Abaküs Yazılım
19. Hukuk Dairesi
Esas No: 2018/2717
Karar No: 2019/5556
Karar Tarihi: 12.12.2019

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2018/2717 Esas 2019/5556 Karar Sayılı İlamı

19. Hukuk Dairesi         2018/2717 E.  ,  2019/5556 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

    Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.

    - K A R A R -

    Davacı vekili, davacının akli melekeleri yerinde olmadığından vesayet altına alındığını, dava dışı ...,... "ün davalı banka ile akdettikleri kredi sözleşmelerinin teminatı olarak davacının taşınmazı üzerinde ipotek tesis edildiğini, davalının kredi alacağının tahsili için davacı aleyhine icra takibi başlattığını ileri sürerek, davacının takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
    Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
    Mahkemece, alınan Adli Tıp Kurumu raporu ile davacının kefalet tarihinde fiil ehliyetinin bulunduğunun tespit edildiği, sözleşme tarihinden sonra davacının kısıtlanmasının sözleşmenin geçerliliğini etkilemeyeceği, alınan bilirkişi raporu ile davacının 241.728,58 TL borçlu olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının takip nedeniyle 37.910,24 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 2015/4384 esas ve 2015/7485 karar sayılı ve 21.05.2015 tarihli ilamında ‘‘ Davacının Cumayeri Sulh Hukuk Mahkemesi"nin 2010/83 Esas 2010/127 Karar sayılı ilamıyla 11.05.2010 tarihinde vesayet altına alındığı, davacının taşınmazı üzerinde, 21.05.2007 tarihinde, dava dışı ... Tarım Şirketinin kullandığı ve kullanacağı kredileri teminen 260.000 TL. limitle davalı banka lehine ipotek tesis edildiği, ayrıca davalı banka ile dava dışı ... Tarım Şirketi arasında akdedilen 17.01.2008 tarihli, 400.000 TL. limitli genel kredi sözleşmesinde davacının müşterek müteselsil kefil olarak imzasının bulunduğu, 23.03.2007 tarihli genel kredi sözleşmesinde ise davacının kefalet imzasının bulunmadığı dosya içeriğiyle sabittir.Hükme esas alınan 27.11.2013 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda, davacının akit tarihi olan 23.03.2007 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece de, bu tespit esas alınarak davacının kefalet tarihinde fiil ehliyetinin bulunduğu gerekçesiyle davacının ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip nedeniyle borçlu olduğu miktar tespit edilerek bakiye takip miktarı yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. Oysa dava, davacının kefaleti nedeniyle yapılan takip değil, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takip nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup uyuşmazlığın bu çerçevede çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Bir başka deyişle davacının, kefalet tarihinde değil ipoteğin tesis edildiği tarihte fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığı tespit edilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
    Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında, mahkemece davacı ipotek verenin, ipotek tesis tarihi olan 21.05.2007 tarihinde fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığı tespit edilmeksizin, anılan tarihten önceki ve davacının kefaletinin dahi bulunmadığı genel kredi sözleşme tarihi olan 23.03.2007 tarihinde fiil ehliyetinin bulunduğuna dair Adli Tıp Kurumu raporunun esas alınarak hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, somut olayda ipoteğin asıl borçlu dava dışı şirketin davalı bankadan kullandığı tüm kredilerden kaynaklanan borcun ipotek limiti dahilinde teminatı olduğu, davacının ipotek tesis edilen tarihte fiil ehliyetinin bulunması halinde, kullandırılan kredilerde kefaletinin bulunup bulunmaması gözetilmeden davalı bankanın dava tarihinde dava dışı şirketten kullandırılan krediler nedeniyle alacaklı olduğu miktar tespit edilerek hüküm kurulması gerekirken, davacının kefaletinin bulunmadığı 23.03.2007 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan davalı banka alacağı hesaplamaya dahil edilmeden sadece davacının kefaletinin bulunduğu 17.01.2008 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan davalı alacağının tespitine ilişkin 26.05.2014 tarihli hesap bilirkişi raporunun hükme esas alınması da bozmayı gerektirmiştir. Kabul şekline göre de davalı banka 492 Sayılı Harçlar Kanunu anlamında harçtan muaf olmadığı halde, muaf tutularak aleyhine karar ilam harcına hükmedilmemesi doğru görülmemiştir.’’ gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
    Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda toplanan delillere, adli tıp raporuna ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı ..."ün akit tarihi olan 21.05.2007 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğu, davacının Düzce 2. İcra Müdürlüğü"nün 2008/4520 ( eski ) takip sayılı dosyasında ipotekle sorumlu olduğu miktarı aşan 16.885,80 TL kadar borçlu olmadığının tespit edildiği gerekçesiyle, davacının davasının kısmen kabulü ile davacının Düzce 2. İcra Müdürlüğünün 2008/4520 ( eski ) takip sayılı dosyasında 16.885,80 TL kadar borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Mahkemece bozmaya uyulmuş ancak bozmanın gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince davacının menfi tespit davasının konusu olan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip dayanağı ipoteğin tesis tarihi olan 21.05.2007 tarih itibari ile davacının fiil ehliyetinin bulunduğu saptanmış ise de bozmanın 2. bölümü olan davacının bu ipotek ile tesis edilen dava dışı kredi müşterisinin davalı bankaya olan borcu hesaplanarak davacının sorumluluk kapsamının belirlenmesi için araştırma yapılmamıştır.
    Mahkemece bu hususta bankacılık konusunda uzman bir bilirkişi görevlendirilerek bozma ilamında ve yukarıda açıklanan şekilde rapor alınması gerekirken serbest muhasebeci malî müşavirden rapor alınmıştır.Ayrıca düzenlenen rapor yeterli araştırmayı içermediği gibi denetime de elverişli değildir.Bu itibarla eksik tahkikatla karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
    SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 12/12/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.






    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi