3. Hukuk Dairesi 2013/12692 E. , 2013/12537 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen tapu iptali-tescil-alacak davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde; 14.01.2008 tarihli protokolle dava dışı malik ....davalıya verdiği ...... 486 Ada 2 Parselde kayıtlı taşınmazın 1 nolu dairesinin bu kez davalı tarafından 23.04.2008 tarihli protokolle 60.000 TL bedelle davacıya satıldığı, bedelin 40.000 TL"sinin aynı gün ödendiği, kalan satış bedelinin 43 gün sonra davalıya ödeneceğinin kararlaştırıldığını, peşin ödemeden sonra taşınmazın fiilen davacıya teslim edildiğini, davacının tadilatla yaptığını, bakiye davalıya ödenip tapuda devri istenince, talebinin kabul edilmediğini belirterek; taşınmazın davacı adına tescilini, olmadığı takdirde davalıya ödenen 40.000 TL ile iyiniyetle yaptığı masrafların bedeli 20.000 TL"nin yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevabında; davacının 23.04.2008 tarihli protokolün tarafı olmadığını belirterek, davanın öncelikle husumetten reddini dilemiş, protokollerin amacının davalının ödenmeyen borçlarının ödenmesine yönelik olduğunu, ileri sürülen ödemelerin yapılmadığını, davacının kötüniyetli olduğunu belirterek, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile satış bedeli olarak ödendiği kabul edilen 40.000 TL ile binaya ince iş bedeli olarak harcandığı, bilirkişi raporu ile belirlenen 16.558 TL toplamı olan 56.558 TL"nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmektedir.
TMK. 6.maddesine göre, herkes iddiasını dayandırdığı maddi olguların varlığını ispatla yükümlüdür. Buna göre ispat yükümlülüğü önce davacıdadır. Davacı hakkın varlığını ve miktarını yasal delillerle ispat etmelidi
Somut olayda davacının dayandığı protokollerin hiçbirinde 40.000 TL satış bedelinin davalıya ödendiği hususu yer almamaktadır. Ayrıca, "bedel kısmen peşin tahsil edilmese fiilen zilyetliğin teslim edilmeyeceği" yönündeki mahkemece yapılan gerekçe de bedelin ödendiğini kanıtlamadığı gibi davacının iddiasını ispata yeterli değildir.
Bu nedenle, taşınmaz bedelinin ödendiğine ilişkin davacı iddiasını ispatlayamaz ise, dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı gözönünde bulundurularak, davacıya yemin teklif etme hakkı olduğu hatırlatılarak, yeminin sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca; 02.02.1991 gün ve 1990/1 E.- 1991/1 K.sayılı Yargıtay ....Kararında vurgulandığı gibi, iade borcunun kapsamını belirlemede öncelikle fakirleşme ve zenginleşme zamanının tespit edilmesi gerekir.
Somut olayda olduğu gibi; sebepsiz zenginleşme,...61-66.maddeleri(TBK"nun 77-82.mad.) gereğince bir kimsenin mal varlığının geçerli (haklı) bir sebep olmaksızın diğer bir kimsenin mal varlığı aleyhinde çoğalması(zenginleşmesi) demektir. Sebepsiz zennginleşmeye dayalı alacak talep edilebilmesi için borçlunun malvarlığından bir başkasının aleyhine olarak bir zenginleşme meydana gelmeli, zenginleşme ile zenginleştirici olay arasında illiyet bağı bulunmalı ve zenginleşme haklı bir sebebe dayanmalıdır. Dava tarihinden önce yapılan ve davacı tarafından yararlanılan giderler nedeniyle, sebepsiz zenginleşme borçlusunun bu giderlerin yapıldığı tarihte ekonomik açıdan zenginleştiği, yapanın ise o anda fakirleştiği kabul edilemez. Sebepsiz zenginleşme nedeniyle iade isteminde bulunabilmek için bir tarafın malvarlığının diğer taraf aleyhinde çoğalması gerekir. Bu azalma ve çoğalmanın dava konusu taşınmazın davalıya teslim edildiği tarihte gerçekleştiğinin kabulü zorunludur.
Yukarıda bahsedilen kırılma noktasının mahkemece yukarıda belirtilen ilke ve esaslar çerçevesinde ve dava açıldığı sırada taşınmazın davacı tarafından fiilen kullanılıp kullanılmadığı karar verilmesi gerekirken, belirtilen hususlar gözönünde bulundurulmadan sonuca gidilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.