapuya tescil edilemeyeceği de bir gerçektir. Davanın açıklanan nedenlerle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı bulunmaktadır. Az önce açıklanan hususlar aynı zamanda Hazinenin tescil isteği içinde geçerlidir.
Davalı ... vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulüyle yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.