20. Hukuk Dairesi 2014/4742 E. , 2014/8415 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, ... Köyü ... ada ..., ..., ..., ..., ... ve ... parsel sayılı sırasıyla 4058.32 m², 1046.87 m², 898.52 m², 707,80 m2, 1015.24 m² ve 6349.17 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalılar adına tesbit edilmiştir.
Davacı Hazine, taşınmazların Hazineye ait olan 1988 tarihli tapu kaydı kapsamında kaldığı iddiasıyla, ayrı ayrı dava açmıştır.
Mahkemece yargılama aşamasında ayrı ayrı açılan davalar birleştirildikten sonra, açılan davanın reddi ile ... ada ... nolu parselin tesbit tutanağında yazılı vasıf ve miktar gibi davalı ... adına, ... ada ... nolu parselin tesbit tutanağında yazılı vasıf ve miktar gibi davalı ... adına, ... ada ... nolu parselin tesbit tutanağında yazılı vasıf ve miktar gibi davalı ... adına, ... ada ... nolu parselin tesbit tutanağında yazılı vasıf ve miktar gibi davalı ... adına, ... ada ... nolu parselin tesbit tutanağında yazılı vasıf ve miktar gibi davalı ... adına, ... ada ... nolu parselin (burada parsel numarası "..." olması gerektiği halde zuhulen "..." yazıldığı anlaşılmaktadır) tesbit tutanağında yazılı vasıf ve miktar gibi davalı ... Çiftçi adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, davacı Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine hüküm, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 31/01/2013 gün ve 2012/9459 E. - 2013/599 K. sayılı kararıyla bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; "taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu yapılıp yapılmadığı sorularak, yapılmış ise buna ilişkin tutanaklar ve harita ile eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir fen elemanı yardımıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; orman kadastrosu yapılmış ise orman kadastrosuna ilişkin orman
kadastro haritası ile irtibatlı kroki çizdirilmeli ve yine, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır.
Yukarıda yazılı şekilde yapılacak araştırmada taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı belerlendeği takdirde, bu kez öncesinin ne olduğu, imar ve ihya yapılmışsa hangi tarihte başlanılıp bitirildiği, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı, maddî olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak, taşınmazlar başında dinlenecek taraf tanıklarından sorulmalıdır.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır." denilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra, davanın ve birleştirilen 2007/243 Esas, 2007/242 Esas, 2007/239 Esas, 2007/240 Esas ve 2007/244 Esas sayılı dosyalarda açılan davaların reddine, ... ada ... parsel sayılı taşınmazın kadastro tesbit tutanağındaki miktar ve vasfıyla tesbit maliki ... adına tapuya kayıt ve tesciline, ... ada ... parsel sayılı taşınmazın kadastro tesbit tutanağındaki miktar ve vasfıyla tesbit maliki ... adına tapuya kayıt ve tesciline, ... ada ... parsel sayılı taşınmazın kadastro tesbit tutanağındaki miktar ve vasfıyla tesbit maliki ... adına tapuya kayıt ve tesciline, ... ada ... parsel sayılı taşınmazın kadastro tesbit tutanağındaki miktar ve vasfıyla tesbit maliki ... adına tapuya kayıt ve tesciline, ... ada ... parsel sayılı taşınmazın kadastro tesbit tutanağındaki miktar ve vasfıyla tesbit maliki ... adına tapuya kayıt ve tesciline, ... ada ... parsel sayılı taşınmazın kadastro tesbit tutanağındaki miktar ve vasfıyla tesbit maliki ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 3402 sayılı Kanunun 5304 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesi hükmüne göre orman sınırlandırılması yapılmıştır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 14/10/2014 günü
oy birliği ile karar verildi.