
Esas No: 2021/8371
Karar No: 2022/2379
Karar Tarihi: 10.02.2022
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/8371 Esas 2022/2379 Karar Sayılı İlamı
Özet:
Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen ve Ceza Dairesi tarafından incelenen bir dava ile ilgili olarak Gümrük İdaresi vekilinin katılma talebi değerlendirilmedi, ancak 5271 sayılı CMK'nun 260. maddesi gereği katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Gümrük İdaresi vekilinin temyize hakkı olduğuna karar verildi. Hükümde, suçta kullanılan nakil araçlarının iadesine yönelik bir temyiz talebi yer alsa da, bu talep reddedildiği için hüküm onandı. Sanık hakkındaki mahkumiyet kararının temyiz talebi incelendiğinde, suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliği dikkate alınarak değişik yasalara atıf yapıldı. Sanığa verilen ertelenen hapis cezasından yoksun bırakılması gereken hakları da göz önünde bulundurulmadı. Ayrıca, verilen adli para cezasının bir gün karşılığı belirlenirken yanlış bir madde referansı kullanıldı ve denetim süresi içinde suç işleme veya yükümlülüklere uymamak gibi şartların yerine getirilmemesi halinde ertelenen cezanın çektirilmesine karar verilmesi gerektiği unutuldu. Kaçak yakıtın tasfiyesiyle ilgili de yanlış bir karar verildi. Sonuç olarak, Gümrük İdaresi vekilinin itirazları kabul edildi ve karar bozuldu.
- 6455 sayılı Yasa ile değişik 5607
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5607 sayılı Kanuna muhalefet
HÜKÜM : Hükümlülük, erteleme, tasfiye, nakil araçlarının iadesine
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Gümrük İdaresi vekilinin katılma talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmeden yargılama sonlandırılmış ise de, 5271 sayılı CMK'nun 260. maddesi gereğince, katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunan Gümrük İdaresi vekilinin hükmü temyize hakkı bulunduğu aynı Kanunun 237/2. maddesi uyarınca katılma talebinin kabulüyle davaya katılmasına karar verilerek yapılan incelemede;
I-Suçta kullanılan nakil vasıtalarının iadesine ilişkin temyiz talebinin incelenmesinde;
Suçta kullanılan nakil vasıtalarının iadesine yönelik katılan ... İdaresi vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün ONANMASINA,
II-Katılan ... İdaresi vekilinin sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz talebinin incelenmesinde;
1- Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin 11/04/2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasanın 3/11. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra ise 28/06/2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasanın 3/11-son cümle delaletiyle anılan Yasanın 3/5, 3/10 madde ve fıkraları kapsamında bulunduğu;
Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine 7242 sayılı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla,
Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasanın 3/11. maddesi ile 6545 ve 7242 sayılı Yasalar ile değiştirilen 5607 sayılı Yasa'nın 3/11. maddesinin yollamasıyla 3/5, 3/10, 3/22, 5/2 maddelerinin somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumlarının tayin ve takdiri ile 5237 sayılı TCK'nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
2-24.11.2015 tarihli 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK'nun 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sanık hakkında verilen ve ertelenen hapis cezasının kanuni sonucu olarak TCK'nun 53/1-c bendinde yer alan hak yoksunluklarının kendi altsoyu bakımından uygulanmasına yer olmadığına, kendi altsoyu dışında kalan kişiler bakımından ise bu hak ve yetkilerden hükmolunan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
1-Sanık hakkında takdiri indirim uygulanırken uygulama maddesi olarak TCK'nun 62/1. maddesi yerine 62. maddesinin gösterilmesi suretiyle CMUK'nun 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
2-Doğrudan verilen adli para cezasının bir gün karşılığının belirlenmesi sırasında TCK'nun 52/2. madde ve fıkrası yerine TCK'nun 52. madde ve fıkrasına atıf yapılmak suretiyle CMK'nun 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
3-Hapis cezası ertelenen sanığa 5237 sayılı TCK'nun 51/7. maddesi gereğince denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere hakimin uyarısına rağmen uymamakta ısrar etmesi halinde ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verileceğinin gözetilmemesi,
4-Davaya konu kaçak yakıt tasfiye edilmiş ise tasfiye bedelinin Hazine adına irad kaydına, tasfiye edilmemiş ise 5607 sayılı Yasanın 13/1. maddesi delaleti ile TCK'nun 54/4. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi yerine yazılı şekilde hüküm tesisi,
Yasaya aykırı, katılan ... İdaresi vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10/02/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.