12. Ceza Dairesi 2013/30342 E. , 2014/16613 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suçlar : Hakaret, özel hayatın gizliliğini ihlal
Hükümler : Hakaret suçundan: TCK"nın 125/1, 43/1. maddeleri gereğince mahkumiyet Görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan: Beraat Görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal
suçlarından: TCK"nın 134/2, 53/1. maddeleri gereğince mahkumiyet
Görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili, hakaret ve görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
A) Katılan vekilinin tüm suçlardan, sanık müdafiinin hakaret suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Katılan vekilinin, yüzüne karşı 10.04.2012 tarihinde verilen kararı CMUK’un 310/1. maddesinde öngörülen yasal bir haftalık süre geçtikten sonra 08.06.2012 tarihinde temyiz ettiği, dolayısıyla temyiz isteminin süresinde olmadığı,
Ayrıca, hakaret suçundan verilen hükmün, Anayasa Mahkemesinin 07.10.2009 gün ve 27369 sayılı Resmi Gazete"de yayınlanıp, yayımından itibaren bir yıl sonra 07.10.2010 tarihinde yürürlüğe giren, 23.07.2009 gün ve 2006/65 Esas, 2009/114 karar sayılı iptal hükmünün yürürlüğe girdiği tarihe kadar 5237 sayılı TCK"nın 50 ve 52. maddeleri ve 765 sayılı TCK hükümleri uyarınca doğrudan hükmedilip, başkaca hak mahrumiyeti içermeyen 2000 TL"ye kadar (2000 TL dahil) adli para cezalarına ilişkin mahkumiyet hükümleri 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı Kanunun 305. maddesi gereğince kesin nitelikte olup, 07.10.2010 ila 6217 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği14.04.2011 tarihine kadar ise mahkumiyet hükümlerinin hiçbir istisna öngörülmeksizin temyizinin mümkün olduğu, 14.04.2011 ve sonrasında ise, doğrudan hükmedilen 3000 TL’ye kadar (3000 TL dahil) adli para cezalarının 5320 sayılı Kanunun Geçici 2. maddesi uyarınca kesin nitelikte olduğu nazara alındığında, hakaret suçundan 10.04.2012 tarihinde doğrudan hükmedilen 2240 TL"den ibaret mahkumiyet hükmünün kesin nitelikte olup, temyizinin mümkün olmadığı anlaşılmakla,
5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 317. maddesi gereğince, katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz istemlerinin isteme uygun olarak REDDİNE,
B) Sanık müdafiinin görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Oluşa ve kabule göre, evli ve iki çocuk sahibi olan katılan ..."in, 2005 yılı Mayıs ayında tanıştığı sanık ... ile cinsel yakınlık düzeyine varacak şekilde arkadaşlık ilişkisine girip, bir müddet sonra sanıkla olan arkadaşlık ilişkisine son vermesi üzerine, sanığın, katılanla olan arkadaşlık ilişkilerini ortaya çıkaran ve bir kısmı cinsel içerikli uygunsuz resimleri, önce, katılanın eşi olan tanık Murat"a ait iş yerinin elektronik posta adresine 28.11.2005 tarihinde, katılanın eşinden boşanıp, bir başkasıyla nişanlandığını öğrenince de, 11.12.2007 ve 13.11.2007 tarihlerinde, katılanın nişanlısı ve işvereni de dahil çok sayıda kişi ve kurumun elektronik posta adresine, katılanın adı ve soy adını da açıkladığı elektronik iletilerle beraber gönderdiği anlaşılmakla;
Sanık hakkında, görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan 16.03.2008 ve 11.05.2009 tarihli iddianamelere dayalı olarak iki ayrı dava açıldığı, her iki dava dosyasının Kadıköy 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.05.2011 tarihli, 2008/360 esas, 2011/317 sayılı kararıyla birleştirildiği ve Kadıköy 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.04.2012 tarihli, 2009/774 esas, 2012/366 sayılı kararının gerekçesine göre, temyize konu hükmün, her iki dava hakkında verildiği belirlenerek yapılan incelemede:
Kadıköy 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/360 esas sayılı dosyasına dayanak teşkil eden 16.03.2008 tarihli iddianamede, katılana özel görüntülerin katılanın eşine ifşa edilmesinin, Kadıköy 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/774 esas sayılı dosyasının dayanağını oluşturan 11.05.2009 tarihli iddianamede ise, 11.12.2007 ve 13.11.2007 tarihli elektronik iletilere dayalı olarak gerçekleşen ifşa eylemlerinin dava konusu edildiği nazara alınıp; katılana özel fotoğrafları, bir suç işleme kararının icrası kapsamında, 11.12.2007 ve 13.11.2007 tarihlerindeki birden fazla eylemiyle ifşa eden sanık hakkında, sübut bulan fiillerinin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde TCK"nın 134/2-1 ve 134/2-1, 43/1. maddeleri gereğince iki ayrı mahkumiyet hükmü kurulup, temel cezaların tayininde asgari hadden uzaklaşılması yerine, TCK"nın 134/2-1. maddesi gereğince tek bir mahkumiyet hükmü kurulup, temel cezanın asgari hadden belirlenmesi ve TCK"nın 43/1. maddesi de tatbik edilmeksizin sanığa eksik ceza hükmedilmesi, aleyhe temyiz bulunmadığından, bozma sebebi sayılmamış; adli emanetin 2007/961 sırasında kayıtlı fotoğraflar hakkında bir karar verilmemesi, bu konuda mahkemesinden her zaman bir karar alınması olanaklı olduğundan, bozma nedeni yapılmamıştır.
Sübutu kabul edilen suçların işleniş biçimine, sanığın kişilik özelliklerine ve dosya kapsamına göre, gerek işlediği fiillerden sonra, gerek yargılama sürecinde pişmanlık göstermeyen ve karşı tarafla uzlaşmak için hiçbir çaba harcamayan sanık hakkında, fiili takdirin TCK"nın 62. maddesinin uygulanmaması yönünde kabul edilmesi, açıkça kanuna aykırılık teşkil etmediğinden; ayrıca, gerekçeli kararın son paragrafında, tayin edilen hapis cezasının, “hükmedildiği şekilde infaz edilmesi”nin sanığın üzerinde daha etkili sonuç doğuracağı, nedenleriyle beraber açıkça anlatıldığı gibi, sanık hakkında TCK"nın 50 ve 51. maddelerinin uygulanmamasında bir isabetsizlik de görülmediğinden, tebliğnamedeki, sanık müdafinin talebine rağmen TCK"nın 50, 51 ve 52. maddelerinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmadan hüküm kurulduğundan bahisle, bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin sübuta, takdiri indirim maddesinin uygulanmamasına, hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmemesine, erteleme hükümlerinin uygulanmamasına ilişkin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak,
Sanık hakkında TCK"nın 53. maddesi tatbik edilirken, 3. fıkraya aykırılık oluşturacak şekilde, TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğuna, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından “koşullu salıverilme tarihine kadar”, diğer kişiler yönünden ise, “hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar” karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, “c” harfiyle belirtilen hükmün 53. maddenin uygulanmasına ilişkin 2. paragrafının hüküm fıkrasından çıkartılması ile yerine, “Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK"nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (b), (d), (e) bentlerindeki hakları kullanmaktan aynı Kanunun 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; TCK"nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hakları kullanmak yönünden ise, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından aynı Kanunun 53/3. maddesi gereğince koşullu salıverilme tarihine kadar, diğer kişiler bakımından TCK"nın 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” bendinin eklenmesi suretiyle, eleştirilen hususular dışında, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 07.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.