
Esas No: 2021/6166
Karar No: 2022/1327
Karar Tarihi: 25.01.2022
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/6166 Esas 2022/1327 Karar Sayılı İlamı
7. Ceza Dairesi 2021/6166 E. , 2022/1327 K."İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5607 sayılı Yasaya muhalefet
HÜKÜM : 14/10/2014 tarihli karar ile sanık hakkında hükümlülük, müsadere; 01/06/2016 tarihli ek karar ile temyiz talebinin reddine
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
...Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda bulunan sanığa 03.06.2016 tarihinde “... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 01/06/2016 tarih 2013/665 Esas- 2014/508 Karar sayılı ek kararı okumak/ almak suretiyle tebellüğ ettim." şeklinde düzenlenen Tebliğ-Tebellüğ Belgesi ile tebliğ edildiği ancak, 5271 sayılı CMK'nun 35/3. maddesindeki “ilgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar kendisine okunup anlatılır” şeklindeki düzenleme karşısında, tebligatın usülüne aykırı olduğu anlaşılmakla, ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 01/06/2016 tarih 2013/665 Esas- 2014/508 Karar sayılı ek kararı kaldırılarak yapılan incelemede;
Sanığın yokluğunda verilen 14.10.2014 tarihli mahkumiyet hükmünü içerir gerekçeli kararın sanığın duruşmada bildirdiği "...” adresine tebliğe çıkarıldığı, adreste tanınmadığından bahisle iade edildiği, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 6099 sayılı Yasa'nın 9. maddesi ile değişik 35/2. maddesi, “Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.” hükmünü öngörmüş olup, sanığın adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresinin bulunduğu cihetle 21/2. maddesine göre tebligat yapılması gerektiği, adres kayıt sisteminde adresi tespit edilebilen tarafa Tebligat Kanunu'nun 35.maddesine göre yapılan gıyabi karar tebligatının usulsüz olduğu ve sanığın öğrenme üzerine temyiz talebinin süresinde bulunduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin 11/04/2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra ise 28/06/2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasanın 3/18-son cümle delaletiyle anılan Yasanın 3/5, 3/10. madde ve fıkraları kapsamında bulunduğu,
Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine 7242 sayılı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla,
Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı yasa ile değişik 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesi ile 6545 ve 7242 sayılı Yasalar ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesinin yollamasıyla 3/5, 3/10, 3/22, 5/2. maddelerinin somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı TCK'nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25.01.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.