3. Hukuk Dairesi 2013/9588 E. , 2013/12936 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen eşya alacağı davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı vekili tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmiş ise de, duruşma için pul bulunmadığından ve HUMK.nun 438.maddesi gereğince koşulları oluşmadığından duruşma talebinin reddine karar verildi.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesi ile; tarafların düğünü sırasında takılan altın ve paraların davalı tarafından düğün sonunda davalının annesine verildiğini iddia ederek, davalı tarafta kaldığı iddia olunan 38-40 adet altına karşılık fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak ....000 TL"nin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili dilekçesi ile; düğün sırasında davacı kadının torbasında biriken altınları annesine verdiğini, bu altınların akıbetinin bilinmediğini, diğer altınların da davacının, davalının annesinden istemesi üzerine davalının abisi tarafından davacıya iade edildiğini bu altınların da akıbetinin bilinmediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; davalı damadın gelirinin az olması ve borçların bulunması, gelinin harcamaları ve kredi kartı ödemelerinin yapılması dikkate alındığında, davalı damadın geliri ile bu harcamaları karşılayamayacağı ve kendisine takılan altınları bozdurduğunun kabulü gerekeceği, tanık ..............."ın beyanının aksini gösteren davacı delili veya tanık ifadesi de bulunmadığı, bu nedenle mahkemede oluşan vicdani kanaat doğrultusunda davalı damada takılan altınların düğün sonrası taraflara iade edildiğinin kabulü gerekeceği gerekçesiyle davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun ....maddesi uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek ... İçtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.
Davacı kadın dava konusu edilen altınların davalıda kaldığını ileri sürmüş, davalı koca ise altınların akıbetini bilmediğini savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Başka bir anlatımla bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz. Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardandır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden yanında götürmesi gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir. Aksini ispat yükü davacı kadındadır. Davacı da bu iddiasını her türlü delille, olmadığı taktirde yemin deliline başvurarak kanıtlayabilir.
Mahkemece; davacı kadının yaptığı harcamalara ve davalı kocanın gelir durumuna bakarak, davacıya ait altınların davacı tarafından bozdurulmuş olabileceği kanaatine varılarak, davalının da bu yönde bir savunması olmadığı halde HUMK 74.md (HMK 26.md) sinde bahsedilen tarafların talep sonuçlarıyla savunma araçlarının davalı tarafından getirilecek olmasına göre savunmaya bağlılık ilkesine aykırı olarak yukarıdaki gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, ....09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.