Abaküs Yazılım
13. Hukuk Dairesi
Esas No: 2012/21927
Karar No: 2013/17619
Karar Tarihi: 26.06.2013

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2012/21927 Esas 2013/17619 Karar Sayılı İlamı

(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi         2012/21927 E.  ,  2013/17619 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi


    Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili Avukat ... geldi davalı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
    KARAR
    Davacı, davalı ile aralarında 10.09.2003 tarihli Avukatlık ücret sözleşmesi düzenlendiğini, bu sözleşmeye göre, açılan dava kazanıldığında, elde edilen tüm rakamın %10" u, dava kazanılır ancak karşı taraf ile anlaşma yapılarak taşınmaz alınır ise alınan taşınmazın toplam karşılığının %10" u, yargılama aşamasında karşı taraf ile anlaşma yapılarak işin sonlandırılması halinde yine davalının payına düşecek mal yada paranın %10" unun vekalet ücreti olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığını, aynı yıl içinde davalı lehine muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davası açtığını, yargılama sırasında davalının, o davanın davalısı dava dışı ağabeyi ile 27.02.2004 tarihli protokol düzenlediğini, ancak protokole davalının ağabeyinin uymaması nedeniyle davaya devam ettiklerini, Mahkeme tarafından 21.12.2006 tarihinde protokolün kabulü ile Aşağıoba Köyü 955 ve 958 parsellerin 1/2 hissesinin iptali ile davalı ... adına tesciline karar verildiğini, kararın kesinleşmesini sağlamak için davalıya 02.02.2007 tarihli ihtarnameyi gönderdiğini, ile karar harcı ve temyiz masraflarının yatırmasını istediğini ancak davalının ihtarnameye cevap vermediğini, karar harcı olan 2.250,00TL" yı avukat olarak kendisinin yatırarak kararı tebliğe çıkardığını, kararın o davanın davalısı tarafından temyizi üzerine sadece sulhun tasdiki şeklinde karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulduğunu, davalının ağbeyi ile anlaştığını ve eşine karşı boşanma davası açtığını ve bu dava
    sırasında davalının vesayet altına alınmasına karar verildiğini ve atanan vasinin devam eden davada, davayı kendisinin takip edeceğini bildirdiğini böylece davalı ile vekalet ilişkisinin sona erdirildiğini, 2007 yılında davalıya kazandırdığı değerlerin tespitini yaptırdığını, toplam değer olan 2.119.650,00TL" nın, %10" u olan 211.965,00TL vekalet ücretine hak kazandığını ileri sürerek şimdilik 50.000,00TL vekalet ücreti, 2.250,00TL karar harcı ve 1.435,00TL bilirkişi ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
    Davalı vasisi, davalının doğuştan özürlü olduğunu, askerliğini bile yapamadığını, akli melekelerinin yerinde olmamasından dolayı vesayet altına alındığını, kısıtlının kendisini borç altına sokacak sözleşmeyi imzalayamayacağını ve sözleşmenin geçersiz olduğunu ileri sürerek davanın reddini dilemiştir.
    Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 211.965,00TL vekalet ücreti alacağı, 8.300,00TL karşı yan vekalet ücreti ile 2.250,00TL masraf olmak üzere toplam 222.515,00TL" nın davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
    1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillere yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki 2. ve 3. bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
    2-Her ne kadar mahkemece, taraflar arasında düzenlenen avukatlık ücret sözleşmesinde "yargılama aşamasında karşı taraf ile anlaşma yapılarak işin sonlandırılması halinde yine müvekkilin payına düşecek malın %10" u avukata verilecektir" hükmünün kısmi butlan nedeniyle geçersiz olmasına rağmen sözleşmenin geri kalan hükümlerinin geçerliliğini koruduğu, buna göre dava konusu taşınmazların değerinin toplam 2.119.650,00TL olup %10" una isabet eden kısmının 211.965,00TL olduğu, karşı tarafa yüklenen vekalet ücreti 8.300,00TL" nın davacının hak ettiği ücret olduğu,..." gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; Dosyada mevcut Adli Tıp Kurumu 4. Adli Tıp İhtisas Kurulu" nun 19 Aralık 2011 tarih ve 4197 Karar sayılı raporuna göre, taraflarca imza altına alınan 10.09.2003 tarihli Avukatlık ücret sözleşmesinin düzenlendiği tarihte davalı fiil ehliyetine haiz olmadığından düzenlenen avukatlık ücret sözleşmesi geçersizdir. Hal böyle olunca uyuşmazlığın çözümü açısından geçerli ücret sözleşmesinin yada sözleşmenin bulunmadığı durumlarda hangi tarihteki düzenlemenin uygulanacağı açıklığa kavuşturulmalıdır. 5043 sayılı Yasa ile değiştirilen Avukatlık Kanununun 164/4. madde ve fıkrasında
    “Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde, değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilamın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir.” yazılır. Yine 5043 sayılı Kanunun 7. maddesi ile geçici 21. madde eklenmiş olup, anılan maddede de; “Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, kesin hükme bağlanmamış bütün ihtilaflarda bu Kanunun değişik hükümleri uygulanır.” düzenlemesi getirilmiştir. Ne var ki, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’ na 5043 sayılı Kanunla eklenen geçici 21. madde, Anayasa Mahkemesi’ nin 7.2.2008 günlü kararı ile iptal edilmiştir. Öyle olunca, artık geçici 21.maddenin, dolayısıyla 5043 sayılı Kanun’un 164. maddesinde yapılan değişikliklerin de uygulanması mümkün değildir. Bu durumda, hukuki yardımın başladığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Kanunu’ nun ilgili hükümlerinin uygulanması gerekir. Hukuki yardımın ne zaman başladığı konusu ise değişken olup her işlemin özelliğine göre farklılık gösterebilmektedir. Örnek vermek gerekirse, dava açılmış ise, davanın açıldığı, ya da tespitin yapıldığı tarih, müvekkil aleyhine dava açılmış ise cevap verme tarihi, ya da vekaletnamenin verilme tarihi hukuki yardımın başladığı tarih olarak esas alınmalıdır.
    1136 sayılı Avukatlık Kanunu’ nun ücrete ilişkin 163 ve 164. maddeleri, vekil ile müvekkil arasındaki ücrete ilişkin düzenlemeleri getirmiştir. 1136 sayılı Kanunun bazı hükümlerini değiştiren 4667 sayılı Kanun, 2.5.2001 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, bu kanun yürürlüğe girmeden önceki uyuşmazlıklarda; sözleşme var ise, sözleşme hükümleri, yok ise ya da sözleşme geçerli değil ise, 163. maddenin son fıkrası hükümleri uygulanmaktaydı. 163. maddenin son fıkrasında ise “Yazılı ücret sözleşmesi yapılmamış olan hallerde asgari ücret tarifesi uygulanır.” düzenlemesi bulunmaktadır. Böylelikle, sözleşmenin yapılmamış olması ya da geçersiz olması hallerinde hukuki yardımın başladığı tarihteki asgari ücret tarifesinin uygulanacağı açıktır. Dairemizin kararlılık kazanmış uygulamaları da bu yöndedir. Yine 4667 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarih olan 2.5.2001 tarihinden itibaren ise, Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesinin 4. fıkrası uygulanacaktır. Madde sözleşmenin yapılmamış olması halinde “…Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu hallerde, değeri para ile
    ölçülemeyen dava ve işlerde avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır. Değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde ise asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın sonucuna ve avukatın emeğine göre değişmek üzere ücret anlaşmazlığı tarihindeki dava değerinin yüzde beşi ile yüzde onbeşi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir…” düzenlemesini getirmiştir. Bu düzenlemeye göre 2.5.2001 tarihinden sonra hukuki yardıma başlayan avukat emeğine göre yüzde beş ile yüzde on arasındaki bir miktarı ücret olarak hak edecektir. Yine 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nda, 20.1.2004 tarihinde 5043 sayılı Kanunla değişiklikler yapılmış ve Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesinin dördüncü fıkrası değişikliğe uğramış ve “Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde, değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarının incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilamın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir. Değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde ise avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır.” düzenlemesi getirilmiştir. Böylece 20.1.2004 tarihinden sonra başlayan hukuki yardımlarda sözleşme bulunmaması halinde ya da sözleşmenin belirgin olmaması, tartışmalı bulunması ya da sözleşmenin geçersiz sayıldığı hallerde ilamın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yirmisi arasındaki bir miktar avukatın emeğine göre verilmelidir. Halen de yürürlükte olan düzenleme bu şekildedir. Geçici 21. madde Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinden bu madde ancak 20.1.2004 tarihinden sonra başlayan hukuki yardımlarda uygulanabilecektir.
    Özetlemek gerekirse değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde hukuki yardımın başladığı tarihteki yürürlükte olan kanun hükümleri uygulanarak, hukuki yardımın yapıldığı tarih 2.5.2001 tarihinden önce ise asgari ücret tarifeleri, bu tarih ile 20.1.2004 tarihleri arasında hukuki yardım başlamışsa yüzde beş ile onbeş, bu tarihten sonra ise, yüzde onu ile yüzde yirmi arasındaki bir oran tatbik edilecek, değeri para ile ölçülemeyen davalarda ise avukatlık asgari ücret tarifeleri uygulanacaktır.
    Somut olaya gelince; Dava konusu olayda, taraflar arasında geçerli ücret sözleşmesi mevcut olmayıp, davalı tarafından 25.08.2003 tarihinde açılan dava ile ilgili olarak
    davacı avukata 15.08.2003 tarihinde vekaletname verildiği dolayısıyla bu tarih itibariyle sözleşme ilişkisi kurulduğuna göre davacı, bu tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Kanunu hükümleri gereğince 25.08.2003 tarihinde 100.000.00.TL bedelle açılan tapu iptal tescil davasında gösterilen dava değeri üzerinden yüzde beş ile onbeş arasındaki bir oran üzerinden vekalet ücreti istemeye hak kazanmıştır. Mahkemece, bu husus göz ardı edilerek yanlış değerlendirme ile taraflar arasındaki sözleşme geçerli kabul edilerek 2007 yılında yapılan tespitte belirlenen değer üzerinden yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
    3- Kabule göre de; davanın kısmen kabulüne karar verilmesine rağmen kendisini vekil ile temsil ettiren davalı yararına reddedilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık asgari ücret tarifesi üzerinden vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken bu yönde bir hüküm kurulmaması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
    SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. ve 3. bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 3.304,35 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.










    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi