12. Ceza Dairesi 2013/26548 E. , 2014/5541 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
Hüküm : Davanın reddine
Davacının tazminat talebinin reddine ilişkin hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu"nun 26.03.2002 gün ve 92/223 sayılı kararında belirtildiği üzere koruma tedbirleri nedeniyle dava açma hakkının kural olarak zarar görene ait olduğu, bu hakkın mirasçılara intikalinin ancak zarar görenin ölmeden önce dava açması veya dava açma iradesini açıkça izhar etmesi durumunda mirasçılara intikal edeceği, mirasçıların bu şartlarda açılmış davaya devam edebilecekleri veya dava açabilecekleri anlaşılmakla,
Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, davanın mirasçılarının dava açma ehliyetinin bulunmaması nedeniyle tazminat isteminin reddine ilişkin hükme yönelik davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, 05.03.2014 tarihinde oyçokluğuylakarar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ:
Davacılar, murisleri ..."in bir suç dolayısıyla tutuklandığını, tutuklandığı suçtan beraat ettiğini, ancak 24.07.2012 tarihinde vefat ettiğini belirterek murisleri adına CMK"nın 141-144. maddeleri gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak şartıyla 1000 lira maddi ve 100.000 lira manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır. Yerel mahkemenin "mirasçıların dava açma ehliyeti" olmadığı gerekçesiyle reddine dair karar Dairemiz çoğunluğunca onanmıştır.
Açıklayacak olduğumuz sebeplerden dolayı hükmün bozulması gerektiğini düşündüğümüzden sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılmıyoruz.
Şöyle ki;
1- Muris ... 22.04.2009 ile 16.06.2010 tarihleri arasında 1 yıl 2 ay 24 gün tutuklu kalmış, hakkındaki beraat kararı da katılanların temyizi üzerine 1. Ceza Dairesinin 07/05/2012 tarihli kararıyla onanarak kesinleşmiştir.
2- Muris onama kararından sonra 24.07.2012 tarihinde vefat etmiştir. Dolayısıyla kesinleşmeden haberdar olmayan murisin CMK"nın 142/1. maddesi gereğince koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasını 07/05/2013 tarihine kadar açabilecekti. Dava açma süresi dolmadan mirasçılar bu tazminat davasını 06.08.2012 tarihinde açmışlardır.
Dolayısıyla dava süresinde açılmıştır. Mirasçıların dava açma hak ve yetkilerinin bulunup bulunmadığına gelince;
a) Muris 1 yıl 2 ay 24 gün tutuklu kalıp beraat ettiğine göre bu tutukluluk nedeniyle maddi ve manevi zarara uğramıştır. Bu zararın oluşmadığı ileri sürülemez. Dolayısıyla oluşan bu zararı mirasçılar isteyebilirler. Mirasçıların bunu isteyemeyeceğine dair bir kanun hükmü yok, aksine Medeni Kanunun mirasın kazanılması bölümündeki 599. maddesi, mirasçıların miras bırakanın aynı haklarını ve alacaklarını doğrudan doğruya kazanacakları hükmünü içermektedir. Dolayısıyla Kanunun istisna tutmadığı alacakları ki bu davada murisin haksız tutuklama nedeniyle kaybettiği maddi zararları karşılamayı öngören koruma tedbirleri nedeniyle ödenecek tazminattır.
b) Onama kararında dayanılan CGK"nın 2002/92-223 sayılı kararının mirasçıların tazminat davası açamayacağı şeklinde de anlaşılmaması gerekir. Bu davada murisin önünde yaklaşık 9 aylık daha dava açma süresi vardır.
3- Nitekim 12. Ceza Dairesinin 23.09.2013 tarih ve 2013/4865 Esas ve 2013/21107 sayılı ilamı ile murisin mirasçılarına maddi tazminat ödenmesi gerektiği gerekçesiyle mahalli mahkeme kararı bozulmuştur.
4- Kanunlar sorunları çözmez. Sorunların çözümü için uygun kurallar manzumesi ortaya koyarlar. Sorunları çözecek olanlar, bu kuralların uygulayıcıları, yani karar vericilerdir. Hakları kullanmada engelleyici ve sınırlandırıcı yorumlara başvurmamak gerekir. Koruma tedbirleri nedeniyle ödenecek tazminatlar konusunda zarar görenlerin zararının karşılanmasını öngören Ceza Muhakemesi Kanununun hükümlerinin uygulanmaması suretiyle zarar görenlerin Anayasa Mahkemesi veya İnsan Hakları Mahkemesine yönlendirilmemesi gerekir.
Tüm açıkladığımız bu nedenlerden dolayı mirasçıların dava açma haklarının bulunduğu ve tespit edilecek maddi zararın ödenmesi gerektiğini düşünüdüğümüzden sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılmıyoruz.