3. Hukuk Dairesi 2013/9837 E. , 2013/12953 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen istirdat davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili; davacı ... adına kayıtlı .... İli, .... İlçesi,... ...Mahallesi, .. Mevkii, 509 ada, ...-...-...-... parsel sayılı tahıl pazarı niteliğindeki taşınmazların Encümen Kararı ve .... gereğince 509 ada ... parselde tevhiden .......... Belediyesi adına tescil işlemleri esnasında 509 ada ... parsel sayılı taşınmazda "vakıf şerhi" çıktığını, 26.936,00 TL taviz bedeli ödediklerini, Vakıflar Müdürlüğü tarafından taşınmaz üzerine konulan vakıf şerhinin yolsuz olduğunu, vaki yolsuz vakıf şerhi tescili nedeniyle haksız ödenen 26.936,00 TL"nin ödeme tarihi olan ....01.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan istirdatı talep ve dava edilmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu taşınmazın vakıf yeri olduğunu, tapu kayıtlarına göre arsa vasfında olduğunu, taşınmazın kayıtlarında ve tedavüllerinde bulunan vakıf şerhinin sahih olduğunu ve taviz bedeline tabi olduğunu, geldi kayıtlarında yer alan ve tedavüller sırasında intikal ettirilmeyen şerhin yeniden konulmasında hata olmağını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, incelenen belgelerden taşınmazların vakıf kaydının dayanağının ispatlanamadığını, taşınmazların vakfiye kapsamına girdiği hususunda açıklık bulunmadığı, Hersekzade Vakfı arasında bir ilişki bulunmadığı, tapu kaydı örneğinden de dava konusu taşınmazların tarla vasfında olduğu, tarla vasıflı olanların öşürlü olması nedeniyle taviz bedeline tabi olmadığının anlaşıldığı belirtilerek, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
5737 sayılı Vakıflar Kanunu 27.02.2008 tarihli Resmi Gazetede yayınlanmış ve aynı tarihte yürürlüğe girmiştir. Sözü edilen 5737 sayılı Vakıflar Kanununun ....maddesi hükmünce; tapu kayıtlarında icareteyn ve mukataalı vakıf şerhi bulunan gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetinde veya tasarrufundaki taşınmazlar taviz bedeline tabidir. Yasanın ....maddesinde yapılan tanıma göre de, Mukataalı vakıf: zemini vakfa üzerindeki yapı ve ağaçlar tasarruf edene ait olan ve kirası yıllık olarak alınan vakıf taşınmazlarını, icareteynli vakıf ise; değerine yakın peşin ücret ve ayrıca yıllık kira alınmak suretiyle süresiz olarak kiralanan vakıf taşınmazlarını ifade eder.
Hal böyle olunca somut uyuşmazlığın çözümü için, kayda işlenen vakfın mukataalı veya icareteynli vakıf olup olmadığının veya miri arazilerde mukataalı hayrata tahsis edilmeyen ile aşar ve rüsumu vakfedilen taşınmazlardan bulunup bulunmadığının yöntemince araştırılması gerekir.
Vakfiye kapsamındaki her taşınmazın coğrafi konumu ve hukuki durumu ayrı ayrı olacağından bu taşınmazların kadim köy, kasaba ya da şehir içindeki mülk topraklar içinde olup olmadığının, vakıf türünün belirlenmesi ve belirlenen vakıf türüne göre çekişmeli taşınmazda vakfın bir hakkının kalıp kalmadığının, taviz bedeli ödenip ödenmeyeceğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmadan keşif ve uzman bilirkişiler marifetiyle saptanması gerekmektedir.
Bütün bunlardan anlaşılacağı üzere vakıf türünün belirlenmesi ve belirlenen vakıf türüne göre çekişmeli taşınmazda vakfın bir hakkının kalıp kalmadığının, taviz bedeli ödenip ödenmeyeceğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmadan saptanması bu tür davalarda önem kazanmaktadır.
O nedenle, taşınmaza ait kök tapu kaydı ilk tesisinden itibaren tüm tedavülü ile getirtilmeli, dosyada bulunan ferman ve ilmuhaberde ilgili taşınmazın yer alıp almadığı araştırılmalı, bu konuda uzman üniversite öğretim üyeleri arasından bilirkişi kurulu oluşturularak keşif de yapılmak suretiyle yukarıda sayılan ilkeleri kapsar biçimde bilirkişi raporu alınarak sonucuna uygun bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece, bu yönler üzerinde durulmaksızın, eksik araştırma sonucu davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, ....09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.