Abaküs Yazılım
3. Ceza Dairesi
Esas No: 2021/3542
Karar No: 2022/358
Karar Tarihi: 07.02.2022

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/3542 Esas 2022/358 Karar Sayılı İlamı

3. Ceza Dairesi         2021/3542 E.  ,  2022/358 K.

    "İçtihat Metni"

    Mahkemesi :Ceza Dairesi
    İlk Derece Mahkemesi : Tunceli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.07.2018 tarih ve 2017/150 - 2018/124 sayılı kararı
    Suç : Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, silahlı terör örgütüne üye olma, nitelikli şekilde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
    Hüküm : Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 37/1. maddesi delaletiyle 309/1, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK'nın 53, 58/9, 63 maddeleri uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile TCK'nın 37/1. maddesi delaletiyle TCK'nın 109/2,3-a,b,c, TMK'nın 5/1, TCK'nın 110, 53, 58/9 maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezasıyla ayrı ayrı cezalandırılmalarına dair istinaf başvurularının esastan reddi

    Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
    Temyiz edenlerin sıfatı, başvurularının süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
    Sanık ... müdafilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesinde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda, savunmaya yeterli imkanın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkanının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94. maddesi ile değişik CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca REDDİNE,
    I-KATILAN TBMM VEKİLİNİN TEMYİZ İSTEMİNİN İNCELENMESİNDE;
    Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, silahlı terör örgütüne üye olma, nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından;
    Suçların niteliği itibariyle doğrudan doğruya zarar görmediği ve bu nedenle de davaya katılma hakkının bulunmadığı ve davaya katılmasına ilişkin verilen karar da hukuki değerden yoksun olup, hükümleri temyiz yetkisi vermeyeceğinden, katılan TBMM vekilinin temyiz isteminin, CMK'nın 298/1. maddesi gereğince REDDİNE,
    Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
    II-HUKUKİ AÇIKLAMALAR:
    Ayrıntıları, Dairemizin 22.03.2019 tarih ve 2018/7103 E. 2019/1953 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere;
    5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 309. maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçunun maddi unsuru/tipik eylem, cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye elverişli vasıtalarla teşebbüs etmektir. Suçun bu amaçla kurulmuş bir örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi, korunan amaçlara matuf fiillerin elverişliliğinin değerlendirilmesi bakımından önem taşımakta ise de bu husus suçun unsuru değildir.
    Suç, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmak, bu düzen yerine başka bir düzen getirmek veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemek amacına matuf doğrudan genel kast ile işlenebilen bir suçtur. Suç tanımında belirtilen amaçları gerçekleştirmeye yönelik bir fiil işlenmesi hususunda iştirak iradeleri bulunan sanıklar hakkında Türk Ceza Kanununun 309. maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçu yönünden iştirakin her şeklinin uygulanması mümkündür.
    Suça iştirakten söz edebilmek için amaca yönelik bir fiil işleme hususunda iştirak iradelerini ortaya koyan kişilerin hepsinin bu amaçla kurulmuş bir örgütün üyesi olması da gerekmez.
    15 Temmuz 2016 günü, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Anayasal düzeninin değiştirilmesi amacıyla, Türk Silahlı Kuvvetlerine sızmış FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensubu olan ve/veya bu örgütsel faaliyeti destekleyen 8.000'in üzerinde askeri personel tarafından savaş uçakları dahil 35 uçağın, 3 geminin, 37 helikopterin, 74'ü tank olmak üzere 246 zırhlı aracın ve 4.000'e yakın hafif silahın kullanılarak; Cumhurbaşkanına suikasta teşebbüs edilmiş, TBMM ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi başta olmak üzere birçok stratejik merkez bombalanmış, Başbakanın konvoyuna silahlı saldırı gerçekleştirilmiş, kalkışmaya karşı koyan güvenlik görevlileri ile sokaklara çıkan sivillere devletin silahlı kuvvetlerine ait bu uçak, helikopter, tank ve silahlarla saldırılarak 4'ü asker, 63'ü polis ve 183'ü sivil olmak üzere toplam 250'den fazla kişi şehit edilmiş, 23'ü asker, 154'ü polis ve 2.558'i sivil olmak üzere toplam 2.735 kişi de yaralanmıştır. Somut darbe teşebbüsü, TCK'nın 309. maddesinde sayılan amaçlara matuf zarar tehlikesi doğuran vahim eylemler vasfını aşarak, Anayasal düzeni doğrudan ortadan kaldırma neticesine yönelmiş, örgütün ülke genelindeki organik bütünlüğünden ve etkinliğinden istifade edilerek planlanıp uygulanmış, neticesi ve başarısı eş zamanlı, senkronize hareketlere bağlı hukuki anlamda tek bir fiil olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle örgütsel koordinasyon veya iştirak iradesi gereğince ve iş bölümü doğrultusunda bulundukları mahal ve konumlarına uygun, amaca hizmet eden ve katkı sunan icrai harekette bulunanların, icra aşamasına geçerek amaç suç yönünden somutlaştığında ve elverişliliğinde tartışma bulunmayan bu fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurdukları gözetilerek TCK'nın 37. maddesi kapsamında "doğrudan fail" olduklarının kabulünde zorunluluk vardır.
    Mensup olduğu örgütle kurduğu bağ nedeniyle örgütsel faaliyet kapsamında işlenen Anayasayı ihlal suçuna ilişkin planlama, hazırlık ve icra organizasyonundan haberdar olmak suretiyle darbeye teşebbüs suçunu sevk ve idare edenler tarafından verilen emirleri/görevleri kabullenerek ülke çapındaki icra hareketleriyle illi bir değer taşıyan icra hareketlerini gerçekleştirenlerin ya da görev paylaşımı bağlamında henüz sırası gelmemiş icra hareketleri için gerekli hazırlıkları yapanların bu suç yönünden müşterek fail olarak sorumlu tutulmaları gerekmektedir.
    Doğrudan kanuni tanımda öngörülen cebir ve şiddet içeren icrai hareket niteliğinde olmayan, somut zarar tehlikesinin gerçekleşmesini sağlayacak biçimde -faillerle birlikte- fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurmalarını temin edecek fonksiyonel bir mahiyet taşımayan, suç organizasyonu içinde bir iş bölümünün gereği olarak görevlendirilmeleri nedeniyle ika edildiği kanıtlanamayan ancak suçun icrasına başlanmasından sonra katılma iradesini açıkça ortaya koyan, zaman, nitelik ve yakın zarar tehlikesine yaptığı katkı itibariyle bütün olarak darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelen hareketleri gerçekleştiren sanıkların eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nın 309/1 ve 39/2-c maddeleri kapsamında Anayasayı ihlale teşebbüs suçuna yardım etmek suçunu oluşturacağı gözetilmeli, hukuki durumları buna göre tespit edilmelidir.
    TCK'nın 309. maddesinde düzenlenen suç bir somut tehlike suçu olduğundan suçun oluşması için ayrıca bir neticenin gerçekleşmesi aranmamaktadır. Bu itibarla, sanığın amaca matuf eylemi ve/veya işlediği elverişli araç suç ile suçun konusu üzerinde meydana gelen somut tehlike arasında illiyet bağının bulunması gerekli ve yeterlidir. Suça teşebbüsün kabulü için aranan elverişli vasıtalarla cebri eylemlere başlanıp başlanmadığı araştırılırken ve vasıtanın elverişliliği takdir edilirken tek tek yapılan eylemlerle amaçlanan hedefler arasında doğrudan doğruya bağ kurmak yoluna gidilemez. Ancak her halükarda ülke genelinde gerçekleştirilmek istenen amaca matuf cebri/icrai fiilin, sanığın bulunduğu mahalde/sorumluluk sahasında da doğrudan doğruya ya da araç suçlar yönünden icrasına başlanması aranmalıdır. Sanığın bu icrai fiile yine icrai bir hareketle katılması mümkün olduğu gibi garantörlük yükümlülüğünü ihmal etmek suretiyle de iştirak edebileceği görülmektedir.
    Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde, yerine getiren ile emri veren sorumlu olur (1982 Anayasasının 137/2. maddesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 24/3. maddesi). Askeri hizmete müteallik hususlarda verilen emir bir suç teşkil ederse bu suçun işlenmesinden emri veren mesuldür. Ancak, amirin emrinin adli ve askeri bir suç maksadını ihtiva eden bir fiile müteallik olduğu kendisince malum ise, maduna da faili müşterek cezası verilir (1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu 41/3-B).
    III-DOSYA KAPSAMI İTİBARIYLA GERÇEKLEŞTİRİLEN EYLEM VE FAALİYETLER:
    15 Temmuz 2016 gecesi Fethullahçı terör örgütünün ordu içine sızmış militanları tarafından ülke genelinde gerçekleştirilen darbe girişimi ile birlikte, darbecilerin oluşturduğu Yurtta Sulh Konseyi olarak adlandırılan ekip tarafından hazırlanan sözde sıkıyönetim komutanları listesinin oluşturulduğu, darbe gecesi bu listelerin ilgili komutanlıklara sistem üzerinden gönderildiği, Hozat 51. Motorlu Piyade Tugay Komutanlığı Eski Komutanı olan darbe girişimine katılan Tuğgeneral ...'nün Elazığ sözde Sıkıyönetim Komutanı olarak atandığı, ...'nün Sıkıyönetim Komutanı olarak atandıktan sonra emri altında bulunan Hozat 51. Motorlu Piyade Tugay Komutanlığı Eski Tugay Komutan Yardımcısı ...'a önceden darbe hazırlığı yapılması konusunda talimat verdiği, hakkında dava açılan ve yargılaması Tunceli 1. Ağır Ceza Mahkemesinde devam etmekte olan ...'un Hozat ilçesinde ve Tugayda sözde Sıkıyönetim Komutanı ...'nün talimatları gereği hazırlıklara başladığı, bu kapsamda ...'nün talimatlarının kendisine bağlı olan Pertek 1. Motorlu Piyade Tabur Komutanı olan sanık ...'a bildirdiği, ...'un HTS kayıtlarına göre ... ile görüşerek, ondan da talimat aldığı ve Pertek ilçesinde hain darbe girişiminin hazırlıklarına başladığı, 15 Temmuz gecesi saat 21.30 sıralarında Pertek 51. Motorlu Piyade Komutanı Tank Kurmay Yarbay ... tarafından cep telefonu ile Pertek Kaymakamı ..., Pertek Cumhuriyet savcısı ... ve Pertek İlçe Emniyet Müdürü ...'ın direkt olarak arandığı, ...'ın da İlçe Jandarma Komutanını arayarak bilgi verdiği, akabinde birlikte Kışlaya geçtikleri, ayrıca Pertek İlçe Jandarma Komutanı olan Yüzbaşı ...'un o sırada Piyade Tabur Komutanlığında bulunan Jandarma Başçavuş ... tarafından ...'un ricası ile aranıldığı, çok önemli ve çok acil bir durum olduğundan bahisle 1. Piyade Tabur Komutanlığı Kışlasına davet edildikleri, ... tarafından yapılan davete yukarıda isimleri yazılı şahısların icabet ettiği, tabura çağrılma sebebi ile ilgili ...'a soru sorulduğu, kendisinin ısrarla konuyu söylemekten imtina ettiği ve 51. Motorlu Piyade Komutanı Tuğgeneral ...'nün emrini beklediğini söylediği, saat 23.30'a kadar Tabur Komutanının konutunun bahçesinde kalındığı, müteakiben ülke genelinde meydana gelen olayların öğrenilmesiyle ortaya çıkan durumdan duyulan rahatsızlık nedeniyle Kaymakam ... ve Cumhuriyet savcısı ...'nın kışladan ayrılmak istedikleri, Kaymakam ...'ın korumaları ile birlikte aracına binerek ayrılmak istediği sırada Tabur çıkış kapısı önünde zırhlı aracın kapıyı kapatacak şekilde durduğunun görüldüğü, bekleyen askerlere korumalar tarafından Kaymakam ...'ın araçta bulunduğu söylenilmesine rağmen kapının açılmadığı, yine aynı şekilde Cumhuriyet savcısı ... ve Emniyet Müdürü ...'ın araçları ile çıkmak üzere hareketlendikleri sırada Yarbay ... tarafından tekrar çağrıldıkları, bekletme sebebi olarak ...'un komutandan telefon geleceğini, telefonla ulaşamadığını, muhtemelen yolda olduğunu belirttiği, ...'un önceki samimiyetlerine inanarak bir müddet daha kalınmasını rica ederek, sokağa çıkma yasağı ile ilgili yazı geleceği söylendiği, bu yazının birlikte görülmesinin istenildiği ve karargah binasına ısrarlı ricalar üzerine götürüldükleri ancak herhangi bir yazının gösterilmediği, yaklaşık yarım saat beklemenin ardından herhangi bir gelişme olmaması sebebiyle Kaymakam ... ve Cumhuriyet savcısı ...'nın tekrar ayrılmak istedikleri, fakat ... tarafından Kaymakam ... ve Cumhuriyet savcısı ...'nın önlerine geçmek suretiyle engellendikleri, bu durum karşısında Yüzbaşı ... tarafından ...'a hitaben "kanuna aykırı emirleri uyguluyorsunuz, kişileri hürriyetinden yoksun kılıyorsunuz, bu duruma İlçe Jandarma Komutanlığı olarak kesinlikle destek verilmeyeceğini, kendisinin bu konuda vereceği emirlere de hiçbir İlçe Jandarma Komutanlığı personelinin riayet etmeyeceğini" söylediği, buna rağmen makam odasında hiç kimsenin çıkmasına müsaade edilmediği, Kaymakam ... tarafından makam odasının kapısının açıldığı sırada ... tarafından engellendiği ve kapı önünde askerlerin beklediğinin görüldüğü, gelişmeler üzerine Kaymakam ... tarafından durumun ... Valisi ....'a telefon ile bildirildiği, o sırada ...'un Vali bey ile telefonda görüşmek istediği, yapmış olduğu görüşmenin akabinde niyet ve tavrında herhangi bir değişikliğin olmadığı, bunun üzerine durumun İlçe Jandarma Komutanı ... tarafından Tunceli Jandarma Bölge Komutanı Tümgeneral ...'ya bildirildiği, Jandarma Bölge Komutanı tarafından ...'a Kaymakam ... ve Cumhuriyet savcısı ...'nın çıkışlarına derhal müsaade edilmesi yönünde odada bulunanların duyabileceği şekilde şifahi olarak emir verildiği, Tümgeneral ...'nın vermiş olduğu emre rağmen ...'un ... albaya ulaşmaya çalıştığını söyleyerek orada bulananların çıkışına yine izin vermediği, bunun üzerine Kaymakam ... ve Cumhuriyet Savcısı ...'nın odadan çıkmak istedikleri,
    ...'un emri ile tabur personelinin bazılarının Kaymakam ... ve Cumhuriyet savcısı ...'nın karşısına çıkarak fiziken engel oldukları, sanık Yüzbaşı ...'ın da diğer şüpheli ...'un talimatlarını yerine getirerek, bu engellemeleri gerçekleştirdiği, Kaymakam ... ve Cumhuriyet savcısı ...'nın ayrılmak istedikleri yönündeki ısrarları üzerine ...'un Kaymakam ...'ı güç kullanmak suretiyle makam odasına çektiği, Cumhuriyet Savcısı ... ise tabur personelinin oluşturduğu kalabalığı yararak bahçe kısmına indiği sırada yine ...'un tabur personeline "tutun tutun" şeklinde talimat verdiği sırada askerlerin Cumhuriyet savcısı ...'nın önüne geçtikleri, Cumhuriyet savcısı ...'nın askerleri uyararak ve kalabalığı geçerek bina önüne indiği, bina çıkış kapısı önünde tam bilmemekle birlikte 10-15 askerin olduğunun görüldüğü, bu sırada Cumhuriyet savcısı ...'nın bina önünde bekleyen askerlere yapılanın yanlış olduğunu, kanunsuz emirlerin uygulandığını dile getirdiği, Kaymakam ...'ı almak için yukarı çıkan koruma görevli polis memurları Atakan Karakaş ve ...'ın kapıda görevli yaklaşık 10-15 silahlı tabur personeli tarafından engellendiği, sanık ...'ın diğer sanık ...'in emriyle bina önünde Cumhuriyet savcısı ... ile tartışarak gitmesine engel olmaya çalıştığı, akabinde ...'un aşağı inerek kapı önünde duran askerleri dağıtarak, Cumhuriyet savcısı ...'yı yukarı davet ettiği, daha büyük olaylara sebebiyet vermemek maksadıyla tekrar ... makam odasına dönüldüğü, yaşanan bu olayların tekrar Tunceli Jandarma Bölge Komutanı Tümgeneral ...'ya iletilmek istenildiği ancak tabur karargah binası önüne çekilen kobra aracına monte edilmiş Jammer cihazıyla iletişimin engellendiğinin görüldüğü, makam odasında bulunulduğu sırada Kaymakam ..., Cumhuriyet savcısı ..., İlçe Emniyet Müdürü ... ve İlçe Jandarma Komutanı ... tarafından ...'a hitaben kanuna aykırı hareket edildiği, kişilerin hürriyetinden yoksun kılındığı, iletişimin engellendiği, hiç kimsenin bu şekilde zorla orada tutulamayacağı hususlarının ısrarla ifade edildiği ayrıca ...'un Jandarma Bölge Komutanı Tümgeneral ...'nın talimatı olmasına rağmen emri uygulamadığı, kendisinin ilk amirinin Tugay Komutanı olduğunu belirttiği, rütbeli personellerin büyük çoğunluğunun emirlerini yerine getirmemesi nedeniyle eylemlerine devam edemeyeceğini anlayan ...'un odadan çıkarak telefon görüşmesi yaptığı, tekrar odaya döndüğü ve orada bulunanların ayrılabileceğini söylediği, Kaymakam ..., Cumhuriyet Savcısı ..., İlçe Emniyet Müdürü ... ve İlçe Jandarma Komutanı ...'un saat 00.55 sıralarında olay mahallinden ayrıldıkları, bu durumun Cumhuriyet savcısı ..., İlçe Kaymakamı ..., İlçe Jandarma Komutanı ... ve İlçe Emniyet Müdürü ... tarafından tutanak altına alındığı dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden anlaşılmıştır.

    IV-SANIKLARIN EYLEMLERİ VE HUKUKİ DURUMLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ
    A-SANIKLARIN EYLEMLERİ:
    1-Sanık ... ile ilgili olarak;
    Yukarıda ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere; 15 Temmuz 2016 günü Yarbay rütbesiyle Pertek 1. Motorlu Piyade Tabur Komutanı olarak görev yapan sanığın darbe girişimi haberini alması üzerine Pertek Kaymakamı ..., Pertek Cumhuriyet savcısı ..., İlçe Emniyet Müdürü ...'ı bizzat arayarak, Pertek İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı ...'a ise haber göndererek "çok önemli ve acil bir durum/sokağa çıkma yasağı ile ilgili bir konu" olduğundan bahisle tabur komutanlığına davet ettiği, öte yandan komutanım şeklinde hitap ettiği kişiyle telefonda yapmış olduğu görüşme sonrasında alarm verdirip, personeli toplattığı, ilçedeki üst düzey kamu görevlilerinin bir araya gelmesinin ardından toplanma sebebini sormaları üzerine sanığın net bir şekilde durumu ifade etmeyip, Tuğgeneral ...'den haber beklediğini söylediği, bir yandan da yanlarından ayrılarak telefon görüşmeleri yaptığı, katılanların ilerleyen saatlerde ülke genelinde meydana gelen darbe girişimi ile ilgili olaylardan haberdar oldukları ve duydukları rahatsızlıktan dolayı bulundukları yerden ayrılmak istedikleri fakat sanığın tabur komutanlığının çıkış kapısının önündeki zırhlı araç ile kapıyı kapattırması ve içeriye giriş çıkışları yasaklatması nedeniyle çıkış yapamadıkları, komutanın ve sokağa çıkma yasağıyla ilgili yazının geleceğinden bahisle tekrar içeriye davet edilmeleri üzerine bir süre daha birlikte kaldıkları, katılanları tanık ...'in odasına götürerek sözde darbe bildirisini gösterdiği, katılanların söz konusu emrin hukuka aykırı olduğunu ve uygulanmaması gerektiğini belirterek tekrar ayrılmak istedikleri ancak sanık tarafından yine engellenmeleri üzerine durumu dönemin Tunceli Valisi ... ve dönemin Tunceli Jandama Bölge Komutanı Tümgeneral ...'ya bildirdikleri, ... ve ...'nın sanığa katılanları serbest bırakmasına yönelik emir vermesine rağmen sanığın tutum ve davranışlarında herhangi bir değişiklik olmayıp, ...'nın Sıkıyönetim listesinde olmadığı için emir ve talimatlarına uymayacağını, Tugay'dan haber beklediğini söyleyerek katılanları serbest bırakmadığı, tekrar ayrılmak için hareket ettiklerinde de sanık ...'in kapıyı açmalarına engel olduğu ve yine emriyle bir kısım tabur personelinin oradaki kamu görevlilerine geçit vermedikleri, katılanların sanık tarafından tekrar konuta davet edilmelerinin üzerine dışarda bulunan kaymakam korumalarından tanıklar ... ve ...'ın olaya müdahale etmek istemelerine rağmen kapıda bulunan askerlerin sanığın "buraya kimseyi almayacaksınız" şeklindeki emri üzerine girmelerine engel oldukları, bunun üzerine tanıklar Mehmet ve Atakan'ın katılanların ve sanıkların bulunduğu odayı gören bir yerde beklemeye başladıkları, oradaki kamu görevlilerinin kapıyı açmaya çalışmalarına rağmen sanık tarafından engellendiklerini görmeleri üzerine tekrar yukarıya çıkmak istedikleri ancak kapıda bulunan askerlerin aldıkları emir nedeniyle yukarıya çıkmalarına izin vermedikleri, bunun üzerine tanıkların tekrar makam odasını görebilmek için geri çekildikleri, sonrasında Cumhuriyet savcısı ...'nın sanığın ve katılanların bulunduğu odadan çıkarak aşağıya indiği, bu sırada sanığın orada bulunan personele "tutun" diyerek çıkışını engelleyip, tekrar yukarıya çıkarmaya çalıştığı, Cumhuriyet savcısının da bu duruma karşı çıkarak aşağıda bulunan askerlere yaptıklarını kanuna aykırı dediği, sanığın "...bu saatten sonra emir komuta bende" şeklinde bağırdığı ve Cumhuriyet savcısını tekrar yukarıya çağırdığı, bina yanına getirilen Jammer cihazıyla katılanların iletişimlerinin engellendiği, olayın devamında emrindeki rütbeli personellerin de sanığın emirlerini yerine getirmemeye başlaması üzerine Harekat Merkezine geçtiği, tekrar telefonla görüşmesi sonrasında gelerek çıkabilirsiniz demesi üzerine katılanların ve tanıkların 4 saate yakın özgürlüklerinden alıkonulduktan sonra Taburdan ayrıldıkları, ayrıca sanık ...'in FETÖ/PDY'nin askeri yapılanması içindeki personelden sorumlu olan örgüt sorumlularının irtibat kurma yöntemlerinden biri olan sabit hat aracılığıyla Üsküdar'da bulunan ... Gıda ve ... Gıda isimli büfelerden farklı tarihlerde arandığının tespit edildiği,
    2-Sanık ... ile ilgili olarak;
    Yukarıda ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere; darbe girişimi gecesi Pertek 1. Motorlu Piyade Taburunda meydana gelen olaylarda Piyade Yüzbaşı olarak görev yapan sanık ...'ın diğer sanık ...'in kanuna aykırı olan sözde Sıkıyönetim kapsamındaki emir ve talimatlarına uyarak bu doğrultuda katılanların Taburdan ayrılmalarına engel olmaya çalıştığı, katılanların bulunduğu kattaki koridorda emrindeki askerlerle birlikte beklediği, katılanlar ayrılmak istediğinde önlerine geçerek engel olduğu, Cumhuriyet savcısı ...'nın kendilerine yaptıklarının kanuna aykırı olduğunu söyleyerek binadan ayrılmaya çalıştığında diğer sanık ...'un ''tutun'' şeklindeki emrini yerine getirmek için Cumhuriyet savcısının peşinden gittiği, Cumhuriyet savcısının kendisine beni burada tutamazsınız, yaptıklarınız kanuna aykırı demesine rağmen kendisini tekrar içeriye davet ettiği, bu itibarla Taburdaki askeri personeller içinde diğer sanık ...'in kanuna aykırı emrini yerine getiren kişinin sanık ... olduğu, amaca ulaşmaya uygun şekilde hareket ederek söz konusu suça iştirak ettiği anlaşılmakla,
    B-SANIKLARIN HUKUKİ DURUMU:
    Sanıklar hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ile nitelikli olarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
    Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan mahkumiyet hükmü kurulan sanıkların, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yönetimi tarafından planlanıp, örgütsel faaliyet kapsamında icra edilen Anayasayı ihlal suçuna ilişkin olarak; olay günü ortaya koydukları davranışlar itibariyle icra organizasyonundan haberdar olmak suretiyle darbeye teşebbüs suçunu sevk ve idare edenler tarafından verilen emirleri/görevleri kabullenerek konusu suç teşkil ettiği açıkça anlaşılan emirler doğrultusunda Pertek Kaymakamını, Cumhuriyet savcısını, İlçe Emniyet Müdürünü, İlçe Jandarma Komutanını hürriyetlerinden zorla yoksun kıldıkları, ülke çapındaki icra hareketleriyle illi değer taşıyan icra hareketlerini gerçekleştiren sanıkların suçun icrasında üstlendikleri roller, suçun icrasına ilişkin etkin, fonksiyonel katkıları da göz önünde bulundurulduğunda fiil üzerinde ortak hakimiyet kurduklarının kabulü ile TCK'nın 309. maddesindeki Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ile nitelikli şekilde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkumiyetlerine dair kurulan hükümlerde bir isabetsizlik bulunmamakla;
    Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs amacına yönelik olarak vahamet arz eden eylemleri gerçekleştirdikleri, sanıkların sübutu kabul olunan eylemlerinin amaç suçun işlenmesi doğrultusunda ülke genelindeki organik bütünlüğe göre amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip, kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfının tayin edildiği, incelenen dosya kapsamına göre Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ile nitelikli şekilde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının sübutunun kabul edildiği ve bu kapsamda sanıkların savunmalarının inandırıcı gerekçelerle reddedildiği anlaşılmakla, sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden, CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davalarının esastan reddine, ancak;
    Duruşmada SEGBİS vasıtasıyla kaydedilen savunmalarına ilişkin SEGBİS çözüm tutanağı düzenleyen bilirkişiye ödenen ücretin yargılama gideri olarak sanıklara yükletilemeyeceğinin gözetilmemesi,
    Kanuna aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenle BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmemekle, CMK'nın 303/1. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümlerin yargılama giderlerinin dökümüne ilişkin kısmından "ve sarf giderleri (SEGBİS çözümü için bilirkişi ücreti) 2.643,76 TL olmak üzere toplam 3.257,41 TL" ibaresinin çıkarılması ve "toplam 613,65 TL" ibaresinin eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi gereğince dosyanın Tunceli 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.02.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi