23. Hukuk Dairesi 2015/9141 E. , 2018/267 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili ve asıl ve birleşen davada davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Asıl davada davacı vekili, taraflar arasında 14.12.2007 tarihli 1 yıllık genel temizlik hizmet alım sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin müvekkili şirket tarafından gereği gibi ifa edilerek 31.12.2009 tarihinde sona erdiğini, davalı kurumun müvekkilinin son hakedişini sözleşmenin 13.1.9. maddesini gerekçe göstererek ödemeyeceğini bildirdiğini ve ödeme yapmadığını, davalı kurum bünyesinde çalışan ve fakat sürekli olarak ihale sonucu değişen taşeronlara devir olan işçilerin bu kez de davacı şirkete devir olunacağını, çalışması devam eden işçiden alacağının olmadığına dair belge istemenin gerçekleştirilmesi imkansız bir talep olduğunu, davalı kurumun hukuka aykırı olarak alıkoyduğu hak ediş bedelinin ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, şimdilik 9.440,74 TL"nin reeskont avans faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı vekili, davalının karşılıklı hür iradeyle imza altına alınan sözleşme hükümlerine uygun hareket ettiğini, davacı tarafın iddia ettiği gibi bir alıkoyma işleminin olmadığını, yüklenici firmanın ihale dökümanını kabul ettiğini ve süresi içinde herhangi bir şikayette bulunmadığını ve sözleşmeyi bu haliyle kabul ettiğini ve imzaladığını, bu sebeple sözleşme maddesinin imkansız olması sebebiyle açılan bu davanın haksız, hukuka aykırı ve iyiniyet kurallarına aykırılık teşkil ettiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili, taraflar arasındaki sözleşme gereği davalı kuruma en son 17.05.2012 tarihli 32.866,48 TL bedelli ve 04.10.2012 tarihine kadar geçerli kesin teminat mektubu verildiğini, ancak, bu teminat mektubunun davalı kurum tarafından kendilerine iade edilmediğini, iade edilmeme gerekçelerinin sözleşmeye ve kanun hükümlerine aykırı olduğunu ileri sürerek, teminat mektubunun taraflarına iadesine, teminat mektubu komisyon bedeli olan 900.69 TL"nin reeskont faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili, sözleşme gereği yüklenicinin işin bitiminde çalıştırdığı tüm personelden kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve başkaca bir alacağın olmadığına dair bir belge alarak idareye tevdi edeceği, aksi taktirde yüklenicinin son istihkakının ödenmeyeceği hükmünün bulunduğu, davacının sözleşmede belirtilen hükümlere uymadığı, bu nedenle
teminat mektubu iadesi talebinin yerinde olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, “Yüklenicinin işin bitiminde çalıştırdığı tüm personelden kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve başkaca bir alacağının olmadığına dair imzalı bir belgeyi alarak idareye tevdii edecektir.” düzenlemesinin sözleşme sona erene kadar alacağı doğmuş olan işçilerden alınacak belgenin idareye teslimini içerdiği, dava dosyasında bahsi geçen davacı firma personellerinden Mehmet Güli Laçin tarafından davacı ve davalıya karşı ... İş Mahkemesinde açılan alacak davası bulunduğu, buna göre davalının sözleşmenin bu hükmüne dayanarak davacının son istihkakından işçi ücretlerinin ödemesi ve uyuşmazlık bulunan işçi alacakları yönünden kalan istihkakını elde tutması hakkının bulunduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, “Sözleşmede yüklenicinin bu iş nedeniyle idareye ve Sosyal Sigortalar Kurumu"na olan borçları ile ücret ve ücret sayılan ödemelerden yapılan kanuni vergi kesintilerini hizmetin kabulü tarihine kadar ödememesi durumunda protesto çekmeye ve hüküm almaya gerek kalmaksızın kesin ve ek kesin teminat paraya çevrilerek borçlarına karşılık mahsup edilir ve varsa kalanı yükleniciye geri verilir.” hükmü bulunduğu, dosya içerisinde bulunan Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Esenler Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından davalı kuruma yazılan 15.05.2012 tarihli yazıda teminatın 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 90. maddesi gereğince, kendisine iadesinde sakınca olmadığı şeklinde cevap verildiği, bunun sözleşmede belirtilen ilişiksizlik belgesi niteliğinde olduğu gerekçesiyle birleşen davanın kısmen kabulüne, teminat mektubunun iadesine, teminat mektubu komisyon bedelinin davacı tarafça yüklenilmesi gerektiğinden buna dair talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davacı vekili ve asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl ve birleşen dava davacısı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Birleşen dava, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesi uyarınca davalıya (muhataba) verilen teminat mektubunun iadesi ve teminat komisyon bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 12.4.1. maddesi, ""Taahhüdün, sözleşme ve ihale dökümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirildiği, yüklenicinin bu işten dolayı İdareye herhangi bir borcunun olmadığı tespit edildikten sonra ve Sosyal Güvenlik Kurumu"ndan ilişiksiz belgesinin getirildiği saptandıktan sonra; alınmış olan kesin teminat ve varsa ek kesin teminatların, alınan mal ve yapılan iş için bir garanti süresi öngörülmesi halinde yarısı, garanti süresi dolduktan sonra kalanı, garanti süresi öngörülmeyen hallerde ise tamamı yükleniciye iade edilir. "" hükmünü içermektedir.
Sözleşmenin kesin teminat ve ek kesin teminatın geri verilmesi başlıklı 12.4.1. maddesindeki, ""... yüklenicinin bu işten dolayı İdareye herhangi bir borcunun olmadığı tespit edildikten sonra ... "" ibaresi, dava dışı işçilerce davalı (idare) aleyhine açılan ve kazanılan işçilik alacakları ile ilgili davaları da kapsamaktadır.
Davalının elinde tuttuğu teminat mektubu, ilk talepte ödeme kaydını havi, kesin (hiçbir koşula bağlı kalmaksızın, ilk yazılı başvuru üzerine derhal ve gecikmeksizin nakde çevrilebilir) nitelikte bir mektuptur. İlk talepte ödeme kaydını havi banka teminat
mektuplarında banka, muhatabın talebi üzerine herhangi bir itirazda bulunmadan ve muhatabın teminat mektubuna dayanarak talepte bulunma hakkının olduğunu ispat etmesine gerek kalmadan ödeme yapmayı taahhüt etmektedir. Kural olarak bu tür teminat mektuplarında banka, yalnızca şekli manada inceleme yapma yetkisini haiz olup, esasa ilişkin herhangi bir inceleme yapma hak ve yetkisini haiz değildir. Bu sebeple bu tür banka teminat mektuplarının esas itibariyle muhatap lehine olduğu kabul edilmekte olup, banka, lehdarın her uyarısını değil, likit delillere dayanan uyarısını dikkate almak zorundadır. Davacı, teminat mektubunun lehdarı, davalı ise muhatabıdır. Teminat mektubunun iadesi için sadece SSK"dan alınacak ilişiksiz belgenin sunulması yeterli olmayıp, yüklenici davacı tarafından işçilere işçi alacaklarının ödenmesi de gerekmektedir. Dairemizin 26.02.2014 tarih ve 2013/7567 E, 2014/1364 K; 16.01.2014 tarih ve 3906 E, 7301 K; 22.12.2014 tarih ve 2902 E., 8360 K. sayılı ilamları da bu yöndedir. Bu durumda davacı tarafından taahhüdün sözleşme hükümlerine uygun olarak yerine getirilmesini ve davalının herhangi bir borcu olmadığının tespit edilmesini ön koşul olarak arayan ve teminatın iadesi koşullarını düzenleyen anılan madde hükmünün tüm koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği ve buna göre davalının teminatı iade etme yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı üzerinde yeterince durulmalıdır.
Bu durumda, mahkemece, davalı savunmasında sözü geçen İş Mahkemeleri dosyaları getirtilerek, işçilerin taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesi kapsamında çalıştıklarının belirlenmesi durumunda, sonuçlanmalarının ve kesinleşmelerinin beklenilmesi, davalı aleyhine hüküm verilmesi halinde işçilik haklarının, davacı yüklenicinin davalı üst (asıl) işverene borcunu oluşturacağı, buna göre de sözleşmenin 12.4.1. maddesindeki teminatın iadesi koşullarının oluşmayacağı sonucuna varılıp, davanın reddine karar verilmesi gerekeceğinden, davalının savunması üzerinde durulmadan, eksik incelemeye ve yanılgılı gerekçeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edenlerden asıl ve birleşen davada davalıya iadesine, aşağıda yazılı harcın asıl ve birleşen davada davacıdan alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.